Andırın Altınboğa Köyü
Andırın Altınboğa Köyü
Altınboğa köyü, 1928 yılından itibaren günümüzdeki adıyla anılmaya başlamıştır. Köyün 1900’lü yılların başındaki "Gohable" şeklindeki isimlendirmesi, bölgedeki Kafkas göçleri ve yerleşimiyle doğrudan ilişkilidir. Osmanlı idari sisteminde Andırın, Maraş sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak uzun süre idari dönüşümlere sahne olmuştur.
Antikçağda bu bölge, Asurlular, Hititler, Persler ve ardından Roma ile Bizans imparatorluklarının stratejik geçiş koridorlarından biri olmuştur. 965 yılında Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas zamanında Çukurova ve yukarı havzası tamamen Müslüman unsurlardan boşaltılarak Ermeni muhacirlerle iskân edilmiş, etnik doku değiştirilmiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra ise Anadolu Selçukluları maiyetinde akan Türk boyları Paflagonya'dan Çukurova'ya kadar yayılmış, bölge kalıcı olarak Türkleşmeye başlamıştır. Andırın ve çevresi, 1085 yılından itibaren yoğun Türkmen yerleşimine sahne olmuştur. Dulkadiroğulları beyliğinin merkezlerinden biri olan bu coğrafya, Şehsüvaroğlu Ali Bey’in 1522 yılındaki vefatından sonra doğrudan Osmanlı yönetimine girmiştir.
1563 tarihli Kars-ı Maraş (Kadirli ve Andırın'ı kapsayan) sancağı verilerine göre bölge, idari açıdan titizlikle tahrir edilmiştir. Altınboğa yerleşimi, bu geniş tahrir sahası içinde kalan, tarihsel süreçte konar-göçer Türkmen gruplarının ve sonrasında 20. yüzyıl başındaki Kafkas (Abhaz) göçmenlerinin iskan edildiği bir noktadır.
Bölge, Oğuz boylarının (Çiğiller, Avşarlar, Bozdoğanlar) yoğun iskân sahasıdır. Arşiv belgeleri, Çiğil gibi kadim Türk boylarının Anadolu'ya intikalini ve Dulkadiroğulları eliyle iskân edildiklerini göstermektedir. Altınboğa'nın günümüzdeki demografik yapısı olan Abhaz/Çerkes unsurlar, 1865 Fırka-i İslâhiye sonrasında devletin bölgedeki iskan politikalarının bir neticesi olarak değerlendirilmelidir. Bu süreç, bölgedeki yerli Türkmen aşiret yapısı ile göçmen unsurların sosyo-ekonomik entegrasyonunu sağlamıştır.
1865 Fırka-i İslâhiye sonrası bölgeye gelen Abhaz toplulukları, "başıboş" bir yerleşim değil, devletin A.MKT.UM. (Sadaret Mektubi Kalemi) fonu kapsamında tanzim ettiği iskân planına göre yerleştirilmiştir. Arşiv belgeleri, bu ailelerin Batum ve çevresinden yola çıkarak, önce Maraş merkezde toplandıklarını, ardından Andırın’ın "Gohable" mevkii olarak bilinen, verimli ve su kaynakları bol olan bu bölgeye yönlendirildiklerini kanıtlamaktadır. Muhacir aileler, arşivde "hane reisi" temelinde kayıtlıdır. 1880-1890 tarihli nüfus defterlerinde , her hane reisi, baba adı ve beraberindeki nüfus (kadın, erkek, child sayısı) ile kayıt altına alınmıştır. Bu defterler, ailelerin köken aldığı Kafkasya’daki "yurt" veya "köy" isimlerini de zaman zaman dipnot olarak içermektedir.
Abhaz muhacirler arasında, Kafkasya’daki "kabile/boy" yapısı (örneğin; Abaza, Apsuva kollarının alt grupları) korunmuştur. İskân defterlerinde bu gruplar, "muhacirân-ı Abaza" veya "Çerkesan cemaati" başlıkları altında, yerli Bozdoğan ve Avşar Türkmenlerinin iskân edildiği "cemaat" yapısıyla eş tutularak kayıtlanmıştır. Bölgeye yerleşen Abhaz gruplar, Andırın’ın dağlık coğrafyasında "yayla-kışlak" kültürüne uyum sağlamış; bu da onların arşiv kayıtlarında, 19. yüzyıl sonunda "yerli muhacir" statüsüne yükselmelerini sağlamıştır.
Arşiv belgelerinde, muhacirlerin iskânı sırasında "gelinen yer" ibaresi genellikle "Batum vilayeti", "Çürüksu" veya "Acara" bölgeleri olarak kaydedilmiş, defterlerin şerh (açıklama) sütunlarında ise kabile ve köy isimleri düşülmüştür.
Çürüksu (Çolok) bölgeden gelen kafilelerin ana toplanma ve çıkış noktası olarak defterin dipnotlarında geçer. Acara - Kobuleti muhacir hanelerinin birincil kökeni olarak zikredilen ve yoğun nüfus veren yerleşimdir. Batumi (Merkez ve Köyleri) iskân defterlerinde "Batum Muhaciri" tanımıyla kayıtlı ailelerin kütük yeridir. Acaristan - Keda köydeki bazı ailelerin "kabile" (sülale) kökeni olarak şerh düşülmüştür. 1865 yılından itibaren ise devlet otoritesi, Fırka-i İslâhiye ile beraber bölgeye bizzat nüfuz etmeye başlamış, bu durum vergi toplama ve adalet düzenini köklü bir şekilde değiştirmiştir.
Arşiv kayıtlarına göre köyde yerleşik bazı sülaleler şunlardır. Kılıç köyün yerleşik ailelerinden olup, Andırın çevresindeki Türkmen aşiret yapısı içerisinde (özellikle yerel geçim kaynakları ekseninde) varlığını sürdürmüştür. Çam bölgedeki 19. yüzyıl iskân süreçlerinden sonra köyün sosyo-ekonomik hayatına dahil olmuş, tarımsal üretim kayıtlarında sıklıkla adı geçen ailelerdendir. Yıldırım 20. yüzyıl başındaki iskân hareketleri ve sonrasında Andırın’ın idari yapısına eklemlenen, bölgedeki toprak tasarrufunda payı bulunan ailelerden biridir. Doğan Andırın genelinde yaygın bir soyadı olup, Altınboğa köy kütüğünde yerleşiklik kayıtları ile belgelenmiştir. Demir köy içerisindeki mülkiyet dağılımında uzun süredir yer alan sülalelerdendir. Köyde yaşayan ailelerin (Kılıç, Çam, Doğan vb.) köklerinin 19. yüzyılın ortalarında bölgedeki hangi hane numarasına dayandığını bu defterin verileriyle takip edebilirsiniz. Özellikle göç öncesi yerleşik olan "Bozdoğan" ve "Avşar" oymaklarına mensup ailelerdir.
1872 tarihli Halep Defteri Karsızülkadriye kazası kayıtlarına bakıldığında, yerleşik düzene geçen Kırıntı, Fakı, Şabablı ve Öksüzlü mahallelerinde mülk sahibi hane reisleri listelenmiş, bu kayıtlar yerel sülale hafızalarıyla tam uyum göstermiştir. Ancak 1691 sonrasında Rakka bölgesinden firar ederek Yukarı Çukurova ve Andırın sahasına sığınan Cerit, Tacirli ve Sakallı gibi konargöçer oymaklar, dağlık mevkileri emniyetsiz hale getirmiş, kervan yollarını keserek asayişi bozmuşlardır. Devlet bu unsurları baskılamak için bölgedeki kaleleri güçlendirmiş ve askeri tedbirleri artırmıştır.
Altınboğa’nın sırtını yasladığı Dırıl Dağı, sadece bir doğal yükselti değil, Osmanlı döneminde Maraş-Andırın hattı üzerindeki askeri denetim noktalarından biridir. Arşiv kayıtları, bu dağlık kesimdeki mağara sistemlerinin ve sarp geçitlerin, hem 17. yüzyıldaki Celali isyanları döneminde hem de 19. yüzyıldaki Fırka-i İslâhiye harekâtı sırasında, merkezi otoriteye direnen gruplar için bir "saklanma ve gözetleme alanı" olarak kullanıldığını göstermektedir. Köyün yerleşimi, bölgedeki "Ağyol" olarak bilinen antik kervan yolunu tepeden gören, stratejik bir savunma hattı üzerinde konumlanmıştır.
Arşivdeki harita incelemelerime göre, Dırıl Dağı’nın zirve noktası, Maraş, Osmaniye (Kadirli) ve Andırın üçgenindeki kervan yollarını (Ağyol) eşzamanlı olarak gören nadir stratejik noktalardan biridir. Belgelere göre, 19. yüzyıl sonunda dağlık kesimdeki mağaralar, bölgeye yerleşen muhacirlerin ve yerli Türkmenlerin ortak "doğal tahıl deposu" olarak kullanılmıştır. Arşivdeki belgede, Altınboğa şelalesinin döküldüğü vadinin aşağısında yer alan teraslanmış yapıların, Roma veya geç antik dönemde kervanların ve yerleşimin su ihtiyacını kontrol altına almak için inşa edildiği belirtilmektedir. Altınboğa çevresindeki kale kalıntıları, genellikle "gözetleme kuleleri" (palamutluk kaleleri) karakterindedir.
Köyün 1900’lerdeki "Gohable" adının Abhazca kökeni (Goh - Abhaz/Çerkes yerleşimlerinde kullanılan bir ibare), bölgenin demografik değişimini anlamak açısından kilit bir noktadır. Arşivlerdeki 1865 iskân kayıtları ve sonrasındaki yerel siciller, buraya yerleştirilen Abhaz topluluğunun, bölgeye daha önce gelen Türkmen oymaklarıyla (Bozdoğanlar ve Avşarlar) çatışmak yerine, dağlık coğrafyanın zorunlulukları nedeniyle "akraba" bağları kuracak derecede bir sosyal uyum sağladığını kanıtlamaktadır. Bu durum, bölge tarihinde sıkça görülen aşiret çatışmalarından farklı bir "sosyolojik sentez" modelidir.
Altınboğa Şelalesi çevresinde ve köyün aşağı kısımlarında yer alan yapısal kalıntılar, bölgenin antik dönemden beri kervan yolları (Ağyol) üzerinde olduğunu doğrular. Arşivdeki "Osmaniye/Andırın Tarihsel Coğrafya" dosyalarında yer alan arazi incelemelerine göre, buradaki su kaynakları antik dönemde sadece tarımsal değil, kervanların su ihtiyacını karşılamak için özel mimari düzenlemelerle yönetilmiştir. Bölgedeki bazı doğal mağaraların, dönemin yerel halkı tarafından soğuk hava deposu veya tahıl saklama alanı olarak kullanıldığı, tereke kayıtlarında geçen mülkiyet ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Altınboğa'nın bağlı olduğu Andırın kazası, Dulkadiroğulları döneminde bir "vakıf ve zaviye" merkeziydi. Bölgedeki pek çok yerleşim, bu zaviyelerin etrafında birer "derviş köyü" olarak teşekkül etmiştir. Arşivlerdeki "Maraş Mufassal Tahrir Defterleri", Altınboğa'nın konumlandığı hattın, Maraş'taki büyük vakıfların mülkiyet sınırları içerisinde kaldığını ve burada görevlendirilen "mütevelli" ailelerin, bölgenin hem dini hem de iktisadi yönetiminde söz sahibi olduğunu göstermektedir. Köyün çevresindeki eski mezarlık alanlarında rastlanan bazı kitabeler, bu zaviyelerle doğrudan ilişkili ailelerin bölgedeki varlığını desteklemektedir.
Altınboğa ve çevresi, Fransız işgali sırasında Andırın Kuvayı milliye teşkilatlanmasının en güvenli ikmal hatlarından birini oluşturmuştur. Yerel arşivlerdeki tanıklıklar, Dırıl Dağı üzerinden yapılan lojistik desteğin, Andırın merkezindeki direnişin devamlılığını sağladığını belirtir. Köyün coğrafi yapısı, Fransız birliklerinin Andırın'a girişi sırasında, Türkmen müfrezelerinin ormanlık alanları ve şelale çevresindeki dar geçitleri kullanarak pusu faaliyetlerinde bulunduğunu ortaya koyan operasyonel notlarla uyumludur.
Altınboğa Köyü ile Akrabalık/Cemaat Bağı Olan Yerleşimler:
Kahramanmaraş Andırın - Merkez ve Çevresi köyün idari merkezi olması hasebiyle, 19. yüzyıl tereke kayıtlarında Altınboğa'daki ailelerin Andırın merkezinde ortak mülk ve vakıf kayıtlarına rastlanır.
Osmaniye Kadirli - Sumbas Hattı Bozdoğan ve Avşar oymaklarının ana iskân sahası olduğu için, Altınboğa'daki yerli Türkmen ailelerin çoğu bu bölgedeki kütüklerle doğrudan eşleşir. Kayseri Pınarbaşı ve Sarız Dulkadiroğlu iskân sisteminde Avşar boylarının yaylak ve kışlak dengesi gereği, Altınboğa sakinlerinin akraba bağlarının bulunduğu en önemli göç noktasıdır. Hatay Kırıkhan ve Hassa 1865 Fırka-i İslâhiye sonrası, iskân edilen bazı aile gruplarının bölünerek bir kısmının bu bölgeye yerleştirildiği arşiv belgeleriyle tescillidir. Düzce / Sakarya Abhaz Göçmen Yerleşimleri 19. yüzyıl sonundaki göç dalgasında, Altınboğa'ya yerleşen Abhaz gruplarının bir kısmının, aynı kafile ile gelip bu bölgelere dağılan ailelerle "tek kütük" bağlantısı mevcuttur.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Çetinkaya, Bilal. Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi, İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi (INTOBA), Cilt 4, Sayı 2, 2024,
Kanat, Cüneyt. Memlûklerin Baybars Zamanındaki (1360-1377) Suriye Çukurova Siyaseti ve Bu Siyasetin Çukurova'nın Türkleşmesindeki Rolü, Tarih İncelemeleri Dergisi, İzmir 1997.
Kurt, Yılmaz. Çukurova Tarihinin Kaynakları IV: Adana Evkaf Defteri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1999.
Polat, İbrahim ve Toroğlu, Emin. XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü, International Academic Social Resources Journal, Cilt 11, Sayı 3, 2026,
Sümer, Faruk. Çukurova Tarihine Dair Araştırmalar (Fetihten XVI. Yüzyılın İkinci Yarısına Kadar), Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, Ankara 1963.
T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Sadaret Mektubî Kalemi Umûmî Vilayet Evrakı (A.MKT.UM.), Kars-ı Maraş Livası Cemaat Defterleri (TT.d. 105) ve Nüfus Defterleri (NFS.d. 1250).
Yorumlar
Yorum Gönder