Ana içeriğe atla
Tarih Yalan Söyler mi? Şükran Günü
Uydurulmuş tarihlere örnek çok. ABD'de "Şükran Günü" (Thanksgiving) bu ülkede yaşayan, her dilden ve dinden insanı biraraya geliren en buyük tatil. Kutlanan, beyaz adamlarla Kızılderililerin hasat kalktıktan sonra sofra kurmaları. Unutturulan, Kuzey ve Güney Amerika'da en az 40 milyon kızılderilinin, kırim ve katliamlarla, lO milyona inmiş olması.
Kızılderili tarihi anlamsızlaştirilarak da unutturulmuş. Kızılderili isimlerine verilen yeni anlamlarla, anlamlan anlamsızlaştınlmış. Soykırıma ugratilan Cherokeeler otomobil markası; Iroquislan tek bir devlette birleştiren Hiawatha, Bogaz'da seyreden ABD başkansolasunun teknesi; lrak işgali öncesi Mezopotamya'yi yerle bir eden ABD füzeleri, Toma-hawk; askeri helikopterleri, Apache; beyazların Boston dedigi Shawmut, banka. Yahudi soykınmından sonra Almaniann otomobillerine, sürat teknelerine, süs köpeklerine, bankalarina Yahudi isimleri verdiklerini düşünebiliyor musunuz?
Bostan'un ileri gelen tüccarlarıdır, şehrin limanında işsiz güçsüzleri, içip içip gelişigüzel başkaldıran tayfalan özgürlük ruhuyla ateşleyip İngiltere'ye karşı bagımsızlık savaşına seferber eden. ABD tarihine özgürlük için savaştı diye adı geçenler; john Hancock gibi vergi ödemek istemeyen kaçakçı tüccarlann menfaatleri adına galeyana getirilip, İngilizlerin mallannı yağmalayan, gemilerdeki çayı denize dökenler, Boston limanında kol gezen çetelerdir.
Roma lmparatorlugu, aynı topraklarda yerlerine geçtiklerinin geçmişini yok sayarak, kurdun emzirdigi Romulus ve Remus efsanesiyle başlar. Romalılar kendilerinden önce bu topraklara egemen olan Etrüskleri tarihten o denli silerler ki, hala çözemedigimiz dilLeri bile unutturulur.
Dünyanın ilk tarihçileri, Haükarnaslı Herodot ve Thukydides'le başlayan eski Yunan tarihi de bir bakıma öyle. Onlar da, dört bin yıllık Mısır tarihinin farkında olmalarina ragmen, kendi başlannda olup bitenler üzerine odaklandı.
Zamanla hafızamızdan, tarihten silinen Mısır uygarlığı ancak Napolyon'un Osmanlı lmparatorlugu'na saldirmasından sonra keşfedildi. Unutulan dilinin anlaşılması için de Champollion'un Rosetta Taşı'nın karakterlerini çözmesi gerekti.
Dünyanın gelmiş geçmiş en ırkçı rejimlerinden biri olarak 20. yüzyilla dehşet damgasinı vuran Güney Afrika Cumhuriyeti'nin, tarihçileri aracığıyla vatandaşına benimsetirilen söylem; kuş uçmaz kervan geçmez bu vahşi beldenin, kahrını çeken, topraklarını işleyen, dillerine Afrikaans adını vererek yöreyle bütünleşen Hollandalı beyazların, sömürgeci İngiliz emperyalizmine karşı mücadelesidir!
Hollandalılar davalarında ne kadar haklı olduklarının bir kanit olarak ingilizlerin kurdugu dünyanın ilk temerküz kamplarında, kadın ve çocuklarla birlikle ölen 26.000 vatandaşlarını gösterirler.
Kuzey Avrupa'nın, iklimi berbat, gökyüzü karanlık ülkelerinden Afrika'ya el koymaya gelen Ingilizlerle Hollandalılar kendi aralannda çarpışadursun, ikisi de buradaki uygarlıklari yok sayarlar. Tarihcileri bu topraklann öyküsünü beyaz adamın gelişiyle başlatırken, nadiren söz ettikleri Zulular gibi yerlilere, din düşmanı, vahşi yaratıklar olarak bakarlar. Yalanlarıyla yüzleşmeleri zorunlu kılan tarihi gerçeklerle karşılaşınca, gerçegi inkar ederler. Arkeologlar, Zimbabwe uygarlıgının kalıntilayla karşılastiklarinda bunların vahşi siyahilere ait olamayacagını, yöreye bır ara gelen Arap ya da Hintli tüccarların eserlerı oldugunu iddia ederler. Kendilerine Boer adını veren Hollandalıların, apanheid rejimlerinin kuruluş mitolojisinde ırkçılıklarını haklı gösterme çabalarındaki yolculukları, iki bin kusur yıl öncesine, Tevrat'a dayandırılır.
Sömürge tarihçileri, beyaz adamın uygarlaştırma misyonu olarak, vahşi addettikleri siyahileri Hıristiyanlaştırmalarinı dogal karşılarlar. Ama Tanrı'nın sıyahileri niçin vahşi ve ilkel yaraıngına gerekçe bulmakta zorlanırlar. Ta ki kurtuluşu Eski Ahit'te, Adem ve Havva'nın ogulları Habil ve Kabil'de bulana kadar. Okul kitaplarına, beyaz ırkm Habil'den, Afrikalılann ise kardeş katili Kabil'den türedigini, Tanrı'nın Kabil'in soyunu cezalandırmak için Afrikalıları bu halde bıraktığını yazarlar.
Manchester'da, sanayi tarihi müzesinde karşılaşmıştım.Güçlu olduklannı Afrikaltiann gözlerine soka soka belirtmmek için her fırsatı kollayan beyazlar, Afrika'ya demiryolu döşedikten sonra 19. yüzyılın başında sanayi devriminin en güçlü simgesi lokomotifleri de beyaza boyarlar. Demiryolunda çalışan siyahileri, kömür tozundan kararan beyaz lokomotifi sürekli temiz tutmaya mahküm ederek onlara hadlerini bildiren bir anlayışı tasavvur edebiliyor musunuz?
Siyasi güçlerin yazdirdigi yalan tarihin başka bir çarpıcı ve çagdaş Örneği, Hobsbawm'ın ll. yüzyılda Haçlı Seferleri'nin Kudüs ve dolaylarında kurduktan beyliklere benzettigi İsrail. 19. yüzyıl sonunda özellikle dogu Avrupa'da saldırılara uğrayan, batı Avrupa'dansa dışlanan Yahudilerin Filistin'de devlet kurma projesi, ikinci Dünya Savaşında karşılaştıkkkları dehşetengiz soykırımla ivme kazanıp savaş sonrası nihayet gerçekleşince, yeni devlet için yeni bir tarih yazıldı.
Fransa'dan gelen Yahudi, Fransızca, Macaristan'dan gelen Macarca, Yunanistan'dan gelen Yunanca konuştugundan, önce ortak bir dil geliştirmeleri gerekiyordu. Neredeyse iki bin yıldır kullanılmayan lbranice, yeni kelimelerin ilavesiyle, kurulması düşlenen israilin resmi dili olarak benimsendi. Sıra tarih yazımına gelince, tasarlanan projenin gerekçesi, Afrika'da Hollandalılann ayrıcalıklı konumlan için yaptiklari gibi, kutsal kitaplarının Filistin'i kendilerine vaadedilmiş topraklar olarak gösterdigine dayandınldı. Afrika'da yerleştikleri topraklardaki yerli halkı yok sayan Hollandalılar gibi, Yahudiler de yeniden yazıp imal ettikleri tarihlerinde Filistin'i boş bir ülke olarak gösterdiler. Öyle bir tarih tablosu çizdiler ki, sanki Filistinliler binlerce yıl bu toprakları ekip biçmemişlerdi.
Tarih yazımlarında dünya basınına hAkim çevrelerse, burayı "Topraksız insanlar için insansız topraklar" A land without a people, for a people without a land") yalanıyla tanımlar. lşgal ettikleri topraklardan sürdükleri Filistintileri hiç görmemiş olan İsrailli yeni kuşaklar bu yalanlara inandılar. İsrail'in kuruluşundan sonra elli yıl boyunca bu ülkede dogup büyüyenler, başka ülkelerden buraya gelip yerleşen Yahudiler, sanki Filistinliler burada hiç yaşamamış, binlerce yıldır tek bir agaç dikmemiş gibi, lsraillilerin çölü yoktan var ettiklerine inancillar ("Out of nothing we made the desen bloom"). Uluslararası toplantılarda varlıklarını inkar edemedikleri Filistinlilerin, topraklarını gönüllü olarak terk ettiklerini söylendi.
Yeni kuşaklar bu uydurma tarih görüşüyle 2000'li yıllara kadar kandınldı. Başka birçok ülkede oldugu gibi, onlar da elli yıl boyunca topraklanna göz diken düşmanlarına karşı haklı oldukları duygusunu tarihçiterin yalanlarına dayanıp benimseyerek, toprakları için can vermeye, başkalarını öldürmeye kendilerini vakfettiler.
Ta ki l998'de arşivler açıldıkLan, lsrail'in "Yeni Tarihçileri" diye adlandirilan Benny Morris gibi tarihçilerle Ahoron Cohen gibi politikacılar, bu yalanların aksini kanıtlayan belgelerle karşılaşıncaya kadar. Özellikle ilk Başbakan Ben Gurion'un "Haganah" adlı savaş çetesine verdigi, Filistin topraklarında yaşayanların köylerinden sürülmesi emriyle Lydda'daki gibi etnik temizlernelerin ortaya çıkması, ısrail'in resmi tarihini bir çırpida tehlikeye düşürdü, eleştiriye açı verdi.
Bugün Ruslara, "llk Rus devletini kim kurdu?" diye soracak olsanız verecekleri "slavlar" cevabının yalan olduguna inanmakta zorluk çekersiniz. Rusya'yı, kuzeyden gelen İskandinavyalı akıncılarla tüccarların, bu yörelerde yaşayanlan devlet çatısı altında birleştirerek kurduklarının hafızalardan sildirilmiş olması, tarihin ne denli buz üstüne yazılmış siparişlerden oldugunun başka bir örnegi degil mi? Çin'de Uygur ve Tibetlileri yok sayıp, susturup katleden, Çin tarihini Han'ların tarihinden ıbaretmis gibi yazanlar da aynı konumda.
lngilizler, Avustralya'yı imparatorluklarına katarken bu kıtada yaşayan yerli halkı, Aborjinleri katletmiş. Katliamdan tam yüzyıl sonra, 1904'te Avustralya'nın "kuruluşu"nu kutlayan emperyalizmin beyaz tarihçileri 45.000 yıllık tarihi olan yerli halktan söz etmemiş, katliamı yapan kurucularin adına heykel dikmişler. Aradan bir yüz yıl daha geçmesi gerekmiş, Aborijirılerin sesinin duyulması için. Bizi burada katlettiniz, topragımızı çalıp buradan sürdünüz, dinimizi değiştirmeye zorladınız" diye konuşmuşlar törenin yapıldıgı aynı meydanda.
Aytaç Bozkuyu
Yorumlar
Yorum Gönder