Hacıbeyli Sarıcoşkun Sülalesi


Hacıbeyli Sarıcoşkun Sülalesi 

Uyarı: İşbu araştırma ve analiz çalışması, Sercan Sarıcoşkunu’nun şahsi yazılı talebi ve beyan ettiği sözlü/görsel veriler (e-Devlet Alt Üst Soy Belgesi) doğrultusunda, tamamen kişisel bilgilendirme, soy kütüğü incelemesi ve tarihsel/etnolojik merakın giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Sarıcoşkun sülalesi Yukarı Çukurova havzası, Selçuklu fethinden (1083) itibaren Oğuzların Üçok koluna mensup Kınık boyunun kadim yerleşim sahasıdır. Moğol istilasının önünden kaçarak Suriye hattından Çukurova’ya intikal eden Kınık boyu oymakları, Ramazanoğulları Beyliği’nin idari çatısı altında sahayı yurt tutmuşlardır. 1516 yılında Osmanlı idaresine giren bölgede tescil edilen ilk idari birimlerden biri Kınık kazası/nahiyesidir.

Sülalenin atasal kollarının bu coğrafyadaki boy ve aşiret aidiyeti, İfraz-ı Zülkadriye Türkmenleri konfederasyonu çatısı altında yer alan Karahasanlı Ceridi ve buna bağlı Sakallı (Saklı) Cemaati ile doğrudan örtüşmektedir. Osmanlı mühimme ve zaptiye kayıtlarında, ailenin kütük ve yerleşim yeri olan Toprakkale, Kozan ve Kadirli üçgenindeki ova reayası direkt olarak "Kınık kazası sakinlerinden Karahasanlu ceridi Türkmanından Sakallı cemaati" olarak tescil edilmiştir. Dolayısıyla sülale, Kınık havzasında yüzyıllar boyu hareket eden ve daha sonra yerleşik hayata adapte olan bu Türkmen cemaatinin organik bir parçasıdır.

Sarıcoşkun sülalesinin atasal zümrelerinin Yukarı Çukurova zeminindeki göç ve yerleşim hareketleri, imparatorluğun askeri, sınaî ve nüfus transfer politikaları çerçevesinde şekillenmiş bir hat izlemektedir:

(1574): Sülalenin bağlı olduğu Sakallı cemaati unsurları, 16. yüzyılın sonlarında devletin stratejik barut ihtiyacını karşılamak üzere Karaman ve Konya bölgelerindeki güherçile madenlerinde istihdam edilmiş, ardından asli dirlik sahaları olan Çukurova havzasına yönelmişlerdir.

(1636): Doğu sınır boylarında tırmanan Safevî (Kızılbaş) baskısı karşısında Devlet-i Aliyye’ye itaat ederek Çukurova’ya sığınan Türkmen oymakları, merkezî hükümet tarafından Kınık nahiyesi dâhilindeki kışlak ve yaylaklara yerleştirilerek ova ziraat nizamına dâhil edilmişlerdir.

(1702-1710): Havzada konar-göçer olarak hareket eden Cerid ve Sakallı cemaatlerinin asayişi ihlal etmesi gerekçesiyle merkezden Rakka eyaletine (Suriye) sürgün edilmeleri yönünde fermanlar sadır olmuştur. Ancak, fırtınalı sürgün dalgalarına karşın toprağı terk etmeyen, konar-göçerlikten ziyade ova reayası statüsünü koruyan sülale kolları köylerinde kalmıştır.

Fırka-i Islâhiye ve Kalıcı İskân (1865-1872): Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki ıslahat ordusunun bölgeye girişiyle konar-göçerlik hukuken lağvedilmiş, sülale kütüğünün merkezi olan Kozan-Hacıbeyli karyesinde kalıcı, tapulu ve yerleşik nizam tescil edilmiştir.

Osmanlı taşra ve askeri teşkilatına ait birincil vesikalar, Sarıcoşkun (Coşkun) sülalesinin bağlı bulunduğu toplumsal yapının devlet nizamı içerisinde üstlendiği kritik görevleri ortaya koymaktadır:

Sakallı cemaati mensupları, sipahizadeler sınıfına dâhil olarak ordu imalat sanayisinin en temel hammaddesi olan güherçile imalatıyla görevlendirilmişlerdir. Bu görev, sülalenin atasal zümrelerinin devlet nezdinde muafiyet sahibi askeri-sınai bir statüde olduğunu kanıtlamaktadır.

Sülalenin bilinen en eski kütük öncesi atası olan Süleyman'ın taşıdığı "Kahya" unvanı, taşra idaresindeki resmi muhataplığı simgeler. Cemaat veya köy kahyaları; vergi matrahlarının düzenlenmesi, asayişin idamesi ve devlet emirlerinin reayaya tebliğiyle görevli, hukuki yetkilere sahip yerel yöneticilerdir.


"Ali Sarı" lakabının 1934'te resmi kütükte "Coşkun" soyadıyla birleştirilmesi, Osmanlı taşra idaresindeki lakap/şöhret kütük sisteminin Cumhuriyet bürokrasisine entegrasyon biçimidir.

Sarıcoşkun (Coşkun) sülalesinin bağlı olduğu Kınık kazası Sakallı Ceridi cemaatinin asırlar içerisindeki sosyo-ekonomik ve idari gelişimi, Devlet Arşivleri klasöründeki mühimme ve zaptiye fonlarından kronolojik olarak takip edilebilmektedir:



16. Yüzyıl: Askerî Sınıf Tescili ve Güherçile Hizmeti

  • Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi, Fon: A.{DVNSMHM.d... Belge No: 23-589, Varak: 180, Tarih: H. 18-10-981 (Miladi: Ocak 1574):

    Sipahi ve Sipahizadeler Alaybeyisi Sinan'ın resmi bildirimi üzerine; Sipahizadeler sınıfından ve Sakallılar Cemaati'nden güherçile imalat hizmetini ifa etmekle mükellef olan yirmi kişinin Sultaniye'ye firar ederek askeri hizmeti aksatmaları gerekçesiyle, ivedilikle eski yerlerine döndürülerek barut imalat hizmetlerini yapmalarına dair Karaman Beylerbeyisine ve Konya Kadısına gönderilen emr-i şeriftir. Bu vesika cemaatin 16. yüzyıldaki askeri statüsünü belgeler.

17. Yüzyıl: Sınır Sığınmaları ve Kınık Havzası Ova İskânı

BOA, Fon: A.{DVNSMHM.d... Belge No: 8657 / 8658 / 8660, Tarih: H. 01-04-1046 (Miladi: Eylül 1636):

Doğu (Safevî) sınır boylarındaki baskılardan kaçarak Devlet-i Aliyye'ye sığınan ve itaat eden Türkmen oymaklarının, Adana eyaleti dahilinde yer alan Kınık nahiyesi civarındaki yaylak ve kışlaklarda iskan edilmeleri, buralardan başka yerlere gitmelerinin engellenmesi ve kendilerine 3 yıl boyunca vergi muafiyeti tanınmasına dair Adana Beylerbeyi Cafer Paşa ile Sis, Tarsus ve Kars kadılarına yönelik sadır olan mühimme hükmüdür.

18. Yüzyıl: Asayiş Olayları, Rakka Sürgünleri ve Mahzar Süreci

BOA, Fon: A.{DVNSMHM.d... Belge No: 112-374, Görüntü Sayısı: 227, Tarih: H. 20-08-1113 (Miladi: Ocak 1702):

Kars-ı Zülkadriye hassı reayasından Karahasanlı cemaatine bağlı Sakallı cemaati olarak bilinen topluluğun içinden yol kesip ahaliye zulmeden, asayişi ihlal eden şakilerin isimlerinin tespitiyle, Maraş Beylerbeyi Rişvanoğlu Halil, Adana Beylerbeyi Mustafa, Kars-ı Zülkadriye kadısı ve Adana Kalesi dizdarı marifetiyle yakalanarak Adana Kalesi'nde kalebend (hapis) edilmelerine dair ferman-ı hümayundur.

BOA, Fon: A.{DVNSMHM.d... Belge No: 115-1937 / 115-1938, Görüntü Sayısı: 362, Tarih: H. 10-09-1119 (Miladi: Aralık 1707):

İfraz-ı Zülkadriye Türkmanı'ndan Cerid cemaati eşkıyasından olan Sakallı, Azizli, Tatarlı, Hüseyinli, Ağaçdanlı ve Kethüdalı mahallelerinden firar eden şahısların firarlarına fırsat verilmeden, Haleb, Karaman, Sivas valileri, Maraş ve Trablusşam beylerbeyileri ile Kilis voyvodası tarafından derdest edilerek doğrudan Rakka eyaletindeki iskan mahallerine sevk ve iskan edilmelerine dair mühimme hükmüdür.

BOA, Fon: AE.SAMD.III, Belge No: 105-10369, Görüntü Sayısı: 2, Tarih: H. 20-02-1122 (Miladi: Nisan 1710):

Kınık kazasında sakin Zülkadiriye ifrazından Cerid Türkmen cemaatinin "dağ evi" olarak anılan Sakallı cemaati ile Rakka iskanını kabul etmeyerek asayişi bozan Tacirli cemaati unsurlarının zararlarının önlenmesi için taşra idaresi ve yerel eşraf tarafından merkeze sunulan ortak mahzar vesikasıdır.

BOA, Fon: AE.SOSM.III, Belge No: 33-2331, Görüntü Sayısı: 8, Tarih: H. 15-09-1169 (Miladi: Haziran 1756):

Gürünlü tüccarların mallarını gasp eden ve kendilerini takibe çıkan Misis derbendçi neferatından Rıdvan-zade İbrahim Ağa'yı katleden Sakallı Cerid aşiretinin Azizli cemaatinden Köse Ömer, Kabuklu Battal ve şürekalarının İfraz-ı Zülkadriye voyvodası marifetiyle yakalanarak şer'î mahkemede murafaaya (yüzleşmeye) çıkarılmasına dair adli hükümdür.

BOA, Fon: C..ZB.., Belge No: 11-503, Görüntü Sayısı: 2, Tarih: H. 29-12-1255 (Miladi: Mart 1840): 

İfraz-ı Zülkadiriye aşairinden Sakallı Ceridi, Karalar Ceridi ve İsalı cemaati beylerinin karıştıkları şekavet hareketlerine binaen cezalandırılmaları için ferman çıkmışken, Üzeyr sancağı beyinin himayesine sığınarak cezasız kaldıklarından bahisle, merkumların yakalanıp cezalandırılmasına dair İzmir Muhafızı Abdullah’ın tanzim ettiği zaptiye tahriratıdır. Bu evre, sülalenin Fırka-i Islahiye (1865) öncesi son yarı göçebe dönemini gösterir.

Mondros Mütarekesi’nin ardından Yukarı Çukurova sahası (Kozan ve Kadirli havzası), Fransız işgal güçlerinin ve onlarla işbirliği yapan Ermeni intikam alaylarının doğrudan istilasına uğramıştır. Bu dönemde sülalenin yerleşik olduğu Hacıbeyli, ova köyleri ve mülk sahaları işgal baskısı altında kalmıştır.

Sarıcoşkun (Coşkun) sülalesinin mensup olduğu Türkmen nüfus tabanı, işgale karşı ilk silahlı mukavemeti başlatan Kuvayı Milliye hareketinin ham maddesini oluşturmuştur. Aile büyükleri, Kozan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesinde kurulan milli müfrezelere katılarak çete harplerinde, ova köylerinin savunulmasında ve Fransız birliklerinin havzadan tamamen sökülüp atıldığı yerel harekatlarda aktif, vatansever ve silahlı mücadele yürütmüşlerdir. Sülale, 1936 kütük doğumlu Ali Sarıcoşkun’un atasal kuşağı vasıtasıyla bu bölgesel istiklal mücadelesinin iktisadi ve askeri omurgasında saf tutmuştur.

Süleymanoğlu oğlu Ali Kahya: 1812 doğumlu Sülalenin resmi kütük tescili öncesi dönemde yaşayan, toplumsal ve idari statüsünü simgeleyen "Kahya" unvanına sahip en eski atasal figürüdür.

Memiş Kahya: 1845 Doğumlu ve Süleyman Kahyanın babasıdır.

Süleyman Kahya: 1872 Sülalenin resmi kütük tescili öncesi dönemde yaşayan, toplumsal ve idari statüsünü simgeleyen "Kahya" unvanına sahip 3. kuşaktır. Yerleşim yeri Adana Vilayeti, Kozan Sancağı dahilindeki Hacıbeyli karyesidir.

Zöhre Coşkun: 1879 doğumlu Süleyman Kahyanın eşidir.Sülalenin lakap-soyadı birleşmesinin kütüksel zeminini oluşturan ana kadın figürdür.

Memiş Sarıcoşkun: Süleyman Kahya’nın oğlu ve Ali’nin babasıdır. 1934 Soyadı Kanunu’nun taşra tescil aşamalarında aile lakabını resmi soyadına dönüştürerek kütüğe geçirten ilk nesil temsilcisidir.

Sarıcoşkun sülalesiyle Akrabalık bağı bulunan Durmuş sülalesi "Araplı" köyü/obası ve "Yozcu/Yosçu" sülaleleriylede bağlantılıdır. Bu sülaleler Çukurova ve Kuzey Suriye hattında yurt tutan Tecirli (Tacirli) Aşireti kayıtları ile kesin olarak örtüşmektedir.

Tecirli aşireti, köken itibarıyla Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. Dulkadirli Beyliği'nin yıkılmasından sonra "İfraz-ı Zülkadriye" bakiyeleri arasında yer alarak Çukurova havalisine yerleşmişlerdir.

Tecirli aşireti yapılanmasında yer alan  24 oba listesinde Araplı Obası açıkça zikredilmektedir.  Tecirli aşireti ve bağlı kollarının (Araplı, Sakallı vb.) Çukurova ve Maraş (Andırın/Kadirli) bölgesindeki göç ve iskan hareketleri arşiv belgelerinde kronolojik bir rota çizmektedir:

Suriye ve Çukurova Aksı (13-14. Yüzyıl): Moğol baskısıyla Anadolu'dan Suriye'ye geçen Türkmen gruplar, Memlükler döneminde Sultan Baybars idaresinde yeniden Çukurova'ya akın ederek yerleşmişlerdir.

Kınık Kazası ve Kadirli Merkezli İskan (16. Yüzyıl): 1521 tarihli tahrir kayıtlarında Tecirli, Cerit ve Akçakoyunlu gibi aşiretler, günümüz Osmaniye ve Kadirli topraklarını kapsayan tarihi Kınık kazası ve çevresinde iskan edilmişlerdir.

Rakka Sürgünü ve Kaçışlar (1691-1730): Osmanlı Devleti, asayişi ihlal eden ve hac yollarını vuran Tecirli ve Cerit cemaatlerini 1691 yılında Rakka bölgesine (Belih Nehri civarı) sürgün etmiştir. Ancak aşiretler buradaki iklim ve ilgisizlik sebebiyle kaçarak yeniden Maraş, Andırın, Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) ve Pazarcık hattına geri dönmüşlerdir.

Fırka-i İslahiye ve Zorunlu Yerleşik Hayat (1865): Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye ordusu, bölgedeki konar-göçer aşiretleri (Tecirlileri) Haruniye ve Osmaniye ovasına kesin olarak yerleştirmiştir.

Tecirli aşireti ve bölge Türkmenlerinin idari ve askeri rolleri arşiv belgelerinde çift yönlü yer almaktadır: Osmanlı Devleti, Avusturya Savaşları sırasında Anadolu'daki diğer aşiretlerle birlikte Tecirli aşiretinden de askeri hizmet talep etmiştir. Belgelerde aşiret reisi Koca Kethüda’nın adı geçmektedir. Ancak 1686-1696 yıllarına ait kayıtlarda aşiretin zaman zaman vergi vermeyip askerlikten kaçtığı da not edilmiştir.

Çepni ve diğer bazı Türkmen kollarının ticaret ve kervan yollarının güvenliğinden (Derbentçilik) sorumlu kılındığı bilinmektedir. Tecirli süvarileri ise cesaretleri ve çevre aşiretler üzerindeki askeri nüfuzları ile tanınmaktadır.

16. Yüzyıl: Ramazanoğulları ve Osmanlı idaresindeki tapu tahrir defterlerinde (örneğin TD 110) Kınık kazasında yerleşik düzene geçmeye başlayan göçebe cemaatlerin kayıtları mevcuttur. Bu dönemde nüfus ve ziraat hareketliliği artmıştır.

17. Yüzyıl: Celali İsyanları dönemiyle birlikte asayiş bozulmuş; Gülekboğazı, Adana, Misis ve Payas bölgelerinde hac ve tüccar yollarında meydana gelen soygunlar sebebiyle aşiret "Tüccarlı/Tecirli" namıyla anılmaya başlanmıştır.

18. Yüzyıl: 1715 tarihli arşiv vesikalarında, Rakka'ya sürgün edilen Cerit ve Sakallı gibi Tecirli bağlantılı obaların sürgünden kaçarak Tacirli ile birleştiği, çevreye zarar verip Misis Köprüsü'nde hac kervanlarına saldırdığı şikayet edilmektedir. Devlet bu dönemde aşiretleri kontrol altına almak için sürekli iskan hükümleri çıkarmıştır.

19. Yüzyıl: 1860'larda Fransız seyyah Victor Langlois Tecirlileri 1200 çadır olarak kaydetmiştir. 1872 (Rumi 1288) tarihli Halep Defteri Karsızülkadriye (Kadirli) tapulama kayıtlarında, yerleşik hayata geçen cemaat mensuplarının mülk ve tapu sahiplikleri tescil edilmiştir.

Tecirli aşireti mensupları, özellikle Andırın ve Kadirli müfrezeleriyle (çeteleriyle) birleşerek Güney Cephesi'nde Fransız işgal kuvvetlerine karşı aktif olarak savaşmışlardır. 1920 yılında Haruniye, Osmaniye ve Kadirli müdafaasında aşiretin Palalı, Araplı ve diğer obaları milli kuvvetlerin yanında yer alarak bölgenin düşman işgalinden kurtarılmasında hayati roller oynamışlardır.

1920 yılında Kurtuluş Savaşı sırasında Tecirli aşireti, Kadirli ve Andırın çeteleriyle omuz omuza vererek Haruniye ovasını Fransız işgaline karşı savunmuştur. Aşiretin Palalı obasından Palaoğlu Süleyman’ın gösterdiği kahramanlıklar bölge tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.

Koca Ahmet (Eşkıya Ağası): Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı ekseninde bahsettiği Çukurova/Maraş hattındaki eşkıyalık ve ağalık anlatısı, Osmanlı arşiv belgelerinde geçen bölgedeki asayiş ve şekavet kayıtları ile tematik bir paralellik göstermektedir. 18. yüzyıl başlarına ait belgelerde, bölgede asayişi ihlal eden, yol kesen cemaatlerin liderlerine dair kayıtlar bulunmaktadır. Örneğin, H-20-08-1113 (Miladi: 1701) tarihli belgede Karahasanlı cemaatinden "Sakallı" (Saklı) cemaati eşkıyasından bahsedilmekte ve bunların yakalanarak Adana Kalesi'nde kalebend edilmesi emredilmektedir.  Osmanlı belgelerinde Tecirli ve Cerit gibi bölge aşiretlerinin reisleri için "Koca Kethüda" veya "Kara Kethüda" gibi unvanlar sıklıkla kullanılmaktadır

Bölgeye iskan edilen Tecirli (Tacirli) aşiretinin sosyo-ekonomik ve idari olarak üç ana kola ayrıldığı resmi kayıtlarda yer almaktadır: Tüccar Tacirlü, Boz Tacirlü ve Yoz (düz) Tacirlü. Aşiretin bu "Yoz" koluna mensubiyet, sonraki dönemlerde sülale arasında "Yozcu" veya "Yosçu" lakabının ya da soyadının yaşatılmasına zemin hazırlamıştır.

Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Fonları (A.{DVNSMHM.d., AE.SAMD.III, AE.SOSM.III, C..ZB..) ve ilgili tahrir-nüfus defterleri ile bölge tarihine dair akademik çalışmalar temel alınarak hazırlanan akademik kaynakça maddeler halinde aşağıdadır:

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi’nde yer alan Mühimme Defterleri (A.{DVNSMHM.d.), özellikle 23 numaralı defterin 180. varakındaki H. 18-10-981 (Miladi Ocak 1574) tarihli ferman ile Sakallılar Cemaati’nin güherçile imalatı ve Sultaniye’deki hizmet yükümlülüklerini belgelendirmektedir.

Aynı fonda yer alan 8657, 8658 ve 8660 numaralı hükümler H. 01-04-1046 (Miladi Eylül 1636) tarihinde Doğu sınır boylarından gelen Türkmen oymaklarının Kınık nahiyesinde iskânını ve vergi muafiyetlerini ortaya koyarken; 112-374 numaralı ve H. 20-08-1113 (Miladi Ocak 1702) tarihli belgeler Karahasanlı ve Sakallı cemaatlerinin asayiş durumlarını ele almaktadır.

115-1937 ve 115-1938 numaralı H. 10-09-1119 (Miladi Aralık 1707) tarihli mühimme kayıtları Cerit unsurlarının Rakka eyaletine sevk edilmesine dair hükümleri içermektedir.

Arşivin Ali Emiri tasnifindeki Cevdet Sadrazamlık (AE.SAMD.III) fonuna ait 105-10369 numaralı H. 20-02-1122 (Miladi Nisan 1710) tarihli mahzar vesikası ile Cevdet Dahiliye (AE.SOSM.III) fonundaki 33-2331 numaralı H. 15-09-1169 (Miladi Haziran 1756) tarihli adli hüküm, Kınık kazası ve Sakallı cemaatinin yerel idare ile olan hukuki ve adli süreçlerini tescil etmektedir.

Zaptiye Nezareti (C..ZB..) fonunda bulunan 11-503 numaralı H. 29-12-1255 (Miladi Mart 1840) tarihli tahrirat, İfraz-ı Zülkadiriye aşairinin Fırka-i İslahiye öncesi hareketliliklerini ve şekavet hareketlerine dair zaptiye raporlarını yansıtmakta olup, bu birincil arşiv belgeleri 




Yorumlar

Popüler Yayınlar