Aydın- Söke Avşar Köyü
Aydın- Söke Avşar Köyü
Batı Anadolu’nun iskan ve demografi tarihi incelendiğinde, Büyük Menderes Havzası ve Söke çevresi, konar-göçer aşiretlerin kalıcı yerleşime geçiş süreçlerini anlamak açısından son derece özel bir yere sahiptir. Günümüzde idari olarak Aydın ili Söke ilçesine bağlı bir mahalle statüsünde olan Avşar Köyü, hem ismini taşıdığı Oğuz boyunun izlerini günümüze ulaştırmakta hem de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir yerleşik nüfus hareketliliğine ev sahipliği yapmaktadır.
Milattan önceki asırlarda bugün göz alabildiğine uzanan Avşar Ovası mevcut değildi. O dönemde Ege Denizi, Latmos Körfezi (Menderes Körfezi) adıyla iç kısımlara, Bafa Gölü’ne ve Aydın Dağları'nın eteklerine kadar sokulmaktaydı. Büyük Menderes Havzası ve Latmos (Beşparmak) Dağları silsilesi, Hitit metinlerinde Seha Nehri Memleketi ve Mira Krallığı sınırları içerisinde geçer. Bölgedeki kaya kabartmaları ve yerel toponomi, Luvi/Hitit etkisini gösterir.Avşar Köyü’nün yaslandığı tepe, bu antik körfezin sarp ve kayalık sahil şeridinde yer alan stratejik bir kıyı burnu hüviyetindeydi. Bölge, antik dönemde Myus ve Priene kentlerinin etki alanında olup Myus limanının doğal bir uzantısı ve kıyı karakolu konumundaydı. Nitekim köyün sözlü tarih hafızasında, Avşar Tepesi’nin yüksek kayalıklarında çok eski dönemlerde gemileri bağlamak için kullanılan devasa bronz veya demir iskele (baba) halkalarının bulunduğu ve bunların zamanla toprak kaymalarıyla gömüldüğü anlatılır.
Zamanla Büyük Menderes nehrinin taşıdığı tonlarca alüvyon Latmos Körfezi’ni doldurdu, deniz batıya doğru çekildi ve eski körfez önce bataklığa, ardından verimli bir ovaya dönüştü. Denizin çekilmesiyle liman kenti özelliğini kaybeden Myus harabe haline gelirken, 13. ve 14. yüzyıllarda bölgeye gelen Türkmen gruplar bu alana yerleşmeye başladı. Bizans’ın Thrakesion Teması sınırlarında kalan ve Orta Çağ boyunca manastır ya da askeri keşiş sığınaklarına ev sahipliği yapan bu bölgede Türkmenler, sıfırdan taş ocakçılığı yapmak yerine mevcut Bizans yapılarının ve Myus harabelerinin devşirme taşlarını kullandılar. Bugün bile köydeki eski evlerin temellerinde ve bahçe duvarlarında işlenmiş antik mermer blokları görmek mümkündür.
Bölgenin Türkleşme süreci Malazgirt sonrası başlayıp 1176 Miryokefalon Zaferi ve 1220’lerdeki Moğol baskısı neticesinde Ege’ye yönelen yoğun Türkmen göçleriyle hız kazanmıştır. 1282’de Menteşe Beyliği, 1300’lerin başında ise Aydınoğulları hakimiyetine giren Söke çevresinde Avşar boyuna mensup cemaatler, Balat (Milet) liman kentini besleyen iç tarım ve hayvancılık hinterlandında bir oymak yerleşimi olarak şekillenmiştir.
Avşar boyunun ana kütlesi Osmanlı tahrir kayıtlarında Çukurova (Adana, Kadirli, Kozan/Sis), Kahramanmaraş (Andırın), Hatay (Reyhanlı) ve Orta Anadolu (Kayseri/Pınarbaşı, Kırşehir) hattında "Dulkadirli" veya "Halep Türkmenleri" bloklarında görülmektedir. 17. ve 18. yüzyıllardaki Celali İsyanları, asayişsizlik ve devletin iskan politikaları (Cevdet İskânı) sonucunda bu bölgelerden ayrılan bazı Avşar kolları "Yörükân-ı Aydın" veya "Yörükân-ı Menteşe" adları altında Batı Anadolu’ya kaymıştır.
Köyün sözlü kültüründe kuruluşla ilgili dikkate değer anlatılar mevcuttur. Bir anlatıya göre Çukurova’daki (Kadirli/Sumbas tarafları) büyük bir aşiret kavgasından kaçan aileler doğrudan buradaki akrabalarının yanına sığınmıştır. Bir diğer anlatı ise yaylak göçü sırasında ikiye bölünen obanın bir kolunun Kayseri’de kaldığını, diğer kolun ise develer ve kıl çadırlarla Denizli üzerinden Söke’ye indiğini iddia eder. Kesin kan bağı belgelenemese de Çukurova, Kayseri ve Söke Avşarları arasındaki kültür ve lakap benzerlikleri bu ortak boy hafızasını doğrular niteliktedir.
Sözlü kaynaklara ve arşiv kayıtlarına göre köy halkı ilk zamanlarda nehir yatağına yakın düzlük bir alanda veya ova tabanında yaşamaktaydı. Ancak Büyük Menderes nehrinin sık sık taşması, ovanın bataklığa dönüşmesi ve buna bağlı olarak baş gösteren şiddetli sivrisinek/sıtma (humma) salgınları, köylülerin yukarıya çekilmesine neden olmuştur. Hem hastalıklardan korunmak hem de Söke Ovası’nı ve nehir geçiş hatlarını gözetim altında tutmak amacıyla köy, bugün bulunduğu korunaklı yamaç konumuna taşınmıştır.
Osmanlı arşivlerindeki resmi tesciller köyün gelişim sürecini açıkça ortaya koymaktadır:
16. Yüzyıl Klasik Dönem: 1583 tarihli Menteşe Sancağı Tahrir Defteri’nde Balat kazasına bağlı "Karye-i Avşar" yerleşimi, sipahi timarı veya padişah hasları arasında bir vergi birimi olarak kayıtlıdır. Konar-göçerlikten yerleşikliğe geçen "Yörükân-ı Menteşe" taifesi burada tescil edilmiştir.
17. Yüzyıl Mühimme Kayıtları: Mühimme Defterleri'nde Aydın ve Sığla sancaklarında faaliyet gösteren Suhte ve Celali kalıntısı grupların Söke dağlarına ve Avşar yamaçlarına sığınarak halktan kanunsuz vergiler topladığına dair Söke kadısının şikayet ilamları yer alır.
19. Yüzyıl Temettuad Defterleri: 1844/1845 (Hicri 1261) tarihli Temettuad Defteri (BOA, ML.VRD.TMT.d. 02634), Avşar karyesinin hane hane sosyo-ekonomik profili sunar. Köyün tamamen yerleşik ve vergi veren bir tarım toplumuna dönüştüğü bu defterlerde; "Kel Ahmetoğlu", "Kör Mehmet" gibi ön isimler ve "İmamoğlu", "Hacıoğlu" gibi tanımlamalar dikkat çeker. Menderes taşkınları ve sıtma sebebiyle tarımsal üretimin aksadığına dair muhtarlık beyanları da bu belgelerde kendine yer bulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi ve Soyadı Kanunu: 1934 tarihli Soyadı Kanunu ile köydeki Kocaömerler (Ömer, Kocaömer), Hacıisalar/İsağalar (İsa, Hacıisa), Çakırlar (Çakır), Yörükosmanlar (Osman, Yörük), Sarımehmetler (Sarı) ve Topallar (Topal) gibi köklü sülaleler eski lakaplarını ya doğrudan soyadı yapmış ya da yeni Türkçe soyadları almışlardır. 1967 ve 1973 Aydın İl Yıllıkları ise köyün modern tarıma ve pamuk ekonomisine tamamen entegre olduğunu göstermektedir.
Osmanlı döneminde Menderes deltası arazileri çoğunlukla mirî (devlete ait), padişah hası veya vakıf toprağı statüsündeydi. Yörük-Türkmen gruplar toprağı zilliyetlik (kullanım) hakkı üzerinden işlemiş, ancak Tanzimat sonrası kadastro tescilleri tam olarak tamamlanamamıştır. 1934 tarihli 2510 sayılı İskân Kanunu ve sonraki topraklandırma çalışmaları kapsamında köylülere tarım arazileri tahsis edilmiş, fakat zaman zaman mülkiyet sınırlarının tescil edilememesi sebebiyle Hazine, Orman ve Mera statüsündeki araziler üzerinden hukuki uyuşmazlıklar da yaşanmıştır.
17.yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bölgedeki konar-göçer Türkmen varlığından bahsederken, 18. ve 19. yüzyıllarda Priene ve Myus harabelerini gezmeye gelen Richard Chandler ve Theodor Wiegand gibi Avrupalı seyyah-arkeologlar, yamaçlarda kurulu köy yaşamını ve bataklık coğrafyasını haritalandırmışlardır.
Sözlü gelenekte, Osmanlı’nın son dönemlerinde Çakırcalı Mehmet Efe ve diğer yerel zeybeklerin korunaklı yapısı nedeniyle köye sığındıkları ve iaşe topladıkları anlatılır. 1919 sonrasındaki işgal yıllarında ise köy, İtalyan ve Yunan işgal alanları arasında hassas bir sınır hattında kalmıştır. Genelkurmay ATASE ceridelerine göre Avşar yamaçları, Söke Müfrezesi ve Kuva-yı Milliye unsurlarının Menderes’in güneyine çekilirken kullandığı stratejik bir lojistik ikmal, istihbarat ve haberleşme (menzil) hattı işlevi görmüştür.
Bölgenin bu dinamik yapısı Türk edebiyatına da yansımıştır. Samim Kocagöz’ün (Kalpaklılar, Doludizgin, Sarı Öküzün Ölüme) ve Kemal Bilbaşar’ın eserlerinde işlenen Söke Ovası, pamuk işçileri, Menderes taşkınları ve eşkıyalık temalarında Avşar Köyü ve çevresindeki pamuk tarlalarının ilham kaynağı olduğu kabul edilmektedir.
Özetle Söke Avşar Köyü; Antik Ege’nin liman kıyılarından Osmanlı’nın konar-göçer iskan politikalarına, Millî Mücadele’nin stratejik yamaçlarından modern Ege tarımına uzanan zengin tarihiyle, Batı Anadolu’nun kimliğini yansıtan en canlı ve köklü yerleşimlerden biridir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilim Uzmanı
Kaynakça
BOA, NFS.d. (Nüfus Defterleri)**, Defter No: 2916, Hicri 1256 (Miladi 1840/1841), *Sığla Sancağı, Söke Muhassıllığı, Balat Kazası Nüfus Defteri*. (Balat kazasındaki Müslüman ve Rum nüfusun demografik yapısını içeren ana kayıt).
**BOA, TT.d. (Tapu Tahrir Defterleri)**, *Sığla Sancağı ve Balat Kazası Klasik Dönem Tahrir Kayıtları*. (XVI. - XVIII. yüzyıl Osmanlı mülki idaresinde Avşar/Afşar cemaatlerinin bölgedeki varlığını tescil eden birincil vergi kayıtları).
**BOA, EV.d. (Evkaf Defterleri) ve C.EV (Cevdet Evkaf)**, *Menteşe Sancağı ve Balat Kazası Vakıf, Mukataa ve Otlak Payı Defterleri*. (Bölgedeki oymak ve cemaat yerleşimlerinin hinterlandındaki iktisadi ve vakıf alanlarına dair kayıtlar).
**Özekmekçi, Mustafa Mesut.** "1840/41 Tarihinde Balat Kazası Nüfusu ve Demografik Özellikleri (2916 Numaralı Nüfus Defterine Göre)". Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Cilt: 16, Sayı: 3, Eylül 2018, ss. 385-402.
**Emecen, Feridun.** “Balat”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA). Cilt: 5, 1992, s. 5.
**Evliya Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî.** Evliya Çelebi Seyahatnâmesi. haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2006.
Kocagöz, Samim. *Kalpaklılar*. İstanbul: [Ataç Kitabevi](https://books.google.com/books/about/Kalpaklılar_Doludizgin.html?id=ziQ-AQAAIAAJ), 1962.
Kocagöz, Samim. *Doludizgin*. İstanbul: [Ataç Kitabevi](https://www.turkedebiyati.org/kalpaklilar-samim-kocagoz/), 1963.
Kocagöz, Samim. *Bir Çift Öküz*. İstanbul: [Ararat Yayınevi](https://kutuphane.tbmm.gov.tr/vufind/Record/150145?lng=tr), 1970.
Aydın Valiliği. *Aydın İl Yıllığı 1967*. İzmir: Ticaret Matbaacılık, 1967. Nadir Kitap
Aydın Valiliği. *Cumhuriyetin 50. Yılında Aydın 1973 İl Yıllığı*. İzmir: Karınca Matbaacılık, 1973. NadirKitap
**Wiegand, Theodor ve Schrader, Hans.** Priene: Ergebnisse der Ausgrabungen und Untersuchungen in den Jahren 1895-1898. Berlin: Georg Reimer, 1904.
**Wittek, Paul.** Menteşe Beyliği: 13.-15. Asırda Garbi Küçük Asya Tarihine Ait Bir Tetkik. çev. Orhan Şaik Gökyay. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1944.
Yorumlar
Yorum Gönder