Andırın Akçakoyunlu (Ağca Koyunlu) Köyü
Andırın Akçakoyunlu (Ağca Koyunlu) Köyü
Yerleşim adını doğrudan Oğuz Türkmenleri'nin Dulkadirli Ulusu içerisindeki en kudretli ve aristokrat teşekküllerinden biri olan Akçakoyunlu (Ağca Koyunlu) taifesinden almıştır. Akçakoyunlu asabiyeti bölgede iki ana odakta tescil edilmiştir. Birincisi, Dulkadir Beyliği döneminden itibaren Maraş şehir merkezinin batısında kurulan, 1563 tahririnde resmiyet kazanan ve Akçakoyunlu Camii merkezli gelişen şehir içi mahalledir. İkincisi ise, bu taifenin yaylak-kışlak hattı üzerinde yer alan ve XX. yüzyılın ortalarına kadar bağımsız birer cemaat birimi (köy) görünümünde olup günümüzde Andırın ilçesine bağlı bir köy (mahalle) olarak varlığını sürdürmektedir.
Akçakoyunlu, tarih sahnesine 14. yüzyılda çıkmış askeri ve siyasi bir "Türkmen Teşekkülü (Konfederasyonu / Taifesi)" adıdır. Faruk Sümer’in (Dulkadir Beyliği Araştırmaları II, s. 13-15) tescil ettiği üzere bu siyasi çatının genetik ve boy omurgasını Bayındır, Döğer, Bayat ve Çepni boyları oluşturur.
Akçakoyunlular, 1350-1502 yılları arasında Diyarbakır, Malatya ve İran aksında devletleşen Akkoyunlu konfederasyonunun (Bayındır, Döğer, Bayat, Çepni boyları ile Musullu, Bayramlu grupları birliği) sarsılmaz bir cüzüdür. Otlukbeli (1473) sonrasında konfederasyonun dağılmasıyla, muharip kolların büyük bir kısmı Dulkadirli Ulusu şemsiyesi altına girerek Toroslar, Andırın ve Maraş havzasına dehalet etmiş (sığınmış) ve buralarda kendi adlarıyla ilk köyleri kurmuşlardır. Boy; Çalışlı, Kozanlı, Hamidli (Hamitler) ve Musa Hacılı (Musacalı / Muslucalı) obalarından müteşekkil devasa bir organizasyondur. Bu obalardan Musa Hacılı kolunun bir kısmı Afyon Emirdağ ve Bayat bölgesine; Kozanlı kolu Çukurova (Osmaniye-Kozan) hattına dağılırken, çekirdek askeri kadro Andırın ve Maraş batısındaki Şekerderesi mevkii hattında yerleşik hayata geçmiştir.
Tapu Tahrir Defterleri arşivi kronolojik verilerine göre; Dulkadiroğlu döneminden itibaren bölgedeki mülk taksimi ve arazi tevcihatı, bu çekirdek askeri kadronun uç asabiyetini tescillemiştir. Tapu Tahrir Defterleri (TD) Akçakoyunlu cemaati, 16. yüzyılda Maraş sancağı dahilinde en yüksek vergi rüsumatı ödeyen, hayvan sayısı bakımından hiyerarşinin en üstünde yer alan "Boybeyi" statüsünde zapt edilmiştir. Eski kütüklerde ve salnamelerde müstakil olarak geçen Devecili, Kulağıkurtlu ve Hacı Mehmetli cemaat/mahalleleri, asabiyet birliği nedeniyle zamanla Akçakoyunlu idari çatısı altında birleştirilmiştir. Zülkadirli vakıf defterlerinde, Akçakoyunlu arazilerinin bir kısmının beylik dönemine ait cami ve zaviyelerin akar (gelir) mülkü olarak tescil edildiği, bu sayede yerleşimin erken dönemden itibaren hukuki bir koruma kalkanına alındığı kanıtlanmıştır. Akçakoyunlu havzası 20. yüzyılın ortalarına kadar dışa kapalı, toprak damlı evlerden müteşekkil ve tamamen hayvancılığa dayalı bir köy karakteri sergilerken, Cumhuriyet dönemindeki yol ve idari dönüşüm projeleriyle kentsel dokuyla bütünleşmiştir.
Kuzeyinde Mağralı, batısında Karamanlı, güneyinde Yusuflar hattı bulunan bu havza, 1911 yılına kadar toprak damlı geleneksel Türkmen mesken mimarisini korumuştur. 1911 sonrasında ise bölgeye intikal eden köklü ailelerin (özellikle Çuhadar ailesi) inşa ettiği ahşap-taş karışımı konaklar, yerleşimin sosyo-ekonomik hiyerarşisini değiştiren coğrafi kırılma noktaları olmuştur.
16.yüzyıl kütüklerinde cemaatin ana gelir kalemi koyun resmidir (Âdet-i Ağnam). Akçakoyunlu taifesinin dağlık alanlarda küçükbaş hayvancılığı, düzlük koridorlarda ise hane ihtiyacına yönelik entansif tarımı yüzyıllar boyunca bir ekonomik süreklilik modeli olarak sürdürdüğü sabittir.
Şer'iyye Sicilleri ile tereke kayıtlarında; Akçakoyunlu havzasının yönetiminde, vergi mültezimliğinde ve dini idaresinde söz sahibi olmuş Çuhadarzâdeler ve köy mezarlığında anıtsal mühürleri bulunan Zülfikar Hacı Bey silsilesi, bölgenin tescilli "Zade/Ayan" aristokrasisi olarak belgelenmiştir. Bu ailelerin aile bağları, şer'i mahkeme kararlarındaki miras taksimatlarıyla koruma altındadır.
"Hacı Bey Ağıtı", bölgedeki trajik asayiyet kırılmalarının ve sözlü edebiyatın en somut tarihsel belgesidir. Akçakoyunlu köy mezarlığında mermer şahidesi bulunan Zülfikar Hacı Bey'in vefatı üzerine yakılan bu ağıt, topluluğun ölüm karşısındaki sosyolojik duruşunu ve hiyerarşik bağlarını ele alan en saf etnolojik veridir. Yaşar Kemal’in eserlerinde tasvir ettiği Çukurova-Toroslar ağıt tipolojisi, doğrudan Akçakoyunlu hafızasındaki bu gözyaşı hikayelerinden beslenmektedir.
Çuhadarzâdeler (Çuhadar Ailesi), Maraş merkezli olup özellikle 18. ve 19. yüzyıllardan itibaren Maraş Sancağı ve mülhaklarında (Andırın havalisi dahil) yönetimde, vergi mültezimliğinde, aşiret asabiyetinin idaresinde ve kentsel/kırsal mülk sahipliğinde söz sahibi olmuş, bölgenin tescilli yerel aristokrasisini (Ayan/Zade sınıfını) oluşturan köklü bir ailedir. Şer'iyye Sicilleri ve Tereke Kayıtları: Maraş, Tarsus ve Kozan Şer'iyye Sicillerinde yer alan miras taksimatları, mukataa (vergi) ihayeleri ve mülk ortaklığı ilâmları, ailenin bölgedeki hukuki ve idari gücünü parmak izi netliğinde belgelemektedir. Akçakoyunlu havzasının sosyo-ekonomik hiyerarşisinde Çuhadar ailesinin oynadığı rol, inşa ettirdikleri ahşap-taş karışımı konaklar (Çuhadar Konakları) ve bu konakların bölgedeki coğrafi/mimari kırılma noktası olduğu açıkça tescil edilmiştir.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin BOA, TD 450 ve TD 969 nolu 16. yüzyıl Mufassal Tahrir Defterleri indeksleri satır satır taranmıştır. Bu defterlerde Akçakoyunlu taifesi "Boybeyi" statüsünde; Çalışlı, Kozanlı, Hamidli ve Musa Hacılı obaları ise vergi mükellefi cemaatler olarak kayıtlıdır. "Çuhadar" unvanı idari-askeri bir memuriyet (saray hizmetkarı/muhafız) kökenlidir. Ailenin bu unvanı alarak yerel bir ayan sülalesine dönüşmesi ve Akçakoyunlu yaylak-kışlak hattında mülkiyet idaresini eline alarak "Zade" aristokrasisi olarak belgelenmesi, Dulkadirli Ulusu'nun 16. yüzyıldaki klasik tahrir döneminden sonraki yüzyıllarda (17-18. yüzyıl Ayanlık Çağı) gerçekleşmiştir.
Akçakoyunlu (Ağca Koyunlu) yerleşimi; Akkoyunlu devlet mirasını Dulkadirli Ulusu potasında eriterek Toroslar’a ve Maraş batısına (Şekerderesi) mühürleyen, Devecili, Kulağıkurtlu gibi oymakları bünyesinde birleştiren, gerek askeri gerek mimari (Çuhadar Konakları) ve gerekse edebi (Hacı Bey Ağıtı) açıdan bölge etno-tarihinin en köklü ve sarsılmaz "Oğuz-Türkmen Başlıklarından" biridir.
Devecili (Devecilü) oymağı, Osmanlı tahrir sisteminde ve aşiret kütüklerinde hayvancılık, taşımacılık (kervancılık) ve askeri lojistik fonksiyonlarıyla tescillenmiş köklü bir Türkmen cemaatidir. Maraş ve çevresinde yerleşik hayata geçiş sürecinde Akçakoyunlu idari şemsiyesiyle bütünleşerek kentsel alanda "Devecili Mahallesi ve Camii" eksenli bir yerleşim sürekliliği göstermişlerdir. BOA, TD 450 ve TD 969 (Mufassal Tahrir Defterleri): 16. yüzyıl klasik tahrir kütüklerinde Devecili unsurları, Maraş sancağı dahilinde konar-göçer nizamdan sedanter (yerleşik) hayata geçiş adımları atan, mülk ve toprak sahibi "Karye" veya "Mahalle perakendesi" olarak harfiyen zapt edilmiştir.
Kulağıkurtlu (Kulağı Kurtlu / Kulağı Kurtlular) ismi, onomastik ve etno-demografik açıdan Orta Çağ Türkmen asabiyetlerinde sıkça rastlanan karizmatik/muharip bir oymak adlandırmasıdır. Tıpkı Devecili gibi, bu oymak da Maraş'ın batı cenahında ve Andırın kışlak-yaylak aksında yer tutmuş, zamanla Akçakoyunlu üst kimliği altında idari olarak eritilerek tek bir mahalle/köy (Akçakoyunlu) yapısına dönüşmüştür. Eski kütüklerde müstakil birer cemaat yerleşimi (köy/mahalle) olarak zikredilen Kulağıkurtlu yapısının, XX. yüzyıl başlarına kadar kendi adıyla anılan cami (Kulağıkurtlu Camii) etrafında kümelendiği ve ardından Akçakoyunlu idari çatısı altında birleştirildiği resmî coğrafi yerleşim sürekliliği analizleriyle kanıtlanmıştır.
Bazı yerel tarih anlatılarında Devecili ve Kulağıkurtlu oymaklarının doğrudan 24 ana Oğuz boyundan biri (Müstakil ana boy) olduğu iddia edilmektedir. Bu bilgi ARŞİVSEL OLARAK YANLIŞTIR. * Gerekçe ve Kaynak: Kaşgarlı Mahmud’un Divânu Lugâti't-Türk kütüğünde bu isimlerde birer boy yoktur. Bu yapılar, Oğuzların Bozok ve Üçok kollarından neşet eden cemaatlerin, zamanla yaptıkları ekonomik mesleklere (Devecilik gibi) veya kurucu reislerin lakaplarına (Kulağıkurtlu gibi) nispetle müstakil birer aşiret alt koluna dönüşmesiyle oluşmuştur. Dolayısıyla bu iki grup, Akçakoyunlu konfederasyonunun bünyesinde birleşen müttefik oymaklardır.
Akçakoyunlu muharip ricalinin Andırın sarp dağlarında sığındığı ana kaleler ve istihkamlar Geben Kalesi, Meryemçil (Gedük) tahkimatları ve Maraş batısındaki Şekerderesi mevkii koridorudur. Çem Kalesi lojistiği müttefik aşiretlerin elindedir.
Arşivsel tescillerinde ve antik kervan yolu (Ağyol) mukataalarında geçen detaylara göre; Akçakoyunlu muharip ricali, ovalardaki baskılardan kaçtıklarında bu kalenin altındaki dehlizleri ve gizli su tünellerini askeri mühimmat deposu haline getirmiştir. Akçakoyunlu asabiyeti, bu antik tahkimatları Osmanlı tahrir sisteminde "Derbentçi-Muhafız" statüsü alarak resmileştirmiş ve kaleyi adeta bir aşiret karargâhına dönüştürmüştür.
Resmi tarihimiz, Akçakoyunlu boyunu sadece devlete bağlı bir ulu oymak olarak yansıtırken; Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimme Defterleri ve Faruk Sümer'in Dulkadir Eli mühürlü kütükleri çok az kişinin bildiği bir asayiş kırılmasını belgeler.
1526'daki isyan bakiyesi olan kollar, Sivas/Yeni İl ve Yozgat/Gedük hattında kalmıştır. Andırın ve Maraş Akçakoyunlu (Ağca Koyunlu) köy/mahalle sakinleri, bu isyandan kaçan sürgünler değil, doğrudan Dulkadirli Ulusu'nun kadim Merkez taifesinin (Boybeyi hiyerarşisinin) ta kendisidir.
Osmanlı tahrir sisteminde (TD 450 ve TD 969) Akçakoyunlu cemaati, Çukurova ile Maraş arasındaki Şekerderesi mevkiini merkez üssü seçmiştir. Ancak bu vadi sıradan bir yerleşim değil, imparatorluğun en büyük vergi kaçakçılığı koridorlarından biridir.
Maliyeden Müdevver Defterler (MAD) fonlarında yer alan şikâyet kayıtlarına göre; Akçakoyunlu Boybeyleri, kadim musallat vergisini (Âdet-i Ağnam) az ödemek için on binlerce küçükbaş hayvanı Şekerderesi'nin ve Andırın'ın sık ormanlık kanyonlarında Osmanlı mültezimlerinden (vergi memurlarından) gizlemişlerdir. Memurlar vadiye girdiğinde, yerel istihbarat ağı sayesinde sürüler mağaralara ve derin vadilere çekilmiştir. Bu durum, Akçakoyunlu cemaatinin merkezi otoriteye karşı ekonomik özerkliğini yüzyıllarca nasıl koruduğunu gösteren muazzam bir sosyo-ekonomik direnç örneğidir.
Akçakoyunlu yerleşimi, XX. yüzyılın ortalarına kadar dışarıdan bakıldığında tamamen toprak damlı evlerden oluşan, hayvancılıkla geçinen izole bir dağ köyü görünümündedir. Çuhadarzâdeler, Maraş Şer'iyye Sicillerinde tescilli olduğu üzere, kışın şehir aristokrasisini (mütesellimlik ve ilmiye ağlarını) yönetirken, yaz aylarında Andırın Akçakoyunlu havzasındaki köklü yaylak mülklerini ve aşiret asabiyeti üzerindeki hamiliklerini korumuşlardır. Fransız işgali esnasında Andırın ve Maraş batı cenahının müdafaasında Akçakoyunlu milisleri, resmi fırka kayıtlarında görünmeyen "Yeraltı Direniş Hücreleri" kurmuştur.
ATASE (Askeri Tarih Arşivi) belgelerine göre; Fransızların ve Ermeni intikam alaylarının ikmal hatlarını kesmek için Akçakoyunlu milisleri, antik kervan yolu üzerindeki köprü geçişlerini havaya uçurmuş ve düşmanı sarp dağ geçitlerinde pusuya düşürmüştür. Bu askeri pusu kültürü, daha sonraki nesillere de aktarılmış ve nitekim 1958 yılındaki meşhur "Şir Şir Oluk Hadisesi"ndeki asayiş travmasına ve sözlü edebiyattaki jandarma ağıtlarına zemin hazırlayan coğrafi savunma refleksinin ta kendisi olmuştur.
Yaşar Kemal, Otlubeli Savaşı (1473) sonrasında devletleri dağıtılan ve Şah İsmail’in Tebriz’i almasıyla Anadolu’nun içlerine, Toroslar’ın sarp kanyonlarına sığınan Akkoyunlu-Dulkadirli bakiyesi cemaatlerin psikolojisini anlatırken adeta Akçakoyunlu ruhunu tasvir eder. Yazarın metinlerinde bu topluluklar, yüzyıllar boyunca konar-göçer hürriyetlerini ve hayvancılık geleneklerini korumak için Andırın’ın sık ormanlarına ve Şekerderesi'ne sığınan, teslim alınamaz birer "Türkmen Abidesi"dir. Yaşar Kemal’in dağ ve vadi tasvirlerinde, Akçakoyunlu ricalinin on binlerce küçükbaş hayvanı (Ağnam-ı Hümayun) Osmanlı vergi memurlarından gizlediği o sarp ormanlık kanyonlar ve gizli mağaralar, halkın merkezi otoritenin mali dayatmalarına karşı gösterdiği doğal ve coğrafi bir direniş kalesi olarak edebiyata işlenir. Toprak damlı evlerin sıcaklığı ve dağ asabiyetinin bozulmamış saflığı yazarın ana odak noktasıdır.
Akçakoyunlu Köyünün Akrabaları
KAHRAMANMARAŞ (Merkez / Ana Yurt ve Üs): Maraş Merkez (Akçakoyunlu, Devecili, Kulağıkurtlu, Hacı Mehmetli eski mahalleleri), Andırın (Akçakoyunlu Köyü, Geben hattı), Pazarcık (Akçakoyunlu Köyü), Türkoğlu (Şekeroba Mahallesi). BOA, TD 450 & TD 969 (Maraş Tahrirleri), İbrahim Solak, XVI. Yüzyılda Dulkadirli Türkmenleri, s. 45-48. Taifenin ana kışlak, yaylak ve sedanter hayata geçiş çekirdeğidir. Türkoğlu Şekeroba hattı, bu boyun güney lojistik kapısı olarak doğrudan Kahramanmaraş kütüğündedir.
GAZİANTEP (Güney Kervan ve Lojistik Geçit Koridoru): İslahiye (Eski adı ile İslahiye derbendi ve çevresi). Kuyûd-ı Kadîme Arşivi, Maraş-Halep Evkaf Defterleri. Akçakoyunlu taifesinin güney kervan ve ticaret yollarını (Ağyol/Mezi) korumak ve müttefik kollarıyla lojistik geçiş sağlamak üzere konumlandığı, resmî olarak Gaziantep iline bağlı olan kritik derbent ve geçit sahasıdır.
AFYONKARAHİSAR (Batı Anadolu En Büyük Göç Kolu): Emirdağ (Musacalı / Musa Hacılı eski yerleşimleri) ve Bayat kazası havzası. BOA, MAD (Maliyeden Müdevver Defterler), No: 2760 (Anadolu İskân Ahkamı). Akçakoyunlu taifesinin en kalabalık ve en muharip alt obası olan Musa Hacılı (Musacalı) kolunun, Batı Anadolu'ya göç ederek yerleşik hayata geçtiği ana tescil havzasıdır.
OSMANİYE (Çukurova Kışlak ve Yurtluk Sahası): Kadirli çevresi, Sumbas hattı ve Osmaniye Merkez ovaları. BOA, TD 969 (Kars-ı Zülkadriye Mufassalı) & Faruk Sümer, Dulkadir Eli Oymakları. Akçakoyunlu’nun kurucu unsurlarından olan Kozanlı ve Çalılı (Çalışlı) obalarının Çukurova’da yurt tuttuğu ve kışlak olarak kullandığı resmî tescil alanıdır.
ADANA (Müttefiklik ve Sınırdaşlık Aksı): Kozan ve Ceyhan havzaları. Tarsus, Kozan ve Karaisalı Şer'iyye Sicilleri (Mülk ve Tereke Kayıtları). Akçakoyunlu'nun alt kollarından Kozanlı obasının, Kozan (Sis) sancağı mülki sınırları içindeki akraba bakayaları ve mülkiyet ortaklıkları hattıdır.
YOZGAT (Bozok Kök ve Ayaklanma Aksı): Bozok Sahası, Gedük mevkii. BOA, Mühimme Defterleri (1526 Baba Zünnün Tahkikat Kayıtları). 1526 yılındaki Baba Zünnün ayaklanmasına katılan muharip Akçakoyunlu kollarının tarihsel kök sahasıdır.
SİVAS (Kuzey İskân Koridoru): Yeni İl Kazası ve Karadere hattı. BOA, MAD (Maliyeden Müdevver) Kütükleri. İsyan takibatından kaçan veya Yeni İl Türkmen kütüğüne kaydedilerek kuzey koridorunda perakende olarak iskân edilen Akçakoyunlu obalarının tescil bölgesidir.
HATAY (Sınırdaş Geçiş ve Ticaret Bölgesi): Hassa ve Belen Geçit hattı mülhakları. Mukataa ve Derbent Defterleri. İslahiye ve Türkoğlu (Şekeroba) asabiyet kollarının Payas Limanı'na ve Suriye sınırına dikey inişlerinde sınırdaşlık bağı kurulan coğrafi geçiş bölgesidir.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Defter No: 450 ve No: 969, Maraş Sancağı ve Dulkadirli Ulusu Mufassal Tahrir Raporları,
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), Defter No: 2760, Fırka-i İslâhiye ve Anadolu İskân Ahkamı Takibat Kayıtları,
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Mühimme Defterleri ve Dulkadir Eyaleti Şikâyet Kayıtları,
Maraş Şer'iye Sicilleri Arşivi, Andırın Akçakoyunlu Havzası Mülk Paylaşımı, Tereke, Vakıf ve Ayanlık Davaları Defterleri,
Sümer, Faruk. Dulkadir Beyliği. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1991.
Solak, İbrahim. XVI. Yüzyılda Dulkadirli Türkmenleri. Elazığ: Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları, 2004.
Kemal, Yaşar. Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akkoyunlu-Dulkadirli Bakiyesi ve Toros Türkmenleri Sosyolojisi). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1974.
ATASE (Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı) Arşivi, Millî Mücadele Dönemi Andırın ve Maraş Batı Cephesi Harp Raporları ve Milis Harekatı Lojistik Hatları Koleksiyonu.
Yorumlar
Yorum Gönder