Kadirli Yukarı Bozkuyu Köyü
Kadirli Yukarı Bozkuyu Köyü
Toprak unutmaz. İnsanoğlu üstünden gelip geçer, çadır kurar, taş yontar ama coğrafyanın hafızası hep diri kalır. Bugün Osmaniye’nin Kadirli ilçesine baktığımızda, aslında Antik Çağ’ın Ovalık Kilikya sınırları içinde nefes alıp veren devasa bir tarih sahnesi görürüz. Lafı uzatmadan söyleyeyim; buradaki insan izi öyle birkaç yüzyıllık bir mesele değil. İlçe yakınlarındaki Amberin Arkı Höyüğü kazılarından çıkan buluntular, bölgedeki yerleşimin Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı’na kadar indiğini açıkça gösterir.
Zaman biraz daha ilerlediğinde, coğrafyanın kaderini belirleyen şeyin su ve dağ olduğunu anlarsınız. Kadirli’nin en stratejik noktalarından biri olan Bozkuyu, fiziki olarak Aşağı Bozkuyu ve Yukarı Bozkuyu diye iki idari birime ayrılmıştır. Bu iki kardeşi birbirinden ayıran akarsu hattı, sadece sıradan bir dere değil, bölgenin tarihsel geçmişini ikiye bölen canlı bir sınırdır. Bozkuyu’nun tepe bölgesindeki yerleşkeler, arkeolojik buluntulara göre Hitit dönemine kadar uzanır. Neden mi? Çünkü Hitit İmparatorluğu zamanında Kizzuwatna Krallığı sınırları içinde kalan Savrun Çayı havzası ve Yukarı Bozkuyu’nun sırtını yasladığı o sarp dağ etekleri, Hitit başkenti Hattuşa’yı Akdeniz’e (Adana ovasına) bağlayan en hayati dağ geçitlerinin, yani gözetleme kilitlerinin tam kalbinde duruyordu. Bugün o sırtlara çıkıp rüzgârı dinlediğinizde, Hitit kraliyet yazıtlarında anılan kutsal dağ geçiş yollarının lojistik ve stratejik gözetleme noktasında durduğunuzu hissedersiniz. Bölgedeki kaya sığınakları ve tahkimat kalıntıları, Hititlerin asi dağ kavimlerine karşı kurduğu erken dönem askeri sınır karakolu sisteminin taşlaşmış izleridir.
M.Ö. VIII. yüzyıla tarihlenen Geç Hitit Krallığı döneminin Karatepe-Aslantaş kalesi ve yazıtları, ardından Asur ve Fenike izleri bu topraklardan geçti. Sonra Roma ve Bizans geldi; kentin adı Antik Çağ’da Flaviapolis oldu. Bugün hâlâ ayakta duran Ala Cami (Ala Mescit), toprağın altından çıkan İmparator Hadrianus’un tunç heykeli, anıtsal hamamlar, su yolları ve kaya mezarları hep o kesintisiz yerleşim katmanlarının mirasıdır. Dürüst olmak gerekirse, elimizdeki mevcut arşiv belgelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Mersin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarında Kadirli genelinde (Kesim-Durmuşsofular, Savrun, Tufanpaşa ve Yeşiltepe mevkilerinde) 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanları kayıtlı olsa da, doğrudan Yukarı Bozkuyu köyünün mülki sınırları içinde resmi olarak ilan edilmiş müstakil bir prehistorik sit alanı, höyük veya tümülüs kaydı kütüphanemizdeki resmi evraklarda yer almıyor. Ama coğrafya bir bütündür; tepedeki o taş tahkimatlar bölgenin binlerce yıldır stratejik bir gözetleme ve yerleşim noktası olarak kullanıldığını belgelemeye yeter.
Savran’dan Çukurova’ya: Türkmenlerin Gelişi, Boylar ve İkili Teşkilat
Peki bu antik coğrafya nasıl oldu da katıksız bir Türkmen yurduna dönüştü? Hikâye çok uzaklarda, Özbekistan’ın doğusu ile Kazakistan’ın batısında yer alan Savran (Sanak) şehrinde başlar. Oradan kopan insan seli; Azerbaycan, Iğdır, Kars ve Kayseri (Uzunyayla) hattını izleyerek güneye, Toroslar'ın eteklerine aktı. Kadirli ve mülki çevresine ilk Türk adımları, 1064 yılında Kars ve Erzurum bölgesinden güneye inen Karsak (Kıpçak) Türkleri ve hemen ardından 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında bölgeye yayılan Oğuz boyları ile atıldı. Anadolu Selçukluları ve Kıpçakların yerleşmesiyle buralara önce Karsak Eli dendi.
Derken XIV. yüzyıl ortalarında (1337) Dulkadiroğulları Beyliği kuruldu. İşte o vakit Sumbas ve Savrun çayları arasındaki bu hırçın coğrafya, tam anlamıyla bir Türkmen yurtluğu haline geldi. Oğuzlar üzerine en büyük otorite kabul edilen Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) adlı eserinde Elbistan ve Kadirli hattını Dulkadirli Türkmenlerinin "ana yurdu" olarak tanımlar. Çukurova ve Kadirli sahasına Oğuzların Üç-Ok koluna mensup Kınık, Yüreğir, Bayındır ve Salur boyları ile Bozok kolundan Dulkadirli Türkmen birliği unsurları yerleşti. Yüzyıllar boyunca Kadirli kışlaklarında ve Toros yaylaklarında at koşturan, çadır kuran başlıca konargöçer topluluklar şunlardı: Halil Bey ve Kerimoğulları idaresindeki Bozdoğan Türkmenleri, Varsak (Farsak), Avşar, Cerit (Cerid), Tecirli (Tacirli), Bahadırlı, Eymir, Salur, Lek (Lekvanik), Hacılar, Kırıntılı, Karatekeli ve Kulu Aşireti.
Bozkuyu Köyü, işte bu Çukurova’nın en köklü aşiretlerinden biri olan Bozdoğan Türkmen oymağına mensuptur. Bugün bile Bozkuyu sakinlerinin yüz hatlarına, antropolojik özelliklerine dikkatle baksanız, Türkmenistan Türkmenleri ile birebir aynı olduğunu görürsünüz. Köken tartışmalarında Bozdoğanların Iğdır boyu ya da Avşar boyuna mensup olduğu konuşulur. Ancak Yusuf Halaçoğlu, Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1591) adlı eserinde Kadirli havalisindeki yerleşimlerin çekirdeğini oluşturan Bozdoğan cemaatini doğrudan "Türkmen Taifesi" kategorisinde ve Avşar boyuna bağlı olarak kaydeder. Faruk Sümer de Bozkuyu sakinlerinin, Dulkadirli konfederasyonunun en savaşçı kolu olan Avşarların bir parçası olduğunu açıkça yazar.
Şu detayı çok severim: Türk devlet ve boy geleneğinde Hunlardan bu yana süregelen o meşhur "ikili teşkilat" yapısı (kuzey-güney, doğu-batı, aşağı-yukarı), binlerce yıl sonra gelip Bozkuyu yerleşiminde kendini gösterir. Faruk Sümer’in de bahsettiği bu "Aşağı-Yukarı" yerleşim biçimi, Türkmenlerdeki hiyerarşik ve askeri yerleşim düzeninin toprağa vurulmuş halidir. Köyün Aşağı Bozkuyu ve Yukarı Bozkuyu şeklinde ikiye bölünmesi, topluluğun o kadim boy disiplinini göçebelikten yerleşik hayata geçerken bile bırakmadığını gösterir.
Osmanlı Tahrirlerinde Kışlaklar, Vergiler ve 1691 Rakka Direnişi
1515 Turnadağ Savaşı her şeyi değiştirdi. Bölge Osmanlı idaresine girdi ve Doğu Anadolu’daki Kars şehrinden ayırt edilmek için uzun yıllar Zülkadriye (Dulkadir) Eyaleti, ardından Maraş / Halep Eyaleti ve Sis (Kozan) Sancağı bünyesinde Kars-ı Maraş ve Kars-ı Zülkadriye adlarıyla, çoğu zaman da müsellimlikle yönetildi.
Peki 16. yüzyıl Osmanlı kâtipleri bu topraklar için ne yazdı? 1530 tarihli 998 numaralı, 1563 tarihli TD 168 / TTd 101 numaralı ve ayrıca BOA TD 397, BOA TD 114/115, TK.GM.d 104 / TT.d 1105 numaralı Osmanlı Mufassal ve İcmal Tapu Tahrir Defterlerini açtığımızda; Kadirli ve çevresinin Kars-ı Maraş Sancağı’na bağlı Karamanlu Yakası, Kars, Savrun, Sinbas (Sunbas), Çokak, Meğelgin ve Kınık nahiyeleri idari sınırlarında yönetildiğini görürüz. Açıkçası, kütüphanemizdeki mevcut 16. yüzyıl tahrir ve 1845 Temettuat transkripsiyonlarında "Bozkuyu" isminin etimolojik kökenine, adının verilme nedenine, tarihî bir isim değişikliğine veya doğrudan Yukarı Bozkuyu köyü adına açılmış müstakil bir tımar, zeamet, arazi ya da hane dökümüne rastlamıyoruz. Ancak Maraş ve Çukurova tahrirlerinde genel bir yerleşim ve aşiret adlandırması olarak Bozkuyu mevkisi geçer ve çevresindeki oymakların doğrudan "Yörükan" defterine tabi olduğu çok nettir.
Kadirli ovalarındaki mezraa ve kışlaklar o dönemde mîrî dirlik (tımar ve zeamet) statüsünde kaydedilmiş, vergi gelirleri sipahilere bırakılmıştı. Konargöçerlerin vergi yükümlülükleri doğrudan hayvancılık üzerinden, yani Adet-i Ağnam (koyun vergisi) ve resm-i kışlak ile belirleniyordu; bu da topluluğun o dönemdeki saf konargöçer kimliğini ortaya koyar. Bununla birlikte ovada toprağı işleyen ahali; hububat (buğday, arpa), pamuk ve susam ekiyor, devlete resm-i çift ve bennâk vergisi ödüyordu. Cevdet Türkay’ın Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiret, Aşiret ve Cemaatler adlı dev eserinin 234 ila 250. sayfaları arasında çok önemli bir teknik veri yer alır: Kars-ı Zülkadriye sancağına bağlı cemaatler listelenirken, Bozkuyu mevkisinin Bozdoğan aşiretinin resmi "kışlak" merkezi olduğu kayıtlara geçmiştir.
Tabii göçebe Türkmen’i vergiye, kurala bağlamak kolay mı? Değil. 1691 Rakka iskân politikası sırasında Osmanlı devleti Bozdoğan oymaklarını zorla Suriye çöllerine sürmek istedi. Ama Türkmen çölü sevmez, dağı sever. Bozdoğanlar, Savrun’un o sarp vadi yapılarını ve Bozkuyu’nun dağlık sırtlarını siper ederek devlete silahla direndiler. Boyun eğmediler. Bu yüzden Osmanlı mühimme defterlerindeki kâtipler, dağlara çekilen bu obaları "firari eşkıya" olarak kaydetti.
1865 Fırka-i İslahiye, "Kovgun" Yılları ve Toprağa Bağlanış
Yüzyıllar boyu Ceyhan Nehri kıyısını kışlak, Göksun yolunu, Toroslar'ı ve Uzunyayla’yı yaylak olarak kullanan bu özgür obalar için asıl kırılma anı 19. yüzyılın ortalarında geldi. 1865-1866 yıllarında Müşir Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye (Islahat Ordusu) Çukurova’ya girdi. Devletin niyeti kesindi: Göçebelik bitecek, aşiretler toprağa bağlanacak, vergi ve asker toplanacaktı.
Ordu bölgeye dayandığında kıyamet koptu. Özellikle Yukarı Bozkuyu’nun sarp coğrafyasına güvenen aşiret beyleri, Osmanlı idaresine karşı çetin bir silahlı direniş başlattı. İşte yerel bellekte kuşaktan kuşağa "Kovgun" (kovalanma / dövüş) dönemi olarak anlatılan o sosyo-politik gerilim ve çatışma yılları böyle yaşandı. Ahmet Cevdet Paşa, kaleme aldığı Tezakir ve Fırka-i İslahiye raporlarında Bozkuyu’yu, bölgedeki konargöçerlerin denetim altına alınması için ele geçirilmesi şart bir "kilit nokta" olarak tarif eder. Köylünün çadırını, yaylasını bırakmamak için verdiği o sert direniş, devletin soğuk raporlarına "asayişin tesisi için gereken zorunlu iskân" cümlesiyle yansıdı.
Kovgun bitti. Dağınık çadır düzeni yıkıldı. Aşiretlerin Uzunyayla ve Toroslar’a yaptığı mevsimlik yaylama göçleri kısıtlandı, kara çadırların yerine kâgir ve huğ meskenler inşa ettirildi. Tatarlı, Sunbas ve Savrun nahiyeleri birleştirilerek Adana eyaletine bağlı Kadirli kazası (o günlerdeki adıyla Pazar Yeri / Kars Pazarı) oluşturuldu. Böylece Kars dağlarında ve Çukurova kışlaklarında serbest yaşayan obalar (Bozdoğan, Tacirli, Cerid, Varsak vb.), Bozkuyu ve çevresindeki Dokuz Bozdoğan köyleriyle birlikte "dağınık aşiret" statüsünden çıkıp "yerleşik nizamlı, ziraatçi ve müstakil köy tüzel kişiliği" statüsüne geçti; kışlaklar ve mezraalar kalıcı köylere dönüştürülerek tapulandı.
Akrabalık Ağları, Dokuz Bozdoğan Köyleri ve Kurucu Sülaleler
Bozkuyu’yu tek başına bir köy sanmayın; burası koca bir ağın parçasıdır. Köy, bölgedeki Kerimli (merkez), Hemite, Bahçe, Kırmacılı, Kesikkeli ve Vayvaylı gibi Dokuz Bozdoğan köyleriyle etle tırnak gibi organik bir akrabalık bağına sahiptir. Hatta bu yüzden Bozkuyu’nun ilk kütük bölgesi, Bozdoğan Kerim Bey’in meskûn olduğu Kerimli Köyü’dür.
Peki ya daha uzaktaki akrabalar? Göç yolları ve 1865 iskânı, Bozdoğan ve Avşar oymaklarını dört bir yana dağıttı ama kan bağını koparamadı:
Adana (Kozan, Ceyhan, Sarıçam ve Merkez): Yukarıbozkuyu’nun kurucu unsuru olan Bozdoğan Türkmenlerinin ana göç ve kışlak hattıdır. 16. ve 17. yüzyıl Çukurova tahrirlerinde yazılan ortak oymak yapısı, Kozan (Sis) ve Ceyhan nehir havzasına kadar yayılmıştır.
Kahramanmaraş (Merkez ve Andırın): Dulkadiroğlu Beyliği’nin ana yurdu olan Elbistan-Maraş-Kadirli ekseninde, Bozdoğan oymağının ilk yerleşim ve yaylak/kışlak hattıdır. Maraş mufassal tahrir defterlerinde kayıtlı Bozdoğan cemaati ve Dulkadiroğlu Türkmenleri konfederasyonuna bağlı kollar burada yaşar.
Kayseri (Pınarbaşı / Uzunyayla ve Sarız): Çukurova’da kışlayan konargöçer Bozdoğan ve Avşar oymaklarının yaz aylarında kullandığı geleneksel Uzunyayla göç rotası üzerinde kalan, 1865-1866 Fırka-i İslahiye sonrasında 19. yüzyıl iskân hareketleriyle oluşan demografik bölünmelerle yaylada kalan akrabalarımızdır.
Hatay (Amik Ovası ve Kırıkhan / Haruniye hattı): 17. ve 18. yüzyıllarda Dulkadiroğlu ulusuna bağlı oymakların Amik Ovası ile Çukurova arasında kurduğu kışlak-yaylak döngüsünden ve ortak oymak aidiyetinden kalan Bozdoğan ve Tecirli Türkmen oymaklarıdır.
Bana kalırsa bir köyün gerçek tarihi, o köyün ocaklarını tüttüren sülalelerin hikayesidir. Kütüphanemizdeki genel tahrir ve 1845 Temettuat özetlerinde Yukarı Bozkuyu’yu doğrudan kuran hane reislerinin müstakil isim listesi tam döküm halinde görünmese de, yerel arşiv taramaları, tapu kütükleri ve şecereler bize muazzam bir aile tablosu sunar. Köydeki temel aile yapıları bugün; Demirkıran, Bozkuyu, Düzgünce, Örtlek, Deveci, Sarı, Körlü, Arıcı, Erkayran, Gürsoy, Akdoğan, Özdoğan, Aksak, Sarıosmanoğlu, Yaprak, Kurt, Çatal, Sarımehmetoğlu gibi soy isimleriyle temsil edilir ve bu ailelerin büyük çoğunluğu köken olarak birbirine bağlıdır. Gelin, arşiv kayıtlarına düşen bu sülalelerin geçmişine yakından bakalım:
Demircioğulları (Demirciuşağı): Çok özel bir sülaledir. 16. yüzyıl tahrirlerinde göçebe vergi mükellefiyken, 1865 Fırka-i İslahiye (Ahmet Cevdet Paşa harekâtı) sonrasında zorunlu/gönüllü iskânla Bozkuyu-Kesikkeli hattına yerleşmişlerdir. Tarihî Zülkadriye/Türkmen kökenli Bozdoğan Türkmen oymağının silahlarını yapan Beğdilli boyundan köklü bir sülaledir. Bugün köyde Bozkuyu, Demirkıran ve Düzgünce soyadlarıyla yaşarlar.
Bozca: Tahrirlerde doğrudan "Bozcalı" veya "Bozca" cemaati diye geçerler. Köyün kurucu ismini (Bozkuyu) taşıyan kökle doğrudan bağlantılıdırlar; Kadirli-Ceyhan hattındaki dokuz Bozdoğan köyünün mimarı olan ana Bozdoğan Türkmen Aşiretinin ("Boz" kökünden gelen) öz ve asil damarını temsil ederler.
Örtlekoğulları (Örtlek): Tarihî kayıtlarda Örtlekoğlu Ömer ve Ali olarak geçen, köyün kurucu unsurlarından olan Bozdoğan Aşireti içindeki ailelerdendir. Yerel kayıtlarda, tarımsal destek listelerinde ve güncel sosyal medya köy gruplarında yoğun nüfusa sahip olan bu aile, tarihî süreçte köyün idari ve sosyal yapısında hep söz sahibi olmuştur.
Sarımehmetoğulları: Arşivlerde Sarımehmetoğlu Süleyman, Ali, Musa ve Veli isimleriyle geniş bir oba düzeni kurdukları görülür. Köyün geniş tarihî şecerelerinde bu dört kolla temsil edilen ana gövdelerden biridir ve Oğuzların Avşar boyuna dayandırılan Bozdoğan aşiret federasyonuyla doğrudan akrabadırlar.
Körlüoğulları (Körlü): Tarihî Kars-ı Zülkadriye tahrir silsilesinde Körlüoğlu Mehmet ismiyle kayıtlıdır. 19. yüzyıl ortalarındaki büyük Çukurova fırka iskânlarıyla tam yerleşik hale gelmiş Türkmen (Avşar/Bozdoğan) oymağı kolları arasındadır.
Delimehmetoğulları: Köyün eski yerleşimcilerinden ve doğrudan Yukarı Bozkuyu nüfusunda kayıtlı köklü ailelerindendir. Eski tapu ve Temettuat taramalarında Delimehmetoğlu İbrahim kolu olarak arşivlenmiş olup bölgedeki Bozdoğan Yörük-Türkmen aşiret birliğine bağlıdır.
Derbederoğulları: Kayıtlarda Derbederoğlu Ahmet, Mehmet, Osman ve Süleyman kardeşler olarak geçerler. Yerleşik hayata geçişle birlikte "Derbeder" unvanını soyadı ve sülale lakabı olarak koruyan bir Bozdoğan Türkmen koludur.
Karacalıoğulları: Arşiv kaydı Karacalıoğlu Seydi olarak geçen, Bozdoğan Aşiretinin bölgedeki eski obalarındandır.
Haliloğulları & Hacıvelioğulları: Tahrirlerde Haliloğlu Hacıali ve Hacıvelioğlu Mehmet isimleriyle kayıtlıdırlar. Oğuz-Türkmen iskân politikaları çerçevesinde Çukurova’ya yerleştirilen, köy içi akrabalık bağları ve taziye kayıtlarında yer alan, Yukarı Bozkuyu sınırlarında yaşamış ve yaşayan sülalelerdir.
Deveci: Osmanlı tahrir defterlerinde Çukurova genelinde nakliyecilik ve kervancılık yapan göçebe topluluklara "Deveci Cemaati" (Deveciler) denmekteydi. İşte bu sülale, bölgeyi kışlak tutan Bozdoğan Türkmen Aşireti federasyonuna bağlı, orduya ve kervanlara deve sağlayan o kadim Türkmen obasından gelir.
Sarı: Sivil ve resmî arşiv kayıtlarında "Sarılar" veya "Sarıcalı" obası olarak yazılmışlardır. Köyün en eski kayıtlarında ve tapulama çalışmalarında geniş kollara ayrılan bu aile, Oğuzların Avşar boyuna bağlı olan ve Çukurova iskânında bağımsız bir güç odağı oluşturan Sarıcalı Türkmenleri ile doğrudan oymak bağı taşır.
Avcı: Soyadı Kanunu döneminde (1934), sülalenin avcılık maharetine ya da oymak içerisindeki eski askeri/öncü rolüne hitaben bu unvanı almışlardır; köyün ana omurgasını oluşturan Bozdoğan/Yörük oymak topluluklarının bir parçasıdır.
Yaprak: Yukarı Bozkuyu nüfusuna kayıtlı, Avşar boyuna mensup bir sülaledir; köyün ileri gelen kişilerinden Sağnak Hoca gibi simaları barındırır.
Demiralay: Kurtuluş Savaşı döneminde Güney Cephesi’nde (Adana, Kadirli, Maraş hattı) Fransız işgaline karşı direnen yerel Kuva-yı Milliye milis müfrezelerine (Alaylarına) atıfla, aile reisi veya gazilerin kahramanlık nişanesi olarak seçilmiş, Oğuz-Türkmen karakterini yansıtan bir soyadıdır.
Aksak: Arşiv belgelerinde Bozdoğan ve Tecirli aşiretleri arasında "Aksaklı / Aksaklar" obası olarak geçen yerleşik Türkmen kollarıyla ilişkilidir.
Velioğlu (Veli): 19. yüzyıl tahrir silsilesinde "Velioğlu" cemaati olarak geçer; Oğuzların Üçok/Bozok kollarına bağlı olup Çukurova iskânında Bozkuyu mevkiini yurt edinen köklü boylardandır.
Hatunoğlu: Güney Anadolu Yörük/Aşiret yapısında oymakta söz sahibi olan, idari veya ekonomik güce sahip saygın kadın figürlerin (Hatun) soyundan gelen asil bir kola işaret eden tarihî "Hatunoğulları" lakabını taşırlar.
Durdurur: Köy dışına göç etmeyip yerleşik düzeni koruyan Bozdoğan Aşireti bünyesindeki yerleşik Türkmen aile kollarındandır.
Hartlaplar: "Hartlap", Çukurova ve Toroslar bölgesine özgü yabani bir ağaç (sandallık / yaban mersini türü) çeşididir. Sülale, bu ağacın yoğun olduğu bir mevkiden göç ederek Bozkuyu’ya yerleştiği veya bu ağaçla ilgili bir zanaat/lakap taşıdığı için bu ismi almıştır.
Milli Mücadele’de Görünmez Lojistik Kalp ve Cumhuriyet Dönemi
Tarih yaprakları I. Dünya Savaşı sonrasını gösterdiğinde, Çukurova yeniden barut kokmaya başladı. Kadirli ve mülki köyleri, 14 Mart 1919 tarihinde Fransız birlikleri ve işbirlikçi Ermeni çeteleri tarafından işgal edildi. Peki Fırka-i İslahiye’de devlete bile boyun eğmeyen bu dağ köyleri işgalciye boyun eğer mi? Eğmedi. Bölge halkı Yüzbaşı Tufan Bey ve Kadirli Kuvayı Milliyesi çatısı altında hızla örgütlendi; millî müfrezeler bölge savunmasında hem lojistik hem de askeri görevler üstlendi.
Milli Savunma Bakanlığı Askerî Tarih Arşivi (ATASE) belgeleri sahadaki gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyar. 01.04.1336 (1920) tarihli ATASE resmî raporuna göre Kars-ı Zülkadriye (Kadirli)-Andırın Kuva-yı Milliyesi, Fransız ve Ermeni işgal kuvvetlerine karşı Haruniye ve Adana istikametinde sert askerî harekâtlar yürüttü. Daha da önemlisi, ATASE 110-9-1-10 numaralı belgede açıkça yazıldığı üzere; Savrun Çayı’nın batı yakasındaki sarp sırtlar ve ormanlık alanlar, milislerin erzak saklama, Fransız zırhlı kollarına karşı pusu kurma ve Andırın cephesine gizli cephane sevkiyatı yapma üssüydü. Yani Yukarı Bozkuyu, Milli Mücadele’nin dağlardaki görünmez lojistik kalbiydi! İşte bu direniş sayesinde Kadirli ve mülki köyleri 7 Mart 1920 tarihinde düşman işgalinden tamamen kurtarıldı.
Silahlar sustu, Cumhuriyet kuruldu. İdari çarklar yeniden dönmeye başladı:
İlk iş olarak 20 Eylül 1923 tarihli Bakanlar Kurulu / İçişleri kararıyla, Adana’ya bağlı Kars kazasının Doğu Anadolu’daki Kars vilayetiyle karıştırılmaması için resmî kayıtlarda Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) adıyla anılması kabul edildi.NArdından 1926-1928 yıllarındaki idari düzenlemelerle ilçe resmi olarak Kadirli adını aldı.
27 Şubat 1960 tarihinde, T.C. Başvekâlet Zat ve Yazı İşleri Umum Müdürlüğü ile Dahiliye Vekâleti Vilâyetler İdare-i Umûmiyye Genel Müdürlüğü yazışmaları sonucunda çıkan 31798 sayılı Resmî Kararname ile bölgedeki yerleşim yerlerinin idari statü ve mülki isim kayıtları onaylanarak yürürlüğe girdi. T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı resmi Genel Köy Listesi kayıtlarında Yukarıbozkuyu 13465, Aşağıbozkuyu ise 13411 idari sıra numarasıyla Osmaniye ili Kadirli ilçesine bağlı müstakil birer köy olarak yerini aldı.
Son olarak, bu toprakların insan sayısına, yani demografik akışına bir göz atalım. Elimizdeki 1831 Osmanlı nüfus sayımı, 1845 Temettüat defterleri veya Cumhuriyet dönemi genel nüfus sayımlarında sadece Yukarı Bozkuyu köyüne ait müstakil hane ve nüfus istatistikleri ya da muhtarlık kronolojisi mevcut arşiv belgelerine yansımamış olsa da, yarı-göçer Türkmen obalarının yerleşik köy düzenine geçmesiyle biçimlenen Kadirli kazasının genel rakamları büyümenin hızını çok net gösterir:
1865 Sayımı: Fırka-i İslahiye iskânı döneminde Kadirli kaza merkezinde 651 hanede 2.412 kişi, köylerle birlikte toplam 8.406 nüfus tespit edildi.
1876 Kayıtları: Kadirli kaza genelinde 2.455 Müslüman hanede 7.929 Müslüman nüfus; 97 Gayrimüslim hanede 477 Gayrimüslim nüfus olmak üzere toplam kaza nüfusu yine 8.406 kişi olarak kayıtlara geçti.
1890 Civarı Sayımları: 19. yüzyılın sonlarında Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) kaza genelindeki 50 köy ve 9 mahallede toplam 14.090 Müslüman ve 720 Hristiyan olmak üzere 14.810 nüfus kayda geçti.
1927 Cumhuriyet Sayımı: Genç Cumhuriyet’in ilk sayımında Kadirli ilçe genel nüfusu (merkez ve köyler toplamı) 24.176 kişi olarak sayıldı.
Bugün Savrun Çayı’nın suladığı, Toroslar'ın gölgesini düşürdüğü Aşağı ve Yukarı Bozkuyu köylerinde insanlar; atalarının binlerce yıllık konargöçer mirasını Çukurova’nın bereketli topraklarında yaşatmaya devam ediyor. Çadırlar kalktı, kılıçlar kınına girdi ama o eski Türkmen obalarının ruhu, sülale lakaplarında ve dağların rüzgârında hâlâ dimdik ayakta duruyor.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi Uzmanı /Etnolog
Kaynakça
Goetze, Albrecht (2006). Kizzuwatna and the Problem of Hittite Geography, New Haven: Yale University Press. (Hitit coğrafyasında Çukurova ve Toros geçitlerinin stratejik konumu üzerine temel eser).
Bryce, Trevor (2005). The Kingdom of the Hittites, Oxford University Press. (Kizzuwatna sınırları ve dağ kavimleriyle ilişkiler).
Kafesoğlu, İbrahim (1988). Türk Millî Kültürü, İstanbul: Boğaziçi Yayınları. (Türk devlet geleneklerinde ikili teşkilat ve idari yapı).
Sümer, Faruk (1999). Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı. (Oğuz boylarının teşkilatlanması ve yerleşim düzenleri).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu Tahrir Defterleri (Maraş ve Çukurova tahrirleri).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Divan-ı Hümayun Mühimme Defterleri
Türkay, Cevdet (2001). Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiret, Eşiret ve Cemaatler, İstanbul: İşaret Yayınları
Öztürk, Necdet (2004). Osmanlı Hakimiyetinde Rakka ve Aşiret İskanları, İstanbul Kutup Yıldızı Yayınları.
Ahmed Cevdet Paşa. Tezakir (1-12), (Yay. Haz. Cavid Baysun), Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Fırka-i İslahiye raporları ve iskân stratejileri).
Çetin, Âlim (2000). XVIII. ve XIX. Yüzyılda Çukurova’da İskan Siyaseti ve Sosyal Yapı, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Millî Savunma Bakanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Arşivi, Belge Kataloğu
Uyarı: Bu sayfada yer alan tüm metinlerin, içeriklerin ve çalışmaların her türlü hakkı saklıdır. İçeriklerin tamamı veya bir kısmı, yasal sahibi Aytaç Bozkuyu'dan önceden izin alınmadan kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, başka bir mecrada yayımlanamaz ve kullanılamaz. İzinsiz kullanım, iktibas ve çoğaltma halleri yasaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder