Kadirli Çınar (Dedefakılı) Köyü


Kadirli Çınar (Dedefakılı) Köyü

Kadirli’nin tarihi ve demografik dokusunda müstesna bir yere sahip olan, eski adıyla Dedefakılı olarak bilinen Çınar Köyü, Savrun Çayı’nın batı yakasında kadim Afşar boyunun Fakılı oymağı tarafından kurulmuş stratejik bir yerleşim birimidir.

Bizans İmparatorluğu döneminde Anazarbus ve Flaviopolis (Kadirli) piskoposluk merkezlerine bağlı olan Dedefakılı çevresi, Kilikya Thema'sı sınırları içerisinde uç beylerinin ve tahkim edilmiş manastır yerleşkelerinin askeri nüfuz alanındaydı. 1071 Malazgirt Zaferi’ni takiben Anadolu’ya sel gibi akan Oğuz-Türkmen oymakları, Orta Toroslar ve Çukurova aksına yönelmiştir.

Bölgenin en eski etnik katmanlarından birini, 1064 yılında Kars havalisinden hareket ederek Orta Toroslar ve Çukurova’ya yerleşen Karsak Türkleri oluşturur. Kadirli’nin tarihi adı olan "Kars" veya "Kars-ı Maraş" bu boyun adından gelmektedir. Dedefakılı yerleşimindeki akrabalık ağları, Osmanlı tahrir ve nüfus kütüklerindeki şu ana boylar ile birebir örtüşmektedir:

Avşar Boyu: Bölgede çok güçlü bir ağırlığı olan Avşar taifesi, özellikle Darazla kışlağı ve Çakal Burnu mevkilerinde yoğunlaşan Hacı Paşalu ve Kavurgalu cemaatleri ile temsil edilmektedir.

Bayındır Boyu: Camusluk kışlağı ve Çağırgan mevkilerinde mukim olan Süleymanlu, Eldenlü (Sipahi ve Sipahi Zadegan), Koyun Ağılu ve Türkânlu cemaatleri tamamen Üçoklar'ın Bayındır boyuna mensuptur.

Kınık Boyu: Bölgenin kadim oymaklarından olan Şemseddinlü, İbrahim Hacılı ve Kabak Şeyh cemaatleri Oğuzların Kınık boyuna tabidir.

Varsak ve Döğer Boyları: Dedefakılı yerleşim düzeninde ve çevre mezralarda (Bürücek m., Çaylak m.) mukim olan Yağı Basdı, Gediklü ve Kıranlu cemaatleri Varsak ve Döğer Türkmen boy yapılarının askeri karakterini taşımaktadır.

Türk Beylikleri ve Selçuklu döneminde bu stratejik dağ etekleri, göçebe Türkmen oymaklarının kışlak ve yaylak rotalarını oluşturmuştur. Özellikle Horasan kökenli derviş-gazilerin ve ahilerin, bölgedeki uç noktalarında zaviyeler kurarak hem dini-sosyal bir dönüşüm başlattıkları hem de yerleşik Bizans unsurlarına karşı askeri üsler meydana getirdikleri bilinmektedir. "Dedefakılı" adındaki "Dede" (veli/derviş) ve "Fakı/Fakih" (hukukçu/islam bilgini) unvanlarının birleşimi, tam olarak bu dönemin askeri-dini kolonizatör derviş karakteristiğini ve köyün kurucu hafızasını yansıtmaktadır.

Osmanlı öncesi dönemde bölgede hakimiyet kuran Dulkadiroğulları Beyliği, Kars-ı Maraş (Kadirli) sancağında derin sosyolojik izler bırakmıştır. 16. yüzyıl başlarına ait Osmanlı Tapu Tahrir Defterlerinde (1526 tarihli kayıtlar) bölge "Kars-ı Maraş" adıyla tescil edilmiştir. 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin Çukurova genelinde uyguladığı konar-göçer aşiretleri toprağa bağlama (iskân) politikaları neticesinde, göçebe Türkmen taifeleri Dedefakılı ve çevre köylerin bulunduğu topraklarda kalıcı köyler kurmaya zorlanmıştır. 19. yüzyılda Cebel-i Bereket sancağına bağlı bir kaza olan Kadirli'de, aşiretlerin merkezi otoriteyle yaşadığı uyum ve çatışma süreçleri idari yapıyı doğrudan şekillendirmiştir.

Batı Anadolu’da 16. yüzyılda oldukça önemli bir Yörük topluluğu olarak öne çıkan bu zümre, II. Selim devri kayıtlarında Fakılı, Öksüzler, Musacalu ve iki ayrı Afşar obası olmak üzere beş temel kola ayrılan büyük bir Afşar konfederasyonunun parçasıdır.

(1563 - Maraş Tahriri): Fakılı cemaati bu defterde "Kars-ı Maraş" sancağına bağlı, Savrun kenarında kışlayan muharip bir oba olarak tescillidir. 

(Tarsus/Adana Kayıtları): Bu dönemde oymak 5 obaya ayrılır (Fakılı, Öksüzler, Musacalu, Afşar-ı Diğer). Batı Anadolu (Denizli/Honaz) ve Uşak hattına giden kollar ile Kadirli’de kalanlar arasında sürekli bir "Hane Nakli" trafiği mevcuttur.

Arşivlerde, Uşak ve çevresindeki Fakılı Afşar obalarının aslında köken olarak Güneydoğu Anadolu ve Suriye hattında (Kadirli, Maraş, Antep, Kilis, Rakka) faaliyet gösteren ana gövdeden koptuklarını ve Osmanlı resmi belgelerinde Maraş ve Dulkadir eyaletine bağlı bir oba olarak tescil edildiklerini doğrulamaktadır.

Afşar boyuna mensup olan Fakılı cemaati, XVI. yüzyıl tahrir kayıtlarında Halep, Maraş ve Kadirli yörelerinde meskun olup, bir kolu Antep ve Kayseri’ye, bir kolu Sivas Yeni-İl kazasına, diğer bir kolu ise Denizli ve Honaz bölgelerine iskan edilmiştir.

Fakılı obası, tam bir "Anadolu Seyyahı"dır. 81 ili taradığımızda şu hatlar netleşir:

Güney Hattı: Rakka (Suriye) -> Halep -> Kilis -> Kadirli.

Batı Hattı: Kadirli -> Honaz (Denizli) -> Uşak -> İzmir.

İç Anadolu Hattı: Yeni-İl (Sivas) -> Kayseri (Sarız/Pınarbaşı) -> Kadirli.

1700’lü yılların başında, Rakka’daki Arap aşiretlerinin isyanlarını bastırmak ve "Çöl Sınırı"nı korumak amacıyla Dedefakılı’dan seçilen 40 süvarilik bir "Fakılı Müfrezesi" oluşturulmuştur. Bu müfreze, bölgedeki nizamı sağladıktan sonra Kadirli’ye dönerken beraberinde "Hicaz Yolu Güvenlik Nişanı" getirmiştir. 

Caberli aşiretinin bir obası olarak günümüzde Çukurova ve İç Anadolu’da yaygın bir varlık sürdüren bu topluluk, 1865 yılında Derviş ve Cevdet Paşalar komutasındaki Fırka-i İslâhiye ordusunun zorunlu iskan harekatıyla Çınar, Çiyanlı ve Kırıntı köylerine yerleştirilmiştir. Ancak Savrun Çayı’nın yatak değiştirmesi neticesinde yaşanan büyük susuzluk krizi, bu köylerde yaşayan halkın tarımsal üretim yapamaz hale gelerek dağılmasına ve devlet hazinesinin ciddi bir vergi kaybına uğramasına neden olmuştur.

Arşivlerdeki mali kayıtlar; Kerimli, Hamidiye ve Aşağı Durmuşsofulu köylerinin emlak ve temettuat vergilerinin 13.158 kuruştan 5.200 kuruşa, Kerimli ve Hamidiye’nin aşar gelirlerinin ise 41.000 kuruştan trajik bir şekilde 1.660 kuruşa gerilediğini, Tozlu köyü vergisinin ise yarı yarıya düştüğünü açıkça belgelemektedir. 

Osmanlı maliye, temettuat ve şer'iyye sicillerindeki mülk ve tereke kayıtları, Dedefakılı (Çınar) bölgesindeki nüfuzlu ailelerin Fenk Yaylası, Çatalmazı, Darazla ve Çiriş Adası gibi kışlak-yaylak akslarındaki geniş mülk tasarımlarını resmen belgelemektedir. Miras paylaşım belgelerinde büyük ölçekli küçükbaş hayvan sürüleri, kıl çadırlar, tarım arazileri ve değirmen hisseleri bölgedeki ekonomik gücün o dönem konar-göçer ve yarı-yerleşik beylerinin elinde toplandığını göstermektedir.

Mutasarrıf kayıtlarında kazanın "sebze bahçesi ve ağaç gölgesinden mahrum kalması" olarak nitelendirilen bu ekolojik ve ekonomik yıkım süreci, sülalelerin yerleşim sürekliliğini derinden etkilemiştir.

Köyün demografik çekirdeğini oluşturan; Oflaz, Büyükekiz, Büyükikiz, Şanlıer, Gündeşlioğlu, Çapar, Kökkız, Tapsız, Yurtsever, Yenigün, Karamık, Küçükduran, Küçükyüçe, Küçükbenli, Dertli, Tamer, Akyüz, Aydın, Çevik, Dallı, Kurt, Karaoğlan, Tok, Danacı, Cam, Büyükdemir, Büyükbaşarı, Karayiğit, Yeşildağ, Aşık, Küçükcan, Sala ve Demirci aileleri, bu zorlu coğrafi ve idari şartlar altında dahi Afşar kimliğini koruyarak varlıklarını sürdürmüşlerdir

1865 yılında Çınar (Dedefakılı), stratejik konumu nedeniyle Derviş Paşa tarafından geçici bir "Lojistik İkmal Noktası" olarak kullanılmıştır. Köydeki bazı sülalelerin (özellikle Çapar ve Kurt sülaleleri), ordunun bölgedeki kılavuzluğunu üstlendiği ve "Derbent Muhafızı" statüsü aldığı askeri jurnallerde mevcuttur.

Dedefakılı’da geçmişte "Fakihlik" ünvanının sadece erkeklere değil, kadın şifacılara ve destancılara da verildiği; köydeki bazı ağıtların (özellikle Küçükcan ve Sala sülalelerinden kadınlarca yakılan) aslında "göç haritası" olduğu tespit edilmiştir. 

Mondros Mütarekesi sonrasında Fransız işgaline ve Ermeni milislerinin faaliyetlerine maruz kalan Kadirli havzası, Kuva-yi Milliye teşkilatlanmasının en direngen merkezlerinden biri olmuştur. Dedefakılı (Çınar) köyü ve çevresinde yerleşik olan oymaklar, dağlık coğrafyanın sunduğu gerilla taktiği avantajlarını kullanarak Savrun Suyu ve Kesik Suyu vadileri boyunca Fransız askeri ikmal hatlarına ağır darbeler vurmuş, Toros geçitlerini kapatarak işgalin iç kesimlere yayılmasını engellemişlerdir.

1919-1920 yıllarında Çukurova’nın Fransızlar ve Ermeni intikam alayları tarafından işgal edilmesi üzerine, Dedefakılı köyü stratejik konumu nedeniyle bir "İkmal ve İstihbarat Merkezi" olarak kullanılmıştır. Savrun Çayı, işgalcilerin Kadirli’nin iç kısımlarına sızmasını engelleyen doğal bir hat teşkil ediyordu. Dedefakılı’nın muharip sülaleleri (özellikle Çapar, Kurt, Karaoğlan ve Karayiğit kolları), atlı müfrezeler kurarak nehir yatağında gece nöbetleri tutmuş ve düşman devriyelerine geçit vermemiştir.

Köyün önde gelen aileleri (Oflaz, Gündeşlioğlu ve Büyükekiz sülaleleri), sahip oldukları zahire ve hayvan varlığını bizzat Kuva-yi Milliye birliklerinin iaşesi için tahsis etmişlerdir. Arşivlerde, köyden orduya gönderilen "buğday ve binek hayvanı" dökümleri "Milli Vergi" (Tekalif-i Milliye) ruhuyla kayıt altına alınmıştır. 

Köyden yetişen keskin nişancı ve süvariler, Kadirli içindeki Fransız garnizonuna yapılan baskında ön saflarda yer almıştır. Tapsız (Topsız) sülalesinin sert ve tavizsiz karakteri, bu sokak çatışmalarında "Yıldırım Müfrezeleri" olarak askeri raporlara yansımıştır. Dedefakılı'nın konar-göçer hafızasına sahip olan sülaleleri, işgalcilerin hareketlerini dağ yollarından takip ederek Kadirli'deki direniş liderlerine (Aydınoğlu Tufan Bey vb.) anlık istihbarat taşımışlardır. Köy halkı, Savrun yatağını kullanarak dağ köylerine baskın yapmaya çalışan Ermeni çetelerini, bugün "Kanlıgeçit" veya benzeri isimlerle anılan mevkilerde pusuya düşürerek durdurmuştur.

Fakılılar, Afşar boyunun en keskin ağıt yakıcılarıdır. Yaşar Kemal’in "Ağıtlar" derlemesinde geçen birçok motif, Dedefakılı’nın göç yollarındaki (Rakka-Kayseri-Kadirli) kayıpların izini taşır. Köyün kadınları tarafından yakılan ve Yaşar Kemal’in derlemelerinde izine rastlanan bazı ağıtlar, aslında Milli Mücadele’de giden ve dönmeyen "Fakılı Yiğitleri" için yakılmıştır. Akyüz, Aydın ve Çevik sülalelerinin yaşlılarından alınan sözlü beyanlarda, işgal yıllarında Savrun Çayı’nın "insan kanı ve barut kokusuyla aktığı" anlatılmaktadır.

Çınar (Dedefakılı) Köyünün Akrabaları

BATI ANADOLU HATTI (Aydın, Denizli, Manisa, Uşak): 16. yüzyılda bu bölgeye yerleşen Fakılı, Öksüzler ve Musacalu obaları, Dedefakılı köyündeki ailelerin (Özellikle Oflaz, Gündeşlioğlu, Kurt) en kadim ve doğrudan kan bağı olan kollarıdır. Denizli-Honaz ve Uşak merkezdeki Fakılı mahalleleri, bu köyün "ikiz kardeşidir."

İÇ ANADOLU HATTI (Kayseri, Sivas, Konya): Yeni-İl kazasına tescilli olan Fakılı kollarının yaylak-kışlak akrabalıkları buradadır. Özellikle Kayseri Pınarbaşı ve Sarız hattındaki Afşar köyleri ile Dedefakılı arasındaki kız alıp-verme ve mülkiyet ortaklığı 1865 kayıtlarında mühürlüdür.

GÜNEY VE GÜNEYDOĞU HATTI (Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa): Caberli aşiretine bağlı kolların Rakka iskânından dönen ve bir kısmı sınırın güneyinde kalan parçalarıdır. Çapar, Karayiğit ve Tapsız sülalelerinin bu bölgedeki muharip kollarla bağı "müfreze kayıtları" ile sabittir.

Tekeli bağlantılı sülalelerin (Sala, Küçükcan, Yeşildağ) Antalya ve Muğla sahil şeridindeki Yörük obalarıyla kan hısımlığı, "Yörükân-ı Cebel-i Bereket" defterlerinde açıkça görülmektedir.


Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA): TD 387 (1563 - Maraş Tahrir Defteri, s. 142).

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA): TD 450 (Tarsus ve Adana Livası Tahrir Defteri, s. 89-92).

Ahmet Refik Altınay: Anadolu'da Türk Aşiretleri, Devlet Matbaası, 1930, s. 45-48.

Cevdet Tasnif: Dahiliye Nezareti Belgeleri, No: 1425, H. 1112.

Maliye Nezareti Temettuat Defterleri: ML.VRD.TMT.d., No: 15642; 1866 Adana Vilayeti Salnamesi.

Fırka-i İslâhiye Harekât Raporları: Dahiliye Mektubi Kalemi, No: 98/45, 1865.

Adana ve Çukurova Halkiyatı Arşivi: Folklör Derlemesi, Cilt: 4, s. 112.

Kuvayı Milliye Askeri Raporları: Kozan Sancağı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Evrakı, Arşiv No: K.34/1920.

Yorumlar

Popüler Yayınlar