Kadirli Akova Köyü

 


Kadirli Akova Köyü

Kadirli Akova Köyü çevresi, Bizans döneminde Çukurova’nın tarımsal lojistiğini sağlayan bir sahadır. Bu dönemde tarımsal üretimin odağında olan saha, askeri ve ticari açıdan kilit önemdeki Adana-Halep-Şam sağ kol menzil hattı ve eski Maraş yolu güzergâhında yer almaktaydı. Selçuklu sonrası Dulkadirli Beyliği döneminde, bölge tamamen Türkmen asabiyetinin kontrolüne girmiştir. Akova, bu dönemde kalıcı bir köyden ziyade, Savrun’un bereketli sularına yakınlığı nedeniyle "Hane-i Türkmenan" için en ideal kışlak merkezlerinden biri olmuştur.

Tapu Tahrir (1563) ve 1530 tarihli Mufassal Tahrir Defteri kayıtlarına göre Akova mevkii, Kars-ı Maraş sancağı tahrirlerinde Bozok koluna bağlı, özellikle Bozdoğan ve Yüreğir kollarının "kışlak" ve "mezraa" kayıtları arasında görülür. 

1563 tarihli Kars-ı Maraş tahririndeki "Cemaat-ı Cangaza" ve "Gözeciyan Cemaati" kayıtları, bölgedeki Türkmen askeri gücünün ve vergi mükellefi cemaatlerin erken tescilleridir. 

17. ve 18. yüzyıllarda Rakka iskânından (1691) dönen veya bölgede otonom kalan Cerid ve Tecirli aşiretlerinin bir kısmının Akova arazilerini "yaylak-kışlak" döngüsünde kullandığı, Maliyeden Müdevver (MAD) defterlerindeki vergi kayıtlarıyla sabittir. 

1715 tarihli Osmanlı arşiv belgelerine yansıyan Cerit ve Tecirli kollarının Misis Köprüsü civarındaki kervan hareketliliğine müdahaleleri, bu sahadaki otonom aşiret yerleşimlerinin idari takibe alınmasına yol açmıştır.Kadirli bölgesinde 18. ve 19. yüzyıllarda Şer'iyye Sicillerine yansıyan mülk taksimatları ve evkaf kayıtlarında, Savrun Çayı havzasındaki sulama hakları, değirmen hisseleri ve tarımsal mülkler üzerinde "Bozdoğanlızâde" ve "Menziletzade" gibi yerel feodal elitlerin kurucu mühür sahipleri olarak egemenlik kurdukları tespit edilmiştir. 

Köyün kütüğündeki Müftü, Kadı ve Müderris gibi ilmiye sınıfı mensuplarının, özellikle Fakı mahallesinde yerleşik olan "Fakıoğlu" (Tatarlı-İlbistanlı kökenli) ve "Kuduzoğlu" sülaleleriyle akrabalık bağları geliştirerek bölgedeki idari, dini ve ekonomik idareyi ellerinde tuttukları Şer'iyye ve Nüfus kütüklerindeki intikal kayıtlarıyla deşifre edilmiştir.

Temettuat Kayıtları (1844-1845) bünyesindeki ML.VRD.TMT defterlerinde Akova sakinleri; pamuk (penbe) üreticisi, büyükbaş hayvan sahibi ve vergi veren müstakil haneler olarak kayıtlıdır. Bu, köyün iskan öncesinde de güçlü bir iktisadi altyapıya sahip olduğunu kanıtlar. Akova'nın müstakil bir köy olarak kurumsal kimlik kazanması, 1865 Fırka-i İslâhiye harekatıyla mühürlenmiştir. 

Derviş Paşa ve Cevdet Paşa, Akova arazisini aşiretlerin "perakende" (dağınık) kollarını birleştirmek için bir "iskan merkezi" olarak kullanmıştır. Fırka-i İslâhiye reformları neticesinde göçebelerin zorunlu yerleşik hayata geçirilmesiyle, göç yolları kesilen aşiretlerin çadırları sökülerek kerpiç ve taştan kalıcı meskenler inşa etmeleri emredilmiştir.Köyün asli kurucuları, Bozdoğan Türkmenleri'nin "Karslı" ve "Kadirli" kollarından süzülen, bölgenin kadim sakinleridir.

Bozdoğanlızâde El-Hac Ahmed Efendi, Akova’nın idari kuruluşunda en büyük mühür sahibi budur. Kuduzcuoğlu Mustafa Ağa, Tatar/Kuduzcu damarını temsil eder. Tutanaklarda genellikle Savrun’a yakın verimli "alt meraların" taksiminde söz sahibidir. Tecirlioğlu Hüseyin Kethüda, köye iskan edilen Tecirli kollarının temsilcisidir. 

Akova bölgesi özellikle Bağ Mahallesi ve Dere Mahallesi civarında (Akova bölgesi dahil olmak üzere antik Flaviapolis kenti yerleşimi), Roma ve Bizans dönemlerine ait yer altı su şebekeleri ve kanalizasyon sistemlerine dair arkeolojik bulgular mevcuttur. 

Akova kentsel merkezde olmadığı için burada bulunan sistem, kentsel kanalizasyondan ziyade "Su Taşıma Hattı" ve "Tarımsal Drenaj Kanalları" niteliğindedir. 

Akova ve Bağ Mahallesi arasındaki mesafe, Roma mühendisliğinin "uzun mesafe su taşıma" kapasitesi dahilindedir. Akova'nın altındaki eski kanallar, antik kentin atık suyunu ovaya tahliye eden veya ovayı besleyen ana damarların kalıntılarıdır. Saha raporları, mezarlıkta çok sayıda Roma dönemi sütun başlığı, kaide ve işlenmiş taşların "şahide" (mezar taşı) olarak kullanıldığını belgelemektedir. Bu durum, alanın antik dönemden itibaren bir Mezarlık veya kutsal alan olarak kullanılmış olma ihtimalini güçlendirmektedir. 

Mezar taşları üzerindeki kitabeler incelendiğinde; 19. yüzyılın son çeyreği ve 20. yüzyılın başına ait taşlarda, mevtanın mesleğini veya sosyal statüsünü belirten "Eşraftan", "Tüccar-ı muteberandan" veya "Bozdoğanlı aşiretinden" ibareleri mevcuttur. 

1870-1900 yılları arasında Kadirli (Kars) kazasının pamuk ve canlı hayvan ticaretini yürüten ailelerin (özellikle Bozdoğan ve Tecirli beyleri) Akova arazilerine sahip olduğu belgelenmiştir. Bu isimlerin birçoğunun defin yeri "Karye-i Akova Mezarlığı" olarak zikredilmektedir. Bölgede vefat eden kervan sahipleri veya geçici olarak bölgede bulunan (Andırın veya Kayseri hattından gelen) ticaret erbabının defnedildiği "Garipler Mezarlığı" bölümünün zamanla "Tüccarlar Mezarlığı" ismine evrildiği düşünülmektedir.

Fransız işgali döneminde, Akova'nın stratejik konumu (Kadirli'ye yakın ama ovada geniş görüş açısına sahip olması) nedeniyle, Kuva-yi Milliye'nin hububat ve at yemi ihtiyacının büyük bir kısmının burada kurulan "gizli yeraltı ambarlarında" saklandığı, yaşlıların sözlü tarih anlatılarında "Emanet Buğdaylar" adıyla yaşatılmaktadır.

Kadirli Akova Köyü'nün kurucu unsurları olan Bozdoğan Türkmenleri, Tecirli Aşireti ve Kuduzcu/Tatar kollarının 1865 Fırka-i İslâhiye iskân kayıtları, Nüfus Defterleri (NFS.d) ve 1691 Rakka İskânı sonrası oluşan "firari ve perakende" kolların takibiyle Akova, Bozdoğan beylerinin idari merkezlerinden biri olması hasebiyle, akrabalık bağları sadece köylü tabakasıyla değil, Çukurova ve İç Anadolu'daki "beylik" sülaleleriyle de doğrudan bağlantılıdır. 

Aydın (Nazilli, Bozdoğan İlçesi) 18. yüzyılda bölgeye iskan edilen büyük Bozdoğan kitlesiyle Akova'daki kollar doğrudan "aynı batın" (aynı soydan) gelmektedir. Arşivlerdeki "Aydın Bozdoğanları" ve "Çukurova Bozdoğanları" ayrımı sadece coğrafidir, kan bağı bir bütündür. 

Adana (Yüreğir, Ceyhan, Sarıçam) Akova sakinlerinin en yakın akrabaları bu hattadır. Özellikle kışlak komşuluğu yapan ve sonradan Adana ovasına yerleşen Bozdoğan obalarıyla hısımlık bağları (kız alıp verme) 19. yy kayıtlarında sıkça görülür. 

Mersin (Mut, Gülnar) Bozdoğanların dağlık kesimde kalan kollarının Akova'daki "ova" kollarıyla olan ticari ve ailevi bağları, Tüccar Mezarlığı'ndaki bazı şahıs kayıtlarıyla (Mutlu/Gülnarlı ibareleri) kanıtlanmaktadır. 

Gaziantep (İslahiye, Nurdağı) Fırka-i İslâhiye sonrası Akova'dan ayrılıp Gaziantep hattındaki akraba aşiretlerin (Cerid/Tecirli) yanına yerleşen sülale kolları mevcuttur. 

Kahramanmaraş (Andırın, Göksun, Pazarcık) Kuduzcuların ana ocağıdır. Akova'daki Tatar kökenli ailelerin Andırın Tatarlı ve Geben köylerindeki ailelerle doğrudan "gardaş" oldukları Nüfus Defterleri'ndeki "mahalle nakilleri" kısmında açıkça yazar. 

Eskişehir & Ankara (Haymana, Polatlı) Anadolu Tatarlarının yoğun olduğu bu illerde, 19. yy sonu ve 20. yy başında devlet eliyle nakledilen veya akraba yanına giden Akova menşeli küçük hane grupları tespit edilmiştir. 

Kars & Iğdır 1930-1950 yılları arasında devletin "iskan kanunu" kapsamında bölgeye gönderdiği veya bölgeden gelen memur/işçi aileleri arasında Akova sülaleleriyle doğrudan kan bağı olan "muhacir" kolları yerleşiktir. 

Kayseri (Pınarbaşı, Sarız) Tecirli aşiretinin yaylak akrabaları buradadır. Akova'daki aileler ile Sarız'daki Tecirli köyleri arasında "yayla-kışla" geleneğinden gelen kadim bir akrabalık mevcuttur. 

Sivas (Şarkışla, Altınyayla) Rakka sürgününden kaçıp Sivas hattına sığınan Tecirli kollarının, Akova'daki akrabalarıyla haberleştiği ve hatta mübadele döneminde bu hat üzerinden hareket ettikleri bilinmektedir. 


Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog


Kaynakça

Doç. Dr. Zübeyde Güneş Yağcı, "Hac ve Askeri Yol Üzerinde Bir Menzil: Adana Menzili", Çukurova Araştırmaları Dergisi, Cilt: I, Sayı: I, 2016, s. 445.

Prof. Dr. Yılmaz Kurt, "XVI. Yüzyılda Kars-ı Maraş Sancağı’nda Mu’âflar ve Mu’âfiyet Sebepleri", Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Dergisi, 2007, ss. 2007-2008.

M. Fatih Sansar, "19. Yüzyılda Çukurova Türkmen Aşiretleri I: Cerid ve Tecirliler", The Studies of Ottoman Domain, Cilt: 3, Sayı: 5, Ağustos 2013, s. 11.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Halep Defteri Karsızülkadriye Kazası Tapulama Tahriri, Rumi 1288 (M. 1872), Cilt 1-4, Mahalle Kayıtları Esası.

Yorumlar

Popüler Yayınlar