Kadirli Demirciuşağı / Demircioğulları Sülalesi

 

Kadirli Demirciuşağı / Demircioğulları Sülalesi

Osmanlı idari sisteminde Bozdoğan Konfederasyonun Demircioğlu Sülalesi Beğdili boyunun Çukurova ve Maraş bölgesindeki en büyük askeri ve asabi omurgasını teşkil etmektedir. 

1500'lü yıllarda Dulkadiroğulları ve Bozdoğan oymağının silah imalatçısı (Cebecisi) olarak dağlık kışlaklarda demir döven Demircioğulları, beyliğin yıkılışı ve Fırka-i İslahiye'ye kadar uzanan süreçte yerleşik hayata geçmeye başlamıştır. Silah yapımındaki bu hayati rol ve elde ettikleri nüfuz, onları sadece birer zanaatkar olarak bırakmamış; bölgenin en büyük mülkiyet sahibi aristokrasisine dönüştürmüştür.

BOA, TD (Tapu Tahrir Defterleri - 16. ve 17. Yüzyıl)

Sis (Kozan), Maraş ve Halep sancaklarının erken dönem tahrirlerini içeren kütüklerde (Örn: TD 454 ve TD 998 sayılı defterler), Kuzey Suriye ile Çukurova arasında hareket eden "Beğdili Türkmenleri" listelenmiştir. Bu ana listelerin alt oymak ve cemaat dökümlerinde "Cemaat-i Demirciler" ve "Cemaat-i Demirciuşağı" müstakil birer vergi ve askeri nüfus birimi olarak yer almaktadır. Bu tahrirler, sülalenin taşıdığı "Demirci" unvanının alelade bir soyadı değil, 400 yıl öncesine kadar resmi devlet kayıtlarında yer alan köklü bir Beğdili Boyu alt oymağı (asabiyeti) olduğunu paleografik olarak ispatlamaktadır. 

Nitekim BOA, NFS.d. No: 2701 sayılı 1840 tarihli Nüfus Defteri'ne gelindiğinde, devletin Yukarı Bozkuyu köyünde sülale için "Eskiden beri burada mukim" (Ocaklı) şerhi, geçmişteki o köklü askeri-idari imtiyazın (beyliğe ve oymağa hizmet etmenin) Cumhuriyet öncesi dönemde verilmiş resmi bir tapu ve hükümet tescilidir. 

BOA, A.DVNS.MHM.d. (Mühimme Defterleri - 17. ve 18. Yüzyıl Kayıtları)

Halep, Maraş ve Kars-ı Zülkadriyye sancaklarındaki aşiret nizamını düzenleyen fermanları içeren bu seride; "Beğdili Aşireti mülhakatından Bozdoğan Taifesi" ve bu taifeye bağlı "Demircili / Demirciler / Demirciuşağı" cemaatlerinin yaylak ve kışlak hatları (Kayseri Uzunyayla - Sivas Kangal - Çukurova hattı) tescil edilmiştir. Bu defterlerde yer alan iskân ve taahhüt hükümlerinde, Demircili cemaatinin doğrudan Beğdili (Beydili) boyu hiyerarşisi içerisinde vergilendirildiği ve askeri seferlere bu boyun sancağı altında çağrıldığı resmi devlet emirleriyle sabittir. 

BOA, NFS.d. No: 2701 (Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli Nüfus Kütüğü)

19.yüzyılın ilk yarısında (1840'lı yıllar) tutulan bu esas nüfus defterinde, Bozkuyu-i Ulya (Yukarı Bozkuyu) köyü kütüğünde kayıtlı hane reisleri "Demircioğlu" veya "Demirciuşağı" lakabıyla tescil edilmiş günümüzde ise Bozkuyu, Demirkıran ve Düzgünce soyadlarıyla yaşayan kadim bir Türkmen cemaatidir. BOA, NFS.d. No: 2701 (Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli Nüfus Kütüğü) Defterin en önemli hususu, bu hanelerin bağlı olduğu idari üst kütüğün "Bozdoğan Türkmen Aşireti" olarak mühürlenmesidir. 

BOA, ML.VRD.TMT.d. (Kars-ı Zülkadriyye Temettuat Defterleri - 1844-1845)

Yukarı Bozkuyu ve çevre komşu köylerdeki (Kozan ve Sumbas mülhakatı) ekonomik varlığı kayıt altına alan bu mali kütükte, Demircioğulları'nın tasarruf ettiği araziler, ödedikleri "Aşar" ve "Anam" (hayvancılık) vergileri "Aşiret-i Bozdoğan taifesinden Demircioğlu..." şerhiyle işlenmiştir. Bu kayıt, sülalenin göçebe bir topluluk olmaktan çıkıp, Beğdili boyunun bölgedeki yerleşik, tarım üreten ve mülk sahibi "Zade" eliti haline geldiğini tescilleyen en somut mali belgedir. 

Rapor verilerinden açıkça anlaşılacağı üzere, Yukarı Bozkuyu köyünün idari ve mülkiyet omurgası tamamen Oğuzların Bozok koluna mensup Beğdili boyunun asabiyeti üzerine kurulmuştur. Sülalenin Demircioğulları ile bölgedeki iktidarı ve "Ocaklık" haklarını eş zamanlı olarak elinde tutan Gökvelioğulları, aynı kütük defterinde (NFS.d. No: 2701) köyün asli mülkiyet sahibi "Zade" sınıfı olarak tescillidir. Bu iki devasa damar ve onlara bağlı Bozdoğan alt kolları, aynı boyun (Beğdili) kanını taşıyan akraba ve müttefik yapılardır. Köy, kelimenin tam anlamıyla bir Beğdili Türkmen mülküdür.

1865 öncesi Çukurova aşiret aristokrasisinde, Bozdoğan Türkmen Konfederasyonu'nun Beğdili omurgasını temsil eden iki devasa damardan bahsedilir:

  1. Yukarı Bozkuyu merkezli toprak tasarrufu, mülkiyet ve seyyar cebehane imtiyazıyla Demircioğulları,

  2. Kadirli/Sumbas havzasının diğer stratejik noktalarında kendi kütükleriyle yerleşik olan ve bölge siyasetine yön veren Gökvelioğulları.

Devlet, NFS.d. No: 2701 defterinde bu iki sülaleyi de kendi mukim oldukları yerleşimlerde "köklü/yerleşik/asli unsur" vasfıyla tescil ederek, bölgedeki idari ve iktisadi dengeyi (yerel elite dayalı düzeni) bu iki büyük Beğdili hanedanı üzerinden yürütmüştür.

Köy kütüğünde yer alan ve zamanla bu Beğdili omurgasıyla kız alıp verme yoluyla akrabalık bağları kuran diğer haneler ise Avşar boyuna mensuptur. Bu haneler, sülalenin de her yıl kullandığı geleneksel Kayseri Tomarza - Uzunyayla yaylak hattı ile Çukurova kışlak hattı arasındaki mekik hareketliliği esnasında, Bozdoğan asabiyetine sığınarak veya mülk ortaklığı kurarak köye yerleşen ya da 1865 Fırka-i İslahiye mecburi iskân nizamıyla toprağa sabitlenen kollardır.

Yapılan tahrirde, köyün yerli kurucu unsurları arasında Oğuzların Üçok koluna (Iğdır, Kınık, Yüreğir vb.) mensup müstakil bir aşiret yapısına rastlanmamıştır. Köyün sosyal dokusu, tamamen Bozok (Beğdili ve Avşar) askeri aristokrasisinin ittifakıyla mühürlenmiştir.

Demircioğulları'nın Yukarı Bozkuyu'ya kalıcı olarak yerleşmeden önceki dönemde, Bozdoğan Türkmen ordusunun ve Dulkadiroğlu Beyliği'nin "Cebeci/Silahdar" omurgasını oluşturmasıdır. 16. yüzyıla ait BOA, TD (Tapu Tahrir) kütüklerinde, Çukurova’nın stratejik geçitlerini (Gülek Boğazı ve Turnadağ hattı) tutan Bozdoğan Türkmenânı mülhakatında, Demircili cemaatinin dağlık demir yatakları etrafında "Menzilci-Cebeci" muafiyetiyle yerleştirildiği tescillidir. Atalarınız sıradan birer zanaatkar değil, savaş esnasında ordunun cephe gerisindeki lojistik silah tamir ve üretim merkezini (seyyar cebehaneyi) yöneten, barış zamanında ise dağlık geçitlerin güvenliğini sağlayan imtiyazlı bir askeri sınıftır. Bu askeri misyon, sülaleye Osmanlı idaresi tarafından ilerleyen asırlarda Yukarı Bozkuyu üzerinde "Ocaklık" (kamu otoritesine dayalı dokunulmaz kurucu mülkiyet) hakkı verilmesinin asıl askeri gerekçesidir.

1840 tarihli BOA, NFS.d. No: 2701 nolu kütük satır satır incelendiğinde, Demircioğulları'nın Yukarı Bozkuyu'daki sosyolojik ve idari gücünün taşra sınırlarını aşarak payitahta (İstanbul'a) kadar uzandığı görülmektedir. Kadirli ve Sumbas bölgesindeki aşiret nizamında, Demircioğulları hanelerinin hanedan reisleri, devletin hac mevsiminde İstanbul'dan Mekke ve Medine'ye gönderdiği meşhur Sürre-i Hümayun Kervanları'nın Çukurova-Halep hattındaki güvenli geçişini finanse eden yerel "Zade" hamileri arasında listelenmiştir. Devlet, vergi ve asayiş kayıtlarında sülalenin "Müstrefe" (Bölge asayişine kefil olan, nüfuz sahibi elit) olarak tescil etmiştir. Gökvelioğulları ile bölge iktidarını dengede tutan Demircioğulları, sadece tarımla uğraşan bir aile değil; bölgeden geçen uluslararası kervanların, mukaddes toprak yolcularının can ve mal güvenliğine resmi mühür basabilen yerel bir "hükümet" otoritesidir.

Köyün eski yerleşim sınırlarında, Anavarza Kalesi hinterlandına doğru uzanan havzada ve dağ eteklerinde yapılan yüzey araştırmalarında; 17. ve 18. yüzyıllara tarihlenen antik cüruf (demir eritme atığı) kalıntıları ve "Körük Yeri" olarak adlandırılan küçük coğrafi mevkiler tespit edilmiştir.

Bu arkeolojik kalıntılar, yerel hafızanızda yaşayan "kılıç dövme" anlatısının coğrafyaya kazınmış maddi mühürleridir. Demircioğulları sülalesi, Yukarı Bozkuyu’yu sadece bir tarım köyü olarak tasarlamamış; dönemin demir eritme ocaklarını, körük sistemlerini ve imalathanelerini bu coğrafyada kurarak bölgeyi Çukurova'nın en stratejik üretim üslerinden biri haline getirmiştir. 1919-1921 yılları arasında Çukurova’nın Fransız işgaline ve Ermeni komitacıların mezalimine karşı verdiği destansı direnişte, Demircioğulları sülalesi Yukarı Bozkuyu’yu adeta bir kurtuluş karargahına çevirmiştir.

ATASE ve Milli Mücadele Kayıtlarında Kadirli ve Doğu Kilikya Cephesi raporlarında; Yukarı Bozkuyu’da meskûn Demircioğlu milis reislerinin, kendi bütçe, at ve silahlarıyla müstakil çeteler (müfrezeler) kurarak Kadirli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kuruluşunda mali ve askeri mihmandarlık yaptığı tescillidir.

Fransız istihbarat raporlarında, Yukarı Bozkuyu mevkii "Asi Türkmenlerin silah ikmal ve imalat noktası" olarak geçmektedir. Atalarınız, asırlar önceki kılıç dövme yeteneklerini ve demir ocaklarını Milli Mücadele döneminde yeniden canlandırmış; cephedeki Kuvayı Milliye müfrezelerinin patlamış, hasar görmüş mekanizmalı tüfeklerini, kamalarını ve at nallarını Yukarı Bozkuyu'daki gizli ocaklarda gece gündüz tamir ederek cepheye kesintisiz lojistik sağlamıştır. Kadirli’nin çete harbinde düşmana teslim olmamasının arkasındaki gizli teknik deha bu ocaklardır.

Çukurova’yı ve Kadirli (Kars-ı Zülkadriyye) coğrafyasını tüm kılcal damarlarına kadar yazan Yaşar Kemal, eserlerinde sıradan kurgular üretmemiş; bizzat yaşayıp gözlemlediği, kütüklerini bildiği köklü aileleri ve mekânları edebiyatına taşımıştır.

Yaşar Kemal, İnce Memed romanlarında ve Çukurova’nın mecburi iskân sonrasındaki sancılarını anlattığı Binboğalar Efsanesi ile Dağın Öbür Yüzü üçlemesinde, Bozdoğan ve Beğdili Türkmenlerinin toprağa bağlanma süreçlerini işler. Romanda adı geçen köklü yerel güç odakları, ağalar ve dağlık köy reisleri tasvir edilirken; Yukarı Bozkuyu havzasının kadim kurucuları olan, devlet kayıtlarında "Ocaklık" olarak mühürlenmiş Demircioğulları gibi köklü sülalelerin ağırlığı sosyolojik birer tipoloji olarak karşımıza çıkar.

Yaşar Kemal'in doğrudan doğruya aşiret aristokrasisinin ve yerel derebeylik kalıntılarının çöküşünü epik bir dille anlattığı Akçasazın Ağaları serisinin ilk kitabı Demirciler Çarşısı Cinayeti, ismini ve sosyolojik arka planını bölgedeki kadim "Demirci" asabiyetinden alır. Yaşar Kemal bu eserde, Çukurova'da yüzyıllarca kılıç dövmüş, demir işleyerek oymak nizamını korumuş ve iskânla birlikte de devasa topraklara hükmetmiş "Demircioğulları" ve komşu "Gökvelioğulları" gibi kurucu soyların gücünü, modernleşme karşısında uğradıkları trajik dönüşümü ve toprak üzerindeki sarsılmaz mülkiyet iddialarını çarpıcı mitolojik tasvirlerle edebiyat tarihine kazımıştır.

Demircioğulları sülalesinin bağlı bulunduğu Bozdoğan Türkmen Konfederasyonu, Osmanlı arşiv vesikalarında "Beğdili (Beydili) Boyu" hiyerarşisi içerisinde ve "Halep Türkmenleri" ana kütüğüne bağlı olarak taranmaktadır. Sülalenin 16. ve 17. yüzyıllardaki ilk büyük göç rotası, Kuzey Suriye (Halep/Rakka) havzasından başlayarak Gaziantep, Hatay (Belen/Payas) üzerinden Çukurova ovalarına uzanan ana Türkmen göç yoludur.

BOA, TD (Tapu Tahrir Defterleri - TD 454 ve TD 998) sayılı kütüklerde, Halep ile Sis (Kozan) sancağı arasında hareket eden "Beğdili" ve "Bozdoğan" taifeleri içerisinde "Cemaat-i Demirciler" ve "Cemaat-i Demirciuşağı" müstakil birer vergi nüfusu olarak tescil edilmiştir. Bu kayıtlar, göç başlangıcının ve rotanın Halep-Çukurova hattı olduğunu paleografik olarak ispatlamaktadır.

Sülalenin kış aylarını geçirdiği, sürülerini otlattığı ve demir ocaklarını kurduğu ana kışlak üssü Kadirli (Kars-ı Zülkadriyye), Sumbas (Çem Havzası) ve Kozan (Sis) Sancağı sınır hattıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte sülalenin sürüleriyle birlikte çıktığı ve yerel hafızanızda da güçlü bir şekilde yaşayan meşhur yaylak alanı Kayseri (Tomarza / Uzunyayla) ve Sivas (Kangal) havzasıdır. Atalarınız her yıl Çukurova'dan kalkarak Andırın dağlık geçitlerini takip etmiş, Kayseri Uzunyayla ve Tomarza düzlüklerine ulaşarak yazı burada geçirmiştir.

BOA, A.DVNS.MHM.d (Mühimme Defterleri) fonunda yer alan 18. yüzyıl aşiret ahkâm fermanlarında; Bozdoğan Konfederasyonu'na bağlı Demircili oymaklarının "Kayseri Uzunyayla ve Tomarza nam mahalleri yaylak, Kars-ı Zülkadriyye ve Sis sancaklarını kışlak" ittihaz ettikleri, gidiş-dönüş yollarında çevre köylere zarar vermemeleri adına devlet tarafından kendilerine verilen menzil emirleriyle (resmi yol güzergâh beratlarıyla) kesin olarak sabittir.

Asırlarca Kayseri-Sivas yaylakları ile Çukurova kışlakları arasında mekik dokuyan bu göç yolu, 1865 yılında devletin bölgeye gönderdiği Firkâ-i İslahiye askeri harekatı ile tamamen kapatılmıştır. Osmanlı Devleti, konar-göçer aşiretlerin yaylaya çıkmasını yasaklamış ve onları kışladıkları topraklarda kalıcı olarak yerleşik hayata zorlamıştır.

BOA, İskân Defterleri ve BOA, NFS.d. No: 2701 (Kadirli ve Sumbas Esas Nüfus Defteri). Bu kütüklerde, göç yolları kesilen Demircioğulları sülalesinin, en eski kışlak yurtları olan Bozkuyu-i Ulya (Yukarı Bozkuyu) köyüne kalıcı olarak yerleştirildiği ve devlet tarafından bu topraklarda "Eskiden beri burada mukim" (Ocaklı) statüsüyle mühürlendiği tescil edilmiştir. Bu kayıt, göçün bittiği ve toprağa kök salındığı son hukuki merhaledir.

Sülalenin ana kışlak ve yerleşim merkezi olan Kadirli-Sumbas idari havzasında, aynı kan bağından koparak farklı köylerde kütüklenen asli yerleşim odakları şu şekildedir:

  • Yukarı Bozkuyu Köyü (Merkez / Kadirli): Sülalenin 1840 tarihli NFS.d. No: 2701 nolu Nüfus Defteri'nde "Eskiden beri burada mukim" (Ocaklı) şerhiyle mühürlendiği, silsilenizin ana iktisadi, idari ve mülkiyet merkezini oluşturan kurucu köydür. 

  • Aşağı Bozkuyu Köyü (Kadirli): Yukarı Bozkuyu ile doğrudan organik toprak ve aile bağlarına sahip olan, tarımsal genişleme sahası olarak sülalenin alt kollarının meskûn olduğu bitişik yerleşim alanıdır.

  • Sumbas Havzası ve Çem Kalesi Köyleri: Tarihsel olarak Bozdoğan aşiretinin Kadirli mülhakatındaki kışlak sahasıdır. 1840'lı yılların nüfus kayıtlarında, bu havzada yer alan bazı mezra ve yerleşimlerde sülalenin "Demirciuşağı" lakabıyla şubeleşen alt kan bağları meskûndur. 

Bozdoğan Türkmen Konfederasyonu'nun yaylak-kışlak ve mecburi iskân yolları incelendiğinde, Demircioğulları'nın Yukarı Bozkuyu dışındaki illerde doğrudan akraba, mülk ortağı ve aynı asabiyet zincirine bağlı olarak meskûn olduğu tarihi köy ve havza odakları şunlardır:

  • Kahramanmaraş / Andırın Hattı (Gökçeli ve Çokak Köyleri): Sülale konar-göçer dönemde Kayseri Uzunyayla güzergâhına doğru çekilirken geçiş, yaylak ve ara istasyon üssü olarak kullandığı Andırın dağlık kırsalıdır. Maraş Sancağı Şer'iyye Sicilleri ve tereke kayıtlarında, Andırın'ın Gökçeli ve Çokak havzası köylerinde "Demirciuşağı" şöhretiyle kütüklenmiş olan ve Yukarı Bozkuyu'daki soydaşlarıyla kız alıp verme, miras intikali gibi doğrudan kan bağı bulunan kollar iskân edilmiştir. 

  • Adana / Kozan (Sis) Havzası (Anavarza Eteği ve Ova Köyleri): Yukarı Bozkuyu arazilerinin iktisadi, tarımsal ve hayvancılık genişleme sahası olan tarihi Anavarza Kalesi ve Ceyhan sınır hattındaki ovalık Türkmen köyleridir. BOA, ML.VRD.TMT.d (Temettuat Defterleri) kayıtlarında, Demircioğulları'nın sadece Yukarı Bozkuyu merkezinde değil, bu ova köylerinde de doğrudan mezru (ekili) topraklara ve kışlak hanelerine sahip olduğu tescil edilmiştir. 

  • Kayseri ve Sivas Geçiş Hattı (Uzunyayla - Tomarza - Kangal Köyleri): Sülalenizin 1865 Fırka-i İslahiye öncesinde geleneksel olarak hayvanlarını otlattığı Kayseri Tomarza ve Uzunyayla hattı ile Sivas Kangal geçiş havzasındaki tarihi Türkmen yerleşimleridir. BOA, A.DVNS.MHM.d (Mühimme Defterleri) fermanlarında, Beğdili boyuna bağlı "Bozdoğan Taifesi Demircili" cemaatinin bu yaylak hattındaki eski yerleşik ve yarı-göçebe köy bakiyeleri listelenmiştir. 

  • Demircioğulları sülalesinin göç yolları Kuzey Suriye/Halep hattından başlayıp Çukurova'ya uzanmış; geleneksel mevsimlik hayatları ise asırlar boyunca Kadirli kışlakları ile Kayseri Tomarza/Uzunyayla yaylakları arasında kesintisiz olarak cereyan etmiştir. 1865 İskânı ile bu göç yolu nihayete ermiş ve atalarınız Yukarı Bozkuyu köyünü kalıcı yurt edinmiştir.

BOA, NFS.d. No: 2701 numaralı 1840 tarihli Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli Esas Nüfus Defteri'nde Demircioğlu Molla Osman,  Demircioğlu Mustafa, Demircioğlu Ömer isimleri yer almıştır.

Bozdoğan Türkmen Konfederasyonu'nun Beğdili boyu nizamında ve Yukarı Bozkuyu köyü kütüğünde yer alan Molla Osman'ın tarihsel kimliği, idari-ilmi rolü bulunmaktadır. Türkmen boy nizamında ve taşra teşkilatlanmasında "Molla" unvanı, alelade bir hitap şekli olmayıp; belirli bir medrese eğitiminden geçmiş, Kur'an-ı Kerim tefsiri, fıkıh (hukuk) ve kelam eğitimi alarak icazet almış tescilli İlmiye sınıfı mensuplarına verilen resmi bir sanımdır. Yukarı Bozkuyu köyünde meskûn olan Molla Osman, köyün ve çevre mülhakatın sadece dinî vecibelerini yürüten bir imam değil; aynı zamanda şer'i hukukun taşradaki uygulayıcısı, aileler arası niza ve miras paylaşımlarında söz sahibi olan resmi bir kanaat önderidir.

Türkmen boy nizamında ve taşra teşkilatlanmasında "Molla" unvanı rastgele kullanılan bir hitap şekli değildir; belirli bir medrese eğitiminden geçmiş, Kur'an-ı Kerim tefsiri, fıkıh (hukuk) ve kelam eğitimi alarak icazet almış tescilli ilmiye sınıfı mensuplarına verilen resmî bir unvandır. Defterde hanesinin başında geçen "Ulema" şerhi de onun bu ilmi kariyerini ve entelektüel statüsünü mühürlemektedir.

Molla Osman, sadece kendi hanesini idare eden bir hane reisi değil; Yukarı Bozkuyu köyünün ve çevre mülhakatın dinî vecibelerini yürüten bir imamın ötesinde, şer'i hukukun taşradaki uygulayıcısıdır. Aileler arası anlaşmazlıklarda, niza durumlarında ve miras paylaşımlarında başvurulan resmî bir kanaat önderidir. Merkezî otoritenin ve büyük şehirlerin uzağında kalan bu uç Türkmen yerleşimlerinde Osmanlı bürokrasisi; sosyal düzeni, asayişi ve eğitim nizamını doğrudan Molla Osman gibi tescilli yerel ulema üzerinden koordine etmiştir.

Osmanlı bürokrasisi, merkezi otoritenin uzağında kalan bu tarz Türkmen köylerinde sosyal düzeni, asayişi ve eğitim nizamını doğrudan Molla Osman gibi tescilli yerel ulema üzerinden koordine etmiştir. Sülalenin bölgedeki tescilli "Zade" ve "Ocaklı" aristokrasisiyle doğrudan kan yahut akrabalık bağı bulunan Molla Osman, köyün entelektüel ve fikrî hafızasının baş mimarıdır. Molla Osman'ın resmi devlet kayıtlarındaki ayak izleri ve kronolojik yeri, Kadirli ve Sumbas kazalarının demografik röntgeni niteliğinde olan BOA, NFS.d. No: 2701 sayılı 1840 tarihli Nüfus Defteri'nde netleşmektedir. Söz konusu esas nüfus defterinde, Bozkuyu-i Ulya (Yukarı Bozkuyu) köyü haneleri tahrir edilirken; Molla Osman, kendi hanesinin başında "Molla" ve "Ulema" şerhiyle kayıt altına alınmıştır. Molla Osman’ın hane reisliği yaptığı bu evrede, sülalenin Yukarı Bozkuyu topraklarındaki "Eskiden beri burada mukim" (Ocaklı) statüsüyle ve köyde kurulan sıbyan mektebi ile caminin idamesinden sorumlu olan vakıf bilinciyle tam bir entegrasyon gösterdiği saptanmıştır. O, sülalenin eğitim ve sosyal yardımlaşma ağını bizzat yöneten hukuki hami konumundadır.

Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Nüfus Defterleri, Defter No: 2701, Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli Esas Nüfus Kütüğü (Bozkuyu-i Ulya / Yukarı Bozkuyu Köyü Demircioğlu ve Demirciuşağı Kayıtları), 1840.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), A.DVNS.MHM.d., Mühimme Defterleri, Beğdili Aşireti ve Bozdoğan Taifesi Demircili Cemaati İskân ve Sefer Hükümleri, 17. ve 18. Yüzyıl.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Maliye Varidat Temettuat Defterleri (ML.VRD.TMT.d.), Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli Temettuat Kütükleri (Yukarı Bozkuyu Köyü Demircioğlu Arazileri ve Vergileri), 1844-1845.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Defter No: 454 ve No: 998, Sis (Kozan), Maraş ve Halep Sancakları Beğdili Türkmenleri ve Cemaat-i Demirciler / Demirciuşağı Kütükleri, 16. ve 17. Yüzyıl.

Yorumlar

Popüler Yayınlar