Kadirli Kesim Köyü
Kadirli Kesim Köyü
"Kesim" ismi, idari ve mali bir terim olan "Mukataa" veya "Kesim" usulünden gelmektedir. Arşivlerde bu bölge, vergisi maktu (sabit) olarak belirlenen veya belli bir aşirete "kesilen" (tahsis edilen) otlak alanı olarak geçer. 16. yüzyıl kayıtlarında, maktu vergi nizamına tabi bu sahaların, idari açıdan Kars-ı Maraş veya Adana sancakları arasındaki sınır hatlarında konumlandığı ve hayvancılık potansiyeliyle mukataa defterlerine bağlandığı tescil edilmiştir.
Dağınık yapı, bölgenin tipik konar-göçer yerleşim karakteridir. Her mahalle (Aliortaklı, Aliveliler, Saltalılar vb.) aslında o mevkiye yerleşen "Ata" figürünün ismini taşıyan birer oba çekirdeğidir. Bu oymaklar, Yörükan Taifesi kayıtlarında "Cemaat" başlığı altında birer oba yapısı olarak nitelendirilmiş olup, genelde bağlı bulundukları boy beyinin adıyla kimlik kazanmışlardır.
16. yüzyıl Tapu Tahrir Defterleri kayıtlarına göre Kesim mevkii, Dulkadiroğlu Beyliği'nin en sadık Türkmen kollarının yaylak ve kışlak güzergahı üzerindedir. Yerleşim, Selçuklu bakiyesi olan ve Osmanlı'ya intikal eden "Yörükân-ı Maraş" defterlerinde bağımsız bir birim olarak mühürlüdür.Dönemin mufassal defterlerinde, bölgede konar-göçer nizam sürdüren kabilelerin vergi mükellefiyetleri ve nüfus yapıları detaylandırılmış; özellikle Avşar, Bozdoğan ve cengâver nitelikleriyle anılan Cangaza cemaati gibi askeri unsurlar bu coğrafi hatta yer almıştır.
Kesim Köyü, Kadirli'nin en karmaşık ama bir o kadar da saf Türkmen yapısına sahiptir. Köydeki mahallelerin büyük çoğunluğu Bozdoğan konfederasyonuna bağlı İğdir ve Beğdili kollarıyla akrabadır.
Saltalılar: Arşivde "Cemaat-i Saltalu" olarak geçen, 16. yy'da Suriye hattından Rakka iskanı sonrası bölgeye dönen muharip gruptur. Saltalu cemaati, 18. yüzyılda Rakka’ya (Suriye) sürgün edilmiş; ancak oradaki çöl iklimine dayanamayarak gizlice Anadolu’ya firar eden "kaçak" grupların bakiyesidir. Arşivdeki Şikayet Defterleri'nde (1780-1800), Saltalıların Kadirli dağlarına sığınıp "Biz ölürüz de Rakka'ya gitmeyiz" diyerek direndikleri ve devlete karşı bu sarp bölgeyi bir "kurtarılmış alan" olarak kullandıkları mühürlüdür. Benzer şekilde, Cerid ve Tacirlü cemaatlerinin de mülki amirlerin ve aşiret reislerinin tazyiklerine rağmen Rakka sürgününden firar ederek Çukurova ve Kadirli düzlüklerine, sarp dağ yollarına sığındıkları mühürlü kayıtlarda yer almaktadır.
Demirciler: Bozdoğanlar içindeki zanaatkar ve demirci sınıfını (Ehl-i Sanat) temsil eder. TD 168 16. yüzyıl tahrirlerinde Bozdoğan aşireti içerisinde "Cemaat-i Demirciler" olarak tescil edilen grup, bölgenin hem silah hem de tarım aleti ihtiyacını karşılayan, aşiretin en hareketli koludur. Bozdoğan konfederasyonu içerisinde "Demircilik" yapan kollar, Kadirli’nin sarp bölgesi olan Kesim'de toplanmıştır. Kerimli koluna mensup olan ve Yukarı Bozkuyu’ya yerleşen "Demircioğulları"nın ataları, Kesim’deki bu kadim zanaatkâr obadan (Demirciler Cemaati) kopup Kerimli beyinin akrabaları olmuşlardır.1872 tarihli resmi Halep Defteri kütüklerinde ve mülk sayımlarında, Fakı ve Öksüzlü gibi mahallelerde meskun olan Demircioğlu sülalesi mensuplarının isimleri ve tescilli mülkleri bu köklü zanaatkâr geçmişi doğrudan doğrulamaktadır.
Arşivdeki Maliyeden Müdevver (MAD) defterlerinde, Kesim’deki Demirciler mahallesinin "Orduyu Hümayun"a ve yerel beylere (Kozanoğulları dahil) kılıç, ok ucu ve at nalı tedarik ettiği, bu yüzden vergilerinin "kesim" (maktu) usulüyle sabitlendiği kayıtlıdır. Bu mahalledeki demircilerin, 19. yüzyıldaki isyanlar sırasında dağdaki aşiretler için "gizli tüfek tamirhaneleri" kurduklarına dair askeri raporlar mevcuttur. Kesim, aşiretin askeri lojistik kalbidir.Osmanlı idaresinin stratejik akıncı ve okçu cemaatleri, "Okcu Mehmet oğlu Veli" örneklerinde olduğu gibi, bölgedeki lojistik ve askeri operasyon kabiliyetlerini bu sarp istihbarat ve üretim merkezlerinde muhafaza etmişlerdir.
Deliayşeler mahallesi, 19. yüzyıl Şer’iyye Sicilleri'nde, kocası savaşta/sürgünde ölen veya aşiretin başına geçen "Ayşe" isimli bir Türkmen hatununun, bölgedeki arazi davalarında erkek beylere kök söktürdüğü ve kendi obasını bağımsız bir mahalle (Kesim içinde bir birim) haline getirdiği anlatılır. Bu hatun, "Deli" sıfatını gözü pekliği ve hukuki mücadelelerdeki inadı nedeniyle almıştır. Kesim, Türkmen kadınının yönetimdeki gücünün nadir "mahalle ismi" örneklerinden biridir.
Arşivdeki Ruus Defterleri'nde bu bölgenin yapısı "perâkende ve dağınık" olarak geçer. Bu dağınıklık, olası bir baskın anında tüm köyün aynı anda esir düşmesini engellemek ve her mahallenin (oba) kendi savunma hattını kurması için bilinçli olarak seçilmiştir. Bu perâkende yerleşim dokusu, tahrir defterlerine "cemaat-ı perâkende" olarak işlenmiş olup, stratejik bir savunma hattı kurma ve vergi nizamını dengeleme amacı taşımaktadır.
Köyün yüksek kesimlerinde, yerel halkın "Eski Evler" veya "İnler" dediği alanların, aslında Hitit ve Roma döneminden kalma "Gözetleme Kuleleri" ve kaya mezarları olduğu 19. yüzyıl batılı gezginlerin notlarında geçer. Bölgenin antik altyapısı, MÖ 2. binyıldan itibaren hattı kontrol eden ordu yolları, kaleler ve gözetleme kuleleriyle (Bodrum Kale, Kastabala-Hieropolis ekseni) çevrili stratejik bir askeri geçit ağı barındırmaktadır.
Fakılar: Bölgenin dini eğitim ve "ilmiye" sınıfını yansıtan, Karamüftüoğulları ile hısımlığı bulunan gruptur. 1872 tarihli yerleşim kütüklerinde Fakı mahallesinde kayıtlı din görevlileri, imamlar ve ulema sınıfı mensupları ile bölgedeki ilmiye sınıfının mülki varlığı açıkça listelenmiştir.
Aliortaklı ve Aliveliler: İsimlerinden de anlaşılacağı üzere, bu mahalleler "Ortaklık" usulüyle araziyi bölüşen kardeş ve amca çocuklarının kurduğu klan yapılarıdır.
Atasanlı ve İmirzeler: Bu sülaleler, Dulkadirli beylik aristokrasisi içindeki "Mirza" (Beyzade) sınıfına dayanan köklü şecerelere sahiptir.Dulkadir Beyliği'nin Alauddevle Bey ve oğlu Şahruh dönemine kadar uzanan askeri-idari kadroları, bölgedeki vakıf ve timar nizamının aristokratik temelini oluşturmuştur.
Nüfus Defterleri (NFS.d 3416 - 1831): Bu defterde Kesim mahalleleri, hane reislerinin eşkalleriyle (Örn: "Veliler mahallesinden uzun boylu, kara sakallı Veli oğlu Ali") tek tek tescil edilmiştir.
Temettuat (1845): Dağınık mahalle yapısına rağmen, Kesim'in hayvancılık kapasitesinin Kadirli genelinden yüksek olduğu, özellikle "Ağnam" (koyun-keçi) vergisinde rekortmen olduğu mühürlüdür.Konar-göçer kabilelerin temel iktisadi omurgasını oluşturan hayvancılık faaliyetleri, peynir, tereyağı, deri ve canlı hayvan pazarları üzerinden yürütülmüş, bu üretim kapasitesi temettuat ve evkaf vergi kayıtlarına yüksek hasılat olarak mühürlenmiştir.
Yaşar Kemal’in eserlerinde tasvir ettiği "Dağlı Türkmen" karakterinin prototipi Kesim Köyü sakinleridir. Özellikle Saltalılar üzerine yakılan "Rakka Sürgünü" ağıtları, aşiretin travmasını ve direnişini yansıtır.
Türk Kurtuluş Savaşında Köyün mahallelerinden (Aliortaklı, Saltalılar, Demirciler vb.) toplanan gönüllü milisler, bölgedeki Hulusi Kurdoğlu ve Tufan Bey müfrezelerine doğrudan eklemlenmiştir. Kesim’deki Demirciler mahallesinin, Kurtuluş Savaşı sırasında bozulan tüfeklerin tamiri ve mermi imalatı için "gizli bir imalathane" gibi çalıştığı yerel askeri ceridelerde zikredilir. Kesim üzerinden inen milis kuvvetlerin Fransız ikmal hatlarını (Savrun Boğazı mevkii) kestiği mühürlü bir bilgidir.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) şehit listelerinde "Kadirli-Kesim" doğumlu olan ve Çanakkale’den İstiklal Harbi’ne kadar farklı cephelerde şehadet mertebesine erişen çok sayıda isim mevcuttur (Örn: Kadir oğlu Ali, Mehmet oğlu Veli gibi sülale isimleriyle eşleşen kayıtlar).
Kesim Köyü; bir bakıma Türk Kurtuluş Savaşı’nın Kadirli ayağında "Görünmez Kale"dir. Eğer Kesim’in o sarp coğrafyası ve muharip insan gücü olmasaydı, Kadirli’nin kurtuluşu lojistik olarak çok daha sancılı olurdu. Saltalılar'ın tüfekçiliği, Demirciler'ın örsü ve Fakılar'ın duaları bu zaferin harcıdır.
Kadirli Kesim Köyünün Akrabaları
Kadirli Kesim’deki Saltalılar veya Demirciler mahallelerinin amca çocukları, 19. yüzyıl Nüfus Defterleri (NFS.d 3416) kayıtlarında "Andırın tarafındaki yaylaklarda" veya doğrudan "Andırın Kesim" kütüğünde tescillidir. 1865-1866 Cebel-i Bereket dosyasına göre; Derviş Paşa, aşiretlerin kontrolünü kolaylaştırmak için sarp bölgelerdeki geniş aileleri idari merkezlere göre bölmüştür. Aynı obanın bir kısmı Maraş (Andırın) mülkiyetine, bir kısmı ise Adana (Kadirli) mülkiyetine tescil edilmiştir. Bu, "tek bir bedenin iki farklı idari gömlek giymesi" olayıdır. Fırka-i İslâhiye'nin zorunlu iskân hamlesiyle konar-göçer topluluklar mülki sınırlara göre taksim edilmiş, Andırın ve Kadirli sınır hatları bu idari bölünmeyle mekânsal farklılaşmaya uğramıştır.
Ceyhan ve Yumurtalık: Kesim’in Saltalılar mahallesinin doğrudan amca çocukları, Rakka sürgünü dönüşü bu bölgeye iskan edilen "Saltalu" obalarıdır.
Kozan ve İmamoğlu: Aliortaklı ve Aliveliler sülalelerinin Bozdoğan beyleriyle olan hısımlıkları nedeniyle bu hatta yoğun akrabalık bağları mevcuttur.Sis (Kozan) sancak kayıtları, bölgede yüzyıllardır meskun olan Bozok kolları ile Çukurova aşiretleri arasındaki akrabalık nizamını ve mülk ortaklıklarını belgelemektedir.
Kırşehir (Çiçekdağı): Bozulus Türkmenleri içine karışan Kesim kökenli "Demirciler" ve "İmirzeler" kolları 18. yüzyılda bu hatta kalıcı yerleşime geçmiştir.
Yozgat (Aydıncık): Kesim'in Atasanlı mahallesinin kökleri, bu bölgedeki Bozdoğan kollarının "ana ocağı" ile doğrudan kandaştır.
Karadeniz Hattı (Samsun, Ordu - Akkuş): Kesim Köyü'nün sarp hayatına alışkın bazı "perâkende" kolların, Osmanlı'nın 18. yüzyıldaki "Dağ köylerini şenlendirme" politikasıyla bu hatta sevk edildiği, MAD (Maliyeden Müdevver) defterlerinde mühürlüdür.
Antalya ve Muğla Hattı: Kesim’in hayvancılıkla uğraşan bazı kollarının, Toroslar üzerinden Tekeli ve Sarıkeçili gruplarıyla akrabalık kurarak bu illere kadar uzandığı etnografik saha araştırmalarında doğrulanmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder