Kadirli Göztaşı(Nürfet) Köyü



Kadirli Göztaşı(Nürfet) Köyü

Kadirli ilçesine bağlı Göztaşı Köyünün eski adı olan Nürpet/Nürfet, Ermenice "Norpert" (Yenikale) kelimesinden mülhemdir. Bu isimlendirme, yerleşimin savunma amaçlı bir kale-köy (Asarkaya mevkii gibi) karakteri taşıdığını kanıtlar.

Kadirli ve çevresi (Kars-ı Maraş), MÖ 2. binyıldan itibaren Hitit İmparatorluğu'nun Kilikya (Kizzuwatna) bölgesinin sınırları içerisinde yer almıştır. Savrun Çayı ve dağlık geçit hatları, Hititlerin başkenti Hattuşa'dan Akdeniz'e inen stratejik askeri ve ticari geçiş koridorları üzerinde bulunmaktaydı. Bölge, Hitit çivi yazılı tabletlerinde dağlık ve stratejik bir tampon bölge olarak kaydedilmiştir. MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Karatepe Luvi/Hitit çift dilli kitabelerinde adı geçen "Akyol", güneyden Çukurova’dan başlayıp Karatepe ve Andırın üzerinden Geben ve Göksun’a (Kayseri hattına) uzanan kadim kervan ve ordu yoludur. Tarihi kaynaklarda MÖ 1500’lü yıllarda bölgenin ve geçit noktalarının "Mayramşir" (Meryem’in Şehri/Kenti) olarak anıldığı kaydedilmektedir. Bölgenin Geç Hitit konfederasyonları döneminde (Gurgum Krallığı sınırlarında) İç Anadolu ile Akdeniz arasındaki maden (demir/bakır) ve kereste sevkiyatında stratejik geçit denetim noktası işlevi gördüğü bilinmektedir.


Bizans İmparatorluğu döneminde sınır muhafaza hatları sistemi içerisinde yer alan Kadirli ve dağlık geçitler, Arap-Bizans akınları sırasında ana savunma hatlarından biri olmuştur. Bizans ve Orta Çağ Ermeni kaynaklarında bu çevre "Gaban" (Geçit/Dar Geçit) olarak adlandırılır. Bizans döneminde Maraş ile Suriye sınır hattından başkente ve İç Anadolu’ya istihbarat aktaran 13 stratejik haberleşme kalesinden en kritik halkası bu hat üzerinde yer almıştır. Gece ateş yakılarak, gündüz ise ayna ve duman kullanılarak güneyden gelen Arap/İslam akınları saniyeler içinde Kayseri ve Toros hatlarına iletilmiştir. Bölge, Bizans döneminde Kilikya Thema'sır sınırları içinde uç beylerinin ve manastır yerleşkelerinin de merkeziydi. I. Haçlı Seferi sırasında (1097) Haçlı orduları Ereğli'de ikiye ayrıldığında, Godfrey de Bouillon komutasındaki ana Haçlı ordusu ağır zırhları ve atlarıyla Göksun, Geben ve Kürtül dağ geçitlerini kullanarak Maraş’a ulaşmıştır. Haçlı kroniklerinde "Ölüm Geçidi" olarak tarif edilen bu engebeli coğrafyada yüzlerce Haçlı askeri ve atı uçurumlardan yuvarlanmıştır.


11.yüzyıldan itibaren Türk akınlarıyla birlikte bölgeye gelen Danişmentliler ve Selçuklular, Çukurova ve Toroslar geçitlerini Türkmen iskânına açmıştır. Danişmentli Hükümdarı Melik Muhammed, 1139 yılında Toroslar’daki kilit noktaları ele geçirmek amacıyla Kürtül ve Geben hattındaki kaleleri fethetmiştir. Müteakiben Türkiye Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus, Çukurova seferi sırasında bu dağlık geçitlerdeki müstahkem noktaları kuşatarak bölgedeki Selçuklu hakimiyetini pekiştirmiştir.


Modern ismi olan Göztaşı ise, Türkmen terminolojisinde suyun kaynadığı yere "göz" denilmesi ve bu kaynağın taşlık bir alandan çıkmasıyla ilintili bir adlandırmadır. Köy; Keşiş Suyu, Bor Suyu ve Balık Deresi gibi zengin su kaynaklarıyla tarımsal bir merkezdir. Köy merkezi Göztaşı olmak üzere üç ana mahalleden teşekkül eder:

  • Asarkaya: Dik yamaçlı, yüksek kaya yığıntılarından oluşan ve ismindeki "Asar" (Hisar/Kale) ibaresinden de anlaşılacağı üzere antik yerleşim izlerini taşıyan en sarp mahalledir.
  • Teberik: Köyün sosyal dokusunda önemli bir yer tutan, tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı mahalledir.
  • Karapınar: Su kaynağına nispetle adlandırılmış, yerleşik hayatın su çevresinde kümelendiği birimdir.
Bölge, Malazgirt sonrası Türkmen akınlarının hedefi olmuş, ancak kalıcı yerleşim 14. yüzyılda Ermeni hakimiyetinin zayıflamasıyla (1340-1375) başlamıştır. Tarihin en ilginç olaylarından biri 1375 yılında yaşanmıştır; Mısır Memlük ordusu Çukurova’yı ele geçirdiğinde, son Kilikya Ermeni Kralı VI. Leon bu dağlık hatlara sığınmaya çalışmıştır. Çukurova coğrafyasının Bizans ve Kilikya hâkimiyetinden Anadolu Selçuklu ve Dulkadiroğulları Beyliği kontrolüne geçişiyle birlikte bölgeye yoğun Türkmen iskânı yapılmıştır.


Osmanlı Klasik Döneminde ise (16. - 18. Yüzyıl) TD 387 (1563) ve TD 450 (1572) defterlerde köyün adı "Nürpek" olarak geçer. Dulkadiroğlu Beyliği hâkimiyetine giren bölge, Osmanlı'nın Yavuz Sultan Selim döneminde Turnadağ Savaşı (1515) sonrasında Osmanlı topraklarına katılmasıyla birlikte Dulkadir Eyaleti (Kars-ı Zülkadriye Sancağı) idari yapısına bağlanmıştır. 1563 tarihli Kars-ı Maraş Sancağı Mufassal Tahrir Defteri'nde (Varak 53-a) ve bölge kayıtlarında köyün askeri ve stratejik niteliği öne çıkmaktadır. 1909 Adana'da patlak veren Ermeni isyanı Nürfet'teki Ermenilere ve Ermeni çetelerine de sıçramış, özellikle Oruçbey/Gavur Çamlığı mevkiindeki Türklere yapılan katliamlar toplumsal hafızada derin yaralar açmıştır.


Nürfet, 14. yüzyıldan itibaren Dulkadirli bakiyesi grupların ve sonrasında 19. yüzyıla kadar farklı göç dalgalarıyla gelen Oğuz boylarının sentezlendiği stratejik bir sahadır. Yörükan Taifesi sicillerinde ve tahrir defterlerinde Oğuzların Bozok koluna bağlı Avşar boy dairesi ve Danişmentli Türkmenleri idari birliği içerisinde değerlendirilen unsurlar köyün demografik omurgasını oluşturur.


Bayındır Boyu (Ağcaavculu Oymağı): 1564 tarihli belgelerde bölgenin, Oğuzların Bayındır boyuna mensup Ağcaavculu oymağı tarafından kullanıldığı tescil edilmiştir. Arşivlerdeki en eski Türkmen kaydı bu gruba aittir. Ağcaavculu oymağı, Nürfet’in Türkmenleşme sürecindeki kurucu ve mühürleyici unsurudur.


Avşar Boyu (Orçanlu ve Bulgurlu Oymakları): Orçanlu Oymağı: 16. yüzyılda köyün çevresini yurt tutan, bölgenin savunma ve hayvancılık disiplinini kuran Avşar teşekkülüdür. Bulgurlu Oymağı: 18. yüzyılda bölgede hakimiyet kuran, sosyal ve kültürel dokuda derin izler bırakan Avşar koludur.


Yüreğir Boyu (Koçlu Oymağı): 17. yüzyılda bölgeye yayılan, özellikle tarımsal alanların yönetiminde ve yerleşiklik sürecinde etkili olan Üç-Ok koludur.


Osmanlı tahrir kayıtlarında (BOA. TT.d. No: 102/105) Kadirli/Çangaza ve Nürfet bölgesindeki konargöçer kitleler "Cemaat-i Cangaza" ve "Danişmentli Türkmenleri" idari birliği altında tescil edilmiştir. Bu cemaat yapısı içerisinde köyün "Hocazade" silsilesini ve ilmi otoritesini temsil eden, bugün Dalkıran soyadını taşıyan Fetullahoğulları ile Bayramoğulları, Dulkadirli bakiyesi olan en eski ve köklü yerleşik aileleridir. Bu aileler, göçebe boyların dini ve hukuki rehberliğini (Nürfetli Mehmet Efendi örneğinde olduğu gibi) üstlenmişlerdir. 


18 ve 19. yüzyıllarda Kadirli ve çevresinde kurulan vakıfların mülk yönetimi ile Zülkadriye eyaletindeki imaret ve mescitlerin idamesi, Danişmentli ve Avşar obalarından gelen yerel eşraf aileleri tarafından desteklenmiştir.


(1700-1850): Bölgedeki vergi mültezimliği ve mütesellimlik görevleri büyük ölçüde Kozanoğulları ve Maraş âyanlarının denetiminde yürütülmüştür. Nürfet ve çevresindeki konar-göçer obalar, Âdet-i Ağnam (hayvancılık) ve mukataa vergileriyle merkeze bağlanmıştır. Bu dönemde köylülerin ve aşiret ricalinin askeri ve idari yükümlülükleri (derbendcilik, yaylak-kışlak tahrirleri) vergi defterlerinde mukayyet kılınmıştır.


Bölgedeki Şer'iyye Sicilleri ve Temettüat defterlerinde, Kadirli ve Andırın hattında medrese eğitimi almış, mülk paylaşımları ve tereke kayıtlarında adı geçen müderris ve molla yetiştiren ailelerin şecere ayak izleri tescillidir.


Nürfetli Mehmet Efendi Vakası: Köyün ve Kadirli’nin ilmi tarihinde kilit bir şahsiyet olan Nürfetli Mehmet Efendi (Mahmut bin Mehmet), 16 yıllık medrese tahsili, Osmanlı memurluğu ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki vaizliğiyle tanınır. Özellikle gramofon/plak üzerinden Kuran okunmasına dair verdiği devrim niteliğindeki fetvası, Osmanlı arşivlerinde ve İslam hukuku tarihindeki yerini korumaktadır.


Kız Mezarı (Gelin Mezarı) Tepesi: Çukurova ve Anadolu genelinde bu isimdeki yükseltiler genellikle trajik bir aşk öyküsü veya namus adına kendini feda eden bir figürle ilintilidir. Nürfet özelinde bu tepe, Kerem ile Aslı anlatısının bir uzantısı olarak kabul edilir. Arkeolojik olarak Geç Hitit veya Roma dönemine ait bir tümülüs veya gözetleme noktası üzerine Türkmen mezarlığı eklemlenmesiyle oluşmuştur.


Kesmelik Dağı: "Kesmelik" terimi, taş ocağı veya bloklar halinde taş kesilen alan demektir. Nürfet’in eski adı olan Norpert (Yenikale) ve Asarkaya mahallesindeki taş işçiliği dikkate alındığında, bu dağın köydeki tarihi yapıların ve kalenin inşasında kullanılan ham maddenin çıkarıldığı yer olduğu söylenebilir.


Balık Deresi (Batı): Batıdan doğup kuzeye yönelen bu dere, ekolojik çeşitliliğin göstergesidir. İsim, suyun bolluğu ve içindeki fauna ile ilgili olup, köyün geçmişteki iaşe ekonomisinde önemli bir yer tuttuğunu kanıtlar.


Keşiş Suyu: Köyün doğu sınırını çizen bu su, ismini doğrudan Kerem ile Aslı hikâyesindeki Ermeni keşişten (Aslı’nın babası) alır. Bu isimlendirme, köydeki Ermeni-Türkmen birlikteliğinin coğrafyaya mühürlenmiş halidir.


Bor Suyu (Kuzey): "Bor" kelimesi, killi, kireçli veya mineral bakımından zengin toprakları ifade eder. Kuzeyden gelip köy içine kollar halinde dağılması, Nürfet’in tarımsal verimliliğinin ana kaynağıdır. Bor suyunun kollar halinde dağılması, antik dönemden kalma veya Türkmenlerce geliştirilmiş bir sulama/ark sisteminin varlığına işaret eder.
Büyük usta Yaşar Kemal’in romanlarında (özellikle İnce Memed ve Çukurova tasvirlerinde) en ince ayrıntısına kadar işlenen Toros geçitleri, Savrun Çayı, Binboğa ve Akçakale yaylakları; Nürfet köyünün içinde yer aldığı Avşar ve Türkmen obalarının asırlık göç yollarını, sosyal yapılarını ve yerleşik hayata geçiş sancılarını edebi bir hafızaya dönüştürmüştür. Nürfet, bugün Türkiye'nin turp üretim merkezi olan Kadirli'de, bu tarım kültürünün ilk filizlendiği "doğum yeri" statüsündedir.


Nürfet Köyü'nün Akrabaları


Osmaniye (Kadirli - Göztaşı / Nürfet): Cemaatin ilmi ve idari merkezidir. Dalkıran (Fetullahoğulları), Bayramoğulları, Tamer ve Coşkun sülaleleri buradaki kadim yerleşimin asli unsurlarıdır.


Adana (Kozan, Sarıçam, Ceyhan): Nürfetli Mehmet Efendi’nin ilmi silsilesine bağlı veya Orçanlu Avşarı kolundan ayrılan akraba aileler buralarda yoğundur. Özellikle Kozan hattındaki "Hocazade" lakaplı sülalelerle doğrudan kan bağı mevcuttur.


Hatay (Dörtyol, Erzin): Çukurova’nın güneyine inen Ağcaavculu (Bayındır) kollarının iskân noktalarıdır.


Kahramanmaraş (Merkez, Andırın, Türkoğlu): Nürfet’in bağlı olduğu eski Kars-ı Maraş sancağının çekirdek bölgesidir. Orçanlu aşiretinin ana kütlesi burada yerleşik olup, Nürfet’teki ailelerle "amca çocuğu" statüsündedirler.


Gaziantep (İslahiye, Nurdağı): Gavur Çamlığı ve çevresindeki trajik olaylar sonrası bölgeye dağılan veya o hattı kışlak olarak kullanan akraba bölükler buralarda meskundur.


Sivas (Şarkışla, Kangal) & Yeni-İl Hattı: Bozulus Türkmenleri içerisinde hareket eden Bulgurlu Avşarı ve Ağcaavculu kollarının 18. yüzyıl iskân fermanlarıyla yerleştiği sahadır. Nürfet’teki Bulgurlu silsilesinin doğrudan akrabalarıdır.


Yozgat & Kırşehir: Dulkadirli bakiyesi olan ve ilmiye sınıfına (Medrese çevresi) mensup "Hocazade" silsilelerinin İç Anadolu'daki temsilcileridir.


İzmir (Bayındır, Torbalı): İsmine ilham veren Bayındır boyunun ve Nürfet’teki Ağcaavculu kolunun Ege’deki en büyük iskân sahasıdır. Nürfet'in 16. yüzyıl tahririndeki (TD 387) akrabaları bugün İzmir'in Bayındır ilçesi ve köylerinde yerleşiktir.


Aydın & Manisa (Saruhan): 18. yüzyıl iskân fermanlarıyla batıya sevk edilen Orçanlu ve Koçlu Yörüklerinin torunlarıdır.



Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

BOA, BEO (Bâb-ı Âlî Evrak Odası Defterleri), Dosya No: 3524, Evrak No: 264238 (Kars-ı Dulkadir/Kadirli Müftüsü hakkındaki müracaat ve şikâyet telgrafnamesi mülki müracaat vesikası).

BOA, A.{DVNSMHM.d (Mühimme Defterleri), Belge No: 115683, Tarih: H-20-08-1118 (İfraz-ı Zülkadriye Türkmanı taifesinin Kınık ve Berendi kazalarında iskânı ve asayiş tedbirleri fermanı).
BOA, A.{DVNSMHM.d (Mühimme Defterleri), Belge No: 114227, Tarih: H-29-10-1114 (Dündarlı, Yüreğir ve Hacılı nahiyelerinde kışlayan Dulkadirlu ve Kınık cemaatlerinin sınır tespiti fermanı).

BOA, A.{DVNSMHM.d (Mühimme Defterleri), Belge No: 120-696, Tarih: H-10-04-1126 (İçil, Alaiye ve Teke sancaklarındaki Saçıkara, Cerid, Eskiyörük ve Karahacılı taifelerinin Kıbrıs iskânı ve mütesellim tahkikatı hükmü).

BOA, A.{DVNSMHM.d (Mühimme Defterleri), Belge No: 86-56, Tarih: H-01-04-1046 (Adana beylerbeyine gönderilen Kınık nahiyesindeki aşiret iskânı ve muafiyet fermanı).
BOA, TT.d (Tapu Tahrir Defterleri), Defter No: 69, 151, 315, 387, 450 (Cebel-i Bereket, Kars-ı Maraş ve Kınık Kazası Tahrir Kayıtları).

BOA, TT.d (Tapu Tahrir Defterleri), Defter No: 124, 142, 402, 998 (16. Yüzyıl Vilayet-i Zülkadriye/Kars-ı Maraş Tahrir ve Sipahi Tasarruf Kayıtları).

BOA, NFS.d (Nüfus Defterleri), Defter No: 03718 (Maraş Sancağı; Andırın, Kürtül, Kars/Kadirli, Yenicekale ve Kuşçu Ceridi Cemaat Nüfus İcmal Defteri, M. 1831).

BOA, NFS.d (Nüfus Defterleri), Defter No: 03719 (Maraş Sancağı Dâhilindeki Kürtül, Andırın ve Kars Erkek Nüfus ve Temettüat Sayım İcmal Defteri, M. 1831).

BOA, ML.VRD.TMT (Temettüat Defterleri), Kars-ı Maraş (Kadirli), Andırın ve Kürtül Hanelerine Ait Emlak, Hayvanat ve Senevi Temettüat Sayım Kayıtları (H. 1247 / H. 1260).

Arslan, Hasan. "Osmanlı Hakimiyetinde Maraş'ın İdari Yapısı/Taksimatı I: (Maraş/Dulkadir Eyaleti Dönemi (1531-1848)". Maraş Araştırmaları - I. Ed. İbrahim Solak. Konya: Palet Yayınları, 2020, s. 24-52.

Gökhan, İlyas ve Kaya, Selim. İlkçağdan Dulkadirlilere Kadar Maraş. Kahramanmaraş: Ukde Kitaplığı (Maraş Tarihi Serisi: 23), 2008.

Solak, İbrahim (Ed.). Maraş Araştırmaları - I. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları (Yayın No: 95), Konya: Palet Yayınları, 2020.

Yinanç, Refet. Dulkadir Beyliği. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1989.

Polat, İbrahim ve Toroğlu, Emin. "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü". International Academic Social Resources Journal, Cilt: 11, Sayı: 3, 2026, s. 340-359.

Üçeçam, Döndü ve Hayli, Selçuk. "Kadirli’nin Etki Sahası ve Merkezi Yer Olarak Önemi". Fırat Üniversitesi Geçmişten Günümüze Kadirli ve Etki Sahası Sempozyumu Bildiri Metni, s. 1-4.

Yorumlar

Popüler Yayınlar