Andırın Karapınar(Kîsecik)Köyü

 

Andırın Karapınar Köyü

Andırın Karapınar köyü, coğrafi topoğrafyası ve yüksek debili su kaynakları (Karapınar’ın gözü) sayesinde İlkçağ’dan itibaren stratejik bir emniyet ve ikmal noktası olmuştur. Tarihsel süreçte yerleşimin eski adı olan Kisecik (Kîsecik), sıradan bir adlandırma olmayıp, bölgede saptanan antik yerleşim kalıntıları ve kilise bakiyeleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu veriler, Geç Roma-Bizans ve Çukurova Ermeni Krallığı (Kilikya) dönemlerinde yerleşimin "Kastra" (küçük askerî karakol yerleşimi) olarak işlev gördüğünü kanıtlamaktadır.

Yerleşim, Kilikya ovalarından (Anavarza ve Kars-ı Zülkadriye hattından) gelip İç Anadolu’ya (Kayseri-Gemerek) bağlanan ve Ağyol olarak bilinen antik dağ geçidinin en korunaklı kilididir. Etrafı doğal kayalık sütrelerle çevrili bu gizli askerî vaha, İslam fetihleri ve Selçuklu ileri hat akınları döneminde "Dârü’l-Cihad" sınır boylarında stratejik bir gözetleme noktası olarak tescillenmiştir.

14 ve 15. yüzyıllarda Çukurova Bölgesi, Kahramanmaraş merkezli Dulkadiroğlu Beyliği ile güneyi kontrol eden Mısır Memlük Sultanlığı (ve onlara bağlı tebaa olan Üçok Türkmenleri / Ramazanoğulları) arasında kanlı bir nüfuz mücadelesine sahne olmuştur. Memlük ve Dulkadirli sınır neşriyatlarında (Memlüklüler Döneminde Çukurova kayıtlarında), Karapınar/Kisecik havzası sabit bir yerleşim yeri olarak değil, iki devletin birbirine sızma yapmak için kullandığı bir "Ölü Bölge" olarak geçmektedir. Ormanlık yapısı o dönemde o kadar sıktır ki, ne Memlük süvarileri ne de Dulkadirli atlıları bu bölgeye tam hâkimiyet kurabilmiştir. Bölge, ancak iki tarafın da itaat altına alamadığı, vergi dışı kalmış serkeş (asi) Türkmen unsurların sığınak noktası haline gelmiştir.

Osmanlı Klasik Döneminde mufassal kayıtlarında Karapınar yerleşimi, sancak merkezine uzak olmasına rağmen yoğun bir askerî imtiyaz zinciriyle donatılmıştır. Burası sıradan bir tarım köyü değil, Osmanlı ordusunun sınır güvenliğini sağlayan Tımarlı Sipahiler, Çeribaşıları ve orduya mühimmat/lojistik sağlayan Cebeci kollarının doğrudan konuşlandığı bir taşra kışlağıdır. Devlet, bu sarp ve stratejik geçide dışarıdan sivil nüfus yerleştirmek yerine, burayı doğrudan muafiyetli (âvârız vergilerinden muaf) askerî ailelere teslim etmiştir.

Tahrir defterleri ışığında köyün yerleşim sürekliliği ve mülkiyet yapısı şu belgelerle tevsik edilmiştir:

BOA, TD 998 (1530 Tarihli Muhâsebe Defteri): Bu defterde Kisecik/Karapınar mevkii, yerleşik hayata geçmeye başlamış cemaatlerin ekim-dikim yaptığı, ancak henüz yoğun bir kaza nüfusuna sahip olmayan, ekseriyetle "mezraa" statüsünde veya yörük taifesinin kışlak/yaylak durak noktası olarak kaydedilmiştir.

BOA, TD 130 / TKGMA, Defter 108 (1575 Maraş Mufassal Defteri) ve TKA 101 (1563 Kars-ı Maraş Mufassal Tahrir Defteri): İncelendiğinde Kisecik karyesi/mezraası, hane (evli erkek) ve mücerred (bekâr erkek) nüfus olarak sayılmıştır. Belgelerde bölgenin ormanlık alanlarının açılarak tarıma kazandırıldığı ve "balta girmemiş" yerlerin hakanî toprağa (miri arazi) dahil edilerek tescillendiği doğrulanmaktadır.

18 ve 19. yüzyıllarda Andırın ve Kisecik çevresindeki tarımsal gelirler (hınta, şair, rüsum-ı uşr), bölgenin güçlü yerel aileleri (Âyanlar) tarafından iltizama verilmiştir. Andırın genelinde ve Sumbas bölgesinde Dulkadirli Hâtûnîye ve Alaüddevle Bey vakıflarının mülkleri bulunmaktadır. Kisecik ve çevre köylerdeki bazı tarım arazilerinin ve değirmenlerin gelirleri, bu vakıflara veya bölgedeki derviş zaviyelerine (Andırın zaviyeleri) tahsis edilmiştir. Bu durum, toprağın statüsünün miri (devlet) veya vakıf arazisi olduğunu doğrulamaktadır. Bölgede şer'i hukuku uygulayan kadıların ekseriyetle Maraş veya Kars-ı Maraş (Kadirli) medreselerinden mezun olduğu, mülkiyet davalarında hakemlik yaptıkları belirlenmiştir.

19. yüzyılda Tanzimat ve Fırka-i İslâhiye (1865) sonrasında idari revizyona uğramış, Cebel-i Bereket sancağı ile Maraş sancağı arasında tampon bölgede yer almıştır. Cumhuriyet dönemi idari taksimatında ise Kahramanmaraş ilinin Andırın ilçesine bağlanmıştır.

Köyün Bağlı Olduğu Boy ve O Boya Bağlı Cemaatleri

Köyün toplumsal omurgasını oluşturan konar-göçer aşiret ağları incelendiğinde Tecirli, Bozdoğan ve Afşar boylarının kesişim hatları net bir biçimde tespit edilmektedir:

Tecirli Aşireti: Çukurova ve Gâvurdağı hattının en baskın konar-göçer unsurlarındandır. Arşiv belgelerinde (BOA, TD 130 ve Kâmil Kepeci 315 No’lu Sipahiyan Yoklama Defteri) Tecirli cemaatlerinin yazın Andırın ve Binboğa dağlarına çekildiği, kışın ise Kadirli-Çukurova ovalarına indiği (yaylak-kışlak döngüsü) sabittir. Karapınar (Kisecik) yerleşimi, Ağyol üzerinde stratejik bir konaklama ve erken iskân noktasıdır.

Yörükan-ı Maraş Kayıtları: Dulkadiroğlu Beyliği döneminden itibaren Maraş-Andırın hattı ile Kayseri (Develi-Tomarza) hattı arasında yoğun bir nüfus hareketliliği mevcuttur. Sancak tahrirlerindeki "Yörükan-ı Maraş" kayıtları, Develi bölgesindeki Türkmen boylarının (Afşar, Bozdoğan ve kollarının) kışlak arayışıyla güneye, Andırın kırsalına ve Kisecik mevkilerine kalıcı olarak yerleştiğini göstermektedir.

Oymak Sınırları ve Otlak Paylaşımı: Karapınar/Kisecik bölgesi, doğuda Afşar yaylımları ile batıda Bozdoğan (Sumbas-Kadirli) kolları arasında bir tampon bölgedir. Defterlerde bu hat üzerinde cemaatlerin birbiriyle mülkiyet ve otlak kavgaları yaşadığı, devletin ise bu oymakları iskâna zorladığı görülmektedir. Birbirleriyle dönemsel olarak otlak kavgaları yapan Bozdoğan Türkmenleri ile Afşar boyları, Karapınar’ın korunaklı vadisinde zımni (gizli) bir barış anlaşması yapmışlardır. Kadirli ve Sumbas ovalarının tahıl ve pamuk ürünleri ile dağlık bölgenin (Andırın/Kayseri hattının) hayvansal ürünleri, keresteleri ve meşe palamutları (dericilikte kullanılan palamut) Karapınar su başında kurulan gizli takas meydanında el değiştirmiştir.

18. yüzyılın ortalarından itibaren (özellikle 1691-1696 iskân teşebbüsleri ve sonrasındaki süreçte) Çukurova, Kadirli (Kars-ı Maraş) Andırın hattındaki konar-göçer boyların yerleşik hayata geçirilmesi, tarımın canlandırılması ve asayişin sağlanması amacıyla "Hükm-i Şerif" (Padişah Fermanı) ve Divan-ı Hümayun kararları çıkarılmıştır. H. 1167 (1753-1754) tarihli AE.SMHD.I.110/7894 nolu belge, Karapınar'daki mahlul (boşta kalan) askerî tımarın devriyle ilgilidir (eklenmiştir). Sipahilerin ve çeribaşılarının bir bölgeye yerleşmesi ve oradaki miri araziden tasarruf etmesi merkezi idareden çıkan bir berat ile mümkün olduğundan, bu statüdeki ailelerin köye gelişi resmi bir iskân politikasına dayanır.

18 ve 19. yüzyıllarda Çukurova ovası (Kadirli, Ceyhan, Kozan) bataklıklar ve ölümcül "Malarya" (Sıtma) salgınlarıyla kırılırken, Karapınar köyü yüksek debili, soğuk su kaynakları ve orman havası sayesinde salgından tamamen izole kalmıştır. Bu dönemde ova halkı ve konar-göçer aşiretler, hastalarını şifa bulmaları için Karapınar mezralarına taşımışlardır. Arşivdeki tereke kayıtlarında, ovanın zengin mültezimlerinin sırf sıtmadan kaçmak için Karapınar’da "yayla odaları" ve geçici mülkler satın aldığı, bölgenin bir nevi doğal karantina ve sanatoryum merkezi olarak işlev gördüğü belgelenmiştir.

19. yüzyıl ortasındaki Fırka-i İslâhiye (1865) iskân politikaları ve Erken Cumhuriyet dönemi nüfus sayımlarında Kisecik yerleşimi homojen bir Türkmen nüfusa sahip, dışarıdan yabancı (özellikle gayrimüslim veya muhacir) nüfus almamış bir köy olarak kaydedilmiştir. Bu durum, arşivsel evlilik kayıtları ve şer'iyye sicillerindeki mülk intikalleriyle doğrulanmıştır. Akrabalar arası endogami (yakın kuzen evlilikleri), mirasa konu olan toprakların bölünmesini engellemek amacıyla sosyo-ekonomik bir savunma mekanizması olarak uygulanmıştır.

Karapınar (Kisecik) köyünde yerleşik olan ana sülalelerin tamamı, Osmanlı askerî idari yapısı ve taşra nizamı içerisinde kurumsal görevler üstlenmiş köklü yapılardır:

Çeribaşı (Küçükçeri) Sülalesi: Osmanlı askerî ve konar-göçer idare sisteminde "Çeribaşı" (Mîr-i Çeri), eyaletlerdeki tımarlı sipahilerin bağlı bulunduğu alay beyinin altındaki askerî amirleri ya da Yörük ve Türkmen taifelerinin göç, asayiş ve vergi süreçlerini yöneten devlet görevlilerini ifade eder. BOA, MAD ve KK.d No: 315 (Sipahiyan Yoklama Defteri) kayıtlarında, Maraş sancağı ve Kars-ı Maraş kazasında, konar-göçer boyların başında resmi "Çeribaşı"ların tayin edildiği belgelenmiştir. Bu unvanın sülale lakabına dönüşmesi, ailenin tarihsel askeri-idari işlevini kesin olarak kanıtlar.

Arslantaş Sülalesi: Nüfus defterlerindeki soyadı kanunu öncesi lakap ve şöhret kayıtlarında, köyün kurucu unsurlarından olan ve geniş bir akrabalık ağına sahip hane yoğunluğu yüksek bir yapı olarak tevsik edilmektedir. 16. ve 17. yüzyıl Yörükan-ı Maraş ve Kars-ı Maraş (Kadirli) tahrir defterlerinde (TKA 101) "Arslan" ve "Arslanlu" cemaat kayıtları mevcuttur. Bu sülale, bölgeye erken dönemde yerleşen ve ormanlık alanları açarak yurt edinen Bozdoğan Türkmenlerinin veya Afşar boyunun "Arslanlu" obasından neşet etmiştir.

Doğan Sülalesi: Temettuat ve tarımsal mülkiyet kayıtlarında, köydeki arazi tasarrufunu elinde bulunduran, hayvancılık ve ziraat faaliyetleriyle öne çıkan köklü haneler arasında yer alır. Rakka İskân Defterlerinde, "Doğanlı" veya "Doğanlar" cemaati, Bozulus Türkmenleri ve Tecirli Aşireti hattı ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Göç yolları haritasında (Ağyol/Kervanyolu hattı), hayvancılık faaliyetlerini yürütmek üzere Kisecik'in sulak alanlarına yerleşen konar-göçer unsurların torunlarıdır.

Topal Sülalesi: Şer’iyye sicillerinde ve idari yazışmalarda yerel bürokrasi, muhtarlık veya ilmiye sınıfına verdikleri isimlerle yer bulan, çevre kazalarla akrabalık bağları kurmuş nüfuzlu bir sülaledir. Oymak kökeni olarak, Dulkadiroğlu Beyliği döneminden itibaren bölgede kurumsallaşmış ve yerleşik hayata daha erken geçerek idari/askerî mekanizmalarda yer bulmuş Dulkadiroğlu/Yörükan taifesi kollarındandır.

Çeribaşı / Mîr-i Çeri (Küçükçeri) Sülalesi: Maraş sancağı ve Kars-ı Maraş (Kadirli) kazasındaki sipahi yoklama kütüklerinde (Sipahiyan Yoklama Defterleri), konar-göçer unsurların asayiş ve vergi nizamından sorumlu askeri amirlerine verilen resmi "Çeribaşı" unvanının zamanla sülale lakabına dönüşmesiyle oluşmuştur.

Ağar Sülalesi:Andırın genelinde "Ağar" soyadı taşıyan kolların kökeni, 16. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında da geçen Varsak Türkmenleri'nin bölgedeki eski yerleşik cemaatlerine dayanır. Karapınar köyü sınırlarında tarihsel olarak tarım ve küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yerli unsurlardandır.

İnceoğlu Sülalesi:19. yüzyılın ikinci yarısında (özellikle 1865 Fırka-i İslâhiye harekâtı ve sonrasındaki artçı iskân dalgalarında) Çukurova ovalarından veya komşu sancaklardan (Kozan/Sis cenahı) Andırın Karapınar (Kisecik) köyünün tarım arazilerine gelerek kalıcılaşan Yörük ve Türkmen boyları içerisinde İnceoğlu sülalesinin çok büyük bir önemi vardır. Bölgedeki Yörükân taifesi ve müttefik göçer unsurların (Tecirli, Bozdoğan ve kollarının) mülkiyet intikalleri incelendiğinde, ailenin resmî kütükte doğrudan büyük bir aşiret beyi sınıfı olarak değil; hane bazında ziraat ve hayvancılıkla iştigal eden, Fırka-i İslâhiye nizamnameleri doğrultusunda Karapınar'ın verimli vadi tabanlarına resmen sabitlenen ve "Hane-i İskân" kütüklerine dâhil olan yerli unsurlardandır.

Temettuat Kayıtları (ML.VRD.TMT): 19. yüzyıl Temettuat defterlerinde Kisecik köyündeki hane reislerinin gelir kaynakları vadi tabanlarında buğday (hınta) ve arpa (şair) üretimi ile küçükbaş koyun ve keçi yetiştiriciliğine (ganem ve keçi uşru) dayanmaktadır. Dönem belgeleri, köyün Çukurova ve Kadirli ile olan ticari bağını hayvansal ürünler (yağ, peynir, yün) ve odun/kereste ticareti üzerinden yürüttüğünü göstermektedir.

Şer’iye Sicili Verileri: 19. yüzyılın son çeyreğine ait mahkeme kayıtlarında, vefat eden köy sakinlerinin terekelerinde (miras listeleri) büyükbaş hayvan (bakar), küçükbaş hayvan (ganem), göçer çadırları (karaçadır) ve tarım aletleri (saban, boyunduruk) listelenmiştir. Bu durum, yerleşimin o dönemde henüz tam anlamıyla endüstriyel tarıma geçmediğini, yarı-göçer karakterin korunduğunu gösterir.

Fransız askerî istihbaratı ve onlara bilgi sağlayan yerel Ermeni komitacıların telgraf ve casusluk ağı, Karapınar’ın sarp ve korunaklı topoğrafyasına toslamıştır. Osman Tufan Paşa ve millî müfreze reisleri, Fransızların Kadirli ve Maraş hareketlerini izlemek, baskın planlarını hazırlamak ve cephane gizlemek için Karapınar’ın ormanlık ve mağaralık derinliklerini "Lojistik Merkez ve Güvenli Üs" olarak kullanmışlardır. Fransız askerî raporlarında, Andırın dağlarının bu bölgesine gönderilen keşif kollarının "hiçbir iz bulamadan geri döndüğü veya tamamen kaybolduğu" yazmaktadır. Köyün dışarıya tamamen kapalı akrabalık yapısı (endogami), yabancı bir ajanın veya casusun sızmasını imkânsız kılmış, bu sayede millî mücadelenin en mahrem harekât planları bu köyün karaçadırlarında ve konaklarında güvenle korunmuştur. Sülalelerin tek bir aşiret gibi mülki ve askerî müdafaaya katıldığı resmi askerî arşiv belgeleri (ATASE) ve yerel vesikalarla sabittir.

Köyün sosyo-kültürel hafızasında yer alan ağıt geleneği, konar-göçer hayatın zorluklarını yansıtır. Sözlü kültür belgelerinde geçen "Aprıl Kışı" (Nisan ayında aniden bastıran şiddetli soğuklar ve fırtına), yaylaya erken çıkan aşiretlerin hayvanlarının kırılmasına ve can kayıplarına yol açan tarihi bir doğa felaketi olarak hafızalarda korunmaktadır.

Karapınar (Kisecik) köyünün yakın tarihteki en stratejik sayfası, Çukurova’nın Fransız işgali ve Ermeni intikam alayları tarafından istila edildiği dönemdeki Kuvayı Milliye lojistik operasyonlarıdır.

Köy sakinlerinin kışlak-yaylak ve zorunlu iskân hatları üzerindeki akrabalık ağları şu coğrafi bölgelere kilitlenmiştir:

Andırın & Kadirli Havzası: Güzelbeyli, Değirmendere, Çokak, Akifiye, Gökahmetli, Yoğunoluk, Koçlu (Sofyalı), Tahta, Tekeli ve Yukarı Bozkuyu köyleri (Arslantaş, Doğan ve Topal haneleri doğrudan bu köylerle amca çocuğudur).

Sumbas Kısmı: Alibeyli, Akçataş, Gafarlı ve Höyük köyleri (Özellikle Kayran, Çatal ve Doğan sülalelerinin kışlak mülklerinin bulunduğu mevkilerdir).

Kayseri & Sivas Hattı: Develi (özellikle köylerindeki Avşar ve Tecirli kolları), Tomarza, Yahyalı, Sarız, Pınarbaşı, Şarkışla, Gemerek, Kangal ve Yıldızeli (Karamanlı Yakasından kuzeye çekilen ve "Yeni İl Türkmenleri" arasına karışan kollar).

Geniş İskân Aksı: Yozgat (Sorgun, Boğazlıyan), Kırşehir (Kaman, Mucur), Nevşehir, Aksaray, Niğde, Karaman, Konya (Ereğli, Karapınar), Ankara (Haymana, Bala, Çubuk), Çankırı, Eskişehir, Osmaniye (Merkez, Düziçi, Bahçe, Toprakkale), Adana (Kozan, Ceyhan, Karaisalı, İmamoğlu, Yumurtalık, Karataş, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Feke), Mersin (Tarsus, Erdemli, Silifke, Mut, Anamur, Gülnar, Çamlıyayla), Hatay (Kırıkhan, Erzin, Dörtyol, Hassa, Belen), Antalya (Serik, Manavgat, Elmalı, Korkuteli).

Rakka Sürgünü ve Sınır Kılları (Suriye/Güneydoğu): Gaziantep (İslahiye, Nurdağı, Barak Ovası), Kilis (Elbeyli), Şanlıurfa (Siverek, Viranşehir, Suruç), Adıyaman (Besni, Gölbaşı), Diyarbakır (Bismil, Çermik), Mardin (Kızıltepe), Batman, Siirt, Şırnak, Hakkâri.

Karadeniz Göç Güzergâhı: Samsun (Vezirköprü, Bafra), Ordu (Ünye, Fatsa, Mesudiye), Giresun (Alucra, Şebinkarisar), Trabzon (Akçaabat), Rize, Artvin, Gümüşhane (Kelkit, Şiran), Bayburt, Tokat (Zile, Erbaa), Amasya, Çorum (Sungurlu), Sinop (Boyabat), Kastamonu, Karabük, Bartın, Zonguldak.

Marmara Lojistik Hattı: İstanbul (Kadıköy, Üsküdar, Pendik, Kartal, Avcılar, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri), Bursa (İnegöl, Yenişehir), Balıkesir (Dursunbey, Bigadiç), Çanakkale (Biga), Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kocaeli (Gebze, İzmit), Sakarya (Akyazı), Yalova, Bilecik.


Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça
  • Çakır, B. (2011). Maraş Çeltük Enharı Mukataası: Osmanlı Döneminde Maraş'ta Çeltik Üretimi. Kahramanmaraş Sempozyumu Bildirileri, 555-556.
  • Çetinkaya, B. (2024). Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi. İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi (INTOBA JHSSA), 4(2), 95-111.
  • Kurt, Y. (2007). XVI. Yüzyılda Kars-ı Maraş Sancağı’nda Mu’âflar ve Mu’âfiyet Sebepleri. Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.
  • Polat, İ. & Toroğlu, E. (2026). XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü. International Academic Social Resources Journal, 11(3), 340-359.
  • Solak, İ. (2019). 16. Yüzyılda Pazarcık (1526-1563). Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (34), 140-162.

Yorumlar

Popüler Yayınlar