Kadirli Narlıkışla Köyü
Kadirli Narlıkışla Köyü
Kadirli Narlıkışla köyü, ismini 16. yüzyıl Osmanlı tahrirlerinde zikredilen Avşar/Narlı oymağının kışlağından almış; ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında (1865 Fırka-i İslâhiye sonrası) Tatar/Kuduzcu cemaatinin planlı iskânıyla bugünkü beşerî kimliğini kazanmıştır. Arşivlerde mevkii adı Avşar/Narlı olsa da, yerleşik nüfusun ezici çoğunluğu Tatar (Kuduzcu) dur.
1530 tarihli ve 1563 tarihli (Kars-ı Maraş) mufassal tahrir kayıtları, Narlıkışla mevkisinin ismini mühürler. Narlı (Narlu) oymağı, Maraş/Dulkadirli Türkmenleri içinde yer alan bir Avşar koludur.
Narlıkışla mevkii, 16. yüzyıl kayıtlarında Avşar/Narlı oymağının kışlağıdır. Kuduzcu cemaati buraya 1865'te Fırka-i İslâhiye ile yerleştirilmiştir. Dolayısıyla Kuduzcular, yerleşim yerinin eski sahibi olan Avşarlarla komşuluk ve yer değişimi yapmışlardır, ancak köken olarak Avşar değillerdir. 1865 tarihli Osmanlı arşiv belgesinde Fırka-i İslâhiye reformları esnasında Kırıntı ve Tatar cemaatlerinin iskân faaliyetlerine dair yürütülen nizamlamalar ve bu toplulukların bölgedeki idari/tarımsal organizasyonu yer almaktadır. Defterlerde sülale reisleri zikredilirken "Kuduzcu" lakabı, bir alt oymak veya aile lakabı olarak geçer. Bu grubun ana gövdesi "Tatar-ı Dulkadirli" veya "Yeni İl Tatarları" kayıtlarıyla uyuşur.
"Kuduzcu" ismi, genellikle aşiretin sert mizaçlı oluşuna veya belirli bir tarihsel olaya (istiklal harbi veya yerel çatışmalar) atfen verilmiş bir sıfattır. Bu tür lakaplar, doğrudan bir boy isminden ziyade, ailenin karakteristiğini yansıtır.Nitekim 1872 tarihli mülk ve tapulama defterlerinde (Halep Defteri, Karsızülkadriye kazası kayıtları), Kadirli şehir merkezindeki Fakı Mahallesi sakinleri arasında Kuduzcu sülalesinden "Kuduzoğlu Osman Ka, Ahmet, Molla Mustafa, Süleyman Efendi (Karaceliler)" gibi isimlerin açıkça mülk sahibi olarak tescil edildiği görülmektedir.
Bu grup Oğuzların 24 boyundan biri değildir. Onlar, 13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu'ya giren, Moğol siyasi şemsiyesi altındaki Kıpçak-Türkmen sentezi kütlelere dayanır. Dolayısıyla Kunduzlu Tatarları için doğrudan "Kıpçak Kökenli Anadolu Tatarları" tanımlaması bilimsel olarak en isabetli olanıdır.
16.yy belgelerine göre bu grup; Göksun kuzeyini yaylak, Savrun çayı kenarındaki mevcut köy sahasını ise kışlak (Narlu-kışla) olarak kullanmıştır. Köy mezarlığı kuzeyindeki temel kalıntıları, bu kadim kışlak nizamına ait bir "Kışla" (aşiret karargâhı/korunak) yapısına işaret eder.
1865 yılında Derviş Paşa ve Cevdet Paşa idaresindeki Fırka-i İslâhiye, bölgedeki aşiret asayişini sağlamak için Kuduzcu cemaatini (Tatar Aşireti kolu) Kadirli merkezden alarak tarımsal üretim amacıyla Narlıkışla mevkisine yerleştirmiştir. Köyün ismi "Narlıların Kışlağı" olarak kalmış, ancak sakinleri artık "Tatarlar" olmuştur. Fırka-i İslâhiye, bölgede asayişi temin etmek ve konargöçer aşiretleri yerleşik hayata geçirmek amacıyla tarımsal koloniler halinde yeni kasaba ve köyler kurmuş, bu plan dahilinde mülk ve arazi dağıtımı gerçekleştirilmiştir.
**Kuduzcu Çekirdeği, **KARA, ŞİŞMAN, ATILGAN, BAYKAL, KÖKSALAN Tatarlı Aşireti / Kuduzcu
**Hacıdayılar / Şimşekler **ŞİMŞEK Kuduzcu / Tatar
**Cin Osman Sülalesi **Köyün tarımsal kuruluş mimarları.
1530-1563 (TD 998 & TD 387): Mevkinin "Narlu Kışlağı" (Avşar) olarak tescili.
1691-1750 (Rakka/Bozulus İskân Kayıtları): Narlu oymağının bir kısmının Zile/Tokat hattına sürülmesi (Orhonlu).
1865 (Fırka-i İslâhiye/Cevdet Paşa Maruzat): Tatar/Kuduzcu cemaatinin mevkiiye planlı iskânı.
1890-1910 (Mutasarrıf Raporları): Susuzluk krizi ve vergi kayıpları.
1934 (Soyadı Kanunu/NFS): Kara, Şişman, Atılgan, Baykal ve Köksalan sülalelerinin ayrışması.
Mutasarrıf raporunda geçen "susuzluk" meselesi göründüğünden daha derindir. Savrun çayı yatak değiştirirken, Narlıkışla'nın altındaki bazı antik yerleşim izlerini (Roma/Bizans dönemi su kanalları) de beraberinde balçığa gömmüştür. Köylülerin çıkardığı "temel taşları", aslında oymak kışlağından çok daha eski bir tarım kolonisinin parçaları olabilir. Rivayete göre, köyün kuruluş aşamasında su paylaşımı üzerine yaşanan büyük bir haksızlık (muhtemelen sülaleler arası bir kavga) sonrası, bir "ermiş" kişinin veya mazlum bir köylünün bedduasıyla Savrun Çayı’nın yatak değiştirdiği ve köyün verimli bahçelerinin kuruduğu anlatılır. Mutasarrıfın "sebze bahçeleri kurudu" raporu, aslında bu büyük toplumsal travmanın idari sonucudur.
1923 Mübadelesi sırasında Yunanistan'dan gelen bazı muhacir kollarının kısa bir süreliğine Narlıkışla çevresinde iskan edilmeye çalışıldığı, ancak Tatar asabiyesi (Kuduzcuların sert duruşu) nedeniyle kalıcı olamayıp başka köylere (Örn: Yusufizzettin veya çevresi) kaydırıldıkları arşivlerdeki "şikayet defterlerinde" (ŞK) satır aralarında geçer.
Yaşar Kemal, bu eserinde Horasan’dan gelen Türkmenlerin (Avşarların) ovada nasıl mülkiyet kıskacına alındığını anlatır. Narlıkışla, kitapta geçen "kışlak arayışı" ve "toprağa bağlanma sancısı"nın bizzat yaşandığı sahadır. Narlı oymağının Savrun kenarındaki kadim kışlağının elden çıkışı, Kemal’in "yok olan bir kültür" ağıtıyla örtüşür.
Yaşar Kemal'in Narlıkışla çevresini anlattığı bölümlerde geçen bazı sert mizaçlı ağa ve köylü karakterlerin, aslında bizzat sizin listenizdeki Kara, Şişman veya Atılgan sülalelerinden hayattayken tanıdığı kişilerden esinlendiği, ancak telif ve ailevi husumet korkusuyla isimleri değiştirdiği edebiyat çevrelerinde konuşulan bir sırdır.
NARLU (AVŞAR) CEMAATİ KOLLARI VE AKRABALIK BAĞLARI
Narlıkışla'yı kışlak olarak kullanan Narlu oymağı, Osmanlı'nın merkeziyetçi iskan politikasıyla (1691-1750) Anadolu'nun dört bir yanına dağıtılmıştır.
Tokat (Zile, Artova, Erbaa): Sizin de notlarınızda belirttiğiniz üzere, Narlu cemaatinin en büyük iskan kolu buradadır. Zile köylerindeki "Narlı" ve "Avşar" bakiyesi aileler, Narlıkışla'nın kadim kurucularıyla doğrudan kan bağı taşır.
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Tomarza): Narlu oymağının "yaylak" akrabalarıdır. Özellikle Sarız'daki Avşar köylerinde (Görüş 1'de geçen Sarız Avşarı aileler gibi) Narlıkışla ile genetik bağlarını koruyan aileler mevcuttur. Nitekim Avşar boyuna bağlı konargöçer toplulukların Kayseri-Pınarbaşı (Zamantı) yaylakları ile Kadirli kışlakları arasındaki dönemsel hareketliliği Yörükan kütüklerinde tescil edilmiştir.
Çorum ve Amasya: 18. yüzyılda Rakka sürgününden kaçan Narlu kollarının bir kısmı bu bölgedeki "Yeni İl" aşiretleri arasına karışmıştır.
Sivas (Gürün, Şarkışla): Narlıların Maraş-Sivas hattındaki göç yolu üzerinde bıraktığı akraba kolları (özellikle "Narlı" isimli mevkilerde) hala mevcuttur.
Aydın ve Denizli: A. Munis Armağan'ın Ege Tarihi Coğrafyası'nda belirttiği üzere, "iskan-ı cedid" ile Batı Anadolu'ya sevk edilen Narlı kollarının torunları bugün bu illerde farklı soyadlarıyla yaşamaktadır.
1865 Fırka-i İslâhiye ile Narlıkışla'ya yerleşen ve bugün köyün ana gövdesini oluşturan bu grup, "Dulkadirli Tatarları" ve "Kıpçak" bakiyesi üzerinden geniş bir ağa sahiptir.
KUDUZCU / KUNDUZLU (TATAR) CEMAATİ VE AKRABALIK BAĞI
Kahramanmaraş (Andırın, Pazarcık, Afşin): Kuduzcuların ana merkezidir. Görüş 4'te belirtilen "Andırın Tatarlı" köyü ile Narlıkışla'daki Atılgan, Kara, Şişman sülaleleri arasında birinci derece "gardaşlık" ve "emmioğlu" bağı arşivlerle mühürlüdür.
Osmaniye (Kadirli Merkez, Halitağalar, Balıklağa): Görüş 11'de geçen Karaceli Osman (Kara) örneğinde olduğu gibi, aile içi küslükler veya arazi paylaşımı nedeniyle Narlıkışla'dan ayrılan kollar bu bölgelere yerleşmiştir.
Gaziantep ve Kilis: Kuduzcu/Kunduzlu cemaatinin bir kolu, 19. yüzyılda Halep-Gaziantep hattındaki Tatar yerleşimlerine (özellikle "Kunduzlu" isimli cemaat kayıtları) eklemlenmiştir.
Hatay (Kırıkhan, Hassa, Reyhanlı): Tatar/Türkmen karışık obalar içerisinde, Narlıkışla'daki İspir ve Baykal sülaleleriyle akraba olan kollara (Bozdoğan şemsiyesi altında) rastlanmaktadır. Bölgedeki tapu, şecere ve yerel tarih araştırmalarında, Kadirli/Menziletli kökenli Menziletzade (Konaklı) sülalesinin de göç güzergâhında Bozdoğan ve Avşar Türkmen konfederasyonlarına bağlı "Cemaat-ı Çangaza" gibi askeri/cengâver unsurlarla tescillendiği bilinmektedir.
Ankara ve Kırşehir: Anadolu Tatarlarının yoğun olduğu bu illerde, Kuduzcuların köken olarak bağlı olduğu "Büyük Tatar" konfederasyonunun parçaları yerleşiktir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Yorumlar
Yorum Gönder