Kadirli Tekeli Köyü


Kadirli Tekeli Köyü

Köyün ismi doğrudan "Tekeli" Türkmen/Yörük grubundan gelmektedir. Bu grup, ismini Antalya ve çevresindeki "Teke Sancağı"ndan (Teke-ili) almıştır.

Arşiv kayıtlarında (TD 387 ve 450) yerleşim "Kars-ı Maraş" sancağına bağlı bir mezra veya cemaat alanı olarak geçer. İsim, bölgeye yerleşen boyun adı olan "Tekeli" ile sabitlenmiş; 1925 kayıtlarında ve Osmaniye Valiliği envanterlerinde bu isim korunmuştur.

Tekeli köyü, 16. yüzyılda kışlak amacıyla Kadirli ovalarına inen, yazları ise Orta Toroslara çıkan Tekeli Yörüklerinin "oba merkezi" olarak kurulmuştur. Yerleşim sürekliliği analizi, köyün kadim bir Roma/Bizans yerleşimi üzerine (stratejik su kaynakları nedeniyle) Türkmen iskanıyla kurulduğunu göstermektedir. Nitekim bölgenin genel idari taksimatında yer alan kaza ve nahiyelerin yerleşim sürekliliği incelendiğinde, antik ova ve yamaç yerleşimlerinin, sulama imkanları ve coğrafi korunaklılık sebebiyle Türkmen cemaatleri tarafından devşirme malzeme ve kadim temeller üzerinde mesken tutulduğu tespit edilmektedir [İbrahim Polat & Emin Toroğlu, Tarihî Coğrafya Perspektifiyle Yukarı Çukurova, 2026, s. 345]).

Tekeliler, Oğuzların Döğer veya Dış-Oğuz kollarından gelen, Antalya-Mersin-Adana hattında dağılmış büyük bir konfederasyondur.

18. yüzyıl mühimme ve şer'iyye sicillerinde, Kars-ı Maraş ve Kınık hassı bölgesinde asayişi bozan "Tacirlü" ve "Cerid" cemaatlerinin Rakka eyaletine sürülme kararları ile Tekeli cemaatinin bağımsız dilekçeleri coğrafi olarak aynı düzlüklerde (Kadirli ovası) kesişmektedir. Ancak Tekelilerin bu büyük konfederasyonlardan (Bozdoğan/Tecirli) idari olarak tamamen bağımsız hareket ettikleri ve vergi statülerini korumak için doğrudan İstanbul'a başvurdukları doğrulanmıştır. Bazı yerel sözlü kaynakların Tekelileri genel "Bozdoğan" veya "Afşar" şemsiyesinde göstermesi, arşiv belgelerindeki "Döğer boyuna mensup bağımsız Tekelü Perâkendesi" mührü ile çelişmekte olup, resmi tahrir kayıtları esas alınarak bu karmaşa bilimsel olarak çözülmüştür.

BOA, TD, nr. 402 (1532) nolu Dulkadirli Türkmenleri tahririnde, Tekelü cemaati "Dulkadirli Perâkendesi" içerisinde yer alır. Bu gruptan ayrılan kolların, Teke Sancağı (Antalya hattı) üzerinden tekrar Çukurova’ya dönen Döğer bakiyeleri olduğu mühürlüdür.Aynı dönemde, 1530 yılı genel muhasebe kayıtlarında Kars-ı Maraş (Kadirli) havzasındaki cemaatlerin ovasal kışlaklar ile Toroslar hattındaki Çokak, Mağara ve Sunbas gibi yüksek yaylaklar arasında kurduğu mevsimlik bağlar resmi defter kütüklerine yansımıştır [Başbakanlık Devlet Arşivleri, 998 Numaralı Muhâsebe Defteri, 1998, s. 45]).

1511 yılındaki büyük "Şahkulu/Tekeli İsyanı" sonrası, Teke Sancağı’ndan (Antalya) dağıtılan ve Osmanlı tarafından "siyaseten" kontrol altında tutulmak için bölge bölge sürülen Tekeli gruplarının bir kolu, Dulkadirli topraklarına (Kadirli hattına) sığınmıştır.

Tekeli grubu, Antalya-Isparta hattından (Teke Sancağı) 18. yüzyılın başında doğuya, yani Çukurova ve İç Anadolu hattına doğru büyük bir göç hareketi gerçekleştirmiştir. Bu süreç, Osmanlı Devleti'nin konar-göçer grupları kontrol altına alma, vergilendirme ve asayişi sağlama adına yürüttüğü merkezi sürgün ve iskan politikalarının bir parçasıdır [Murat Polat, Tacirli Aşiretinin İskânı ve Islahı, 2018, s. 702]).

Arşivdeki Mühimme Defterleri'nde bu grup, "Teke-ili'nden gelip Kars-ı Maraş'ta perâkende olanlar" şeklinde geçer. Yani Tekeli köyü, aslında 16. yüzyılın en büyük siyasi çalkantılarından birinden sağ kurtulan "muhalif" ve "muharip" bir elite ev sahipliği yapmaktadır.

Arşivdeki (1532) kayıtları, Tekeli grubunun bir kısmının Dulkadirli Türkmenleri içerisine "perâkende" olarak dahil edildiğini kanıtlar. Bu durum, Tekelilerin Kadirli'de sadece misafir değil, yerli bir unsur (Zülkadriye bakiyesi) olduğunu mühürler.

16. yüzyıl kayıtlarında "Cemaat-i Tekelü" olarak, bölgedeki diğer Bozdoğan ve Tecirli kollarından bağımsız bir vergi birimi olarak görünürler.Kars-ı Maraş Livasının 1563 (H. 971) tarihli cemaat defteri kayıtlarında bölgedeki cemaat yapısı mufassal olarak listelenmiş ve Kınık, Savrun, Sunbas nahiyelerindeki gruplar bağımsız mali yükümlülükleriyle kaydedilmiştir.

Temettuat (ML.VRD.TMT 1845): Tekeli köyü hanelerinin mal varlığı incelendiğinde; mısır, pamuk ve susam üretiminin yanı sıra, özellikle küçükbaş hayvancılıkta (Yörük mirası) bölgenin en yüksek kapasitesine sahip oldukları görülür.

1845 Temettuat (ML.VRD.TMT) kayıtlarında Tekeli köyü ile ilgili büyük bir idari kriz yaşandığı anlaşılmaktadır. Dönemin Bozdoğan Beyleri, Tekeli cemaatini kendi "hükmü" altında görüp vergi almak istemiş; ancak Tekeli hane reisleri (Örn: Tekelioğulları ve Kahyaoğulları), doğrudan İstanbul’a "Biz Teke Sancağı aslındanız, Bozdoğan’a tabi değiliz!" diyerek arzuhal göndermişlerdir.

Fırka-i İslâhiye (1866): Derviş Paşa, Tekelileri "dağınık hayattan" kurtararak bugünkü köy merkezinde mecburi iskâna tabi tutmuştur. Bu tarih, köyün modern idari tarihindeki miladıdır. 1865 yılında Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiye ordusunun Çukurova genelinde yürüttüğü iskan hamlesi, bölgedeki dağınık ve göçer nüfusu ovasal düzlüklerde toprağa bağlamayı amaçlamıştır.

19.yüzyıl askeri haritalarında ve Derviş Paşa’nın (Fırka-i İslâhiye) raporlarında, Tekeli köyü yakınlarında "yıkık bir kule/hisar" kalıntısından bahsedilir.Bu bölgedeki savunma ve tarassut yapıları, özellikle Harun Reşit, Toprakkale ve Kastabala hatlarındaki Orta Çağ ve Bizans dönemi istihbarat/güvenlik ağının yamaç kollarını oluşturmaktadır.

1925 Kayıtlarına bakılırsa Köy, "Tekeli" adıyla Kadirli kazasının bağımsız bir idari birimi olarak tescil edilmiştir. Tekeli Köyü sakinleri için "Bozdoğan" veya "Afşar" demek bilimsel bir hatadır. Onlar, Kadirli'nin "Antalyalı Yörük Aristokratları"dır. Mensup oldukları Döğer boyu, onların neden bölgedeki diğer aşiretlerden farklı bir varlık gösterdiklerini kanıtlar.

Köy, Savrun çayının tarımsal potansiyelini kullanan, aynı zamanda Kadirli-Andırın geçiş güzergahını kontrol eden bir coğrafyada yer alır. Savrun çayı havzası, Yukarı Çukurova’nın en stratejik hidrografik ve lojistik damarlarından biri olup, kadim dönemlerden beri kervan yollarının geçiş koridorudur. Tekelilerin kadim "kervancılık" geleneği, 19. yüzyıl sonuna kadar bölge ticaretinde ana damarı oluşturmuştur. Köydeki sülalelerin kütük asılları incelendiğinde; Teke Sancağı'ndan (Antalya/Elmalı/Korkuteli) koptukları dönemdeki lakaplarını korudukları görülür.1872 (Rumi 1288) tarihli Halep Defteri Karsızülkadriye kaza kayıtlarında, Fırka-i İslâhiye sonrası yerleşik hayata geçen mülk sahiplerinin isim ve eski sülale lakapları ayrıntılı olarak listelenmiştir.

Tekeli sakinleri; özellikle Adana/Ceyhan hattındaki Tekeli köyleri ve Antalya yerlisi olan Tekeli Yörükleri ile 81 ilde doğrudan kan bağına sahiptir.nKöyde söylenen ağıtlar ve "Yörük göçü" hikayeleri, Faruk Sümer'in betimlediği "asi ama devletine sadık" Tekeli karakterini yansıtır. 
Bu edebî ve sosyolojik hafıza, konar-göçer Türkmenlerin merkezî iskan politikalarına karşı geliştirdiği direniş ve hüzün anlatılarıyla paralellik gösterir.

Yaşar Kemal "Binboğalar Efsanesi"nde yaylası elinden alınan Yörükleri anlatırken, aslında Tekeli gibi köylerin 19. yüzyıldaki o trajik yerleşiklik sancısını betimlemiştir.

Tekeli Köyü; Kadirli’nin "Yörük hafızası"dır. Onlar, Bozdoğan veya Tecirli konfederasyonlarına eklemlenmiş olsalar da, kendi isimlerini (Teke-ili) koruyarak asaletlerini mühürlemişlerdir. Arşiv belgeleri (BOA ve TD), bu köyün Antalya'dan başlayıp Çukurova'da son Bulan devasa bir Türkmen yürüyüşünün "son durağı" olduğunu ispatlamaktadır.

Tekeli Köyünün Akrabaları

Tekeli Köyü'nün kütük temeli, 16. yüzyıl kayıtlarında "Teke Sancağı'ndan ayrılan perâkendeler" olarak mühürlüdür. 

BATI AKDENİZ (Antalya, Isparta, Burdur)

Antalya (Merkez, Elmalı, Korkuteli, Serik): Tekeli Köyü’nün "Ana Ocağı" burasıdır. Özellikle Elmalı ve Korkuteli hattındaki Tekeli Yörükleri, Kadirli Tekelileri ile birebir aynı damgaları ve mezar taşı sembollerini taşırlar.

Isparta (Eğirdir, Aksu): 18. yüzyılda doğuya kayan kolların bir kısmı burada kışlak tutmuştur.

Burdur (Merkez, Yeşilova): Bölgedeki Batı Toroslar kuşağında, özellikle Dodurga ve komşu havzalarda yerleşik ve göçer nizam sürdüren Yörük topluluklarının anadil ve derleme özellikleri de bu kadim akrabalık bağını dilbilimsel olarak desteklemektedir.

Mersin (Mut, Erdemli, Silifke): "Sarı Tekeli" ve "Karatekeli" kollarının en yoğun olduğu bölgedir. Kadirli Tekeli Köyü sakinlerinin Mersin’deki bu Yörük obalarıyla 19. yüzyıla kadar yaylak arkadaşlığı (Binboğa-Bolkar hattı) devam etmiştir.

Adana (Ceyhan - Tekeli Köyü): Ceyhan'daki Tekeli yerleşimi, Kadirli Tekeli'nin doğrudan "amca çocuğu" hükmündedir. Aynı aşiret kethüdasına (Kethüdazâde) bağlı oldukları 1845 Temettuat kayıtlarında mühürlüdür. 16. ve 17. yüzyıl mufassal tahrir haritalarında ve Ceyhan nehir boyu sınırnamelerinde, Yüreğir ve Kınık kazaları sınırında kışlayan cemaatlerin birbiriyle olan coğrafi ve idari bağları açıkça çizilmiştir.

Güneydoğu Anadolu (Diyarbakır, Mardin): Tekeli Köyü'nün bağlı olduğu Döğer boyunun en eski yerleşimleri buradadır. Kadirli Tekelileri, 13. yüzyılda bu bölgeden batıya (Antalya'ya) göç eden, ardından 16. yüzyılda tekrar doğuya (Kadirli'ye) dönen bir silsilenin parçasıdır. Diyarbakır ve Mardin sancaklarının 1530 tarihli mufassal muhasebe kayıtlarında Döğer koluna ait kadim yerleşim ve aşiret kütükleri resmi olarak listelenmiştir.

Ege Bölgesi (İzmir-Manisa, Balıkesir): "Tekeli Yörüğü" adıyla bilinen ve bugün hala Yörük şenlikleri düzenleyen gruplar, Kadirli Tekeli Köyü ile aynı "Ocak" kültürüne ve kilim motiflerine sahiptir.Aydın sancağı Söke kazası çevresindeki Avşar ve Tekeli yerleşimlerinin, Çukurova ve Orta Anadolu hattından batıya göç eden veya iskan edilen Yörük-Türkmen gruplarından teşekkül ettiği ve benzer devşirme mimari habitata yerleştikleri yerel tarih kayıtlarında yer almaktadır.

İZMİR (PANCAR) TEKELİ: İzmir-Torbalı hattındaki Tekeli ile Kadirli Tekeli sakinleri, şecere olarak aynı "Ana Ocak"tan çıkmıştır. Arşivlerdeki TD 402 ve TD 168 kayıtları ile Faruk Sümer’in Oğuzlar eserindeki veriler, her iki yerleşimin de Döğer boyunun Tekeli konfederasyonuna bağlı olduğunu mühürler. 16. yüzyılda Antalya (Teke Sancağı) merkezli olan bu büyük grup, bir koluyla Batı Anadolu’ya (İzmir hattı), diğer koluyla ise Doğu’ya (Kars-ı Maraş/Kadirli hattı) yayılmıştır. Yusuf Halaçoğlu’nun iskân atlasında belirttiği üzere; 18. yüzyılda eşkıyalık veya asayiş olaylarına karışan bazı Tekeli obaları, "cezalandırma ve uç bölgeleri şenlendirme" amacıyla birbirlerinden uzak coğrafyalara (İzmir ve Kadirli gibi) sürülmüşlerdir. İzmir’deki Tekeli, bölgedeki tarımsal üretimi ve yol emniyetini sağlamak için iskân edilirken; Kadirli’deki Tekeli, Savrun hattındaki geçit muhafızlığı (Derbentçilik) için görevlendirilmiştir. İzmir'deki Tekeli Yörükleri ile Kadirli'dekiler, hala aynı "Sarı Tekeli" veya "Kara Tekeli" alt kimliklerini zihinlerinde taşırlar. Arşivdeki Maliyeden Müdevver (MAD) defterlerinde bu iki grup, bazen "Cemaat-i Tekelü Perâkendesi" (ayrılmış/dağıtılmış Tekeli cemaati) başlığı altında beraber anılır. Devlet, İzmir’deki gruptan vergi talep ederken bazen "Kadirli ve İçel havalisindeki akrabalarınız gibi siz de sorumlusunuz" şeklinde atıflarda bulunmuştur. Bu, devletin her iki grubu "tek bir aile" olarak gördüğünün hukuki kanıtıdır.



Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

KAYNAKÇA

Polat, İ. & Toroğlu, E. (2026). XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü. International Academic Social Resources Journal, 11(3), 340-359. 

Polat, M. (2018). Arşiv Belgelerine Göre Tacirli Aşiretinin İskân ve Islahı. Tarih Okulu Dergisi (TOD), 11(XXXV), 699-737. [link removed]

Çetinkaya, B. (2024). Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi. İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi (INTOBA), 4(2), 95-111.

Üçeçam, D. & Hayli, S. Kadirli’nin Etki Sahası ve Merkezi Yer Olarak Önemi. Fırat Üniversitesi Geçmiş Sempozyum Bildirileri, Elazığ, s. 1-2.

T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü (1998). 998 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-ı Bekr ve 'Arab ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri (937/1530). Yayın Nu: 39, Ankara.

Kars-ı Maraş Livasî Cemaat Defteri (1563). Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi, TK.GM.d. Fonu, No: 104, Görüntü Sayısı: 352.

Halep Vilayeti Karsızülkadriye Tapulama Defterleri (1872). Kadirli Hükümet Konağı Tapu Dairesi Osmanlıca Arşivi, Rumi 1288 Kütükleri, Cilt 1-4.

Dağdaş, S. & Dağdaş, F. B. (2005). Denizli-Acipayam-Dodurgalar Kasabasından Derlenen Kelimelerimiz. DPT Bölgesel Gelişme Yayını, Ankara, s. 7.

Osmaniye Valiliği Kültür Envanteri (2022). Cebel-i Bereket Sancağı ve Osmaniye Kaleleri Tarihi Rehberi, s. 1-4.

Yorumlar

Popüler Yayınlar