Çukurköprü (Naşidiye) Köyü
Çukurköprü (Naşidiye) Köyü
Çukurköprü, tarihin en eski dönemlerinden itibaren Anavarza (Anazarbos) antik kentinin kuzey giriş kapısı ve lojistik üssü olmuştur. Arkeolojik veriler, köyde Tanrıça Aphrodite’ye adanmış yuvarlak bir sunağın varlığını kanıtlar. Bu durum, bölgenin antik dünyada "Kassaleitis" epithetonu (yerel sıfat) ile kutsal bir tören yolu üzerinde bulunduğunu teyit etmektedir. Çukurköprü’de tespit edilen Tanrıça Aphrodite sunağı ve çevresindeki yuvarlak/dikdörtgen formlu işlenmiş taşlar, bölgenin Türklerden çok önce bir "kutsal alan" olduğunu kanıtlar. Kazı yapılması durumunda "küp" (blok taş) formunda çıkacak olan yapılar, antik yolun istinat duvarları veya köprünün Roma döneminden kalma ayak temelleridir. Köyün resmi adı bir dönem Naşidiye olsa da, halk arasındaki "Çukurköprü" ismi, Savrun Çayı ve kollarının oluşturduğu çukur havzada yer alan o meşhur Akköprü'den mülhemdir. Akköprü, bölgedeki kireçtaşı ve açık renkli blok taş kullanımı nedeniyle bu adı almıştır.
Antik dönemde Kizzuwatna Krallığı ve ardından gelen medeniyetlerin geçiş koridorunu oluşturan bu Yukarı Çukurova havzası, nehir taşkınları ve bataklık zemin sebebiyle tekerlekli araçların geçişine her mevsim izin vermeyen, ancak stratejik kalelerle tahkim edilmiş kadim bir coğrafyadır. 11. yüzyıldan itibaren Kınık ve ardından yoğun Avşar akınlarıyla Türkleşen bölge, Ramazanoğulları ve Dulkadirliler arasında stratejik bir geçiş noktası olmuştur.Bölge genelinde Oğuz boylarının iskânı, özellikle Moğol baskısı önünden kaçarak Memlûk ittifakıyla hareket eden 40.000 hanelik Halep Türkmenleri ve Üçok kollarının Çukurova'ya girişiyle kalıcı bir karakter kazanmıştır.
Osmanlı döneminde Naşidiye adıyla tescil edilen yerleşim, mülki idarede "Akköprü" mevkii olarak da zikredilir. TD 450 (1572) ve TD 438 (Adana) tahrirlerinde bölge, Avşar obalarının kışlak ve derbent (geçit koruma) merkezi olarak kaydedilmiştir.
1776 Derbentçilik kayıtları ve arşiv belgeleri, Çukurköprü civarındaki Çakır ve Kozoluk (Çavuş) hanlarının tamiri ve Ebulhadi cemaatinin burada "derbentçilik" (yol emniyeti) göreviyle iskan edildiğini doğrular. Surre-i Hümayun alaylarının Adana’dan Halep’e geçişinde Akköprü ana sınır ve karşılama noktasıdır.
1776 tarihli derbent belgesinde geçen "Adana eyaleti hududu olan Akköprü" ibaresi, Pozantı'daki köprüyü değil, tam olarak Çukurköprü’deki yapıyı işaret eder. Çünkü Surre alayları Adana'dan sonra doğuya, Halep istikametine (Misis-Anavarza-Çukurköprü-Payas hattı) yönelirdi. Pozantı ise tam ters istikamette, kuzeydedir.
Çukurköprü’deki Akköprü, Anavarza antik kentiyle bağlantılı, Roma temelleri üzerine oturan bir yapıdır. "Küp taşlar" bloklar, Roma döneminin tipik iri blok taş tekniğidir. Pozantı’daki köprü ise daha çok moloz taş ve kesme taş karışımı İslami dönem karakteri taşır. Pozantı'daki köprü, Anadolu'nun en meşhur köprülerinden biridir; ancak Çukurköprü'ye adını veren Akköprü o değildir. Çukurköprü'deki Akköprü, Surre-i Hümayun'un (Padişah'ın Mekke'ye gönderdiği alaylar) geçiş güzergahındaki resmi "eyalet sınırı" köprüsüdür. Mezarlık altındaki kalıntılar, Faydalı Avşarları'nın yüzyıllarca nöbet tuttuğu, Anavarza antik yolunun yaşayan son parçasıdır. Bu iki köprüyü birbirinden ayıran en net belge olan 1776 tarihli derbent tamir fermanındaki koordinat ve cemaat isimlerini görmek mümkündür.
16. yüzyıl kayıtlarında, bölgede bulunan derbentlerin emniyeti ve yolların açık tutulması için yerel cemaatlerin vazifelendirildiği, vergi muafiyeti karşılığında asayişi sağladıkları görülmektedir. Ancak 17. ve 18. yüzyıllarda Celali karışıklıkları ve aşiretlerin kendi aralarındaki nüfuz mücadeleleri sebebiyle Kınık ve çevre nahiyelerdeki idari düzen sarsılmış, birçok köy mezraaya dönüşmüş ya da haritadan silinmiştir.
1865 yılında Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiyye'nin bölgeye gelişiyle, konargöçer aşiretlerin zorunlu iskânı aşamasına geçilmiş ve bu doğrultuda yeni idari birimler ihdas edilmiştir. 1884 tarihli arşiv belgesi, Naşidiye (Çukurköprü) karyesinde büyük bir yangın (harik) çıktığını ve Cebel-i Bereket Mutasarrıflığı ile Liva muhasebecisi tarafından yardım (iane) toplandığını haber verir. Bu belge, köyün 19. yüzyıl sonunda kurumsal bir kimliğe ve devlet nezdinde önemli bir statüye sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Cebel-i Bereket Sancağı'nın idari sınırları içerisinde yer alan bu hat, 1933 yılında sancağın lağvedilmesiyle birlikte tamamen Adana (Seyhan) vilayetine bağlanmıştır.
Çukurköprü’nün etnik omurgası, %100 kesinlikle Avşar boyunun Faydalı oymağına dayanmaktadır. 16. yüzyılda Adana-Maraş tahrirlerinde "Yörük Taifesi" olarak tescil edilen bu grup, bölgenin emniyetini sağlayan en büyük Avşar kollarından biridir. Sadece Çukurova’da değil; Halep, Konya (Larende) ve Yeni-İl (Sivas) hattına kadar yayılarak büyük bir idari ağ kurmuşlardır. Köy ve çevresi; Salmanlı, Kemallı, İmanlı, Karamanlı ve Gündüzlü gibi Dulkadirli bakiyesi Avşar obalarının birleşme noktasıdır. Bu çeşitlilik, bölgenin Dulkadir-Avşar sahası olduğunun en net kanıtıdır. Avşar ozanı Dadaloğlu’nun; "Çukur'un köprüsü Avşar'ın yurdu / Nerede kaldı da aslanı kurdu" mısraları, Çukurköprü’nün bir halk hafızasında "Beylik Merkezi"olarak kodlandığını gösterir. Şiirde geçen "Hacılar Kürdü" ifadesi, bölgedeki aşiretler arası dengeleri ve Avşarların hakim güç olma vasfını sosyolojik olarak belgeler.
Erken Cumhuriyet döneminde (1930'lar) bölgedeki konargöçer aşiret dokusu kalıcı yerleşime evrilirken, Malatya Hekimhan (Basak Köyü) kökenli, Hacım Sultan ocağına bağlı Alevi Türkmen geleneklerini muhafaza eden Canpolat sülalesi gibi yapılar da tarımsal cazibe ve su değirmenciliği faaliyetleri vesilesiyle bu havzaya (Kadirli, Kösepınar, İlbistanlı hattı) yerleşerek bölgenin kültürel ve toplumsal yapısına entegre olmuşlardır.Bölgede kurulan vakıf müesseseleri, özellikle Dulkadiroğlu Alâüddevle Bey ve oğlu Şahruh Bey'in Maraş ve Kadirli genelinde tesis ettiği imaret, cami ve medreseler, yerel nüfusun dini ve iktisadi hayatını şekillendiren temel kurumsal yapılar olmuştur.
1884 tarihli arşiv belgesi, Naşidiye (Çukurköprü) karyesinde büyük bir yangın (harik) çıktığını ve Cebel-i Bereket Mutasarrıflığı ile Liva muhasebecisi tarafından yardım (iane) toplandığını haber verir. Bu belge, köyün 19. yüzyıl sonunda kurumsal bir kimliğe ve devlet nezrinde önemli bir statüye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
Çukurova ve Güney Anadolu (Ana Kışlak ve Geçit Hattı)
Osmaniye (Kadirli - Çukurköprü/Naşidiye):Cemaatin ana "Akköprü" muhafızlık merkezidir.
Adana (Merkez, Karataş, Yumurtalık):16. yüzyıl kayıtlarında Faydalı Avşarları, Adana Yörükleri arasında en büyük gruplardan biridir. Adana merkezindeki eski Avşar mahalleleri ile Çukurköprü sakinleri doğrudan kan bağı taşır.
Hatay (Payas, Erzin, Dörtyol):Surre-i Hümayun hattının devamı olan Payas Kalesi çevresindeki derbentçi Avşarlar (özellikle Ebulhadi kolları), Çukurköprü’deki ailelerin "yol arkadaşı" ve akrabasıdır.
Mersin (Tarsus): Kayıtlarında Tarsus bölgesindeki "Avşar-ı Bedin" ve "Faydalı" kolları, Çukurköprü ile ortak yaylakları (İçel dağları) kullanmıştır.
İç Anadolu ve "Yeni-İl" (Sivas) Hattı
Sivas (Kangal, Gürün, Şarkışla):Arşivlerde Faydalı Avşarlarının bir kolunun Yeni-İl Türkmenleri içerisine dahil edildiği görülür. Sivas hattındaki Faydalı köyleri, kışın Çukurova’ya inen akraba obalardır.
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız):Çukurköprü'deki İbrahim Fakihli cemaatinin Kayseri Pınarbaşı "Büyük Kuyuluca" mezrası ile olan bağlantısı Maraş Tahrir Defteri (Cilt II, s. 695) ile sabittir. Bu, Pınarbaşı Avşarları ile Çukurköprü arasında doğrudan bir "yaylak-kışlak" akrabalığıdır.
Konya & Karaman (Larende):16. yüzyılda bölgeden yayılan Faydalıların bir kısmının Karaman eyaletine yerleştiği bilinmektedir.
Suriye ve Ortadoğu Hattı (Halep Türkmenleri)
Halep (Azez, Münbiç hattı):Faydalı Avşarları,Halep Türkmenleri defterinde kayıtlıdır. Çukurköprü’den güneye inen Surre yolu üzerindeki bu akraba kollar, bugün Suriye Türkmenleri ile Çukurköprü halkı arasındaki kadim bağı temsil eder.
Batı Anadolu ve Saruhan (Manisa) Ege Hattı
Manisa & Aydın:Arşivlerde "Saruhanlı" adıyla geçen Avşar bölükleri, Çukurköprü çevresinde de kayıtlı olup, Osmanlı'nın iskan politikasıyla batıya kaydırılan akraba unsurlardır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Mühimme Defteri (A.DVNSMHM.d), Defter No: 19,
1737 Numaralı Müzekkire ve Derkenâr Defteri
1740 Numaralı Müzekkire ve Derkenâr Defteri
1762 Numaralı Mazbata Defteri
1764 Numaralı Gelen Evrak Kayıt Defteri
1780 Numaralı Vakfiye Defteri
1783 Numaralı Türkiye Cumhuriyeti Umûr-ı Şer‘iyye ve Evkaf Vekâleti Meşâyih Maaş Defteri
1793 Numaralı Tevcîh-i Cihât İ‘lâmât Defteri
Yorumlar
Yorum Gönder