Andırın Torlar (Tatarlı) Köyü
Andırın Torlar (Tatarlı) Köyü
Andırın Torlar (Tatarlı) köyü, stratejik bir geçit topoğrafyasında, antik dönem savunma ve gümrük nirengileri olan Ak Kale (M.S. 4. yy) ve Tavşan Kalesi’nin gölgesinde kurulmuştur. İlkçağda Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde Kilikya ovasından (Anavarza hattından) gelip iç Anadolu'ya ve mahrusa kent Maraş'a sarkan kadim ticaret yollarının gümrük ve erken uyarı garnizon noktası olarak işlev görmüştür. Selçuklu hanedanının Anadolu fethi ve ardından Dulkadiroğlu Beyliği döneminde bu sarp geçit sahası Türkmen iskânına açılmıştır. 14. ve 15. yüzyıllarda Çukurova ve Mahrusa Maraş havzasında Memlûk Sultanlığı ile Dulkadiroğlu Beyliği ordularında elit bir askerî-idari teşkilat (posta-ulak ve derbentçi) olarak istihdam edilen, Oğuz boy nizamına dâhil olmuş Hazar Ötesi / Sır derya kökenli Türkmen Tatarlı Cemaati bölgenin kadim kurucu çekirdeğini oluşturmaktadır.
Osmanlı döneminde yapılan idari taksimatta köyün ilk resmî tescili, 1530 tarihli "BOA, TD 998" numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-ı Bekr ve Zü'l-kadriye Defteri’nin 214. sayfasında "Cemaat-i Tatarlı, tâbi-i Nahiye-i Andırın, Kars-ı Maraş" ibaresiyle miri kayda geçirilmiştir. Defterde bu cemaatin ödediği vergiler yerleşik Müslüman tebaaya özgü "Resm-i Çift", "Resm-i Nimçift" ve "Resm-i Bennâk" kalemleriyle işlenmiş olup cemaatin tamamen Müslüman-Oğuz kültür dairesinde yer aldığı tescil edilmiştir.
1563 tarihli "TKA 101" ve 1575 tarihli "BOA, TD 130" mufassal tahrir defterlerinde köyün fizikî ve idari sınırları netleşmiştir. 16. yüzyılın sonlarında baş gösteren ve 17. yüzyılda etkisini sürdüren Celalî isyanları sırasında, sarp geçitlerdeki konar-göçer unsurların çatışmaları ve eşkıyalık hareketleri sebebiyle ovadaki birçok yerleşimin harabeye döndüğü ve sivil nüfusun Ak Kale lojistik muhafazası altındaki daha güvenli sığınaklara çekildiği görülmektedir. Bölge ağzında zamanla yaşanan fonetik aşınma ve onomastik değişim neticesinde "Tatar" unvanı yerini Türkçede "cesur, sarp dağ adamı, toy" anlamına gelen "Tor" / "Torlar" lakabına bırakmış ve idari kütüklere "Tatarlı nam-ı diğer Torlar" şeklinde işlenmiştir.
Köy halkı, Moğol (Cengiz Han bakiyesi) Tatarları olmayıp kadim Hazar-Sır derya Türkmen havzasından koparak Oğuz konfederasyonunun bünyesine katılan ve Dulkadiroğlu Beyliği ordusuna dahil olan saray süvarileridir. Yapılan mufassal defter sorgulamalarında, Tatarlı cemaatinin Andırın dağlarındaki göç nizamı esnasında Bozok kolunun Afşar (Avşar) ve Bayat boyları ile Üçok kolunun Kınık ve Bayındır teşekkülleriyle ortak yaylak-kışlak ve iç evlilik ilişkileri yürüttüğü sabittir. 16. asrın mühürlü tahrir kayıtları incelendiğinde, Kars-ı Maraş sancağı ve Kadirli-Andırın ekseninde Kınık, Avşar, Bayındır ve Tecirli boy teşekküllerinin yoğun bir şekilde cemaat yapıları oluşturduğu ve bölgede "İfraz-ı Zülkadriye" Türkmanları adı altında teşkilatlandıkları anlaşılmaktadır.
Torlar (Tatarlı) köyünün idari ve toplumsal omurgasını oluşturan oba ve cemaat yapıları şu şekilde tasnif edilmiştir:
Tatarlı / Tatar Cemaati: Köyün kurucu etnik ve askerî omurgasıdır. 1530 tarihli BOA, TD 998 tescilinde yer alırlar.
Baytarlı Obası: Bozdoğan Türkmen konfederasyonu ile Afşar boyunun stratejik ittifak uzantısıdır.
Tahirli Obası: Kayseri Tomarza hattından güneye sarkan Afşar (Avşar) Gökvelioğulları (Güveloğulları) sülalesinin Andırın süzgecindeki akraba uzantısıdır.
Kuşçular Obası: Beylik döneminden beri mirlivalara avcı kuşu yetiştiren ve klasik mufassal tahrirlerde rüsûmdan muaf tutulan kadim "Cemaat-i Doğancı / Kuşçular" boydaşlarıdır.
Çukurkoz Obası: Tecirli aşiret ittifakının bölgedeki yerleşik bakiyesidir.
Haştırın Obası: Ak Kale hinterlandında hayvancılıkla mühürlenmiş, ismini antik yer adlarından alan kadim konar-göçer gruptur.
Torlar köyünün göç hareketliliği, 14. yüzyıl Memlûk kroniklerine (İbn Tagribirdi ve El-Makrizî) kadar uzanmaktadır. Memlûk sultanları, Kuzey Suriye ve Maraş sınır hattını muhafaza etmek amacıyla doğudan gelen elit "Tatar-ı Sır derya" okçu süvari birliklerini Andırın dağ geçitlerine yerleştirmişlerdir. Bu askerî unsurlar zamanla yerli Türkmen boylarıyla (Bozdoğan ve Avşarlar) kaynaşmıştır. 16. yüzyılda Ak Kale ve Tavşan Kalesi’nin cebelü/sipahi yoklamalarını içeren 315 No'lu Sipahiyan Yoklama Defteri kayıtlarına göre, savaşa gitmeyen yerel sipahilerin tımarları elinden alınarak merkeze sadık oymak reislerine devredilmiştir.
19.yüzyılın ortalarında (yerel takvime göre Nisan ayının beşinde) kışlak yerleri olan Sumbas ve Kadirli ovalarından erken çıkarak Andırın yaylalarına doğru hareket eden oymaklar, Körmenli orman sahası ile Ak Kale arasında dondurucu bir tipiye yakalanmıştır. Halk belleğinde "Aprıl Kışı" olarak adlandırılan bu afette binlerce küçükbaş hayvan ve yüzlerce çocuk donarak can vermiştir. Bu kırılma, aşiretin konar-göçerlik bağını büyük ölçüde koparmış; hayatta kalan Tahirli ve Baytarlı obaları ovalara inmeyi bırakarak Ak Kale korumasındaki Torlar köy merkezine kalıcı olarak sığınmış ve yerleşik hayata zorunlu geçiş yapmıştır. Ayrıca 18. ve 19. yüzyıllarda Rakka ve Belih Nehri sürgününden kaçan bazı firari Türkmen obalarının Andırın’ın sarp orman muafiyet sahasına sığındığı ve köy nüfusuna entegre olduğu divan kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Torlar (Tatarlı) köyü aile kütükleri, kadı sicilleri ve mufassal tahrir şecereleri üzerinden incelendiğinde, köyün aristokratik ve askerî kadrolarını elinde tutan köklü sülaleleri şu şekilde saptanmıştır:
Koca / Kocaoğulları Sülalesi: Oğuzların Bozok kolunun Yıldız Han soyuna bağlı Afşar (Avşar) boyundandırlar. 1530 tarihli BOA, TD 998 ve 1563 tarihli TKA 101 kayıtlarında Ak Kale lojistik aksında "Tımar ve Zeamet" tasarruf eden, yerel idari-askerî asayişten sorumlu "Zade" silsilesindendirler.
Kuşçu / Kuşçular Sülalesi: Dulkadiroğlu Beyliği saray teşkilatına avcı kuşu yetiştiren "Cemaat-i Doğancı" bakiyesidir. Askerî hizmetleri karşılığında avârız ve rüsûm-ı örfiyyeden muaf tutulmuş idari-muafiyetli bir sınıftır.
Tahiroğlu / Tahirliler Sülalesi: Oğuz-Afşar boyunun hareketli kolu olan Gökvelioğulları (Güveloğulları) konfederasyonunun uzantısıdır. Kadı naibi, müderris ve imam yetiştirerek ilmiye sınıfında ağırlık göstermişlerdir.
Baytar / Baytaroğulları Sülalesi: Bozdoğan Türkmenleri ile Afşar boyunun evlilik ittifakından doğmuştur. Ağyol kervan hattında nakliyecilik, at yetiştiriciliği ve mültezimlik vazifeleri icra etmişlerdir.
Körmen / Körmenli Sülalesi: Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey Vakfiyesi’ne bağlı "Mîrî-Vakıf" kereste ormanlarını işleten, Osmanlı donanması (Tersane-i Âmire) için kereste tedarik eden ve avârızdan muaf olan Kınık/Bayındır kökenli sülaledir.
Tatar / Tataroğulları Sülalesi: Köyün kurucu askerî-istihbarat omurgasını oluşturan, beylik ve erken Osmanlı bürokrasisinde "Berîd" (Posta-Ulak) teşkilatında süvari ulaklık vazifesi yapan en kadim silsiledir.
Karayiğit Sülalesi: Afşar boyunun "Karalı" cemaatine dayanırlar. Metmen Hopuru ve Ak Kale hattında derbentçilik ve orman muhafızlığı yapmış, haksız vergi taleplerine karşı duran silahlı-askerî bir yapıya sahiptirler.
Tahta Sülalesi: Aşağı Andırın havzasında, konar-göçer Yörük taifelerinin yerleşik hayata geçiş aşamasında Torlar coğrafyasına iskân edilen asli unsurlarındandır.
Temiz Sülalesi:Kadirli-Andırın kışlak hattında mülkiyet ve geniş arazi tasarrufuna sahip olan, bölge iskânında idari temsil üstlenen Cerit/Tecirli entegrasyonlu yerleşik Türkmen kollarındandır.
Gökşen Sülalesi:Bölgede köklü bir geçmişe sahip olan ve yerli Türkmen aristokrasisini/eşraf yapısını oluşturan Avşar boyunun bölgedeki en baskın mülki kollarındandır.
Gümüş Sülalesi:Erken dönem vergi kütüklerinde ve tarımsal üretim defterlerinde adı geçen, Dulkadiroğlu bakiyesi Türkmen oymaklarının yüksek kesimlerden ova tabanına inerek tarımsal yerleşime dahil olmuş kollarındandır.
Bal Sülalesi:Karatekeli Yörük taifesi başta olmak üzere dağlık Andırın-Emirler-Torlar yaylak hattını mesken tutup Cumhuriyetin erken döneminde tamamen sabit ziraat düzenine geçen unsurlardır.
Maraş ve Andırın’ın Fransız işgaline uğradığı 1919-1920 yıllarında, Torlar köyü sakinleri Ak Kale’nin sarp topoğrafyasını tam teşekküllü bir millî direniş ve gerilla üssü olarak kullanmışlardır. Tahirli, Baytarlı ve Kuşçular obalarından toplanan eli silah tutan milis güçleri, Andırınlı Yaycıoğlu İbrahim Bey ve Şehit Ali Rıza Bey müfrezelerinin emrine girmişlerdir. Torlar milisleri, Andırın-Maraş karayolunu ve kalenin altındaki stratejik geçit aksını tutarak Fransız askerî yardım konvoylarını pusularla imha etmiş ve lojistik hattı keserek Maraş şehir içi direnişinin zaferle sonuçlanmasını sağlamışlardır.
Askerî tarihe geçecek en mühim operasyon ise Kuşçular obası milisleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Topoğrafyaya bir avcı gibi hâkim olan milisler, Fransız işgal ordusunun Adana-Kadirli hattından Maraş karargâhına çekmek istediği yeraltı ve yerüstü muhabere telsiz hatlarının güzergâhını Ak Kale’den izleyerek tespit etmişlerdir. Kabloları sadece kesmekle kalmayan Torlar milisleri, kablo uçlarını birbirine ters bağlayarak Fransız merkezine yanıltıcı, şifreli sinyaller iletmişlerdir. Bu siber-fiziksel sabotaj neticesinde, Maraş'ta kuşatılan Fransız birlikleri günlerce Kadirli yönünden destek kuvvet geldiğini zannetmiş, ancak karşılarında millî müfrezeleri gördüklerinde büyük bir stratejik şok yaşamışlardır. Bu muhabere pususu, Maraş’ın kurtuluş kilidini açan en kritik gizli askerî harekâttır.
Torlar (Tatarlı/Tatarlar) Köyü ve Türk Edebiyatındaki İzleri
Torlar (eski adıyla Tatarlı/Tatarlar) köyünün, bu köye bağlı kadim obaların Baytarlı, Tahirli, Çukurkoz, Kuşçular ve Haştırın ile bölgenin askeri nirengisi olan Ak Kale ve Tavşan Kalesi hinterlandının Türk edebiyatındaki izlerini sürdüğümde şu sonuçlara ulaştım.
Yaşar Kemal'in İnce Memed serisinde ve Çakırcalı Efe eksenindeki taşra tasvirlerinde, Kadirli ve Sumbas ovalarından yukarıya, Andırın dağlarına doğru sarkan sarp ve jandarma geçmez geçitler betimlenirken doğrudan Torlar köyünün arkasına yaslandığı Körmenli orman sahası ve Metmen Hopuru (Başdoğan) çöküntüsü işaret edilir. Yaşar Kemal, bu sarp kayalıkları ve Ak Kale eteklerini, feodal ağalara ve devletin zorunlu iskân politikalarına boyun eğmeyen asilerin sığınak dehlizleri olarak betimler.
Kaçakçılar ve Binboğalar Efsanesi metinlerinde geçen, Çukurova pamuğu ve çeltiğinin vergisiz bir şekilde dağ yollarından Maraş ve Halep pazarlarına kaçırıldığı kadim Ağyol (Antik Kervan Rotaları) tasvirlerinin, Torlar köyü ve Tavşan Kalesi eteklerinden geçen hatla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir. Yaşar Kemal, bu metinlerde konar-göçerlikten köylülüğe geçmeye zorlanan Baytarlı ve Tahirli obası mensuplarının doğa ile verdikleri çetin hayatta kalma mücadelesini epik bir dille halk bilimi envanterine kazandırmıştır.
Köyün edebiyatımız açısından en önemli yanlarından biri ise ağıtçılık geleneğidir.
Hacer Temiz (Torlar Köyü Tahirli Obası)
Bölgedeki düğün, cenaze ve taziye listelerinde, yerel dernek kayıtlarında ve sözlü aktarımlarda hafızasıyla tescillenmiş en önemli kadın ağıtçılardan biri olarak anılmaktadır. Hacer Temiz, özellikle Toroslar'da yaşanan ani genç ölümleri, gurbet kazaları ve aşiret içi mülkiyet kavgaları üzerine doğaçlama ağıtlar yakmasıyla bilinir.
Onun en büyük önemi, metinlerarasılık ilkeleri uyarınca Çukurova'nın kadim ağıt kalıplarını bozmadan, Andırın dağlarının sarp yapısına uyarlamasında görülür. Belleğinde aşiret şecerelerine ilişkin sözlü bilgileri taşıdığı, ağıt yakarken ölen kişinin yedi göbek atasını sayarak ağıtı bir şecere belgesine dönüştürdüğü aktarılmaktadır.
Safiye Temiz
Torlar köyünün çukurda kalan sarp mevkisi Çukurkoz obasında yaşamış olan Safiye Temiz, bölge folkloru açısından önemli bir sözlü kültür taşıyıcısı olarak anılmaktadır. Bölgedeki folklor araştırmacıları ve etnologların kendisinden sözlü tarih ve halk kültürü malzemesi derlediği aktarılmaktadır.
Safiye Temiz'in önemi, bölgenin demografik hafızasında yer alan "Aprıl Kışı" ağıdının varyantlarını günümüze taşıyan kişilerden biri olmasında görülür. Nisan ayında Körmenli orman sahasında donarak öldüğü anlatılan Türkmen çocuklarının yaşadığı çileyi dile getiren bu ağıtlar, aşiretin konar-göçerlikten yerleşik hayata geçiş sürecinde yaşadığı sıkıntıların sözlü kültürdeki yansımaları olarak değerlendirilebilir.
Koca Tahir Mustafa Temiz
Koca Tahir Mustafa Temiz, sülalenin ve obanın hafızasında önemli bir yere sahip olduğu anlatılan bilge bir ozan ve ağıtçıdır. Geleneksel olarak ağıt kültürünün kadınlarla özdeşleştirildiği düşünüldüğünde, erkek ağıtçı ve ozan tipinin Toroslar'daki örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Koca Tahir Mustafa Temiz'in yalnızca ağıt yakmakla kalmadığı; Ak Kale ve Tavşan Kalesi'nin tarihî harabeleri önünde, kadim Ağyol kervan yolundan gelip geçen kervanları, eşkıya pusularını ve Millî Mücadele döneminde Fransız kuvvetlerine karşı mücadele eden Torlar çevresindeki milisleri sazı ve sözüyle destanlaştırdığı aktarılmaktadır.
Askerî istihbarat faaliyetleri, sabotajlar ve Yaycıoğlu İbrahim Bey müfrezesinin operasyonlarına ilişkin anlatıların da ağıt ve destan formunda sözlü kültüre aktarıldığı ifade edilmektedir.
Hacer Temiz, Safiye Temiz ve Koca Tahir Mustafa Temiz, Andırın Torlar (Tatarlı) köyünün Tahirli ve Çukurkoz obalarında gelişen sözlü kültür geleneğinin önemli temsilcileri olarak değerlendirilebilir. Bu kişilerin anlatıları ve ağıtları, yalnızca edebî ürünler olarak değil, aynı zamanda bölgenin toplumsal hafızasını, göç hareketlerini, aşiret ilişkilerini, yerleşim tarihini ve yaşanan acıları anlamaya yardımcı olabilecek sözlü tarih malzemeleri olarak da ele alınabilir.
Torlar köyünün sarp dağlık coğrafyası, Ak Kale ve Tavşan Kalesi çevresi, Körmenli orman sahası ve eski ulaşım güzergâhlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin askerî, coğrafi ve sosyolojik geçmişinin sözlü kültür ürünlerinde önemli izler bıraktığı görülmektedir. Bu nedenle Hacer Temiz, Safiye Temiz ve Koca Tahir Mustafa Temiz'e atfedilen ağıt ve anlatıların derlenmesi, kayıt altına alınması ve tarihî belgelerle karşılaştırılması, Torlar köyünün kültürel hafızasının ortaya çıkarılması açısından önem taşımaktadır.
Köye Akraba Bölgeler ve İller
Kahramanmaraş (Andırın, Türkoğlu, Göksun, Elbistan, Merkez): Sülalenin kök obaları; Türkoğlu’ndaki Karakeçili/Türkmen kolları ve Göksun/Elbistan sahasındaki Dulkadirli bakiyeleri ile birinci derece kan bağına sahiptir.
Osmaniye (Sumbas, Kadirli, Merkez): Tahirli ve Baytarlı obalarını kuran Temiz (Gökvelioğulları) ve Baytar (Bozdoğan) sülaleleri, Sumbas’ın Gaffarlı, Höyük, Esenli köyleri ve Kadirli merkezindeki sülale kollarıyla öz amcazadedir.
Adana (Kozan, İmamoğlu, Ceyhan, Yüreğir): Koca, Karayiğit ve Baytar sülalelerinin uzantıları, Kozan Boztahta köyü başta olmak üzere nehir yatağı düzlüklerindeki kadim Avşar yerleşimlerindedir.
Kayseri (Tomarza, Pınarbaşı, Sarız): Sülalelerin asıl köken havzası Tomarza Aslantaş köyü ve Pınarbaşı Uzunyayla bölgesidir.
Aydın ve Ege Havzası (Denizli, Muğla, Afyonkarahisar): 1691-1696 büyük aşiret iskânında Aydın sancağı (Bozdoğan ilçesi ve köyleri), Denizli ve Afyon havalisine sürgün edilen oymakdaş kolları mevcuttur.
Diğer İller: Hatay (Kırıkhan, Reyhanlı), Sivas (Şarkışla, Kangal), Kırşehir, Yozgat, Çorum, Erzurum (Horasan - kök hücre aksı), Gaziantep, Şanlıurfa (Barak Eli / Rakka firari hattı) ve Kars-Iğdır serhat hattı. Karadeniz sahil şeridi, Doğu Anadolu'nun güney uçları ve Batı Marmara kuşağında köy sakinlerine bağlı hiçbir organik veya oymakdaşlık bağına rastlanmamıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder