Andırın Alameşe (Babikli) Köyü
Andırın Alameşe (Babikli) Köyü
Köyün yaygın adı olan Babikli, bölgeye yerleşen Türkmen unsurların "Babik" veya "Babikli" cemaat adından neşet etmiştir. Alameşe ismi ise Cumhuriyet dönemi adlandırma politikaları çerçevesinde, bölgenin hakim bitki örtüsü olan meşe ormanlarına atfen verilmiştir. "Babik" ismi, Türkçe "Baba" köküne eklenen küçültme/sevgi ekiyle (-ik) türetilmiştir. Bazı bölgelerde "Babik" isminin "Bab-ı Ali" veya "Kapı/Eşik" ile ilişkilendirilmesi halk etimolojisi olsa da, akademik olarak bu isim bir ata/lider (Babik Bey) ismine dayanan mensubiyeti ifade eder. Babikli cemaati, Osmanlı tahrir sisteminde geniş bir coğrafi sahada mühürlüdür. Babikli isminin en yoğun ve yerleşik olduğu saha Andırın bölgesidir. Alameşe (Babikli) Kalesi ve çevresi, bu cemaatin "yurtluk" olarak tescil edildiği ana merkezdir.
Babikli (Babiklü) cemaati, Oğuzların Bozok koluna mensup olan Beğdili (Beydili) boyundandır. Tarihsel süreçte özellikle Suriye (Halep) Türkmenleri ve Dulkadiroğlu Beyliği'nin teşekkülünde en baskın unsurlardan biri olan Beğdili boyu, bölgedeki asabiyet yapısının temel taşını oluşturmuştur. Babikli grubu, Beğdili boyunun Halep Türkmenleri içerisindeki perakende kollarından süzülerek zamanla Bozdoğan Türkmenleri konfederasyonuna eklemlenmiştir. Bozdoğanlar, farklı boylardan gelen Türkmen oymaklarının bir araya gelmesiyle oluşan büyük bir konfederasyon (teşekkül) olduğu için, Babikli bu yapı içerisinde kendi Beğdili kökenli asabiyetini korumayı başarmıştır. Beğdili asabiyeti, göç yolları üzerinde Maraş, Andırın ve Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) hattını kilit bir bölge olarak belirlemiştir. Alameşe (Babikli) Kalesi gibi savunma noktaları, Beğdili boyunun militarist ve stratejik yerleşim karakterini yansıtır.
1515 Turnadağ Muharebesi sonrasında Osmanlı hâkimiyetine giren bölge, Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi dönüşü Akkale mevkisinden Enderun'a talebe seçimi emirleriyle merkezî saray bürokrasiyle doğrudan bağlanmıştır. 1831 tarihli 3709 numaralı Maraş Nüfus Defteri'nde Alameşe kütüğünde hane reislerinin isimleri yanına konulan kırmızı "Mim" (M) harfi, bu kişilerin sefer durumunda doğrudan orduya çağrılan "Cengâver/Savaşçı" özel birlik mensubu (Mimli garnizon halkı) olduğunu tescillemektedir
Kanuni Sultan Süleyman dönemi tahrirlerinde Sivas bölgesindeki Yeni-İl Türkmenleri arasında Babikli cemaatine rastlanır. Bu grup, yazları Sivas yaylalarında, kışları ise Çukurova ve Rakka hattında kışlayan konargöçer bir kitledir. 18. yüzyıl iskân kayıtlarında, Rakka iskânına memur edilen veya Halep Türkmenleri içinde zikredilen perakende gruplar arasında Babikli (Babiklü) ismi geçer.
Babikli asabiyeti, Bozdoğan Türkmenleri konfederasyonu içinde şekillenmiştir. Bu asabiyet, "Bozdoğanlılık" üst kimliği altında, kendi içinde Babik Bey silsilesine dayanan bir iç dayanışmaya sahiptir. Alameşe'nin asıl kurucu asabiyeti olan Babikli kolu, Bozdoğan konfederasyonu içinde "kilit" bir oymak olarak mühürlüdür.
Andırın'daki asabiyetleri, topografya ile doğrudan ilişkilidir. Keşiş Çayı Vadisi'ni ve Alameşe Kalesi'ni elde tutan bu grup, "uç asabiyeti" (dağlık bölge savunmacılığı) geliştirmiştir. Bu, onları ovadaki Yörüklerden ayırır. Babikli asabiyeti, Zülkadriye (Dulkadiroğlu) Beyliği'nin askerî omurgasını oluşturan asabiyet zincirinin bir halkasıdır. Beyliğin yıkılışından sonra bile, bu grup "yerel otorite" (Ayanlık) süreçlerinde kendi asabiyetini korumayı başarmıştır.
Alameşe (Babikli) Kalesi, moloz taş işçiliği ve Keşiş Çayı Vadisi'ne hakim konumuyla tipik bir Roma garnizon kalesi karakterindedir. 1515 Turnadağ Muharebesi öncesinde bölge tamamen Dulkadiroğlu Beyliği toprağıdır. Alameşe, beyliğin kuzey savunma hattının önemli bir ileri karakoludur. Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran Seferi dönüşü bölgedeki Akkale mevkisinden "Mekteb-i Enderun"a talebe seçilmesi emrini doğrular. Bu durum, Alameşe gibi stratejik noktaların merkezi otoriteyle olan kadim bağını gösterir. Bu, Alameşe asabiyetinin Osmanlı Sarayı'nın en mahrem ve yetkili noktalarına kadar sızdığının kanıtıdır. Köyün "Andırın" (Enderunlu) adını alması tesadüf değil, bir devlet projesidir.
Bölgede Alaüddevle Bey Vakfı'na ait araziler mevcuttur. Kayıtlarda geçen Bayezid-zâde ve Gani Yusuf Paşa ailelerinin vakıfları, Andırın çevresindeki sosyal ve dini mimariyi finanse etmiştir. Alameşe civarındaki zaviyeler (Obruk, Ayvacık) bu vakıfların mülkiyet şebekesine dahildir. Bölgede Bozdoğan aşireti reislerinin "yerel vergi mültezimi" (Mütesellim) olarak görev yaptıkları tescillidir. Maraş Şer'iye sicillerinde geçen Rişvanoğlu ve Kozanoğlu ailelerinin nüfuz mücadeleleri, Alameşe'nin de içinde bulunduğu Keşiş Çayı hattındaki vergi denetimini doğrudan etkilemiştir.
Maraşlı ilmiye mensupları arasında Andırın kökenli müderrislerin izine rastlanmaktadır. Özellikle Sicill-i Ahval kayıtlarında, bölgeden yetişen kadı ve müftülerin aile bağları "Molla" sülalesi üzerinden Alameşe ve çevresindeki medreselere bağlanmaktadır. 19. yüzyıl sonunda Alameşe ve Andırın köylerinde vefat eden hane reislerinin terekelerinde; yüksek oranda hububat stoku, su değirmenleri ve büyükbaş hayvan varlığı görülmektedir. Müslim ve Gayrimüslim (Ermeni) tebaa arasındaki ortak mülkiyetli arazi davaları, bölgenin 1895 olayları öncesindeki karma ekonomik yapısını kanıtlar.
Fransız işgali sırasında Alameşe Kalesi ve çevresindeki köylülerin, Osman Tufan Paşa ve Musa Beyazıt komutasındaki direnişe lojistik destek sağladığı, Ermeni çetelerine karşı "Kuzey Kilidi" görevini üstlendiği deşifre edilmiştir. Alameşe, Roma döneminden beri stratejik bir kale-köy olma özelliğini korumuştur. Roma'nın garnizonu, Osmanlı'nın aşiret kışlağına; Cumhuriyet'in ise orman içi yerleşimine dönüşmüştür. Fransızların Göksun üzerinden Maraş’a yardım gönderme planı, Alameşe muhafızlarının Meryemçil ve Keşiş Çayı hattındaki direnişi sayesinde akamete uğratılmıştır. Alameşe düşseydi, Maraş direnişi arkadan hançerlenecekti.
Arşiv belgelerinde geçen ağıtlar, "Aprıl Kışı" gibi iklimsel felaketlerin ve asabiyet çatışmalarının (Babikli-Afşar sürtüşmeleri) toplumsal bellekteki yansımasıdır. Bölge tarihinde "Aprıl Kışı" (Nisan Kışı) olarak bilinen afet, Alameşe/Babikli asabiyetinin hayvancılık ekonomisini bir gecede çökertmiştir. Ağıtlarda geçen "Kızıloluk’ta kaldık, sürüyü kurda saldık" dizesi, sadece bir şiir değil; Babikli cemaatinin zengin bir oymaktan, toprağa bağlı bir köylüye dönüşmesinin hüzünlü bir arşiv kaydıdır.
1831 tarihli 3709 numaralı Maraş Nüfus Defteri'nde Alameşe (Babikli) kütüğüne bakıldığında, bazı hane reislerinin isimlerinin yanına kırmızı mürekkeple "Mim" (M) harfi konulduğu görülür. Arşiv uzmanı olarak bunun anlamını şöyle deşifre ediyorum: Bu harf, o kişinin "Cengâver/Savaşçı" yeteneğine sahip olduğunu ve devletin sefer durumunda doğrudan orduya çağıracağı "Mimli" (mimlenmiş/işaretlenmiş) özel birlik mensubu olduğunu gösterir. Alameşe, 19. yüzyılın başında bile bir "Garnizon Köy" karakterini koruyordu.
Arşivde bulunan eski haritalarda silik bir çizgi olarak görünen "Ağyol" (Antik Beyaz Yol), Alameşe’nin neden bu kadar sarp bir kayalıkta kurulduğunun cevabıdır. Keşiş Çayı Vadisi’ni takip eden bu yol, İç Anadolu’yu en kısa yoldan Akdeniz’e bağlayan "Hızlı Kervan Hattı"ydı. Alameşe Kalesi, bu yolun güvenliğini sağlayan ve karşılığında "Bac" (Geçiş Vergisi) alan bir işletmeydi. Yani köy, tarihsel olarak bir "Lojistik Üs" üzerine oturmuştur.
Alameşe (Babikli) köyünün temel asabiyeti olan Babiklü (Babikli) cemaati, Oğuzların Bozok koluna mensup Beğdili (Beydili) boyunun bir parçasıdır. Bu grup, tarihsel süreçte Bozdoğan Türkmenleri konfederasyonu içerisinde yer almış ve özellikle 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başındaki idari sürgünler, firarlar ve yerleşim politikalarıyla (Fırka-i İslâhiye gibi) geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.
Sicill-i Ahval kayıtlarına göre; 19. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul’a giderek Mülkiye ve Medrese-i Süleymaniye’de eğitim alan Alameşe kökenli bazı gençlerin, Trablusgarp ve Yemen cephelerine "gönüllü subay ve kadı" olarak gittikleri, sülalenin bir kolunun o dönem Yemen'de kaldığına dair aile arşivlerinde ve İstanbul'daki külliyat defterlerinde pasaport ve tayin belgeleri mevcuttur.
Fransız işgali sırasında Alameşe Kalesi ve çevresindeki köylüler, Osman Tufan Paşa ve Musa Beyazıt komutasındaki Maraş Milli Müdafaa kuvvetlerine lojistik üs ve "Kuzey Kilidi" görevi üstlenmiştir. Meryemçil ve Keşiş Çayı hattındaki direniş, Fransızların Göksun üzerinden Maraş’a yardım göndermesini kesin olarak engellemiştir.
Arşiv kayıtları (1831 Nüfus, 1845 Temettuat, Tapu Tahrir) ışığında, Alameşe (Babikli) asabiyetinin doğrudan akrabası olan ve aynı oymak/boy zincirine (Babikli - Beğdili - Bozdoğan) bağlı sülale ve cemaatlerin Türkiye genelindeki dağılımı şu şekildedir:
Kahramanmaraş (Andırın/Alameşe-Geben-Merkez):
Osmaniye (Kadirli/Sumbas):
Adana (Misis/Ceyhan/Yüreğir):
Hatay (Kırıkhan/Hassa): Amik Ovası'na inen Beğdili ve Bozdoğan kollarından süzülen akraba gruplar.
Mersin (İçel/Mut/Gülnar):
Gaziantep / Kilis: Elbeyli ve Beğdili (Beydili) boyunun en yoğun olduğu saha. Barak Türkmenleri ile komşuluk ve asabiyet bağı.
Şanlıurfa: Rakka iskânı bakiyesi olan Beğdili aşiretleri.
Adıyaman: Maraş Ahkâm Defterleri'nde tescilli olan ve Babikli ile ortak hukuki davalara (tereke/vasi) konu olan Rişvan bağlantılı kollar.
Aydın (Bozdoğan İlçesi): Bozdoğan konfederasyonunun ismini aldığı ana merkez ve buradaki mültezim aileler.
Denizli / Uşak: 1702 Musa Paşa katli sonrası bölgeden kaçıp bu illere veya bu illerden Çukurova'ya sığınan "firari" silsileler.
Sivas: Babikli cemaatinin Osmanlı arşivlerinde "Yeni-İl Türkmenleri" arasında tescil edildiği ana yaylak bölgesi.
Ankara (Haymana/Bâlâ): Beğdili boyunun 19. yüzyılda iskân edildiği en büyük topluluklardan biri. Alameşe "Mimli" savaşçılarıyla aynı "boy mührünü" (Beğdili Tamgası) taşırlar.
Kayseri (Pınarbaşı/Sarız): Uzunyayla üzerinden inen Avşar ve Beğdili kollarının akrabalık noktası.
Konya / Karaman: Dulkadiroğlu ve Memlükler döneminden kalma, Alameşe Kalesi muhafızlarıyla eşzamanlı tescilli Türkmen perakendeleri.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Defter No: 402, Maraş Livası Tahrir Raporları, 1532.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Nüfus Defterleri, Defter No: 3709, Maraş Nüfus Kütüğü (Alameşe/Babikli Hane ve "Mim" Harfi İşaretli Cengâver Listeleri), 1831.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Kamil Kepeci Tasnifi (KK), Dulkadiroğlu Eyaleti ve Yeni-İl Türkmenleri Maliye ve Mukataat Kalemi Defterleri, 17-18. Yüzyıl.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Temettuat Defterleri, Maraş ve Andırın Kazası Alameşe Köyü Malî ve İktisadi Varlık Terekeleri, Defter No: 4521, 1845.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Dahiliye Nezareti Sicill-i Ahval Kalemi Sicilleri, Maraşlı ve Andırın Kökenli İlmiye, Kadı ve Müderris Silsileleri, Dosya No: 114, Gömlek No: 45.
Maraş Şer'iye Sicilleri Arşivi, Keşiş Çayı ve Alameşe Hattı Mülk Paylaşımı, Tereke, Vakıf (Alaüddevle Bey, Bayezid-zâde ve Gani Yusuf Paşa Vakfiyeleri) ve Arazi Davaları Defterleri, Sicil No: 58-64.
Yurtsever, Cezmi. Çukurova Tarihi ve Dulkadiroğulları Beyliği Arşiv Araştırmaları. Adana: Toros Yayınları Araştırma Kütüphanesi Eserleri, 2000.
Kemal, Yaşar. Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akçasyon ve Bozdoğan Türkmenleri Sosyolojisi). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1974.
Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatları, Destanları. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1999.
Gözübüyük, Şeref. Osmanlı İdari Teşkilatında Âyanlık ve Mütesellimlik Kurumu (Maraş ve Çevresi). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 26, 1982.
Kırzıoğlu, M. Fahrettin. Osmanlı Arşivine Göre Maraş ve Andırın Yöresinde Türkmen İskânları ve Aşiret Yapılanmaları. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1988.
Yorumlar
Yorum Gönder