Kadirli Sarıtanışmanlı Köyü
Kadirli (Kars-ı Maraş / Kars-ı Dulkadir) sancağı sınırları içerisinde yer alan Sarıtanışmanlı bölgesi, MÖ 2. binyıldan itibaren Hattuşa’yı Akdeniz’e bağlayan askeri ve kervan güzergâhı olan kadim "Akyol" hattının etki sahasındadır. MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Karatepe Luvi/Hitit çift dilli kitabelerinde adı geçen bu hat, İç Anadolu ile Çukurova arasındaki maden ve kereste sevkiyatında en stratejik geçit denetim noktalarından birini oluşturmuştur.
Sarıtanışmanlı, etimolojik ve tarihsel kökeniyle doğrudan Danişmendliler mirasına dayanır.Farsça kökenli "Dânişmend" (Bilgili, okumuş, danışılan kişi) kelimesinden gelir. İbnü’l-Esîr’in de belirttiği üzere, bu unvan Türkmenlere öğretmenlik yapan ve melikliğe yükselen Danişmend Gazi Ahmed Bey’in mirasıdır.
Sarı Danişmendli aşiretinin bir kolu da Erciyes dağına yaylaya gelmekteydi. Bunlar, eski yurtlarına dönmeyerek Kayseri’de Karakaya nahiyesine tabi Tokuş mezra’sına yerleşmiş olup, ziraat ile meşgul oluyorlardı.” “Sarı Danişmendli aşiretinin bazı kollarına ise Hamid Sancağında Saru Danişmend ve Saru Danişmend Evladı, Uşak kazasında Saru Danişmendli Dimetoka ve Edirne kazalarında Saru Danişmend adları ile tesadüf olunmaktadır.” Bu cemaatin diğer parçaları ise Adana ve Maraş eyaletleri, Edirne Kazası (Paşa Sancağı), Niğde Sancağı gibi yerlere dağılmışlar. Bozulus aşiretinden olan Danişmendli cemaati Hamid, Kütahya ve Aydın sancaklarında da iskân olunmuşlardır.
Bizans ve Orta Çağ Ermeni kaynaklarında "Gaban" (Geçit) olarak adlandırılan sarp savunma hatları, güneyden gelen Arap akınlarını ayna, ateş ve duman yoluyla saniyeler içinde Kayseri'ye ileten 13 stratejik haberleşme kalesinden biriyle tahkim edilmiştir. 1375 yılında son Kilikya Ermeni Kralı VI. Leon'un Memlük ordularından kaçarak sığındığı sarp kalelerin düşmesiyle bölgede Dulkadiroğulları Beyliği dönemi başlamıştır.
1522 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na ilhak edilen sancakta, 1525-1526 yıllarında Vezir-i Azam İbrahim Paşa'nın aşiret dirliklerini tescil etmesiyle ilk Mufassal Tahrir çalışmaları tamamlanmıştır. 1691 tarihinde İfraz-ı Zülkadriye aşiretlerinin boş toprakları imara açmak üzere bölgede iskân edilmesi emredilmiş, bu iskân hareketleri asayiş sorunlarıyla bölünse de 1865 yılındaki Fırka-i İslâhiye askeri harekâtıyla Sarıtanışmanlı mezraası kalıcı bir yerleşim merkezine dönüşmüştür.
Sarıtanışmanlı Köyü'nün kurucu hane kütüğü ve etnik dokusu, Oğuzların Bozok koluna bağlı Avşar boy dairesinde ve Danişmentli Türkmenleri idari birliği şemsiyesi altında şekillenmiştir. 16. yüzyıl Osmanlı Mufassal Tahrir Defterlerinde (1526, 1563 ve 1580 kayıtları) sülalenin ataları doğrudan yerleşik bir soyadıyla değil, Danişmentli Türkmenleri idari birliği ve Gözeciyan Cemaati kapsamında vergi mükellefi olarak tescil edilmiştir.
16. yy'da Danişmendlilerin Sivas, Tokat, Amasya hattından güneye kayan kolları, Kars-ı Maraş kazasında dağınık kışlak-yaylak hayatına başlamıştır. 330 vergi nüfuslu ana kolun Kadirli’de kışlayıp Göksun’da (Kömür Deresi, Yalaklık) ziraat yaptığı, 31 hanelik diğer kolun ise Sumbas’ta (Kabaağaç, Mümin Alanı vb.) kışlayıp Mağara’da yayladığı Tapu Tahrir (TD) ve Maliyeden Müdevver (MAD) defterlerinde sabittir.
Sumbas ve Haruniye Hattında ise Sumbas nahiyesindeki 18 farklı mezra (Polat, Karahüyük, Susuz vb.) ile Haruniye’deki yerleşimler bizzat Sarı Danişmendli aşiretinin ziraat sahaları olarak mühürlenmiştir.
17. ve 18. yüzyıl kayıtlarında "Sarı Danişmendli" olarak tescil edilen cemaat adı, Cumhuriyet döneminde ses uyumuna uğrayarak "Sarıtanışmanlı" formunu almıştır. "Sarı" ön eki, cemaatin ana gövdeden ayrılan karakteristik rengini veya liderinin fiziksel özelliğini simgeleyen bir Türkmen ayırt edicidir.
Sarıtanışmanlı’nın genetik ve idari kodları *Bozok* kolunun *Avşar* boyuna ve Danişmendli Türkmen konfederasyonuna mühürlüdür. Danişmendli Türkmenlerinin **Avşar** olan **Gözeciuşağı Cemaati**’ne dayanır. **Bozulus** aşireti içerisinde yer alan bu kitle, Osmanlı kayıtlarında **"Yörükan Taifesi"** olarak tescillidir. Kadirli (Kars-ı Zülkadiriye), bu cemaatin "ana kışlağı" ve idari merkezidir.
Köyün yaşam damarı *Keşiş Çayı’*dır. Bu su kaynağı, Danişmendlilerin konar-göçerlikten yerleşik hayata geçişinde tarımsal verimliliğin anahtarı olmuştur. Bölgede bulunan **Domuztepe** ve *Tırmıl Höyüğü* gibi Neolitik-Tunç Çağı yerleşimleri, Sarıtanışmanlı çevresinin binlerce yıldır "yerleşim sürekliliğine" sahip olduğunu kanıtlar. Danişmendliler, bu kadim toprağı son mühür olarak mühürlemiştir. Özellikle Hamam mevkii Tapu kayıtlarında (Kuyud-ı Kadime) bu bölge "Hamam Yeri" olarak geçer. Ancak burası, Anazarbos’tan (Anavarza) gelen ve kuzeye, Toroslar'a uzanan antik bir Roma Ticaret Yolu'nun konaklama noktasıdır.Osmanlı dönemi Kuyud-ı Kadime (Eski Kayıtlar) ve Cumhuriyet dönemi kadastro paftalarında bu bölge "Hamam Yeri" veya "Hamam Önü" olarak işaretlenmiştir. Burası, Anazarbos (Anavarza) antik kenti ile bağlantılı olan ve Roma-Geç Antik dönemden kalan bir hamam yapısının kalıntıları üzerine kuruludur. Danişmendli Türkmenleri bölgeye yerleştiğinde, toprağın altından çıkan bu taş yapıları ve su sistemlerini referans alarak bölgeyi bu isimle mühürlemişlerdir.
Yaşar Kemal’in bahsettiği "kadim medeniyet üzerine kurulan Türkmen yurtları" tabirine en iyi örneklerden biridir. Bölgedeki sülalelerin (özellikle **Başdoğan** kolları) bu mevki çevresindeki arazi sahiplikleri, yerleşimin "suya yakın ve disiplinli" bir merkezde toplandığını gösterir.
17.yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl başı, Danişmendliler için bir kırılma noktasıdır. Bazı Danişmendli kollarının Vergi meselesi yüzünden "şekavet" Osmanlı Devletinin vergi memurlarına başkaldırısı nedeniyle Rakka’ya sürgün edildikleri **Mühimme Defterleri** ile sabittir. Rakka sürgününden kaçan Sarı Danişmendli unsurları, Gaziantep ve Çukurova havalisine gizlice dönmüştür. Rakka sürgününden gizlice dönen Sarı Danişmendli kollarının, heybelerinde sadece kıyafetlerini değil, çöl şartlarına dayanıklı "Sarı Buğday"ve özel bir Küncü (susam) türü getirdikleri anlatılır.
1845 tarihli Temettuat Defteri*nde, Sarıtanışmanlı’nın çevre köylere oranla "susam" ve "nadir buğday" üretimindeki vergi farkı, bu "sürgün tohumlarının" başarısını mühürlemektedir. Hatta köyde Küncü mevkiide bulunmaktadır. Köyün Temettuat Defterinde, bölgedeki "Bezr-i Küncü" (Susam Tohumu) üretimi ve bu üretimden alınan rüsum (vergi), diğer köylere oranla oldukça yüksektir. Bu durum, köyün belirli bir alanının (**Küncü Mevkii**) tamamen bu stratejik ürüne ayrıldığını belgeler.Kadirli genelinde susam üretimi yapılsa da, Sarıtanışmanlı'da bir bölgenin doğrudan "Küncü Mevkii" olarak adlandırılması, buradaki toprağın susam için "mükemmel sentez" oluşturmasından kaynaklanır. Halk ağzında Küncü tarlası bereketin kapısıdır"deyimi bu mevki için kullanılır.
Sarı Danişmendli cemaati, Osmanlı arşivlerindeki "şekavet" kayıtlarına göre Rakka’ya sürgün edilmiştir. Bu sürgün sırasında Halep Türkmenleriyle kurulan sosyo-kültürel bağlar, oyunun ritmine "Halep’e özgü" (Halebi) bir kimlik kazandırmıştır. Sürgünden kaçarak gizlice Çukurova ve Kadirli havalisine dönen aşiret kolları, yanlarında bu oyunu bir "kimlik belgesi olarak getirmişlerdir. "Halebi" oynamak, aslında "Biz o uzak diyarlardan, Halep/Rakka çölünden sağ dönenleriz" demenin bedensel ifadesidir.
Halebi oyununun sert, vakur ve disiplinli adımları, Danişmendli Türkmenlerinin askeri/mücahit yapısıyla örtüşür. Arşivlerdeki "Yörükan Taifesi" tescili, bu insanların hareketli yaşam tarzının dans ritimlerine (ağır ve oturaklı başlama, giderek hızlanma) nasıl yansıdığını açıklar.
Sarıtanışmanlı’daki yaşlıların aktardığı ve Yaşar Kemal’in de "Çukurova’nın yanık sesleri" olarak tanımladığı ağıtlarda; Halep’ten gelen kervanlar ve bu kervanların getirdiği "Halebi" ritimleri, bir hasret sembolü olarak geçer.Sarıtanışmanlı’da oynanan Halebi’nin diğer yörelerden farkı, "Bozdoğan-Avşar" sertliğini korumasıdır. Oyunun Keşiş Çayı kenarında, düğünlerde ve bayramlarda en başköşeye alınması; Sarıtanışmanlı halkının Danişmendli Gazi Ahmed Bey'den gelen "bilge ve danışılan kişi" vakarını dansla sivil bir törene dönüştürmesidir. Danişmend, Danışman, Tanışman silsilesi, bu oyunla sadece eğlenmez; tarihsel göç rotasını (Sivas -> Rakka -> Halep -> Kadirli) her adımda yeniden hatırlar.
Abdulvahap Kocaman, Sarıtanışmanlı’nın o meşhur "Halebi" halayının ve yöresel ağızların en büyük icracısıdır.Çukurova’nın yanık bozlaklarını, Avşar ağıtlarını ve Türkmen oyun havalarını kendine has "tok ve vakur" sesiyle yorumlamıştır. TRT repertuvarına kazandırdığı ve derlediği eserlerle yerel kültürü ulusal düzeye taşımıştır.Yaşar Kemal’in eserlerinde tasvir ettiği o devasa Çukurova ruhu, Vahap Kocaman’ın ezgilerinde ete kemiğe bürünmüştür. Onun sazı, toprağın sesidir. Arşiv kayıtlarında (NFS.d ve TMT) geçen "Kocaman" ailesinin itibarlı geçmişi, Vahap Bey'in halk nezdindeki otoritesini ve sevgisini besleyen tarihsel bir alt yapıdır.Vahap Kocaman, Sarıtanışmanlı’daki "Karakaya" (Kayseri) ve "Rakka" (Suriye) hatlarının kültürel ilişkisini en iyi kuran sanatçıdır. Abdulvahap Kocaman, Sarıtanışmanlı köyünün bir bakıma canlı Arşivi"dir. Vefatına kadar, elindeki sazla Danişmendli asaletini ve Kadirli yiğitliğini temsil etmiştir. O, Keşiş Çayı'nın şırıltısını dünyaya dinleten adamdır.
Yaşar Kemal, bir röportajında Çukurova'daki aşiretleri anlatırken; "Bazı köyler vardır, toprağına bassa ilim fışkırır, Danişmend uşağıdır onlar"diyerek isim vermeden Sarıtanışmanlı ve çevresindeki bu bilge damarı işaret etmiştir. Özellikle Abdulvahap Kocaman'ın şiirlerindeki "derunî" derinlik, Yaşar Kemal’in bahsettiği bu "ilim fışkıran toprak" teorisinin en büyük ispatıdır.
Köyde yaşayan silalelere bakarsak: Akdere, Aygan, Bahadırlı, Balaru, Başdoğan, Benli, Bilici,Can, Canbazoglu, Dal, Ekicioglu, Güven, Karacaoğlu, Karadere, Kaymaz, Kocaman, Kumaş, Nalbant, Narcıoğlu, Salim, Taştepe, Yenilmez, Yengin gibi tarihi sülaleler olduğu anlaşılmaktadır.
Sarıtanışmanlı Köyünün Akrabaları:
İÇ ANADOLU (Kayseri, Sivas, Tokat): Danişmendlilerin ana vatanıdır. Sarıtanışmanlı'daki sülalelerin (Özellikle Aygan, Başdoğan) doğrudan kan bağı olan akrabaları Kayseri (Karakaya-Tokuş Mezrası), Sivas ve Tokat (Niksar/Zile) hattında Danişmend, Tanışman veya Yağıbasan lakaplarıyla tescillidir.
BATI ANADOLU (Uşak, Isparta, Denizli, Aydın):Arşivlerde "Saru Danişmendli" adıyla Hamid Sancağı (Isparta), Kütahya ve Uşak kazalarında yerleşik kollar mevcuttur. Sarıtanışmanlı'daki Kaymaz, Kocaman ve Narcıoğlu gibi sülalelerin bu bölgelerdeki "Yörük Taifesi" kayıtlarında birebir eşleşmeleri bulunur.
TRAKYA (Edirne, Dimetoka):Paşa Sancağı kayıtlarında (Edirne) "Saru Danişmend" adıyla mühürlü cemaat parçaları mevcuttur. Bu kollar, Osmanlı'nın erken dönem iskan politikasıyla Balkanlar'a "uç beyi/öğretmen" olarak gönderilen akraba silsileleridir.
18. ve 19. yüzyıllarda Kayseri-Pınarbaşı (Zamantı havzası) ve Sivas yaylakları ile Kars-ı Maraş (Kadirli) kışlakları arasındaki göçer kütüklerine bağlanmıştır.Soyadı Kanunu (1934) öncesinde kütüklerde doğrudan "Güven" soyadıyla değil, "Kayserilioğulları / Güvenler" lakap unvanıyla tescil edilmişlerdir. Köy içi evlilik bağlarıyla kenetlenen İspir (Yenilmez) sülalesi ise Andırın’ın Çiçekli köyünden Sarıtanışmanlı’ya kütük nakli olan İspiroğulları hanesinden gelmektedir. Bölgede tarihi hısımlık ve yaylak-kışlak ittifakı kuran diğer akraba sülale ise Avşar/Beğdilli kökenli Canpolat (Canpolatoğulları / Aşıt-Uşağı) ailesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder