Kadirli Erdoğdu (Akmaşat) Köyü



Kadirli Erdoğdu (Akmaşat) Köyü

Erdoğdu (Akmaşat) çevresi, Hitit İmparatorluğu döneminde Kizzuwatna (Ateş Ülkesi) coğrafyasının dağlık kuzey sınırını oluşturur. Hitit krallarının Kaşka kabilelerine ve dağ kavimlerine karşı Çukurova ovasını korumak üzere kurduğu erken dönem gözetleme ve intikal hatlarının bu coğrafyadan geçtiği yüzey buluntularıyla sabittir.Antik dönemde dağ yamaçlarında yer alan kaya sarnıçları ve saklı geçitler, bölgenin yalnızca bir kışlak değil, aynı zamanda Hitit-Luvi döneminden kalma stratejik birer "sığınak ve erzak deposu" ağı olduğunu göstermektedir.

Bizans İmparatorluğu’nun Cilicia Campestris ile Cilicia Trachea sınır hattında yer alan Akmaşat mevkii, İslam-Bizans akınları sırasında dağ geçitlerini tutan Bizans sınır milislerinin garnizon ve konar-göçer kontrol noktalarından biriydi.Köyün tarihsel derinliğini inceleyen yerel saha notları ve mimari tarama raporlarında, Akmaşat mevkii ve çevresindeki sarp kaylık arazilerde yüzey araştırmacılarının tespit ettiği kaya oyma sarnıçlar ile su toplama kanalları doğrudan belgelenmiştir.Bölgenin coğrafi konumu ve Bizans dönemine tarihlenen bu hidrolik/kaya mimarisi kalıntıları, uzmanlar ve arşiv araştırmacıları tarafından (bölgenin dağ geçitlerini kontrol eden stratejik konumuyla birleştirilerek) askeri birlikler ile konar-göçer hayvan sürücülerinin su ihtiyacını karşılayan tahkim edilmiş bir ileri karakol karakteri taşıdığı şeklinde yorumlanmıştır.

11. yüzyılın sonlarından itibaren Türkmen boylarının Çukurova’ya akınları sırasında, Akmaşat hattı Selçuklu uç beylerinin Toroslar’dan ovaya inen en güvenli yaylak-kışlak koridorlarından biri haline gelmiştir.Selçuklu idari mekanizmasında uç bölgesi statüsünde tutulan bu coğrafya, dağlardan gelebilecek Bizans ve yerel Haçlı kalıntısı tehditlerine karşı Beğdili ve Avşar oymaklarının silahlı milis gücüyle emniyete alınmıştır.

14. ve 15. yüzyıllarda Maraş merkezli Dulkadiroğulları Beyliği ile Adana merkezli Ramazanoğulları Beyliği arasında, Akmaşat kışlağı ve otlakları sürekli bir egemenlik ve vergi toplama (resm-i yaylak/kışlak) mücadelesine sahne olmuştur.Bu dönemde Beğdili boyuna bağlı Saçıkara oymaklarının Dulkadiroğlu askeri teşkilatının tedarik ve süvari gücünü besleyen en dinamik unsurlardan biri olduğu tahrir defterlerindeki vergi yükümlülüklerinden anlaşılmaktadır.

Osmanlı tahrir defterlerinde Kışlak-ı Akmaşat olarak geçen ve Cumhuriyet döneminde Erdoğdu adını alan bu coğrafya, sıradan bir Yörük kışlağından öte, Toroslar’ın dağlık geçitlerinden Çukurova ovasına inen kritik askeri ve idari koridorların kesişim noktasındadır. Beğdili boyuna mensup Saçıkara Yörüklerinin ana kışlak ocağı olmuştur.

Yusuf Halaçoğlu, Anadolu’da Aşiretler (16.-19. Yüzyıllar): Halaçoğlu’nun Osmanlı arşiv belgelerine ve tahrir defterlerine dayandırarak hazırladığı bu eser ve tescil listelerinde; Saçıkara cemaati doğrudan Beğdili boyuna bağlı oymaklar ve kollar arasında zikredilmekte, Anadolu'daki yaylak-kışlak rotaları detaylıca tescillenmektedir.

Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) - Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları: Sümer’in Oğuz boylarının tasnifinde ve özellikle Türkmen oymaklarının coğrafi dağılımlarını incelediği bölümlerde, Saçıkaralılar "Aydınlı Yörükleri" konfederasyonu ve Beğdili boyu ekseninde ele alınmıştır.

Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir ve Maliyeden Müdevver (MAD) Defterleri: Karaman, Halep ve Adana eyaletlerine ait tahrir defterlerinde Saçıkara cemaatinin zikredildiği vergi ve iskân kayıtları, bu aşiretin Beğdili boyuna mensubiyetini ve Çukurova (Kadirli/Akmaşat) ile İç Anadolu (Kadınhanı) hattındaki coğrafi sürekliliğini birinci elden belgelemektedir.

16. yüzyıl tahrir kayıtlarında Erdoğdu bölgesi, bugünkü yerleşik köy formunda değil, "Kışlak-ı Akmaşat" olarak geçer.17. yüzyıldaki Celali hareketleri sırasında Çukurova ovasının merkezinin güvensizleşmesi üzerine, Akmaşat’ın sarp coğrafyası aşiretler tarafından dışarıya kapalı birer "savunma, saklanma ve ikmal üssü" olarak kullanılmıştır.

1865 Fırka-i İslahiye Girişimi: Derviş Paşa ve Ahmed Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye'nin Çukurova aşiretlerini zapturapt altına alma harekâtı sırasında, Saçıkara oymaklarının bu dağlık kışlaklarda devlet denetimine direnen konar-göçer karakterleri arşiv raporlarına yansımıştır.

Erdoğdu Köyünün Kozan (Sis) ve Karaman Livaları İlişkisi Arşivlerde Saçıkara cemaati, Karaman Eyaleti kayıtlarında kışlakları olan, ancak yazları Toroslar üzerinden İçel ve Sis (Kozan) sancağına inen "Konar-göçer Yörükan" taifesi olarak tescil edilmiştir.

Demografik Yapısı incelendiğinde 454 nolu defterde, bölgedeki nüfusun "hane" ve "mücerred" (bekar erkek) sayısı üzerinden vergi yükümlülüğü; hayvancılığa dayalı Adet-i Ağnam üzerinden hesaplanmıştır. Bu, Erdoğdu’nun (Akmaşat) yüzlerce yıldır Saçıkara Yörüklerinin stratejik bir kışlak merkezi olduğunu kanıtlar.

Fransız işgaline karşı Kadirli ve çevresinde yürütülen Kuvayi Milliye mücadelesinde, Erdoğdu (Akmaşat) kışlağı ve çevresindeki Yörük obaları, çete kuvvetleri için en güvenli iaşe, gizli cephane saklama ve dağ geçitlerini tutma üssü olmuştur. Velecoğulları ve diğer Saçıkara sülalelerinin milis faaliyetleri, Fransız birliklerinin dağ hattından ovasıya sarkmasını engelleyen stratejik bir tampon oluşturarak Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasında kritik bir rol oynamıştır.

Erdoğdu’nun modern tarihini başlatan, 1934 İskân Kanunu’nun 2. maddesindeki "2 Numaralı Mıntıka" uygulamasıdır.

Devletimiz, Erdoğdu’yu "Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması)" istenen bir alan olarak belirlemiştir. Saçıkara Yörükleri, bu kanun gereği "dağınık hayattan toplu hayata" zorunlu olarak geçirilmiş; bu durum, aşiretin askeri ve siyasi kontrolünü sağlarken, bölgedeki tarımsal iş gücü ihtiyacını karşılamayı amaçlamıştır.

Mıntıka Yasakları: Erdoğdu çevresindeki bazı dağlık alanlar "3 numaralı mıntıka" (iskâna yasak) ilan edilince, aşiret merkezi olan Akmaşat düzlüğüne sığınmak zorunda kalmıştır.

Kadirli Tapu kayıtlarındaki 1951 tarihli Hazine Arazisi Tahsis ve Tefviz belgeleri, Erdoğdu’nun mülkiyet haritasını çizmiştir.

Saçıkara aşiretine mensup her haneye, hayvanlarını otlatabilecekleri ve tarım yapabilecekleri (başlangıçta sınırları belirsiz olan) 150-200 dönümlük araziler verilmiştir.

Bu kayıtlar, bugün köydeki sülalelerin (Velecoğulları, Arslanlar vb.) toprak mülkiyetinin hukuki dayanağıdır. Sınırların belirsizliği, sülaleler arası "geleneksel mülkiyet paylaşımı"na dayalı bir sosyal barışın doğmasına yol açmıştır.

Hem Konyanın Kadınhanı ilçesinde yaşayan Saçıkara Yörükleri hem de Kadirli Erdoğdu sakinleri, doğrudan aynı ağacın dallarıdır. Erdoğdu köyünde yaşayan Saçıkara Yörükleri Oğuzların Bozok koluna, Yıldız Han soyuna ve BEĞDİLİ boyuna bağlıdır.

Beğdili (Beydili) Aidiyeti: Halaçoğlu’nun tasnifinde Saçıkara cemaati, Beğdili boyunun en hareketli kollarından biridir. Bu boyun "devlet kurucu" karakteri, Erdoğdu köylülerinin bugün dahi devam eden yüksek eğitim seviyesi ve bürokrasiye olan yatkınlığıyla etnolojik bir uyum gösterir.

Aydınlı Grubu: Faruk Sümer, Saçıkaralıları "Aydınlı Yörükleri" çatısı altında kurgular. Bu durum, ailenizin bir ayağının neden Ege’de (Aydın-Söke), diğer ayağının ise neden Çukurova’da olduğunu akademik olarak açıklar.

Saçıkara aşireti,Osmanlı döneminde "Aydınlı" Yörükleri bünyesinde; yazın İç Anadolu (Konya-Karaman platosu) ve Toroslar’ın zirvelerinde (Göksun-Saimbeyli), kışın ise Çukurova’nın (Kadirli-Ceyhan) korunaklı bölgelerinde yaşamıştır. Kadınhanı bir "ana yurt", Erdoğdu (Akmaşat) ise bu yurdun "kışlak kalesi" hükmündedir.

Erdoğdu, 1930'lu yıllara kadar Akmaşat kışlağına bağlı bir mahalle iken, Saçıkara Yörüklerinin "Huğ" mimarisiyle başlattığı yerleşim süreciyle müstakil bir yapıya kavuşmuştur.

Merkez Mahalle (Erdoğdu):Aşiretin 1951 yılında devlet eliyle verilen tapularla yerleşik hayata geçtiği ana merkezdir.

Akmaşat (Ağmaşat) Mevkii:Köyün tarihsel derinliğini temsil eden, antik mezarlık ve yerleşim kalıntılarının bulunduğu eski merkezdir.

Kömürdülü ve Tozlu Bağlantısı:Erdoğdu’ya yerleşen Saçıkara kollarının, Ceyhan ve Tozlu civarındaki Tekeli ve Karatekeli aşiretleriyle olan tarihsel sınır ve meralar komşuluğu, köyün dış mahallelerindeki sosyal dokuyu etkilemiştir.

Köyün sosyal, ekonomik ve idari hafızasını oluşturan, yerel araştırmacı Ecem Ramazan Velieceoğlu’nun notlarında da ön plana çıkan sülaleler şunlardır: Velecoğulları (Velieceoğlu): Köyün kurucu ve en nufüzlu sülalesidir. 1948’de ilk yerleşik konutu (Huğ) inşa eden Mulla Mustafa bu sülalenin aksakalıdır.Ecem Ramazan Velieceoğlu’nun saha notları, arşiv belgelerine "ruh" katmaktadır: Huğ Mimarisinin Sosyolojisi: 1948’de kurulan ilk "Huğ" evler, aslında çadırdan kopamayan ama toprağa bağlanmak zorunda kalan Yörük’ün "ara form" çözümüdür.

Sülale Hiyerarşisi: Velieceoğlu’na göre; köyde Velecoğulları (Mustafa Mulla) önderliğinde kurulan sosyal düzen, aşiret hukukunun Cumhuriyet yasalarıyla sentezlendiği özgün bir "muhtarlık" modelidir.

Arslanlar: Kadınhanı hattıyla olan bağı en güçlü muhafaza eden, tarımsal üretimde öncü sülalelerdendir. Sülalenin bir kısmı Aydının Söke ilçesinin Sarıkemer Köyünde meskundur.

Köseceler: (Bölgedeki diğer Eymür kollarından farklı olarak, Saçıkara bünyesinde erimiş veya onlarla müttefik hareket eden bir koldur).

Hakkoymazlar:Karatepe/Hasancıklı hattıyla hısımlık bağları olan, adalet ve sosyal düzen konularında köyde söz sahibi bir sülaledir.

Karaçobanlar:İskân sonrası bir dönem bölgeden ayrılsalar da tekrar Erdoğdu’ya dönen, hayvancılık kültürünü en saf haliyle sürdüren ailelerdendir.

Kadınhanı’ndaki taş ev mimarisinin aksine, Erdoğdu’daki Saçıkaralılar, Çukurova’nın doğasına uygun "Huğ" (kamış/saz ev) mimarisini geliştirmişlerdir. 1951 tapu dağıtımıyla mülkiyet sahibi olan bu sülaleler, bugün Kadirli’nin eğitimli ve entelektüel düzeyi yüksek Yörük nüfusunu oluşturmaktadır.

1865 Fırka-i Islahiye ile başlayan ama yarım kalan süreç, Erdoğdu’da 1934-1951 arasında tamamlanmıştır. Köyde hala devam eden "Saçıkara Yörük Bayramları", "Ağıt Kültürü" ve "Yemeklerdeki Yörük-Avşar Sentezi", bu arşiv belgelerinde geçen kuru rakamların arkasındaki canlı insani dokudur.

Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir ve Maliyeden Müdevver (MAD) Defterleri : Karaman, Halep ve Adana eyaletleri tahrir kayıtları, Kışlak-ı Akmaşat tescilleri, hane ve mücerred nüfus sayımları ile hayvancılığa dayalı Adet-i Ağnam vergi mükellefiyeti belgeleri (T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi).

Yusuf Halaçoğlu, Anadolu’da Aşiretler (16.-19. Yüzyıllar): Saçıkara cemaatinin Beğdili boyuna mensubiyeti, oymak kolları, yaylak-kışlak rotaları ve coğrafi dağılım tescilleri (Türk Tarih Kurumu Yayınları).

Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) - Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları: Saçıkaralıların "Aydınlı Yörükleri" federasyonu içerisindeki konumu, Beğdili boyu ve Türkmen oymaklarının Çukurova ile İç Anadolu arasındaki tarihsel göç yolları tasnifleri.

Osmanlı Arşivi Fırka-i İslahiye ve Müfettiş Raporları (1865): Derviş Paşa ve Ahmed Cevdet Paşa komutasındaki harekât evrakı, dağlık kışlaklardaki konar-göçer oymakların zapturapt altına alınması ve iskan denetim raporları.

Celali İsyanları Dönemi Arşiv Raporları (17. Yüzyıl): Canbolatoğlu ve Kalenderioğlu ayaklanmaları sırasında Çukurova ovasındaki güvensizlik ortamı ve Akmaşat’ın sarp coğrafyasının savunma ve ikmal üssü olarak kullanımına dair arşiv vesikaları.

Cumhuriyet Dönemi Mevzuatı ve İskân Belgeleri (1934-1951): 1934 tarihli İskân Kanunu'nun 2. maddesi (2 Numaralı Mıntıka ve 3 Numaralı yasaklı mıntıka uygulamaları), Kadirli Tapu Müdürlüğü 1951 tarihli Hazine Arazisi Tahsis ve Tefviz (tapu dağıtımı) kayıtları.

Yerel Saha Araştırmaları ve Sözlü Tarih Arşivi: Araştırmacı Ecem Ramazan Velieceoğlu’nun saha notları, Huğ mimarisi sosyolojisi, sülale hiyerarşisi (Velecoğulları, Arslanlar, Köseceler, Hakkoymazlar, Karaçobanlar), Saçıkara Yörük Bayramları, ağıt kültürü ve yerel mimari/hidrolik kalıntılara (kaya sarnıçları ve su toplama kanalları) dair tarama raporları.













Yorumlar

Popüler Yayınlar