Kadirli Eşkiler / Tatarlı Köyü

 

Kadirli Eşkiler / Tatarlı Köyü

Eşkiler/Tatarlı havzası, Hitit İmparatorluğu'nun güherçile ve metal kaynaklarına açılan Kizzuwatna bölgesinin dağlık geçit ağında yer alır. Savrun Çayı koridoru, Hititlerin dağlardan ovaya inen Kaskalı akınlarına karşı kurduğu erken dönem tahkimat hatlarının ve dini-askeri geçiş yollarının kesişim noktasındadır.

Bölge, Orta Çağ Bizans İmparatorluğu'nun Kilikya'yı İç Anadolu'ya bağlayan askeri yolları (Kilikya Kapıları'nın doğu uzantıları) üzerinde stratejik bir tampon bölge teşkil etmiştir. Savrun yatağındaki sarp kayalıklar üzerine inşa edilen gözetleme kuleleri (Varda sistemleri), Bizans'ın Arap-İslam akınlarına karşı erken uyarı ve savunma ağını oluşturmuştur.

Malazgirt Zaferi sonrasında Türkmen boylarının Çukurova'ya akışında Savrun Vadisi, Danişmendliler ve Selçukluların uç beylerine kışlak ve sefer yolu sağlamıştır. Bölgedeki Türkleşme süreçleri, bu dar ve korunaklı nehir yataklarında konargöçer oymakların askeri karakollar kurmasıyla hızlanmıştır.

Dulkadiroğlu Beyliği'nin egemenliğinde Eşkiler/Tatarlı sahası, Maraş ile Sis (Kozan) sancakları arasında askeri birer "Derbent" (geçit muhafızlığı) alanı olarak teşkilatlandırılmıştır. Bu dönemde Cemaat-i Tatarlu, Dulkadirli askeri gücünün öncü ve muharip unsuru olarak bölgeye mühür vurmuştur.

Yavuz Sultan Selim'in Dulkadir Beyliği'ni Osmanlı'ya ilhakından sonra tahrir defterlerine (TKA, TD, nr. 168) bağlanan bölge, Celali ayaklanmaları ve Âyanlık döneminde Kozanoğulları ile merkezi otorite arasında kritik bir denge unsuru olmuştur. 1865 Fırka-i İslâhiye harekatında Derviş Paşa'nın askeri jurnallerinde, Eşkiler halkının geçitleri tutma ve askeri intikal kabiliyeti tescil edilmiştir.

Eşkiler köyü sakinleri için kullanılan "Türkmen" ifadesi, 16. yüzyıl Tapu Tahrir Defterleri'ndeki resmi tescillerine dayanmaktadır.

TKA, TD, nr. 168 (1563-64) nolu defterde, bugünkü Eşkiler köyünün temelini atan grup "Cemaat-i Tatarlu" adıyla geçer ve bu grup doğrudan Avşar boyunun bir oymağı olarak kaydedilmiştir. Osmanlı idari sisteminde "Tatar" bir etnik kökenden ziyade, çoğunlukla askeri bir "sınıfı" veya "unvanı" temsil eder. Eşkiler köyü halkı, kadim Oğuz-Türkmen asabiyetine sahip olup, muharip özelliklerinden dolayı "Tatarlı" sıfatını almışlardır. "Tatar" ismini, askeri bir unvan veya oba adı olarak taşırlar (Moğol veya Kırım bağlantısı yoktur).

Eşkiler isminin kökeni, arşivlerdeki "İşkibli" ibaresidir. 1925'te "İşkibli" (Tecirli bağlantılı-Türkmen Tecirli yerleşimi.) olarak tescil edilmişlerdir. Eşkiler köyü sakinleri, 16. yüzyılda "Tatarlu" adıyla anılan bu muharip Türkmen kollarının bakiyesidir. "Tatar" sıfatı, bu boyların askeri görevleri (ulaklık, öncü birlik) nedeniyle verilmiş bir unvandır.

1865 Fırka-i İslâhiye kayıtlarında ve 1925 Türkiye Meskûn Yerler Kılavuzu'nda bu köyün adı "Tatarlı (İşkibli)" olarak geçer. İşkibli, Tecirli konfederasyonunun kadim ve "Eski" kollarından biridir. Bu durum, Eşkiler köyünün sadece Avşar değil, zamanla Tecirli Türkmenleriyle de idari ve kan bağı kurduğunu ispatlar.

1831 Nüfus Defteri'nde (NFS.d 3416) Eşkiler (Tatarlı) sakinleri, "Yerli Türkmen Cemaati" statüsünde kaydedilmiştir. Timur ile gelen "Kara Tatarlar" dağ kolunda (Kalealtı hattında) kalırken, Eşkiler grubu kadimden beri bu havzada (Sumbas-Savrun arası) kışlayan, aslı Avşar olan Türkmenlerdir.

Not: Bazı kaynaklar Avşar/Bayat boylarının karışımı olduğunu söylemektedir.

Eşkiler köyü sakinleri, arşiv kayıtlarında (18. yüzyıl) sadece çiftçi değil, "Derbentçi" (Geçit Muhafızı) statüsünde görünmektedir. Savrun Çayı’nın dağdan ovaya döküldüğü stratejik boğazı tutan bu grup, "Tatar" ismini aslında Osmanlı’nın onlara verdiği "Hızlı İntikal Birliği" görevinden almıştır. Köyün erkekleri, savaş zamanlarında doğrudan "Orduyu Hümayun"un öncü keşif birliği (çarkacı) olarak görevlendirilmiş, bu yüzden vergiden kısmen muaf tutulmuşlardır. 1865 Fırka-i İslâhiye kayıtlarında, bu grubun "zorla iskân" edilmeden önce Kozanoğlu beyliği ile gizli bir ittifak yaptığına dair jurnaller mevcuttur. "Eşkiler" ismi, yerel ağızda "Eskiler" (kadim yerleşikler) anlamına gelse de, arşivde bir dönem devlete karşı mesafeli duruşları nedeniyle "Eşkiya/Şaki" kökenli bir imayla (Eşkiler) anıldıkları, ancak sonradan "İşkibli Türkmenleri" olarak tescil edilerek sisteme dahil edildikleri görülür.

Köyün üst kısımlarında, bugün bitki örtüsüyle kaplanmış olan ve yerel halkın "Eski Yıkık" dediği alanın, aslında Orta Çağ'dan kalma bir "Gözetleme Kulesi" (Varda) temelleri üzerine kurulu olduğu, 19. yüzyıl askeri haritalarında işaretlenmiştir. Tatar aşiretinin buraya yerleşme sebebi, bu antik gözetleme noktalarının sağladığı hakimiyettir. Altlarında bulunan ve bugün tarla olan alanların bir kısmının, aslında kadim bir "Kervan Yolu Geçidi" olduğu arşivdeki "Yol ve Menizil Defterleri"nde mühürlüdür.

1919-1921 yıllarında Fransız işgal kuvvetlerinin Kadirli ve Andırın hatlarından kuzeye Savrun Vadisi üzerinden sarkmasını önleyen Kuvayımilliye müfrezelerinin ana iktisadi ve lojistik sığınaklarından biri Eşkiler/Tatarlı ovası ve çevresindeki sarp kayalıklar olmuştur. Yerel milisler, bu kadim geçitleri kullanarak Fransız ikmal kollarına karşı vur-kaç taktikleri uygulamıştır.

Eşkiler (Tatarlı) köyü sakinlerinin kurucu boy aidiyeti Avşar boyu olup, Tecirli Türkmenleri ile kurulan idari ve akrabalık bağları kütüklerle sabittir. Kadirli genelindeki sülale gruplaşmaları ve boy mensubiyetleri şu şekilde netleşmektedir:

  • 1- Tatarlı (Ekşiler) Avşar: Ekşiler, Tatarlı, Karabacak obaları olup; Ediz, Çatal, Gülden, Demirel, Demiray, Coşkun, Ekiz, Yıldırım sülaleleri bu kola mensuptur.

  • 2- Kara Tatarlar (Timur Bakiyesi): Kalealtı, Yoğunoluk, Çokak hatlarında yer alan; Özkale, Kale, Baykal, Şişman, Atılgan, İspir sülaleleridir. 1563 kayıtlarındaki Kuduzcu topluluğunun devamıdırlar.

  • 3- Kırım Muhaciri (Kırım Tatarları): Ceyhan köyleri ve nadiren Kadirli merkezde yerleşik olup, 19. yüzyıl sonuna kadar yerli aşiretlerle kan bağları bulunmamaktadır.

Ediz sesi ve köyün diğer ağır ailelerinin (Coşkun, Demirel) 1831 Nüfus Defteri'ndeki (NFS.d 3416) kayıtlarında çok ilginç bir ayrıntı vardır. Hane reislerinin eşkalleri tarif edilirken bazıları için "Tatarî" (Tatar tarzı giyinen/yaşayan) notu düşülmüştür. Bu ailelerin, o dönemde bölgedeki diğer aşiretlerin aksine, kendilerine has bir "kalpak" ve "kuşak" kullandıkları, bu kıyafet tarzının onlara "Tatar" denmesine yol açan asıl görsel sebep olduğu etnografik bir veri olarak not edilmiştir. Eşkiler halkı arşivde her zaman "Kendine Has ve Müstakil" bir güç odağı olarak görünür.

Kadirli bölgesinde 18. ve 19. yüzyıllarda tesis edilen vakıflar, mültezimlik beratları ve Şer'iyye sicili tereke kayıtları incelendiğinde; Eşkiler/Tatarlı havzasının vergi iltizamları, derbent muafiyetleri ve bölgedeki mülk paylaşım ağları deşifre edilmektedir. Âyanlık döneminde (1700-1850) bölgenin idari ve mali dengesini elinde tutan mültezim zadelerin, Savrun Çayı ve Sumbas hattındaki geçit rüsumatını denetledikleri mahkeme sicillerinde yer almaktadır. Köy kütüğünde ve çevre mülhakatındaki ilmiye sınıfı mensuplarının sicill-i ahval kayıtları, bölgedeki ulema ve müderris ailelerinin şecere bağlarını doğrulamaktadır.

Kadirli'de "Biz Timur ordusuyla geldik" diyen sülalelerin iddiaları aslına bakılırsa tarihsel bir gerçekliğe dayanır. Bu gruplar literatürde "Kara Tatarlar" olarak bilinir. 1402'de Timur ile gelip, onun çekilmesinden sonra Orta Asya'ya dönmeyerek Toroslara ve Savrun havzasına sığınan gruplardır.

Kalealtı Tatarları: Özellikle Kale, Özkale ve Dervişli sülaleleri bu grubun ana omurgasını oluşturur.

Kuduzcu Cemaati: 1563 kayıtlarındaki (TD 173 nefer) Kuduzcu topluluğu (bugünkü İspir, Gürlek, Baykal, Şişman vb.), Timur bakiyesi olan bu "askeri odaklı" ailelerin devamıdır. Kozanoğulları ile vergi yüzünden çatışıp obanın dağılması ve Heçkeren, Yoğunoluk, Elmalı hattına sığınmaları, 18. yüzyıl Şikâyet Defterleri'nde "eşkıyalık ve asayiş" başlığı altında dolaylı olarak izlenebilir.

Kırımdan gelen Tatar grubu ise Kadirli yerlisi olan "Tatarlı" aşiretinden tamamen farklıdır. 1850-1860 (Kırım Savaşı sonrası) ve 1877-78 (93 Harbi) sonrası bölgeye iskan edilmişlerdir. Kadirli merkezinden ziyade Ceyhan hattına (Büyük Burhaniye, Toktamış, Mercimek) yerleştirilmişlerdir.

Kadirli kasaba merkezine Fırka-i İslâhiye (1866) döneminde iskan edilen az sayıda muhacir aile mevcuttur. Ancak bunların Eşkiler/Tatarlı köyü ile bir bağı yoktur.

BOA, İ.DH. (İrade-i Dahiliye) fonundaki "Muhacirîn İskân Defterleri"nde, Kırım'dan gelenlerin hane hane nerelere yerleştirildiği mühürlüdür. Ekşiler köyü bu listede yer almaz; orası "Kadim Türkmen" yerleşimidir.

Cezmi Yurtsever'in Çukurova aşiretleri ve Kadirli coğrafyası üzerine gerçekleştirdiği akademik saha araştırmalarında, İşkibli/Tatarlı cemaatinin iskân hareketleri ve yer adları detaylıca tahrir edilmiştir.

Yaşar Kemal'in "Hüyükteki Nar Ağacı" adlı Romanında, ovadaki çiftlik düzenine direnen ve kendi topraklarında "Tatar" inadıyla tarım yapmaya çalışan küçük mülkiyet sahibi köylülerden bahsedilirken, tarif edilen coğrafya tam olarak Eşkiler-Tatarlı-Karabacak hattıdır.

"Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı eserinde ise Akçakoyunlu ve Tatar Rekabetini anlatan Yaşar Kemal, Akçakoyunlu ve aşiretler arası kan davalarını anlatır ve bölgedeki güç dengelerini detaylandırır. Arşivlerde İşkibli (Eşkiler) kolunun Tecirli konfederasyonu ile olan bağına paralel olarak; romanda Tecirli ve Cerid çatışmalarının kıyısında duran, ancak kendi iç disiplinini koruyan "Tatarî" gruplar, Eşkiler köyünün tarihsel "muharip" kimliğini yansıtır.

Tatarlı Köyünün Akrabaları

  • Mersin (Gülnar - Mut): Arşivdeki TD 168 kayıtlarına göre, bu bölgedeki bazı Avşar köylerinde "Tatarlı" oymağından kopan haneler mevcuttur.

  • Kayseri (Pınarbaşı - Sarız): Eşkiler’in kadim yaylak arkadaşlarıdır. Özellikle Sarı Mustafa silsilesi ve İspir sülalesiyle akraba olan kollar bu hatta tescillidir.

  • Yozgat (Sorgun - Akdağmadeni): "Tatarlı Perâkendesi" kapsamında bu bölgeye yerleştirilen Avşar boyu kollarında Eşkiler kütüğüne doğrudan bağlı haneler bulunur.

  • Kadirli - Çokak - Karabacak Hattı: Bu köyler arasında sülaleler o kadar iç içedir ki, 1845 Temettuat kayıtlarında bir hane Eşkiler’de vergi verirken, yaylağını Çokak sınırında tutmaktadır. Bu hat, Türkiye'deki en yoğun "İşkibli-Tatarlı" nüfus konsantrasyonudur.

  • Ege Hattı (Manisa - Aydın): 19. yüzyılın sonunda Eşkiler köyünden bazı hanelerin "Pamuk tarımı ve dokumacılık" amacıyla Ege'ye mevsimlik gidip yerleştikleri, Nüfus Nakil Defterleri'nde (Vukuat) mühürlüdür. Özellikle Aydın civarındaki "Tatarlı" isimli yerleşimlerde Eşkiler’in "Çatal ve Gülden" sülaleleriyle kandaş aileler mevcuttur.


Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

BOA, İ..DH., 545 / 37936, H-09-09-1282

Halaçoğlu, Yusuf. XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2023.










 Transkripsiyonlar:

Belge-1

Dâhiliye Nezâreti Emniyete Şubesi Müdüriyet-i Celîlesine

Defter-i Hakânî-i Müdüriyet-i Celîmesinden ma'lûm olduğu vecihle İslâhiye ve Islahat-ı Aşâir Tahrîrâtı kâtibi olup şimdilerde Cebelibereket Sancağı'na mülhak Kadirli kazâsı dâhilindeki Tatarlı ve sâir karyelerinde teşkîl olunan iskân komisyonu başkâtipliğine tayin olunan Fikri Efendi'nin rütbe-i temyîz ve mülhakatı mesâili hakkında şevketpenâhî hazret-i zıll-ı ilâhîmiz hazretleri hazretlerinin irâde-i seniyye-i hazret-i mülûkâneleri şeref-sünûh ve sudûr buyurmuş ve mâh-ı mezkûr mülhakatının rütbe-i merkūmenin infâzı lüzûmu kâtib-i mürselâmız marifetiyle bildirildiği cihetle, zikr olunan kâtib-i mürselâmızın tahrîrâtında kâtib-i mezkûrun teşkîlât-ı mezkûredeki hidemât-ı sâbıkası ve hâzırası dermeyân olunarak rütbe-i mezkûre tevcihiyle mülhakat-ı sâbıka teşkîlâtından mülhakat-ı hâzıra mülhakatına nakli istirhâm kılınmış ise de, ol-babda muâmele-i mukteziye icrâsı zımnında iskele ve islahat-ı aşâir dairesine tebligât-ı lâzıme icrâ kılınmış ve ol-bâbda tanzîm olunan evrâk-ı lâyiha-i tahrîrâtı lâzımü'l-icrâ tanzîm olunarak evrâk-ı mezkûre dairesinden havale olunduğu ma'lûm-ı âlîleri buyurulduğu vecihle; kâtib-i mezkûrun nâil-i terfi' kılınması vech-i meşrû' ile mukteziyât-ı maslahatdan olduğu ve bu misillü dâhiliye nezâreti mahsusunda esmâ-i rütbe-i sâbıka tevcihinde muâmele-i mezkûre icrâsının zımnında mahalli hükümetçe dahi malûmat verilmesi muktezi olduğu cihetle, zikr olunan fıkra dairesinde muâmele-i lâzımenin icrâsı husûsuna himmet buyurulması siyâk-ı mürselinden bulunmuş ve kâtib-i mezkûrun mürâcaatı dahi bu merkezde olup, zikr olunan rütbe-i sâbıkaya nisbetle taltîfi ve sâir husûsta ziyade muâvenet ve muâveneti mûceb ve dilekçe mûcibince icrâsı muktezâ-yı hânedân-ı şâhânî erkanından bulunmakla, fîdâ-yı can fedâ-yı hânedân-ı mülûkâne dâhilinde zât-ı şâhâne hazretlerinin en şerefli nişanları ve devlet-i aliyye-i mülk-i sâirde sû-i kasd eden eşkıyânın def' ü ref'i ve muhârebeleri husûsunda gösterdikleri sâdıkâne hidemât ve fedâkârlıkları nazara alınarak, bu hânedân-ı celîlenin rütbe-i a'lâsına tezîd-i rütbe ile iâdesi ve taltîfi muktezâ-yı şeref-i şâhânedir. Merbuten havale kılınan müracaatname de mezkûr kâtibin tahrîrâtına atfen arz olunur. Ol-bâbda emir ve ferman hazret-i men lehü'l-emrindir.

Belge-2

...adına valisi ve doktor ve rüesâsından ve sâir meşhur ve a'yân-ı acem kurbunda olan bir ruz-name karin-i zuhur olunan ketebe-i abanın rütbeleri ekserisi şerh ve tenfim olunup derece-i balada münderij şerh ve tenfim ile ve derece-i lâyık vechile terakki ve terfiine imkân olunmadığı cihetle, vech-i mezkûr ile münderiç fehhamâlet ü lüzum icra edip buyurulduğu üzere sebep-i şükûfene zât-ı mülûkâne dâhilinde şan-ı celîline müracaat ve daimî senâ muktezasından zevh-i mahsusu hilafına olub, o zamanla göreyle de bil-ifakı buleyla döner ... bidayetinde seyr ve seyr-i nizam ile tanzimi asabi lazımdır. Hurufat-ı zerrînleri zînet-i mahfel-i zî-şân etmek ile muhkem nizam ve usul üzere idaresi mahsus olmakla kalplerine ve kalb-i mülûkânelerine varıncaya kadar müteallik olan mevadd ve mesâil-i mühimmedendir. Konu hakkında zikrolunan kazalarda olup, vukuat-ı sâbıka rütbesinde ve dahildeki eşkıyaların def' ü ref'iyle mesâi-i mezkûrede bizzat ihraz-ı re'y ile ... vukuunda ve sâir şerait dairesinde ahaliye ne dereceye kadar faydalı oldukları nazar-ı dikkate alınarak, bittasvir mezkûr şahısların ahvâl ve harekât-ı seniyyelerinin ve müracaat eden kâtibin evrakının tasvib ve tanzimi husûsunda icrâ-yı muktezişinin beyanıyla defter-i hakânî başkâtipliğine havale ve defter-i hakânîden dahi vaki olan muhabere mucibince mezkur zâtın arzı gerekmektedir.

Belge-3

Mezkûr hükümetine

Makâm-ı âlîye ve iş'âr-ı kadîmin ve cüzde fırtı ve nanâriyo muâvinatında tahtında el-cevahir târihinde oveyie iskânı ibaresi hem rütbe-i müseccelde râfı' ve furû'unde tolaya vaki olan ihâti-i şedde ıslahına refâkatte bulunan erkânına cümbüşleri verip bilakis bir surette neşr olunan faikaysai saadet-nusu sâdiye komiserliği heyyid tenzîm iken sâir lajı mef'um seciye mülhakatı eshâmı hânedân-ı mülûkâne mehkûm olmuştur; suretine iskaline aliyye vech-i suret-i rüz-gâr lai'n-i ... bir suret-i merdûd ile nâ-mürtefi' an ... kadrine rütbelerinden ve rütbesinden mülhakat-ı zatiyye mürtefi' ve nâ-kabil-i rûy-ı rütbe olub mevlâ zâir i'tizâr etmeyip inkârı esla-nüfus sefa mekdaremin oraraki ... ahaliye verip bu vechiyle rütbelerine varıp icra-yı zîb ü kâfi ve muhâribleri kadimden bu veçhile icra olunduğu ecza-yı şâhânî es-ser-nüktedan fındığı soyları veceha doğucoğlu adedetünü ispat eyledikleri cihetle zikr olunan fırkadan bu veçhile rütbelerini iktifa ederek ... zât-ı şâhâne hazretlerinin re'y ü cezm vechile taht-ı rütbeye evsaf-ı hafiye hakkında rütbe-i celîlesinde şânı olan mülhakatı beyan olunur.

([Mühürler ve İmza İbareleri] dâhildir.)*

Belge-4

(Belgenin sol üst ve üst kısımlarındaki mültefit devlet arşivleri filigranlı alanlar dikkate alınarak ana metin satırları: Cenâb-ı Ali Şûrâ-yı Devlet ... ... mülhakatı sâbıka kâtibi olan Fikri Efendi'nin rütbe-i merkūmenin infâzı lüzûmuna dair kâtib-i mürselâmızın tahrîrâtında teferruatıyla beyân olunduğu vecihle, mezbûrun kaza dâhilinde eşkıyaya karşı icra ettiği fedakârlıklar ve muavenet-i seniyye hasebiyle taltîfi ve rütbesinin terfi'i muktezâ-yı maslahatdan bulunmaktadır. Kadirli kazâsı dâhilindeki Tatarlı ve tevâbiinde iskân ve emniyetin temini zımnında vaki' olan mesâi-i sadıkanesi nazara alınarak...

Belge-5

...kânun nâkîd ü okyanusu fermân-ı hümâyûn dairesinde icrâ-yı ahkâm olunduğu ve kaza dahilinde hâl-i hfza ... ve mülhakâtında şaîre muktazî olduğu mahalli hükûmetten dahi sorulup tahkik kılınması mûceb-i maslahat olacağı ... mazbût ve mahrût ... nâkil ve tahrîr olunan defter-i hakânî ... dairesinde muâmele-i mukteziyenin ifâsı husûsuna himmet buyurulması siyâk-ı kelâmdan olmağla, ol-bâbda emir ve ferman hazret-i men lehü'l-emrindir.

Belge-6

Adım / Hükm-i

Ekaynı sâdık cihetine olub şehr-i freng, sadrazam ... penceresi bulunmakla tahrîrât-ı âliyesine iş'âr eylediğim vechle o da bu istikamette yazılıp emr-i azîm kılındı. Ve nâ-mevcûde sâirciğini ... tanzim ve tahrîrât nâzırı lüzûmundan nâşî fâikaya sadrazam hazretleri sorupcevap daidçe dahi resmî yoluyla şurû' olunarak tevcihinin icrasına nezaret-i celîlenin ... vücûbuna binen mezkûr nükte-i celîlemizle beraber arz ü tahrîr kılınarak babanecâb-ı mülûkânenin sâbık kâtibi daire-i nâzırası muvaffakiyete mebûs olacağını beyan eylemekle rütbelerine merbut mülklerin ve taltîfât-ı sâirlerin dahi iltifat olunduğu nükte-i derununda ziyade muâvenet ve muâveneti mûceb olup ceza-yı şâhânî eser-nüktemka fındığı soyları ile bilece ve rütbeleri mucibince celb ü ceddet ... hizmet-i vakıf ve taltîf rüesâsından hasep ve nesep rütbe-i a'lâsına tezîd-i rütbe ile iâdesi ve taltîfi muktezâ-yı şeref-i şâhânedir.

([Alt Notlar ve Haşiyeler]:) Mecmua-i hakîkatin ... Sâbık cebelibereket mutasarrıflığına senet ... ... müracaat ve arz olunan malûmat



Yorumlar

Popüler Yayınlar