Kadirli Çaygeçit Köyü
Kadirli Çaygeçit Köyü
Kadirli Çaygeçit Köyü, tarihsel olarak Sumbas Nahiyesi (Karaömerli) bölgesinde yer alan, Savrun Vadi tabanının stratejik bir geçiş noktasıdır. Adı, 1925 yılındaki mülki kayıtlarda "Çaygecidi" olarak mühürlenmiştir. Köyün tarihsel kökeni, Dulkadirli Beyliği'nin idari taksimatına ve bu beyliğin Osmanlı'ya ilhak sürecine (1515-1522) dayanır.
İlkçağ Anadolu krallıkları ve özellikle Hititler döneminde, güneyden Çukurova’dan başlayıp Karatepe, Andırın ve Kürtül üzerinden Geben ve Göksun’a (Kayseri hattına) uzanan kadim kervan ve ordu yoluna "Akyol" adı verilmektedir; bu hat Geç Hitit konfederasyonları ve Gurgum Krallığı sınırlarında İç Anadolu ile Akdeniz arasındaki maden (demir/bakır) ve kereste sevkiyatında stratejik bir geçit denetim noktası işlevi görmüştür.
Tarihi kaynaklarda MÖ 1500’lü yıllarda bu dağlık geçit noktalarının "Mayramşir" (Meryem’in Şehri/Kenti) olarak anıldığı kaydedilmektedir (eklenmiştir). Yüzey araştırmalarında saptanan Hellenistik ve Doğu Sigillata keramikleri, bölgenin antik Flaviapolis ile eş zamanlı bir tarım kolonisi olduğunu ispatlamıştır.
Antik Çağ’dan Orta Çağ’a geçişin önemli şehirlerinden Kastabala-Hieropolis Antik Kenti ve çevresi ile Bizans ve Orta Çağ Ermeni kaynaklarında "Gaban" (Geçit/Dar Geçit) olarak adlandırılan Kürtül/Geben çevresindeki stratejik hatlar, bölgedeki askeri hareketliliğin ana merkezini oluşturmuştur. Bizans döneminde güneyden gelen Arap/İslam akınlarını saniyeler içinde Kayseri ve Toros hatlarına iletmek için ayna, duman ve ateş kullanılan 13 stratejik haberleşme kalesinden en kritikleri bu bölgeyi çevreleyen hatlar üzerinde yer almıştır. I. Haçlı Seferi sırasında (1097) Godfrey de Bouillon komutasındaki ana Haçlı ordusu ağır zırhları ve atlarıyla Göksun, Geben ve Kürtül dağ geçitlerini kullanarak Maraş’a ulaşmış ve kroniklerde bu güzergâhı "Ölüm Geçidi" olarak tarif etmiştir.
Danişmentli Hükümdarı Melik Muhammed’in 1139 yılında Toroslar’daki kilit noktaları ele geçirmek amacıyla Kürtül ve Geben hattındaki kaleleri fethetmesinin ardından, Türkiye Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus Çukurova seferi sırasında bu müstahkem noktaları kuşatarak Selçuklu hakimiyetini pekiştirmiştir. 1. Türk Beylikleri ve Selçuklu döneminden sonra, 1375 yılında Mısır Memlük ordusu Çukurova’yı ele geçirdiğinde, son Kilikya Ermeni Kralı VI. Leon sarp Kürtül ve Geben dağ kalelerine sığınmış, burada kuşatılarak esir alınmış ve bölgede Doğu Roma/Ermeni derebeylik dönemi tamamen kapanmıştır. 1375 sonrasında bölgeye tamamen hakim olan Dulkadiroğulları Beyliği; Oğuz/Türkmen boylarını (Avşar, Bayat, Cerid, Kürtül ve Kınık unsurlarını) stratejik dağ geçitlerini ve vadi tabanlarını tutmak üzere bölgeye yerleştirmiştir. Türkmen aşiret yapısında "Kürtül" veya "Kınık" gibi isimler hem etnik hem de idari/coğrafi yerleşim alanlarını tanımlamaktadır .
Yılanlı Höyük bünyesinde saptanan işlik taşları, buranın antik dönemde zeytinyağı veya şıra üretimi yapılan bir sanayi merkezi olduğunu gösterir. Çukurova coğrafyasının Türkiye Selçuklu ve Dulkadiroğulları Beyliği kontrolüne geçişiyle birlikte bölgeye yoğun Türkmen iskânı yapılmış ve Kars-ı Dulkadir (Kadirli) beldesinin kuruluşunda cengâver cemaatler önemli askeri sorumluluklar üstlenmiştir.
1525-1526 senesinde Osmanlı tarafından düzenlenen ilk ayrıntılı tahririn sonuçlarını bildiren 402 Numaralı Mufassal Tahrir Defteri, Dulkadırlı Türkmenleri (Maraş Yörükleri) hakkında en orijinal ve en ayrıntılı bilgileri sunmaktadır. 1530 tarihli 450 Numaralı Adana Sancağı Mufassal Tahrir Defteri ve müteakip kayıtlarda Kınık, Karamanlu Yakası, Haruniye, Bayındır, Savrun ve Sinbas nahiyelerine ait karye, mezraa ve cemaat kayıtları bölgenin idari taksimatını göstermektedir.Kınık kasabasında bulunan Hacı Mustafa Mescidi Vakfının Karaçay üzerindeki değirmen hissesinden sağlanan geliri imama tahsis edilmiş olup, kasaba 17. yüzyılda ortaya çıkan Celali karışıklıkları esnasında haritadan silinmiş, buradaki Danişmentli ve Avşar oymakları korunaklı dağlık geçitlere çekilmiştir.
1515-1522 yılları arasındaki Dulkadirli-Osmanlı geçişi ve bölgenin Sumbas/Karamanlı olarak taksimi sürecinde, Turnadağı (1515) savaşı ile Yavuz Sultan Selim'in dedesi Alaüddevle Bozkurt Bey ile girdiği güç mücadelesi sonrası bölge Osmanlı idaresine geçmiş; ancak aşiret yapısı "kışlak-yaylak" döngüsünü korumuştur. 1563 tarihli ve 168 numaralı Kars-ı Maraş Mufassal Tahrir Defteri ile TD 387 tahrirlerinde Çaygeçit mevkii, Kars-ı Maraş sancağı tahrirlerinde Karaömerli (Aşiret-i Kara Ömer) cemaatinin kışlağıdır.
Bu cemaat, Dulkadirli bakiyesi olup Sumbas nahiyesinin ana gövdesini oluşturur. 1563 tarihli Tahrir Defteri'nde geçen "Okcu Mehmet oğlu Veli" kaydı gibi askeri unvanlar ile Adana'nın Kınık nahiyesinde sabık Yemen Beylerbeyi müteveffa Murad Bey'in kethüdası İbrahim'e verilen timar kayıtları, bölgedeki erken Osmanlı idari-askeri yapısının köklü sülale izlerini yansıtır.
Cerid ve Tecirli aşiretleri gibi Dulkadir Türkmenlerini oluşturan ana boylar XVI. yüzyıl sonlarında Çukurova’da kışlamaya başlamış, Ceyhan-Osmaniye-Kadirli arasında kışlayıp Göksun taraflarına yaylaya çıkmışlardır. Yerleşiklerden farklı olarak konar-göçer aşiretler hayat tarzlarının getirdiği biçimiyle yazın sıcağından kurtulmak için serin yaylalara göç etmekte, kışın ise boş alanlara yerleşmekteydiler.
1845 Temettuat (ML.VRD.TMT) kayıtlarında, bu bölgedeki hanelerin zengin hayvan varlığı ve "penbe" (pamuk) ekimine yatkınlığı, köylülerin Çukurova’nın en verimli topraklarına sahip olduğunu belgelerle doğrular. Aynı 1845 Temettuat kayıtlarında Çaygeçit sakinlerinin mülkleri arasında "harap bir değirmen" ve "birkaç eski yapı" kaydı geçer. Bu kayıt, mezarlık yakınındaki veya höyük çevresindeki antik kalıntıların 19. yüzyılda "harabe" olarak tescil edildiğini kanıtlar.
1854 yılında Kars (Kadirli) Müdürü olan Hacı Mehmet Sadık Bey'in istifasının ardından, 13 Ocak 1862 tarihli mazbata ile Kadirli müdürlüğüne yerli eşraftan Mehmet Ağa atanmış ve 1864 nizamnamesiyle bu unvan kaymakamlığa dönüştürülmüştür. 1865 harekatı (Fırka-i İslâhiye) sonrası, büyük Karaömerli nahiyesi parçalanmıştır. Halk; Kızılömerli, Çaygeçit Center ve Küçükçınar gibi birimlere ayrılarak yerleşik düzene geçmiştir.
Derviş Paşa ile Ahmet Cevdet Paşa idaresindeki Fırka-i Islahiyye ordusu bölgeye geldiğinde (1865 yılı yaz dönemi), dağ kesimindeki konar-göçer nüfusu ovasal alanda toprağa bağlamış, aşiretlerin çadırları bozulup hanelerine döşeme yapılmıştır. Fırka-i Islahiyye göçebelerin yerleştirilmesi, Kars-ı Zülkadriye köyleri ile Sumbas ve Tatarlı cemaatinin nüfusunu sayma işleri için Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey’i görevlendirmiştir. 1862-1865 Salnâmelerinde Karaömerli'nin kaza statüsünden köye dönüşmesi, bu idari ufalanmanın sonucudur. Bağlı Oldukları Boy ise Recepli Avşarları ve Karaömerli Türkmenleridir. Yaylak-Kışlak Hattı: Kayseri (Sarız/Pınarbaşı) - Kadirli (Çaygeçit). Kadim Kollar: Demiroğulları (Mustuk), Nizamlar, Kavutlar, Amber Ağalar, Maksutlar, Gürbüzler.
XIX. yüzyılın son çeyreğinde, 1878’deki Kozanoğlu Ahmet Paşa isyanında Kadirli eşrafından Müftüoğlu (Müftüzade) Mehmet ve kardeşi Hazım Beyler etkili bir destek vermiş, isyanın bastırılmasından sonra Ahmet Paşa Trablusgarp'a sürgün edilirken, Müftüzade ailesi bölgedeki itibarını korumuş ve aza Arif Efendi 1907'de II. Abdülhamid tarafından taltif edilmiştir. Aynı dönemde çekilen şikâyet telgraflarında "Menziletzade Veliyyüddin" gibi nüfuzlu yerel şahsiyetlerin ve "Kol Ali oğlu Osman Nuri" gibi ahali vekillerinin iskân politikalarına, arazi mesafelerine ve Savrun Çayı’nın yatak değiştirmesiyle oluşan tarımsal harabiyete dair resmi müracaatları ve İdare Meclisi zabıt suretleri arşivlerde yer almaktadır.
1515-1865 yılları arasında bölgenin idari merkezi olan Sumbas (Karaömerli) nahiyesinin idari binaları ve sosyal yapılarının (han, hamam, mescit) kalıntıları yerüstü envanterinin temelidir. Köye ismini veren "Çaygeçidi", Savrun üzerindeki tarihi taş köprülerin ve sığ geçiş noktalarının varlığını mühürler. Bugün ayakta olmayan ancak temellesi su seviyesi düştüğünde görülen köprü ayakları, ticaret yolunun tescilidir.
19. yüzyıl sonu feodal mimarisini yansıtan Sıtır Çiftliğinin binaları ve eklentileri, bölgenin tarımsal endüstri tarihini yerüstünde yaşatır.
Karaömerli/Türkmen Kökenli: Bu aileler, köyün Sumbas (Karaömerli) nahiyesinden ayrılıp müstakil muhtarlık olduğu dönemden itibaren tescilli olan çekirdek kadrodur:
Demiroğulları (Tekdemir / Demiroğlu): Köyün en eski sakinlerinden olup, Mustafa Demiroğlu (Müştuk) namıyla maruf silsiledir. Nizamlar: Kurucu irade içinde yer alan köklü bir koldur.
Sealler: Köyün ilk yerleşim safhasında adı geçen ailelerdendir.
Alıcı / Atıcı: Bölgenin kadim Türkmen sülaleleri arasında yer alırlar.
Avşar Boyu ve Oymak Bağlantılı Sülaleler; özellikle Sarız ve Pınarbaşı hattından kışlak amacıyla gelip yerleşen Recepli, Torun ve Kocanallı Avşarı kollarını temsil eden aileler: Kavutlar, Amber Ağalar, Maksutlar, Gürbüzler, Eroğlular, Coşkunlar, Duluklu, Çulluoğlu.
Köyün dışarıdan aldığı göçlerle bünyesine kattığı, ancak zamanla akrabalık bağları kurarak yerelleşen aileler:
Sakatoğlu: Patnos’tan göçüp köye yerleşen ve hısımlık kuran sülale. Çevik: Elbistan’dan gelen aile.
Keskin: Ağrı’dan gelerek köye yerleşen sülale.
Kozan Kökenli Aileler: Sıtır Çiftliği mahallesinde yerleşik olup, tarihsel olarak ağaların çiftliklerinde çalışmak üzere gelip yerleşen gruplar.
Osmanlı arşivlerinden Cumhuriyet dönemi iskan defterlerine kadar uzanan belgeler, Çaygeçit merkezli sülalelerin ve aşiret kollarının Anadolu'nun dört bir yanına yayılan kadim ağını gözler önüne seriyor.
1563 Tapu Tahrir, 1845 Temettuat, Nüfus Defterleri ve İskân Kayıtları ışığında incelenen bu coğrafi ve soysal bağlar, asırlardır süregelen akrabalık zincirini net bir şekilde doğruluyor.
Kahramanmaraş hattında Andırın, Göksun ve Pazarcık bölgeleri, Karaömerli aşiretinin ana gövdesini barındırıyor. Andırın ve Göksun’daki Karaömer isimli mahallelerde yaşayan sülaleler ile Çaygeçit’teki Demiroğulları (Tekdemir) ve Nizamlar arasında doğrudan ammioğlu bağı bulunuyor.
Adana'da ise Yüreğir, Ceyhan ve Sarıçam ilçeleri, Sumbas nahiyesinin dağılmasından sonra ovaya inen Karaömerli kollarını ağırlıyor. Buradaki Kars-ı Maraş Muhacirleri kayıtları, Çaygeçit sülaleleriyle birebir eşleşen hane numaralarını veriyor.
Osmaniye'nin Sumbas ilçesine bağlı Kızılömerli ve Küçükçınar köyleri ise en yakın akrabalık dairesini oluşturuyor; Çaygeçit halkı bu köylerle tek bir Karaömerli çatısı altında birleşiyor.
Avşar sülalelerinin yayılım hattı Kayseri, Sivas, Afyon ve Eskişehir ekseninde şekilleniyor. Kavutlar, Amber Ağalar ve Maksutlar gibi Çaygeçit Avşarlarının yaylak akrabaları Kayseri'nin Sarız, Pınarbaşı ve Tomarza ilçelerinde, özellikle Damızlık ve İncemağara hattında yer alıyor.
Sivas'ın Şarkışla, Gürün ve Altınyayla ilçeleri ise Recepli Avşarlarının Orta Anadolu'daki uzantılarını barındırıyor; 18. yüzyıl Rakka sürgününden kaçarak Yeni İl aşiretleri arasına karışan bu kollarla Çaygeçit arasında kadim bir bağ bulunuyor.
Afyon ve Eskişehir bölgesinde ise 19. yüzyıl sonunda devlet eliyle Batı Anadolu’ya iskan edilen obalar arasında, Çaygeçit’teki Kocanallı ve Torun obalarıyla doğrudan hısımlığı olan haneler tescilli olarak yer alıyor.
Doğu ve Güneydoğu aksındaki Patnos, Ağrı ve Elbistan hattı, farklı bir göç ve hısımlık dinamiğini ortaya koyuyor. Ağrı'nın Patnos ve Eleşkirt ilçeleri, Çaygeçit’teki Sakatoğlu ve Keskin ailelerinin köken merkezini oluşturuyor; buradaki bağlar göçerlikten ziyade dahili iskân ve kız alıp verme yoluyla kurulan sarsılmaz hısımlıklara dayanıyor.
Kahramanmaraş Elbistan ve Afşin hattında Çevik ailesi üzerinden büyük sülalelerle kan bağı bulunurken, Hatay'ın Kırıkhan ve Hassa ilçelerinde Kozan-Kadirli hattından güneye inen Sıtır Çiftliği kökenli kollar Bozdoğan Türkmen yapısıyla akrabalık kuruyor.
Alipaşa Höyüğü çevresindeki Yeni Mezarlık’ta yatanların hikayesi ise İç Anadolu geçişlerini aydınlatıyor. 19. yüzyılda Tokat ve Yozgat hattına sürgün edilen, ancak bir şekilde geri dönen veya o bölgelerde akrabaları kalan ailelerin izleri, özellikle Nizamlar ve Hazar sülalelerinin iskan kayıtlarında açıkça görülüyor. Bu belgeler ve arşiv kayıtları, coğrafi mesafeler ne kadar uzak olursa olsun, aynı kökten beslenen kolların tarihsel hafızada nasıl birleştiğini kanıtlıyor.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynaklar
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Kars-ı Maraş ve Adana Eyaleti Tapu Tahrir, Temettuat ve Nüfus Defterleri (NFS.d).
Kurt, Prof. Dr. Yılmaz, "1572 Tarihli Adana Mufassal Tahrir Defterine Göre Bölgenin Sosyo-Ekonomik Tarihi", Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, 2007.
Polat, İ. & Toroğlu, E., "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme ve İdari Taksimat", International Academic Social Resources Journal, 2026, Cilt: 11, Sayı: 3.
Karlangıç, Osman, "Kuruluşundan Lağvedilişine Kadar Cebel-i Bereket Sancağının İdari Yapısı [1879-1933]", Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, Sayı 15, Ekim 2022, ss. 79-98.
Çetinkaya, Bilal, "Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye ve Kadirli Tarihi", İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi, Aralık 2024, Cilt: 4, Sayı: 2.
Yorumlar
Yorum Gönder