Andırın Akifiye Köyü


Andırın Akifiye Köyü

Andırın ve Akifiye hattı, Kilikya Pedia ile Anti-Taurus (Toros) Dağları’nı birbirine bağlayan stratejik geçiş yolları üzerinde yer alır. Metmen Hopuru mevkiinde ve çevresinde tespit edilen kaya oyma gözetleme noktaları, Hitit İmparatorluk devrinde sınır güvenliğini sağlamak ve dağ kavimlerinin (Kizzuwatna bölgesi yerlileri) hareketlerini denetlemek amacıyla kurulan erken dönem erken uyarı ve haberleşme sistemlerinin kalıntılarını barındırır. Arşivsel haritalar ve arkeolojik yüzey araştırmaları, bu noktanın Çukurova’dan İç Anadolu’ya sızan her türlü hareketi kontrol eden doğal bir radar işlevi gördüğünü mühürler.

Bölge, Kilikya Ermeni Krallığı ile Bizans İmparatorluğu arasındaki sınır müdahalelerine sahne olmuştur. Akifiye’nin hemen altından geçen antik kervan yolu Ağyol, Çukurova’dan İç Anadolu’ya (Göksun-Kayseri hattına) sızan askeri birliklerin ve ticari kervanların ana güzergâhı konumundaydı. Bu hat, dağlık arazi yapısı sayesinde natural bir savunma bariyeri oluşturmuştur.

14. ve 15. yüzyıllarda Dulkadiroğlu Beyliği’nin hâkimiyet alanına giren bölge, Bozdoğan ve Afşar oymaklarının geleneksel yaşam alanı haline gelmiştir. Dulkadiroğlu idaresi döneminde bu sarp dağ geçitleri, beyliğin iç güvenliğini sağlayan Türkmen asabiyetinin askeri üssü olarak işlev görmüştür.

Osmanlı’nın bölgeyi ilhakından sonra tutulan 1520-1560 tarihli Kars-ı Zülkadriye ve Maraş tahrir defterlerinde, Akifiye ve çevresindeki Çokak-Geben havzasının Bozdoğan cemaatlerine tescilli yaylak alanı olduğu mühürlenmiştir. Kadirli (Kars) ovasında kışlayan Türkmenler, bahar aylarıyla birlikte bu dağ geçitlerini aşarak Akifiye yaylalarına çıkmışlardır.

1864 Çerkes sürgünü sonrasında, Fırka-i İslâhiye (1865) operasyonuyla bölgedeki konargöçer aşiretler iskâna zorlanırken, stratejik dağ geçitlerinin güvenliğini sağlamak ve otoriteyi tesis etmek amacıyla Kafkasya'dan gelen Ubıh ve Abzeh grupları bu yayla düzlüklerine yerleştirilmiştir. Akifiye, bu süreçte idari bir "köy" kimliği kazanmıştır. Şer'iyye Sicillerinde, Kafkasya’dan getirilen gümüş işçilikli kamalar ve at koşum takımlarının bölgede ticarileştiği görülmektedir. 19. yüzyıl sonunda yaşanan dondurucu "Aprıl Kışı" ve kıtlık döneminde Çerkes muhacirlerin Yörüklerle kurduğu takas ekonomisi (gümüş kamaya karşı buğday vb.) tereke kayıtlarına yansımıştır. 20. yüzyılın başlarında tarımsal zorluklar ve ekonomik baskılar neticesinde Çerkes aileler arazilerini eski sahipleri olan Yörüklere (Bozdoğan bakiyesi) satarak bölgeden göç etmiştir; bu durum asabiyetin rücu etmesi olarak kayda geçmiştir.

1920 yılında Osman Tufan Paşa komutasındaki Kuvayımilliye teşkilatlanmasında, Akifiye’nin sarp coğrafyası ve Metmen Hopuru geçidi Fransız iaşe kollarının durdurulduğu ana üs olmuştur. Maraş ve Kozan hattını birleştirmek isteyen Fransız birliklerine karşı Ubıh (Wıbıh) milisleri ve Türkmen dağcıları gayrinizami harp taktikleriyle Metmen Hopuru mevkiinde kıskaca almıştır. Ubıh milislerinin süvari kabiliyeti ile Türkmen dağcılık tecrübesi bu hatta harmanlanmış; bölge, Maraş-Andırın savunma hattının "Kuzey Kilidi" olarak düşmanın İç Anadolu’ya sarkmasını engellemiştir.

Bozdoğan ve Beğdili Türkmenleri: Kadirli ve çevresindeki köylerde (Yukarı Bozkuyu, Kesikkeli, Yusufizzettin vb.) kök salan Bozdoğan oymakları, Oğuzların Üçoklar koluna mensuptur. 16. yüzyıl tahrirlerinde "Bozdoğan Cemaati" olarak kaydedilen bu kollar, Türkmen asabiyetinin Akifiye hattındaki kadim sahipleridir.

Tatarlı ve Sarıcalılar Obası: Beğdili boyuna bağlı olan Tatarlı ve Sarıcalılar oymakları, 1864 öncesi Akifiye ve çevresinin mutlak hâkimleridir. Mülkiyetin daha sonra tekrar bu Yörük köklerine rücu etmesi etnolojik bir sürekliliktir.

Ubıh ve Abzeh Çerkes Grupları: 1864 sürgünü sonrasında bölgeye yerleştirilen Kafkasyalı muhacirlerdir. Ubıh (Wıbıh) ve Abzeh klanları, 20. yüzyılın başına kadar köyde kendi kültürel ve dilsel kimliklerini (Wıbıh dili) muhafaza etmiş, Georges Dumézil gibi dilbilimcilerin sahada incelemeler yaptığı bir topluluk oluşturmuştur. Balıkesir (Manyas-Gönen) ve Kayseri (Uzunyayla) hattı ile kurdukları akrabalık ağları Ubıh asabiyetinin altını çizer. Zamanla ekonomik nedenlerle arazilerini devrederek Marmara havzasına göç etmişlerdir.

Maraş ve Kars-ı Zülkadriye sancaklarına ait 18. yüzyıl vakfiye defterlerinde, Kadirli ve Andırın çevresindeki cami, medrese ve imaretlerin idaresini üstlenen yerel ayan ve müderris ailelerinin mülk tasarrufları yer alır. Bölgedeki vakıfların tesisinde Bozdoğan ve Dulkadiroğlu kökenli ileri gelen ailelerin tescilli mülk bağışları bulunmaktadır.

18. yüzyılın ikinci yarısı ve 19. yüzyılın başlarında Çukurova ve Andırın dağlarında vergi mültezimliği ve mütesellimlik görevini yürüten yerel derebeyleri ile aşiret reisleri, bölgenin ekonomik akışını kontrol etmiştir. Şer'iyye Sicillerinde, dağ geçitlerinin vergilendirilmesi ve yaylak otlak vergilerinin (resim-i yaylak) tahsilatında Bozdoğan ve Türkmen ağalarının mühürleri görülmektedir.

Bölgenin kadılık, müftülük ve müderrislik görevlerini yürüten ilmiye sınıfına mensup aileler, tahrir defterlerinde ve sicillerde "Ehl-i İlim" olarak kaydedilmiştir. Bu aileler, hem hukuki ihtilafların çözümünde hem de aşiretler arası dengenin korunmasında hakem rolü üstlenmiştir.

Kadirli Şer'iyye Sicilleri'nde yer alan tereke (miras) kayıtları, Akifiye ve çevresindeki yaylak arazilerinin mülkiyet devirlerini, Yörüklerin Çerkes muhacirlerle gerçekleştirdiği "takas ekonomisini" (gümüş kamalar, at koşum takımları karşılığı buğday ve erzak transferi) ve 20. yüzyıl başında imzalanan "Hüccet-i Şer'iyye" belgelerini gün yüzüne çıkarmaktadır. Çerkeslerin arazileri eski sahiplerine devretmesine dair hukuki metinler bu sicillerde mühürlüdür.

Yaşar Kemal’in Eserlerinde Akifiye:

İnce Memed serisinde Akifiye; Geben, Çokak ve Kesme hattındaki sarp geçitlerin kilidi olarak zikredilir. Memed’in kaçış güzergâhlarında tasvir edilen Akifiye Çerkesleri, "sert ama adaletli" karakterleriyle anılır. Bu eserlerde Akifiye, ovadaki ağalık sistemine karşı dağın sunduğu hür yaşamın kalesidir.

Binboğalar Efsanesi eserinde ise Akifiye, Yörüklerin yerleşik hayata geçiş sancılarının en somut örneğidir. Yörüklerin yüzyıllardır kendi malı bildiği yaylaların (Akifiye düzlüğü) devlet eliyle muhacirlere (Çerkeslere) verilmesi, romanda kadim asabiyetin mülkiyet hukukuyla girdiği ilk büyük çatışma olarak betimlenmiştir.

Yaşar Kemal, Akifiye evlerini diğer Andırın köylerinden ayırır. Çerkeslerin kurduğu iki katlı, "yarma" çatılı evleri, Yörüklerin "huğ" veya "çadır" kültürüyle kıyaslayarak mimarinin bir aidiyet mührü olduğunu vurgular.

1962 monografisinde tescil edildiği üzere; Akifiye evleri, tahta çatılı ve iki katlı kübik "Yarma" mimari yapısıyla Kafkasya savunma mimarisinin Toroslar’daki nem dengesini korumak üzere tasarlanmış bir mühendislik harikasıdır.


Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Maraş ve Kars-ı Zülkadriye Sancakları Kayıtları.

Kadirli Şer'iyye Sicilleri, Sicill-i Ahval ve Tereke Defterleri, 18. - 19. Yüzyıl Arşiv Belgeleri.

Fırka-i İslâhiye ve 1864-1865 İskân Siyaseti Resmî Askeri Raporları ve Zabıtları.

Andırın ve Çevresi 1962 Tarihli Bölge Monografisi ve Mimari Envanter Raporları.

Kemal, Yaşar. İnce Memed (Serisi), Akifiye, Geben, Çokak ve Kesme Geçitleri Tasvir ve Coğrafi Anlatıları.

Kemal, Yaşar. Binboğalar Efsanesi, Yörükler, Yaylak Mülkiyeti ve Muhacir İskânı Çatışma Analizleri.

Dumézil, Georges. Kafkas Dilleri ve Wıbıh (Ubıh) Lehçesi Saha Araştırmaları ile Andırın Gözlemleri.

Yorumlar

Popüler Yayınlar