Kadirli Yenigün (Yargaca-Mehirli) Köyü


Kadirli Yenigün (Yargaca-Mehirli) Köyü

Kadirli’nin kuzey hattında yer alan Yenigün köyü, üç farklı tarihsel isim katmanına sahiptir: Yargalı (Arkaik dönem/16. yy öncesi), Yargaca (16. yy tahrir kayıtları) ve Mühürlü/Mehirli (Etnografik dönem). 1860’lardaki kolera salgınında köyün "hastalığa kapalı" (mühürlü) kalması ve hiç kayıp vermemesi, halk arasındaki "Mehirli" adının tıbbi ve idari bir "dokunulmazlık" mührü olduğunu kanıtlar. Bölgedeki bu tıbbi tecrit başarısı ve yerel halk kültürü efsaneleri, Yukarı Çukurova havzasındaki nehir vadilerinin etek kuşaklarındaki özgün yalıtılmış coğrafi konumuyla tam bir uyum gösterir (eklenmiştir).

Bölge, Anavarza-Göksun arasındaki antik yolun duraklarından biridir. 11. yüzyıl sonrası Üç-Ok Türkmenlerinin (özellikle Bayat) bölgeye gelişiyle yerleşim dokusu Türkmen karakteri kazanmaya başlamıştır. Memlûk fütuhatı döneminde Halep Türkmenleri kitlelerinin Çukurova'ya akması, Adana, Misis ve Tarsus civarıyla birlikte Kadirli hattını da tamamen kalıcı etnik ve askeri bir Türkmen sahasına dönüştürmüştür.

1515 Turnadağ Savaşı sonrası Osmanlı’ya geçen bölge,1563 kayıtlarında Yargaca (Yargalı’nın idari formu) adıyla, Göksunlu Cemaati bünyesinde yer alır. Bu dönemde 72 vergi nüfusu (nefer) ile orta ölçekli, ekonomik gücü yüksek bir yerleşimdir. 1563 tarihli mufassal tahrir defteri kayıtlarına göre Kars-ı Maraş sancağı genelinde yerleşik ve konar-göçer unsurların vergi ve nüfus sistemleri mufassal olarak kaydedilmiş olup, Yargaca mevkii iktisadi ve idari kapasitesiyle öne çıkan bir stratejik kışlaktır.

Köy, 1935 nüfus kayıtlarında "Mühürlü" adıyla tescil edilmiş, daha sonra yer isimlerinin Türkçeleştirilmesi sürecinde "Yenigün" adını almıştır.

1563 verilerine göre köy, GÖKSUNLU CEMAATİ'ne bağlıdır. Bu cemaat, Dulkadirli ulusu içerisinde Avşar boyunun bir teşekkülüdür. Dulkadirli Türkmen cemaatlerinin hasılat kayıtları ve tahrir defterlerindeki dağılımları incelendiğinde Avşar boyunun bölgedeki nüfus ve askeri organizasyonda en mühim dayanak noktalarından biri olduğu açıkça tespit edilmektedir.

Köyün kurucu ve baskın unsuru Fakılı (Fakihli) Avşarı'dır. Bu grup, tahrirlerde "Yargaca" cemaati altında listelenen, okuryazarlığı ve idari kabiliyeti yüksek (ismini "Fakih"ten alan) bir elit Türkmen tabakasını temsil eder. Kadirli genel tapulama kayıtlarında ve eski tahrirlerde ismi geçen "Fakı" mahalleleri ve Fakıoğlu silsileleri, bu ilmiye ve idari elit kökenin tarihsel devamlılığını arşiv belgeleri düzeyinde tam manasıyla doğrulamaktadır.

Arşivlerde geçen "Nezd-i Çeriş" (Çeriş yakınları) ibaresi, köyün tarımsal havzasını ve Savrun hattındaki ekim alanlarını coğrafi olarak mühürler.

Sarız - Göksun - Akarca - Kadirli dörtgeni, cemaatin asırlık göç sahasıdır. Köyün, Kadirli’ye 1,5 saat mesafedeki Düldül Dağı’nı yaylak olarak kullanması, cemaatin Berit ve Binboğa dağları kadar Amanos zirvelerine de hakim olduğunu gösterir. Bu durum, yerleşimin "Dulkadirli-Avşar" ve "Varsak" etkileşim alanında bulunduğunu kanıtlar. Coğrafi ve hidrografik olarak Savrun çayı ve kolları, bu konar-göçer hareketliliğin ova tabanı ile dağlık yayla şeridi arasındaki geçiş koridorunu biçimlendirmiştir.

Yaşar Kemal’in "Binboğalar Efsanesi" ve "İnce Memed" serisindeki tasvirleri incelediğimizde; Köydeki "Mühürlü" ismi, Yaşar Kemal, Savrun ve Göksun arasındaki bu bölgeyi anlatırken, buradaki cemaatlerin koleradan kurtulmasını "toprağın kutsallığı ve obanın saflığı" ile ilişkilendiren yerel efsanelere atıfta bulunur.

Halaçoğlu İbrahim (Tekdemirler): Kayıt, boyun ana omurgasını temsil eden Avşar aidiyetini teyit eder. Tekdemirler ismi, sülalenin dayanıklılık ve liderlik vasfını simgeleyen bir mühürdür.

Murtaza Kahya ve Murtazaoğlu Silsilesi: Belgede sıklıkla zikredilen (Murtazaoğlu Çolak Ali, Karamahmet, Mustafa); obanın "yaylak-kışlak" düzenini yöneten, idari otoriteye sahip bir sülaleye işaret eder. "Kahya" ünvanı, toplumsal nizamın anahtarıdır.

Mustafabeyli Oğlu Dede Bey ve Karabey: Bu isimler, bölgedeki Türkmen aristokrasisinin (Avşar Beyliği) kalıntılarıdır. "Bey" ve "Dede" ünvanlarının bir arada kullanılması, hem mülki hem de manevi otoritenin aynı silsilede toplandığını gösterir. Bölgedeki Ayanlık ve vergi mültezimliği dönemlerinde, bu gibi yerel nüfuz sahipleri idari düzenin idamesinde stratejik roller üstlenmişlerdir.

Ahmetefendi Oğlu (Fakılar, Düldül): Bu kayıt, cemaatin asıl kimliğini ele verir. Fakılar, obanın ilmiye sınıfıdır. Düldül yaylak hattı ile olan bağları, "yayla muhafızlığı" vasfını doğrular.

Aliefendi Oğlu Molla Ahmet/Mehmet ve Mollaalinin Oğlu Ahmet: Bu isimler, köyün eğitimli tabakasını temsil eder. "Molla" ünvanı, Mehirli'nin sadece bir tarım köyü değil, aynı zamanda bir bilgi üretim merkezi (medrese kültürü) olduğunu kanıtlar. Meclis-i Meşâyih defterlerindeki sicil kayıtları ve vakıf beratları incelendiğinde, bu dini-ilmi kadroların dergâh ve medrese yapılanmalarında resmi olarak görevlendirildikleri teyit edilmektedir.

(Beserek, Akarca, Düldül) gibi ibareler; topluluğun Sarız-Akarca hattı ile Düldül Dağı arasındaki asırlık göç güzergahını coğrafi olarak tescil eder. (Yurtsever, Tekdemirler, Kabuklu, Garipçeoğlu, Bıyıklıoğlu, Kelibiçoğlu, Kelömeroğlu, Kürt-mehmetoğlu); cemaatin fiziksel özelliklerinden toplumsal duruşlarına kadar geniş bir niteleme yelpazesi sunar. "Kabuklu" nitelemesi, özellikle Avşar obalarında "kapalı/sır saklayan" veya "sert mizaçlı" silsileler için kullanılır.

silsileler incelendiğinde; Kocamehmetoğlu, Karatopakoğlu, Arabmusaoğlu, Tülekoğlu, Kocafakıoğlu, Velioğlu ve Karamehmetoğlu ailelerinin birbiriyle örülü bir akrabalık ağı kurduğu görülmektedir. Yargalı’dan Mehirli’ye dönüşen bir Avşar kalesinin "Nüfus Kütüğü"dür. Sayfada yer alan 72 vergi nüfusunun (nefer) her biri, bugün Kadirli ve Türkiye genelindeki yüzlerce ailenin "başlangıç noktası"dır. 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştirilen Fırka-i İslâhiyye iskan uygulamalarıyla birlikte, bu konar-göçer sülaleler eski kışlak sahalarında tamamen yerleşik köyler inşa etmeye mecbur bırakılmışlardır.

Çukurova ve Güney Anadolu (Ana Kışlak ve İskan Merkezi)

Osmaniye (Kadirli - Yenigün/Mehirli): Cemaatin "Mühürlü" kalesidir. Belgedeki Halaçoğlu (Tekdemirler), Murtazaoğlu, Kocamehmetoğlu, Tülekoğlu ve Güvel sülaleleri buradaki köklü yerleşimin çekirdeğidir.

Adana (Sarıçam, Kozan, İmamoğlu): Fırka-i İslâhiye sonrası ovaya inen Fakılı Avşarı kolları, Adana’nın kuzey ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Buradaki Fakılı ve Göksunlu lakaplı aileler doğrudan kan bağı taşır.

Kahramanmaraş (Göksun, Andırın, Elbistan): Köyün 16. yüzyıl öncesi kökü olan Yargalı/Yargaca birimi, Göksunlu Cemaati'ne bağlıdır. Göksun merkez ve köylerindeki (özellikle Kanlıkavak hattı) Avşarlar, Mehirli sülalelerinin "ata yurdu" akrabalarıdır.

İç Anadolu ve Yaylak Hattı (Sarız - Göksun - Pınarbaşı)

Kayseri (Sarız, Pınarbaşı, Tomarza): Belgede parantez içinde geçen "Akarca" ve "Düldül" notları, bu hattın canlı kanıtıdır. Sarız-Akarca bölgesindeki Fakılı Avşarları, Mehirli’deki Kocafakıoğlu ve Ahmetefendi Oğlu silsilesiyle aynı "oba mührü"ne sahiptir.

Sivas (Gürün, Şarkışla): Recepli ve Fakılı Avşarlarının kuzey sürgün/iskan kollarından olan "Sofulu" ve "Fakılı" bakiyeleri bu bölgede yerleşiktir.

Batı Anadolu ve Saruhan Hattı (İskan Dağılımı)

Manisa & Aydın: Arşivlerde "Saruhanlı" olarak tescil edilen ve bölgedeki tahrirlerde geçen Avşar bölükleri içinde, Mehirli sülaleleriyle (özellikle Murtazaoğlu ve Ömeroğlu kollarıyla) isim bazlı eşleşen "Yörük" haneleri mevcuttur.

Denizli (Acıpayam, Honaz): Bölgedeki "Fakılı" ve "Fakılar" isimli yerleşimler, 18. yüzyılda bu bölgeye sevk edilen akraba oymakların mirasıdır.

Karadeniz ve Doğu Anadolu (Münferit Yerleşimler)

Erzurum (İspir): Köydeki İspirler sülalesi üzerinden kurulan akrabalık bağı, Mehirli'nin Doğu Anadolu Türkmenliği ile olan tarihi entegrasyonunu simgeler.

Gümüşhane & Bayburt: Belgedeki "Gümüşoluk" ve benzeri yer isimleri üzerinden izi sürülen, bölgeye maden veya askeri görevle giden Avşar kollarının izleri mevcuttur. Harşit vadisi ve Çepni havzası gibi tarihi madencilik askeri sahalarıyla Çukurova aşiretleri arasında dönemsel görevlendirmeler ve nüfus kaymaları arşiv kayıtlarında izlenebilmektedir.

Belgelerde yer alan Bıyıklıoğlu, Garipçeoğlu, Kelömeroğlu ve Tülekoğlu gibi sülaleler; aslında Selçuklu'dan beri Yargalı adıyla bilinen o kadim Avşar çekirdeğinin günümüzdeki temsilcileridir. Özellikle Tekdemirler ve Yurtsever gibi soyadları, bugün İstanbul'dan İzmir'e, Ankara'dan Kayseri'ye kadar dağılmış olan Mehirli kökenli ailelerdir.

Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça
  • Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Kars-ı Maraş ve Adana Tahrir Defterleri
  • Polat, İ. & Toroğlu, E. (2026). "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü".
  • Kurt, Y. (2007). "XVI. Yüzyılda Kars-ı Maraş Sancağı’nda Mu’âflar ve Mu’âfiyet Sebepleri". Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi.
  • Eliaçık, M. (2012). "Dulkadirli Cemaatlerinin Hasılatına Ait Bir Tahrir Defteri Üzerine". Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu Bildirileri, II,
  • Sansar, M. F. (2013). "19. Yüzyılda Çukurova Türkmen Aşiretleri I: Cerid ve Tecirliler". The Studies of Ottoman Domain, 3/5, 11-28.
  • Üçeçam, D. & Hayli, S. "Kadirli’nin Etki Sahası ve Merkezi Yer Olarak Önemi". Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.

Yorumlar

Popüler Yayınlar