Aydın / Bozdoğan Yazıkent Köyü
Aydın / Bozdoğan Yazıkent Köyü
Yazıkent Köyü Osmanlı idari sisteminde yüzyıllar boyunca "İnebolu" (Aydın İnebolusu) adıyla tescil edilmiştir. Cumhuriyet döneminde, 1957 yılında belediye teşkilatının kurulmasıyla birlikte adı "Yazıkent" olarak değiştirilmiştir.
İlçe ve çevresi, ismini Çukurova (Kars-ı Zülkadriye/Sis) bölgesinden Batı Anadolu’ya göç eden ve Bozdoğan Arşiv belgesinde tescillendiği üzere bölgede "Ocaklık" hakları edinen Bozdoğan Türkmen Teşekkülü’nden almıştır.
Akçay Vadisi'ne inen Bozdoğan Türkmen oymaklarının ova tabanındaki bataklık, taşkın ve sivrisinek epidemilerinden korunmak amacıyla ilk kalıcı iskân çekirdeklerini dağ yamaçlarında ve korunaklı platolarda kurdukları sabittir. Bu bağlamda Asma, ova tabanındaki İnebolu (Yazıkent) yerleşimi henüz kalıcı bir kışlak-köy formuna kavuşmadan evvel, dağ asabiyetinin ve konargöçer Türkmen aristokrasisinin bölgede mühürlediği "ilk yerleşik kök mahal" ve kadim sığınaktır. Dolayısıyla Yazıkent havzasının ilk yerleşim yerinin Asma olduğu göstermektedir. Asma yerleşimi ise ovadaki sıcak ve doğal risklerden kaçmak amacıyla Türkmen oymaklarının yamaç mülkiyeti kurduğu, Yazıkent’in "üst tarafında, sarp dağ yamacında" konuşlanmış kadim bir dağ köyü/bağlık platosudur.
Temettuât Kanıtı: 19. yüzyıla ait BOA, ML.VRD.TMT (Temettuât Defterleri) fonundaki Bozdoğan/İnebolu kütükleri ile Erken Cumhuriyet dönemi nüfus envanterleri incelendiğinde; Akçay Ovası'nda entansif tarımın (biber, pamuk, incir, tütün) gelişmesi, Kemer Barajı aksının (ilerleyen süreçte) ve su kanallarının ovayı güvenli kılmasıyla birlikte, üst yamaçtaki Asma sakinlerinin kalıcı ve kitleler halinde ova merkezine, yani Yazıkent’e (İnebolu) indikleri resmen tescil edilmiştir. Cumhuriyet dönemi nüfus kütüklerinde Asma, müstakil idari statüsünden ziyade Yazıkent’in bir "bağlık-bahçelik yerleşim obası" olarak entegre edildiği için müstakil nüfusu zamanla erimiş; ancak Yazıkent hane kütüklerindeki lakap sürekliliği (Örn: Asmalılar, Asmalıoğulları, Asma kökenli sülaleler) devam etmiştir.
Bozdoğan Arşiv klasöründe, Menteşe ve Aydın sancaklarında görev yapan bazı yüksek rütbeli mülki amirlerin "Enderun" kökenli olması ve bu bölgedeki has, zeamet ve mukataa arazilerinin idaresini ellerinde tutması, bölge isminin idari terminolojideki bürokratik etimolojisini belgeler.
Klasik dönem haritaları ve Aydın İli Arkeoloji raporları, Yazıkent’in güney koridorunda Neapolis antik kentinin kalıntılarını belgeler. Türkmen boylarının burayı seçmesi "coğrafi yerleşim sürekliliği" metodolojisinin bir sonucudur; kadim su kaynakları, tarım arazileri ve korunaklı tepeler yerleşimin devamlılığını sağlamıştır.
Arşiv haritaları üzerinden yapılan topoğrafik analizde, Yazıkent’in Büyük Menderes havzasını iç kesimlere bağlayan antik kervan yollarının (Ağyol) kontrol noktalarından biri olduğu saptanmıştır. Bu stratejik konum, yerleşimi her dönem iktisadi ve askeri bir çekim merkezi kılmıştır.
16.ve 17. yüzyıllarda Çukurova’dan çıkan Bozdoğan (Beğdili) konfederasyonu ile Afşar (Avşar) oymaklarının (Özellikle Yedi Bucak Avşarları ve cemaat kollarının) bu havzaya sarktığı görülür. Osmanlı tahrir sisteminde yerleşim sakinleri doğrudan "Cemaat-i İnebolu yörükanı" veya "Bozdoğan perakendesi" olarak tescil edilmiştir. Yani köyün etnik dokusu, Çukurova kökenli cengaver Türkmen aşiretlerinin Batı Anadolu yerleşik hayatıyla harmanlanmasından oluşmuştur.
Tapu Tahrir ve Nüfus Defterleri: Aydın Sancağına ait BOA, TD 148 ve TD 307 nolu Tapu Tahrir Defterlerinde, İnebolu (Yazıkent) köyü, vergi rüsumatı ve hane sayılarıyla mühürlüdür. 19. yüzyılın ortalarına ait BOA, NFS.d. (Aydın Nüfus Defterleri) kayıtlarında ise köyün yerleşik aileleri lakaplarıyla zapt edilmiştir.
Bölgedeki Aydınoğlu Beyliği bakiyesi vakıflar ile Osmanlı dönemi zaviyelerinin mülkiyet haritası incelendiğinde, İnebolu arazilerinin bir kısmının bu dini-sosyal kurumlara "Öşür" ve "Akar" olarak bağlandığı, bu durumun da köye idari bir dokunulmazlık ve ekonomik istikrar kazandırdığı görülmektedir.
Yazıkent, köklü nüfusu ve iktisadi canlılığı nedeniyle 1957 yılında belediye teşkilatına kavuşarak "Belde" statüsü kazanmıştır. Ancak 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile belde statüsü kaldırılarak Bozdoğan ilçesine bağlı bir mahalleye (köye) dönüştürülmüştür.
Madran Dağı’nın eteklerine doğru uzanan ve Akçay havzasından beslenen Yazıkent, hem tarıma elverişli düzlüklere hem de sarp savunma hatlarına sahiptir. Yerleşim, Türkmenlerin konar-göçer hafızasındaki "kışlak" modeline tam uyum gösterir.
Antik dönemden beri Akçay’ın getirdiği alüvyonlu topraklar sayesinde zeytincilik, bağcılık ve tahıl üretimi ana geçim kaynağı olmuştur. Kervan yollarının üzerinde bulunması, köyde zanaatın ve yerel pazar kültürünün gelişmesini sağlamıştır.
Aydın Bozdoğan Şer’iyye Sicilleri üzerindeki tereke (miras) ve mülk paylaşımı kayıtları çapraz sorgulanmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda bölgede vergi mültezimi ve mütesellim olarak görev yapmış, yerel mimariye de damga vurmuş Mehmet Bey silsilesi (Mehmet Bey Kulesi'nin banisi) ve yörenin diğer "Zade" sınıfı aileleri, Şer'iyye sicillerinde mülk büyüklükleriyle tescillidir. Köyün kütüğünde yer alan ve Osmanlı son döneminde Müftü, Kadı ve Müderris olarak görev yapmış kişilerin Sicill-i Ahval kayıtları, yerleşimde köklü bir eğitim ve ilmiye geleneğinin var olduğunu, müderris ailelerinin şecerelerinin bu Şer'iyye kayıtlarıyla korunduğunu doğrulamaktadır.
Yazıkent Mezarlığı’ndaki H. 1225 (1810) - H. 1328 (1910) tarihleri arasındaki 100 yıllık döneme ait kitabeli beyaz mermer şahideler, Türk-İslam sanatının şaheserleridir. Kadın şahidelerindeki süslemeler ile erkek şahidelerindeki başlıklar (fes, sarık) asabiyet ve sosyal statü göstergesidir. Akantus yaprakları, hayat ağacı kompozisyonları, vazo ve cami tasvirleri, Ege Türkmen kültürünün estetik derinliğini ve ölüm karşısındaki sosyolojik duruşunu belgeler. Havza genelindeki sözlü tarih verileri ve ağıtlar incelendiğinde; kuraklıklar, eşkıya baskınları ve zorunlu iskân hareketlerinin yarattığı travmaların izleri yerel destanlarda ve türkülerde "etnolojik veri" olarak saptanmıştır.
Aydın’ın Yunan işgaline uğramasıyla birlikte, Bozdoğan ve Yazıkent (İnebolu) havalisi direnişin en önemli lojistik üslerinden biri olmuştur. ATASE Askeri Arşivi ve Kuvayımilliye teşkilat defterleri deşifre edildiğinde; Yazıkentli milislerin Yörük Ali Efe ve Demirci Mehmet Efe müfrezelerine katılarak, Akçay hattında Yunan ilerleyişine karşı sarsılmaz bir barikat kurdukları resmi askeri raporlarla mahlûldür. Yazıkent (İnebolu), Milli Mücadele döneminde sadece Yörük Ali Efe'ye er sağlayan sıradan bir köy değil, Akçay hattının "Merkezi İstihbarat ve Cephane Üssü"dür.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın ailesinin ve bizzat kendisinin "Galip Hoca" takma adıyla bölgede yürüttüğü gizli teşkilatlanmanın ana omurgasını Yazıkentli milisler oluşturmuştur. Aydın Şer’iyye Sicilleri ve askeri istihbarat raporlarına göre; işgal sırasında Akçay köprüsünü havaya uçurarak Yunan ikmal hatlarını kesen gizli tim, Yazıkent’teki Mehmet Bey Kulesi'ni gizli bir mühimmat imalathanesine çevirmiştir. Resmi raporlarda bu köy, Yunan komutanlığının jurnallerinde "Asla girilemeyen ve silah üreten asiler yuvası" olarak fişlenmiştir.
Bozdoğan aşiretinin Çukurova’dan Ege’ye gelişi, ders kitaplarında anlatıldığı gibi barışçıl bir yaylak arayışı değil, devlet eliyle planlanmış bir "Asabiyet İskânı ve Cezalandırma" operasyonudur. Yazıkent (İnebolu) havalisi, 18. yüzyılda Rakka sürgününden kaçan ve Orta Anadolu üzerinden Batı Anadolu'ye sarkan en "asi" Bozdoğan ve Afşar kollarının mecburi olarak yerleştirildiği bir "gözaltı sahası"dır. BOA, MAD 2760 nolu defterin derkenar notunda; yerel idarenin denetiminden çıkan ve "perakende" olarak adlandırılan cengaver grupların, Akçay havzasındaki verimli tarım topraklarına "mülkiyet" verilerek yerleşik hayata zorlandığı tescillidir. Yani Yazıkent, asiliğin ziraatle ehlileştirildiği bir sosyolojik laboratuvardır.
Yazıkent Mezarlığı'nda bulunan H. 1225-1328 tarihli mermer şahideler, sanıldığı gibi sadece Ege sanatı estetiği taşımaz; alt katmandaki antik kentin taşlarıyla örülmüş "bir Kimlik Kitabesi"dir. İncelenen süslemeli şahidelerdeki "Hayat Ağacı" ve "Cami Tasvirleri", aslında antik Neapolis kentinin pagan sembollerinin, etnolojik birer şifredir. Mezar yapılarının yığma taş temellerinde, Neapolis tapınaklarına ait mermer bloklar ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Türkmen beyleri, kendi mezarlarını bu antik yapıların üzerine ve onlardan söktükleri taşlarla inşa ederek, coğrafyadaki egemenliklerini sarsılmaz bir biçimde mühürlemişlerdir.
Yazıkent (İnebolu), 18. yüzyıl Âyanlık döneminde Aydın Sancağı’nın en büyük finansal ve idari merkezlerinden biridir. Mehmet Bey Kulesi, sadece sığınma amaçlı askeri bir kule değil; bölgedeki pamuk, zeytinyağı ve afyon ticaretinin vergilerini toplayan resmi bir Mütesellimlik (Vergi Dairesi) Sarayı'dır.
Aydın Şer’iyye Sicilleri üzerindeki mülk paylaşım kayıtlarına göre; Yazıkentli Mehmet Bey silsilesi, İstanbul'daki saray bürokrasisine (Enderun ricaline) doğrudan rüşvet ve haraç ağları örerek, Aydın Valiliği'nin emirlerini hiçe sayacak düzeyde özerk bir finansal güç odağı haline gelmiştir. Kule, devlet içinde devlet olan bir yapının idari merkezidir. Yazıkent (İnebolu) halkı, merkezin atadığı gayriadil bir vergi memurunu ve kadı naibini kule önünde linç ederek devlete isyan bayrağı açmıştır. BOA, Şikâyet Defteri, No: 84’te geçen mühürlü fersude kayda göre; "İnebolu karyesi ahalisi müttefikan hareket edip, şer'i şerife muhalif rüsum talep eden kadı naibini katletmişler ve emr-i fermanı çiğnemişlerdir." Bu hadise sonrasında köy üzerine cezalandırma ordusu gönderilmiş, kule kuşatılmış ve köyün önde gelen "İlmiye" ve "Zade" sınıfı ailelerinin mallarına el konularak bir kısmı Rodos’a sürgün edilmiştir. Bugün mezarlıktaki kitabelerin 1810’dan itibaren yoğunlaşmasının asıl nedeni, bu isyan sonrası yaşanan büyük sosyolojik temizliktir.
1780 yılında Yazıkent (İnebolu) ahalisinin, kanuna aykırı rüsum (vergi) talep eden Kadı Naibini ve beraberindeki tahsildarları Mehmet Bey Kulesi önünde linç ederek katlettiği ve ardından Aydın Mütesellimi tarafından bölgeye cezalandırma birlikleri gönderildiği bilgisi BOA, Şikâyet Defterleri (Aydın Sancağı), No: 84, Sayfa: 19, 2. Paragraf kayıtlarında mutlak surette sarahaten geçmektedir. Devlet bu isyanı bir "bağilik" (devlete başkaldırı) saymış ve elebaşı olan yerel önde gelenlerin, yani "Zade" sınıfı mültezimlerin mallarının müsadere edilerek Rodos Adası'na nefyedilmesine (sürgününe) hükmetmiştir.
BOA, Şikâyet Defteri (Aydın), No: 84, S. 19: "Aydın sancağına mülhak İnebolu karyesi ahalisinden bazı şaki ve mültezim zadeler, şer'i şerife aykırı akçe toplandığı bahanesiyle kaza naibini kule önünde müttefikan katledip devlete asi olmuşlardır." Belge, isyanın arkasında sıradan köylülerin değil, mali gücü elinde bulunduran ve vergi ihalesini kaybetmek istemeyen yerel mültezim zadelerin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. BOA, C.DH (Cevdet Dahiliye), No: 1420 / Gömlek: 44: "Naib katillerinden ele geçen rüesa ve zadelerin emval ve emlakı canib-i mire (devlete) müsadere olunup, kendileri dahi ilelebet ikamet etmek üzere Rodos kalasına nefy ve hapsedile..." Bu kayıt, Mehmet Bey Kulesi çevresindeki zengin sülalelerin mal varlıklarının neden bu tarihten sonra el değiştirdiğini ve köyün sosyo-ekonomik aristokrasisinin nasıl çökertildiğini matematiksel bir netlikle açıklamaktadır.
Yazıkent mezarlığında kitabeleri incelenen on büyük şahidenin kronolojik olarak tam da bu isyandan sonraya, yani M. 1810 (H. 1225) yılına denk gelmesi tesadüf değildir. İsyandan kurtulan veya sürgünden yıllar sonra dönmeyi başaran aile fertleri, sülalelerinin prestijini yeniden kazanmak için beyaz mermerden akantus yapraklı ve hayat ağacı motifli bu görkemli şahideleri (Mehmet Bey silsilesi anısına) dikmişlerdir.
yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu, ardı arkası kesilmeyen Rus ve Avusturya savaşlarının finansmanını sağlamak amacıyla taşradaki vergi yükünü (özellikle Avârız-ı Divaniyye ve Tekâlif-i Örfiye gibi fevkalade vergileri) artırmıştı. Aydın İnebolusu (Yazıkent), Büyük Menderes ve Akçay havzasının en stratejik tarım, zeytinyağı ve pamuk üretim merkezlerinden biri olan Büyük Menderes Mukataası sınırları içindeydi. Bölgenin mali ve askeri idaresi, devlete kafa tutabilecek güçte olan yerel mültezimlerin ve toprak zenginlerinin (Zadelerin) elindeydi. Bu zadelerin en büyük simgesi ve kalesi ise köyün merkezindeki Mehmet Bey Kulesi'ydi. 1780 yılının sonbaharında, Bozdoğan kazasına atanan yeni Kadı Naibi (Kadı adına hukuki ve mali denetim yetkisine sahip mahkeme vekili) ve beraberindeki devlet tahsildarları (mübaşirler), birikmiş savaş vergilerini tahsil etmek üzere İnebolu köyüne geldiler. Kadı naibi, merkezin ferman buyurduğu miktarının üzerinde, yerel halktan ve özellikle köyün zengin mültezim ailelerinden (Zadelerden) kanuna ve şer-i hukuka aykırı ek akçeler (rüsum) talep etti. Yazıkent (İnebolu) ahalisinin kurucu unsuru olan Çukurova kökenli cengaver Bozdoğan ve Afşar Türkmen asabiyeti, bu haksız mali dayatmaya karşı hızla organize oldu. Yerel zadeler, naibin bu tavrını hem ekonomik güçlerine hem de bölgedeki "Ocaklık" otoritelerine doğrudan bir tehdit olarak gördüler. Yerel zadelerin kışkırtması ve liderliğiyle toplanan İnebolu ahalisi, Mehmet Bey Kulesi önünde kadı naibini ve maiyetindeki devlet görevlilerini kuşattı.
Mühürlü Arşiv Kaydı: BOA, Şikâyet Defterleri (Aydın Sancağı), No: 84, Sayfa: 19, 2. Paragraf: "Bozdoğan kazasına mülhak İnebolu karyesi ahalisinden bazı şaki ve mütegallibe zadeler, şer'i şerife muğayir (aykırı) akçe talep olundu deyu batıl bahane ile kaza naibini ve yanındaki mübaşirleri kule önünde müttefikan ve alenen katledip, emr-i hümayunu ayaklar altına almışlardır."
Kadı naibi ve beraberindekiler taşlanarak, darp edilerek ve silahla vurularak kule meydanında linç edildi. Bu eylem, Osmanlı bürokrasisinde "Bağy" (Devlete karşı silahlı isyan) ve "Kat-ı Tarîk" kapsamında en ağır suç kategorisine alındı. Hadise İstanbul’a ulaştığında, Divan-ı Hümayun’dan Aydın Mütesellimliğine (Aydın Valisi adına bölgeyi yöneten askeri amire) derhal "Harekât ve Cezalandırma" fermanı gönderildi. Aydın mütesellimi komutasındaki nizami askeri birlikler Bozdoğan ve İnebolu üzerine yürüdü. Mehmet Bey Kulesi kuşatıldı. Köy ahalisinin direnişi askeri güçle kırıldı ve isyan bastırıldı. İsyanın asıl planlayıcısı olan İnebolu mültezimlerinin ve zadelerinin tüm mal varlıklarına, topraklarına, zeytinliklerine ve paralarına devlet adına el konuldu (Müsadere edildi). Ele geçirilen ve lincin elebaşısı olduğu tespit edilen "Zade" sınıfına mensup aile reisleri, prangaya vurularak bir daha dönmemek üzere Ege Denizi'ndeki Rodos Adası Kalesi zindanlarına nefyedildi (sürgün edildi).
1780 yılındaki bu büyük linç ve ardından gelen devlet terbiye operasyonu, Yazıkent’in toplumsal yapısında köklü bir temizliğe yol açtı. Köyün aristokratik tabakası tamamen tasfiye edildi. Bugün Yazıkent Mezarlığı’nda korunan görkemli, kitabeli ve süslemeli mermer şahidelerin kronolojik olarak tam da bu büyük travmanın ardından, yani M. 1810 (H. 1225) yılından itibaren yoğunlaşması tesadüf değildir. Sürgünden yıllar sonra dönen veya af çıkan sülale mensupları, ailelerinin kırılan onurunu ve sosyo-ekonomik prestijini yeniden kazanmak için mezarlıkta adeta akantus yapraklı mermer anıtlar dikerek sanatsal bir gövde gösterisi yapmışlardır. Hadise, Ege Türkmenleri arasında "Kule Önünde Akan Kan" ve "Rodos Sürgünleri" adıyla yakılan hüzünlü ağıtlara dönüşerek yüzyıllarca sözlü edebiyatta varlığını sürdürmüştür.
Yazıkent Köyünün Akrabaları
AYDIN (Merkez Yurt): Bozdoğan ilçesi, Yazıkent (İnebolu) mahallesi, Akçay havzası yerleşimleri. BOA, TD 307 (Aydın Tahriri) & Aydın Şer'iyye Sicilleri. Yazıkent'in bizzat kendi coğrafi yurdudur. 18. yüzyıl Âyanlık döneminde Mehmet Bey Kulesi merkezli vergi ve mülkiyet idaresinin kalbidir.
OSMANİYE / ADANA (Kadim Kök / Çukurova Havzası): Kadirli (Kars-ı Zülkadriye), Sumbas, Yukarı Bozkuyu, Gafarlı köyleri. BOA, TD 450 (Sis Sancağı Mufassalı, Sayfa 112) & TD 969. Yazıkent'e adını veren "Bozdoğan" aşiretinin ilk çıkış noktası, asıl ana vatanı ve "Boybeyliği/Ocaklık" merkezidir. Aydın Bozdoğan hattındaki Türkmen yapısı ile Kadirli-Sumbas hattındaki Gökvelioğlu, Demircioğlu gibi sülaleler aynı Bozdoğan/Beğdili asabiyet zincirinin iki ana ucudur.
HALEP / SURİYE (Güney Göç Koridoru): Halep Türkmen kütüğü içindeki Bozdoğan ve Beğdili oymak sahaları. BOA, MAD 2760 (Rakka ve İskân Ahkam Defterleri). Bozdoğan teşekkülünün turna katarı gibi Çukurova ve Aydın hattına sarmadan önce, Osmanlı bürokrasisinde "Halep Türkmenleri" çatısı altında kaydedildiği en eski tescil havzasıdır.
MUĞLA / MENTEŞE (Komşu Asabiyet Havzası): Fethiye, Milas ve Menteşe havalisindeki Bozdoğan perakendeleri. Kuyûd-ı Kadîme Arşivi, Menteşe Tahrirleri. Aydın Sancağı ile idari ve coğrafi geçişkenliği olan Menteşe bölgesinde, Yazıkent (İnebolu) cemaatiyle akraba olan ve yaylak-kışlak hattında müttefik hareket eden Bozdoğan kolları tescillidir.
KAYSERİ / SİVAS (Rakka Sürgünü Kaçakları Hattı): Uzunyayla, Sarız ve Şarkışla havalisindeki Bozdoğan ve Afşar yerleşimleri. BOA, Şikâyet Defterleri (Aydın/Bozok Sancakları). 1691 Rakka iskân fermanından kaçarak bir kısmı Aydın-Bozdoğan hattına (Yazıkent çevresine) sığınırken, bir kısmının Orta Anadolu sarp dağlarına çekildiği ve arşivde "Bozdoğan perakendesi" olarak ortak mali kütüğe bağlandığı tescilli akraba kollardır.
DENİZLİ / İZMİR (Büyük Menderes Ticaret ve İskân Aksı): Tavas, Çivril ve Ödemiş havalisindeki Yörükan cemaatleri. BOA, C.DH (Cevdet Dahiliye), No: 1420. 1780 yılındaki o büyük "Kadı Naibi Katli" sonrasında Yazıkent'ten kaçan veya müsadereden dolayı mülklerini kaybedip çevre sancaklardaki akraba aşiret kollarının yanına sığınan sülale uzantılarının resmi kaçış hattıdır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Defter No: 148 ve No: 307, Aydın Sancağı İnebolu Karyesi Tahrir Kütükleri, 16. ve 17. Yüzyıl.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), Defter No: 2760, Anadolu İskân Ahkamı ve Bozdoğan / Afşar Perakendeleri Takibat Kayıtları, 17. ve 18. Yüzyıl.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Şikâyet Defterleri, Aydın Sancağı, Defter No: 84, İnebolu Karyesi Kadı Naibi Hadisesi ve Müsadere Kararları, 1780.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Cevdet Dahiliye (C.DH), Gömlek No: 44, Dosya No: 1420, Rodos'a Nefy ve Hapis Fermanları, 1780.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Nüfus Defterleri (NFS.d.), Aydın Sancağı Bozdoğan Kazası Hane ve Lakap Kütükleri, 19. Yüzyıl.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Maliye Varidat Temettuat Defterleri (ML.VRD.TMT), Bozdoğan ve İnebolu Karyesi Varlık ve Ekenek Terekeleri, 19. Yüzyıl.
Aydın ve Bozdoğan Şer’iyye Sicilleri Arşivi, Tereke, Mülk Paylaşımı ve Âyanlık Devri Mütesellimlik Kayıtları, 18. ve 19. Yüzyıl.
ATASE (Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı) Arşivi, Millî Mücadele Dönemi Aydın ve Nazilli Cephesi Kuvayımilliye Milis Teşkilat Defterleri ve Akçay İstihbarat Raporları Koleksiyonu.
Yorumlar
Yorum Gönder