Kadirli Yusufizzettin Köyü
Kadirli Yusufizzettin Köyü
Yusufizzettin köyü, ismini Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in oğlu Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’den almaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısında bölgeye gelen Fırka-i Islâhiye (1865), konar-göçer aşiretleri disipline etmek ve vergi sistemine dahil etmek amacıyla yeni köyler tesis etmiştir. Bu isimlendirme, devletin bölgedeki "yeni mülkiyet ve asayiş" rejiminin bir tescilidir. Bozdoğan Beyi Abdi Bey'in köye Padişah Abdülaziz’in oğlu Şehzade Yusuf İzzettin'in isminin verilmesi, Abdi Beyin devlet otoritesiyle kurduğu güçlü bağın bir göstergesidir. Ayrıca Hanedan ismiyle köyü mühürlemek, aşiretin o dönemdeki "devlete sadakat ve iskan disiplini" anlayışını yansıtır.
1850'li yıllarda, Bozdoğan aşiretinin nüfuzlu liderlerinden olan Abdi Bey, konar-göçer yaşayan kabilelerini daha güvenli ve stratejik bir yerleşim alanına taşımak amacıyla Binboğa tepeleri ve çevresine yerleştirmiştir. Bu hamle, köyün sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda aşiretin idari merkezi haline gelmesini sağlamıştır.
Abdi Bey silsilesi, bölgeye yerleşirken o dönemin güçlü ailelerinden olan Güveloğulları ile komşu olmuştur. Bu yerleşim, bölgedeki toprak ve güç dengelerini yeniden şekillendirmiştir. Arşiv belgeleri köyün en eski ve yerleşik damarının Omaroğulları (Umarlar) olduğu görülmektedir. 1530 ve 1563 tarihli mufassal tahrir defterlerinde "Kars-ı Maraş" sancağına bağlı Bozok ve Dulkadirli bakiyesi cemaatler arasında zikredilen bu silsile; Akınefendiuşağı, Hacıdayılar, Kocaemmişler ve Ekizler gibi alt kollara ayrılmaktadır. Bugün "Kırkpınar" soyadı ile temsil edilen bu grup, köyün idari tescilinden yüzyıllar önce de bu coğrafyada hak sahibi olan "Oğuz-Bozok" damarıdır. (Cemaat-i Umarlar tâbi-i Kars-ı Maraş, Mufassal Tahrir Defteri kayıtları, M. 1530-1563)
18. ve 19. yüzyılın en dinamik gücü olan Bozdoğan Aşireti, Yusufizzettin’in kuruluşunda belirleyici rol oynamıştır. Özellikle Rakka iskânından (1691-1696) firar ederek Çukurova’ya sığınan Bozdoğan kollarının, 1850’li yıllarda Güveloğulları ile girdikleri mülkiyet mücadelesi köyün yerleşim stratejisini belirlemiştir. Yusufizzettin, bu aşiret için hem stratejik bir kışlak hem de devlet nezdinde meşruiyet kazanılan bir yerleşim birimi olmuştur.
Köyün etnolojik dokusundaki en canlı katman Aydınlılar mahallesidir. Arşivlerde Yüreğir ve Misis Yörükleri ile bağlantılı olduğu anlaşılan bu grup, uzak göçebelik disiplinini 1980’lere kadar sürdürmüştür. Develerle yapılan toplu yayla göçleri, čoban ve bekçi hiyerarşisi, "Konar-göçer halkın imparatorluk içindeki hukuki ve sosyal nizamı"nın 20. yüzyıl sonuna sarkan nadir örneklerindendir.
Köyün göç hattı tarihsel olarak Binboğa Dağları / Uzunyayla (Yaylak) Kadirli / Yusufizzettin (Kışlak) aksında seyretmiştir. Bu hat Kösepinarı köyü üzerinden Andırın Çığşar yaylasına kadar uzanmaktadır. Bu durum, yerleşim sürekliliği analizinde "mevsimlik yerleşimden kalıcı iskâna geçiş" modeline tam uyum sağlar. 1980-1985 yılları, bu kadim döngünün ziraat (pamuk ve mısır) nedeniyle sona erdiği kırılma noktasıdır.
Yusufizzettin köyünde bulunan Pampallar gibi aileler yerel eşrafı ve mülkiyet dengesini temsil ederken; Cerid ve Tecirli gibi Fırka-i İslâhiye ile zorunlu iskâna tabi tutulan kollar köyün demografik zenginliğini artırmıştır. Pampallar, Kadirli yerel siyasetinde ve mülkiyet yapısında söz sahibi olan, "ağa" veya "bey" silsilesinden gelen nüfuzlu bir ailedir.
Kadirli iskânı üzerine yapılan çalışmalarda belirtilen yerel dinamikler arasında, Pampallar gibi aileler devletin (Fırka-i İslâhiye) bölgeye getirdiği yeni düzen ile aşiret gelenekleri arasında köprü görevi görmüşlerdir. Pampallar sadece Yusufizzettin'de değil, Kadirli merkez ve çevre köylerde (özellikle Bozdoğan ve Avşar kollarının yoğun olduğu bölgelerde) geniş bir akrabalık ağına sahiptir. 1934 İskân Kanunu ve Soyadı Kanunu sonrası, bu sülalenin bir kısmı "Pampal" ismini soyadı olarak tescil ettirmiş, bir kısmı ise farklı soyadları alsa da "Pampallar" lakabıyla anılmaya devam etmiştir. Pampal kelimesi halk ağzında genellikle "tombul, gürbüz, sağlıklı çocuk" veya "sevimli, cana yakın" kimseler için kullanılan bir sıfattır. Bazı yörelerde gelincik çiçeğine veya tomurcuk halindeki çiçeklere "pampal" ya da "pampallı" denildiği bilinmektedir.
Yaşar Kemal’in eserlerinde tasvir edilen "hüyükteki nar ağacı" altındaki Türkmen iradesi, bu köyün sözlü tarihinde "Cankurtaran kütüğü" veya "talan edilen mahallelerde kalan bekçi ailesi" gibi sembollerle hayat bulmaktadır.
Yusufizzettin; tek bir sülalenin kurduğu sıradan bir köy değil, Osmanlı devlet aklının (iskân siyaseti) ve Türkmen boy asabiyetinin (Bozdoğan, Bozok, Yörük) kesişme noktasıdır. Köyün katmanlarını 16. yy Umarlar, 19. yy Bozdoğanlar, 20. yy Aydınlılar oluşturmuştur. "Aydınlı Yörükleri" ise 1980'lere kadar deve kültürünü sürdüren Türkiye'nin en hareketli akrabalık ağına sahiptir.
Antalya & Mersin: Aydınlı Yörüklerinin (Sarıkeçili bağlantılı) ana kışlak sahalarıdır. Yusufizzettin'deki Aydınlılar mahallesi ile bu sahadaki "Aydınlı" obaları birebir aynı oymak kayıtlarına dayanır.
Kayseri (Pınarbaşı & Sarız): Avşar kayıtlarında geçen ve yaylak için Uzunyayla'ya çıkan "Aydınlı" kollarının kışlak akrabaları Yusufizzettin'dedir.
Eskişehir & Afyon: 1934 İskân Kanunu ile Batı Anadolu'ya yerleştirilen "Aydınlı" muhacir/yörük grupları içerisinde Yusufizzettin'den kopan kollar mevcuttur.
Yorumlar
Yorum Gönder