Andırın Boynuyoğunlu Köyü
Boynuyoğunlu Köyü ve çevresini kapsayan Yukarı Çukurova ile Kars-ı Maraş havzası, İlkçağlardan itibaren zengin su kaynakları, tarıma elverişli arazileri ve stratejik geçiş yolları üzerinde bulunması sebebiyle Hititler, Asurlular, Persler, Romalılar ve Bizanslılar gibi pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölge, Malazgirt Meydan Muharebesi'nin (1071) ardından kalıcı bir şekilde Türk menşeli unsurların yerleşim sahası haline gelmiştir. Sahadaki idari ve sosyal yapının kökleşmesinde, bölgenin Osmanlı idari teşkilatı içinde Adana ve Kars-ı Maraş sancakları arasında bölünmüş olmasının önemli bir mekânsal farklılaşma rolü bulunmaktadır. Tarihi süreçte "Teciker" adıyla anılan bu bölge, konar-göçer oymakların mevsimlik hareket sahaları ile yerleşik hayata geçiş çabalarının kesişim noktasında yer almıştır.
Osmanlı tahrir kütükleri ve aşiret defterleri incelendiğinde, sahanın verimli alüvyal tabanlı ova bölgeleri ile dağlık kışlak-yaylak alanları arasında bir denge unsuru olduğu görülür. 16. yüzyıl kayıtlarında bölgedeki yerleşim birimlerinin karye (köy), mezraa ve cemaat bazında sınıflandırıldığı; zaman içerisinde bazı yerleşmelerin idari ve işlevsel statülerinin değişerek köyden mezraaya, bazılarının ise mezraadan köye dönüştüğü tespit edilmektedir.
18. yüzyıl tahrir kayıtlarında ve evkaf defterlerinde, Boynuyoğunlu oymağının da yer aldığı bu havzada, dağlardan gelen akarsular (Karaçay ve Savrun kolları) üzerinde kurulmuş olan tarihî su değirmenleri zikredilmektedir. Bu değirmenler, hem bölgedeki tahıl üretiminin işlenmesinde hem de Toroslar ve Andırın dağlarından kesilen tomruk emtiasının nehir yoluyla nakledilmeden önce lojistik olarak işlenmesinde stratejik istasyonlar olarak hizmet görmüştür.
Köyün arkasındaki engebeli kayalık mülk arazilerinde ve ormanlık vadilerde, göçer aşiretlerin ve eski dönem ordu birliklerinin kurak yaz aylarında su ihtiyacını karşılamak üzere doğrudan kayaya oyulmuş ve üzeri harçla kapatılmış antik dönem su sarnıçları yer almaktadır. Bu sarnıçlar, bölgenin tarih boyunca asayişsizlik ve kuşatma dönemlerinde yerel aşiretler için "stratejik kaçış tüneli" ve su kaynağı olarak seçildiğini kanıtlamaktadır.
Boynuyoğunlu oymağının iskan tarihi, merkezî otoritenin konar-göçer grupları denetim altına alma, asayişi tesis etme ve vergi düzenini oturtma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Topluluk, asırlar boyunca yaylak ve kışlak hatları üzerinde hareket etmiş; ancak yerleşik reayanın şikayetleri ve merkezî devlet düzeninin sarsılması gibi gerekçelerle dönem dönem stratejik iskan hareketlerine tabi tutulmuştur. 1898 yılı idari yapılanması gereğince, bölgedeki mühim merkezlerden biri olan Aziziye'nin dört nahiyesinden birini teşkil eden Manahoz (Manohoz) Nahiyesi kurulmuş ve bu nahiyeye bağlanan 11 köyün tamamı doğrudan Boynuyoğunlu oymağına mensup nüfus tarafından şenlendirilmiştir.
Boynuyoğunlu adı, tarihsel terminolojide ve oymak hafızasında "asi ve başkaldıran" anlamını taşımaktadır. Sözlü kültür verileri ve şecere kayıtlarına göre, Boynuyoğunlu oymağı tarih sahnesinde üç ana obaya ayrılmakta olup, bu yapının Kayışlı Bey, Hacı Ali Bey ve Telli Bey adlı üç kardeş emirinden türeyerek çoğaldığı bilinmektedir.
Boynuyoğunlu oymağı, Oğuzların Beğdili (Beydili) boyunun mühim bir alt silsilesidir. Tarihsel kronolojide, Boynuinceli ve Boynuyoğunlu oymakları 1378-1508 yılları arasında Doğu Anadolu ve Kafkasya havzasında mühim bir güç olan Akkoyunlu Devleti'nin siyasi ve askeri bünyesinde yer almışlardır. Akkoyunlu sahasının zayıflamasının ardından, 1508 tarihinden itibaren bölgedeki en büyük konar-göçer ittifakını barındıran Dulkadir Beyliği'ne bağlanmışlar ve bu durum beyliğin 1515-1522 yıllarında Turnadağ Savaşı ile Osmanlı Devleti'ne ilhak olunmasına kadar devam etmiştir.
Osmanlı idari kayıtlarında, özellikle mufassal ve icmal kütüklerinde Boynuinceli ve Boynuyoğunlu oymakları geniş tabanlı "Boz-Ulus" (Bozulus Türkmenleri) konfederasyonu içerisinde zikredilmiş ve vergilendirilmiştir. Beğdili boyunun ana kütlesi; Bayat, Avşar ve Beydilli boyları ile birlikte 700'e yakın cemaati bünyesinde barındıran devasa bir konar-göçer nüfusu temsil etmektedir. Boynuyoğunlu oymağının alt oymak ve oba silsilesi, kurucu beylerin adları doğrultusunda şu alt kollara tasnif edilmiştir:
Kayışlı Bey Obası: Bey, Safracık (Sığracık), Geynik (Gökçeyaka), Alibeyce, Manohoz/Menoğuz (Gözeli), Kılıçlı-Kavlaklı, Burun ve Kulaklı obaları bu koldandır.
Hacı Ali Bey Obası: Bağlıca, Sarıkavak, Kuyruklu, Gedikevi, Arslanlı, Dikilikaya, Kırkpınar ve Burunarkaç toplulukları bu silsileye tabidir.
Telli Bey Obası: Kadıkapısı (Kadıkuyu/Çifteler'e bağlı) ve Büngeşik (Çatmapınar/Çifteler'e bağlı) obaları bu idari silsile içinde yer alır.
1613 yılından sonra Beydili boyuna bağlı oymaklar iki büyük kol halinde Anadolu içlerine doğru stratejik bir yürüyüş gerçekleştirmişlerdir.
Birinci kol; Gaziantep, Kars-ı Maraş, Andırın ve Kayseri hattına yerleşirken;
ikinci kol Adana, Karaman, Aksaray üzerinden Kırşehir ve Orta Anadolu sahasına kadar nüfuz etmiştir. Bu geniş coğrafyada konar-göçer nizamı sürdüren, yaylak-kışlak güzergahlarında pazarlar kurarak hayvancılıkla iştigal eden bu kitle, yerleşik köylülerin ekin alanlarına zarar verdikleri gerekçesiyle şikayet edilmiş ve Osmanlı merkezî otoritesinin 1691 tarihli meşhur iskan fermanıyla Suriye'nin Rakka bölgesine zorunlu sürgüne tabi tutulmuştur.
Topluluk, Urfa-Akçakale hattından Rakka çöllerine, Urfa-Colab Irmağı kıyıları ile Boz-abad mevkisine yerleştirilmiştir. Dönemin meşhur halk ozanlarından Budala, bu çöl sürgününün ve yurtlarından koparılmanın acısını şu dizelerle kayda geçirmiştir:
"Suluca Karahöyük belli yurtları
Aldı beni Beğdili’nin dertleri
Çöle düştü Beğdili’nin kurtları
Rakka çölünün kurdu Beğdili"
Rakka sahasının çorak yapısı, su kaynaklarının yetersizliği ve çöl ikliminin hem insan zayiatına hem de hayvan kırımlarına yol açması sebebiyle, Boynuyoğunlu ve Boynuinceli oymakları ferman dinlemeyerek oymaklarıyla birlikte parça unsurlar halinde yeniden Anadolu içlerine kaçmışlardır. Bu firar hareketinde, çölde hakim unsur olan Tayy ve Urban gibi bedevi Arap boylarının göçer Türkmen kitlelerine yönelik silahlı baskınları ve yağmacılık faaliyetleri de doğrudan tetikleyici olmuştur.
1714 yılında çıkarılan Mahalli İskan Fermanı ile devlet otoritesi kaçan oymakları yeni bir sosyo-ekonomik mühendislikle bölüştürmüştür: Boynuinceli oymağı Aksaray, Sivas, Kırşehir, Konya, Karaman, Niğde ve Develi gibi geniş bir hatta yerleştirilirken; Boynuyoğunlu oymağı ise İzmir-Tire, Adana-Yüreğir, Maraş-Andırın (Teciker mevkii), Giresun, Gaziantep, Emirdağ ve Bursa-İnegöl sahalarına dağıtılarak kalıcı iskan kütüklerine mühürlenmiştir.
Kayışlı (Kayış) Sülalesi: Köyün kurucu askeri aristokrasisini temsil eden ana sülalelerden biridir. Doğrudan Boynuyoğunlu oymağının ilk kolu olan "Kayışlı Bey" obasından türeyen, iskan fermanları sonrasında Andırın Teciker kışlağında kalıcı mülkiyet edinen kadim askeri elit silsiledir.
Hacıalioğlu (Hacıali / Ali) Sülalesi: Köy kütüğünde ve vefat ilanlarında yoğunlukla izlenen bir ailedir. Boynuyoğunlu oymağının ikinci kurucu kolu olan "Hacı Ali Bey" obasının doğrudan mirasçısı olup, Boz-Ulus kütüklerinde vergi mükellefi olarak kayıtlıdırlar.
Telli Sülalesi: Köyün toplumsal yapısında ve düğün ilanlarında faal olarak görülen bir aile adıdır. Boynuyoğunlu oymağının üçüncü kolu olan "Telli Bey" obasının Andırın havzasında kalan ve göç kollarına dahil olmayıp Teciker merkezinde kalıcı yerleşimi seçen koludur.
Kılıçlı Sülalesi: Tarımsal destek listelerinde ve yerel ticaret odası kayıtlarında rastlanan faal bir sülaledir. Kayışlı Bey silsilesine bağlı olup, Osmanlı arşiv kütüklerinde "Boynuyoğunlu-Türkmen-Yörükan" taifesi altında tescil edilen askeri oymak kollarındandır.
Kuyruklu Sülalesi: Köy sakinleri arasında tescilli ve onomastik yapısı belirgin bir sülaledir. Hacı Ali Bey obasına bağlı "Kuyruklu" cemaatinin bakiyesi olup, Rakka sürgünü dönüşü Andırın dağlık mevkisine kalıcı olarak yerleştirilen konar-göçer aile kollarındandır.
Arslan (Aslanlı) Sülalesi: Cenaze ilanlarında ve yerel taziye listelerinde aktif olarak izlenen bir sülaledir. Hacı Ali Bey obasının askeri unsurlarını barındıran "Arslanlı" cemaatinin günümüzdeki sülale uzantısıdır; Dulkadir tahrir kayıtlarında yer almaktadırlar.
Kulak (Kulaklar) Sülalesi: Köy içi toplumsal yapıda varlığını koruyan köklü bir aile grubudur. Osmanlı aşiret kütüklerinde "Boynuyoğunlu-Türkmen" taifesine bağlı "Kulaklı" obasından gelen ve yerleşik hayata geçişle bu adı muhafaza eden sülaledir.
Saraç Sülalesi:Saraç sülalesine mensup kişilerin ağırlıklı olarak köyün "Karaçallık Obası" ile doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir."Saraç" unvanı, geleneksel Türkmen adlandırmasında konar-göçer aşiret nizamında, koşum takımları, eyer, deri ve askeri teçhizat imal eden zanaatkâr askeri unsurlara verilen mesleki bir unvandır. 16. ve 17. yüzyıl tahrir kayıtlarında (BOA, TD) konar-göçer taifeler arasında bu nevi mesleki lakaplarla (Saraç, Demirciler, vb.) anılan oymak içi kollar, ekseriyetle ordunun ve oba süvarilerinin lojistik ihtiyaçlarını karşılamakla görevli, bu hizmetleri karşılığında kısmen veya tamamen vergiden muaf (mu'âf) tutulan "ehl-i hizmet" zümrelerindendir. 1714 Mahalli İskân Fermanı sonrasında sahadaki yerini kalıcı olarak almış ve Cumhuriyet dönemi soyadı kanununda eski oymak içi mesleki unvanlarını resmen soyadı olarak tescil ettirmişlerdir.
Milli Mücadele döneminde, Boynuyoğunlu Köyü'nün üzerinde oturduğu Andırın-Maraş hattı, Fransız işgal kuvvetleri ve onlarla işbirliği yapan Ermeni çetelerine karşı yürütülen güney cephesi direnişinin en müstahkem kalelerinden birini teşkil etmiştir. Ermeni komitacılık faaliyetlerinin ve bölgedeki Müslüman ahaliye yönelik kanlı saldırıların yoğunlaşması üzerine, asırlar boyu savaşçı askeri kimliklerini muhafaza eden Boynuyoğunlu Türkmenleri hızla müdafaa hatları kurmuşlardır.
Köyün bünyesinden çıkan eli silah tutan süvariler ve milis güçleri, Andırın bölgesindeki direniş odaklarıyla birleşerek Fransız ikmal hatlarına yönelik ani gece baskınlarında ve stratejik dağ geçitlerinin savunulmasında mühim roller oynamışlardır. Oymak hafızasındaki başkaldıran ve teslim olmayan "Boynuyoğunlu" karakteri, işgal kuvvetlerinin bölgedeki hakimiyet çabalarını boşa çıkarmış ve Maraş Milli Mücadelesi'nin şanlı sayfalarına adını yazdırmıştır.
Köye Akraba Bölgeleri ve İller
Gaziantep ve Kahramanmaraş (Merkez, Göksun): Beydili boyunun ilk yerleşim dalgasını vurduğu, akrabalık bağlarının Şer'iyye sicillerindeki miras ve mülk paylaşım davalarıyla sabit olduğu ana gövdedir.
Afyonkarahisar (Emirdağ) ve Eskişehir (Çifteler): 1714 fermanıyla Emirdağ yöresine iskan edilen ve buradaki Büngeşik (Çatmapınar), Kadıkapısı (Kadıkuyu), Kılıçlı, Kuyruklu, Safracık (Sığracık), Kulaklar ve Beğ köylerini kuran Boynuyoğunlu Türkmenleri, köyün doğrudan amcazadeleridir.
Aksaray, Kırşehir, Niğde ve Konya (Karaman, Beyşehir): Boynuinceli ve Boynuyoğunlu kollarının Orta Anadolu'daki en yoğun yayılım gösterdiği akraba iskan alanlarıdır.
İzmir (Tire) ve Bursa (İnegöl): Batı Anadolu iskan kütüklerine göre, Boynuyoğunlu oymağından ayrılan askeri mültezim kollarının kalıcı mülk edindiği batı akraba aksıdır.
Adana (Yüreğir, Ceyhan): Yukarı Çukurova bataklıklarının ıslahı ve çeltik tarımı döneminde Teciker kışlağından aşağıya inen sülale kollarının yerleştiği sahadır.
Giresun: Karadeniz sahasına iskan edilen Boynuyoğunlu oymak kollarının yerleştiği ve oymak adını muhafaza ettiği kuzey uç bölgesidir.
Hatay (Altınözü): Suriye-Rakka sürgünü dönüşünde güney hattında kalarak iskan kütüklerine dahil edilen akraba cemaat kollarının merkezidir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
TT.d 104 (H. 971 / M. 1563-1564): Kars-i Maraş Livasının; Kars, Enderun (Andırın)-Haruniyye-Bayındır Kazaları ile Karamanluyakası, Savrun, Sunbas, Çokak, Mağara, Meğelgin, Göksun, Göstere, Geben, Bayındır ve Kınık Nahiyelerinin Cemaat Defteri. [Bu defter fotokopiden çekim olup, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi TK.GM.d fonu 104 numaradadır.
Yinanç, R. & Elibüyük, M. (1988). Maraş Tahrir Defteri (1563), 2 Cilt, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları No: 1, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara. 1563 tarihli mufassal kütükte yer alan yer adları dizini, mahalle, köy, mezraa ve cemaat tasnifleri ile Andırın kazasına bağlı Boynuyoğunlu cemaat kollarının tescilini içerir.
BOA, TD 402 (M. 1525-1526): Dulkadırlı Türkmenleri (Maraş Yörükleri) İlk Mufassal Tahrir Defteri. Dulkadir Beyliği'nin Osmanlı'ya ilhakından (1522) hemen sonra tutulan, "Maraş Yörükleri" ve Beğdili boyu alt kollarının bölgedeki ilk resmi hane tespitlerini sunan belgedir.
Kurt, Y. (1980). Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilatı - Destanları (Faruk Sümer’in temel eseri üzerine Çukurova ve Kars-ı Maraş bölgesi genişletilmiş 3. baskı ilaveleri), Ana Yayınları. Boynuyoğunlu, Boynuinceli ve Beğdili boy kollarının Rakka sürgünü ve Anadolu'daki (Andırın, Emirdağ, Yüreğir) iskan fermanlarının izini süren ana lügattir.
Kanlıdere, A. (2012). "XVI. Asır Başında Dulkadirli Türkmenleri Hakkında Önemli Bir Kaynak: Maraş'ın İlk Mufassal Tahrir Defteri", Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu (29 Nisan - 1 Mayıs 2011), Cilt I, Kahramanmaraş, s. 79-92. Andırın'ın da içinde bulunduğu Dulkadir reayasının eski Türkçe onomastik yapısını ve oymakların yerleşim düzenini tahlil eder.
İşyar, S. (2025). Hicri 981 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre Üzeyir Sancağı Kişi ve Yer Adları, T.C. Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır. Boynuyoğunlu oymağının güney (Çukurova/Üzeyir) geçiş güzergahındaki kişi adları, unvanlar ve yerleşme adlarının etimolojik ve idari taksimat sınırlarını çizer.
Polat, İ. & Toroğlu, E. (2026). "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü", International Academic Social Resources Journal, 11(3), 340-359. Andırın kazası ile komşu nahiyeler (Sunbas, Savrun, Çokak) arasındaki mezraa-karye dönüşümlerini ve yerleşme sürekliliğini coğrafi referanslarla inceler.
Yorumlar
Yorum Gönder