Sumbas Akçataş (Sıtır) Köyü
Sumbas Akçataş (Sıtır) Köyü
Akçataş Köyü, coğrafi konumu itibarıyla Toros Dağları’nın güney eteklerinin Çukurova’nın bereketli düzlükleriyle kesiştiği stratejik bir "geçiş ve savunma" hattında yer almaktadır. Arkeolojik katmanlar incelendiğinde, bölgedeki Hitit varlığına dair izler, yerleşim sürekliliği analizine göre Sıtır ve Çem Kaleleri ile mühürlenmektedir. Özellikle antik Anavarza (Anazarbus) kentine olan 20 km’lik mesafe, köyün Roma ve Bizans dönemlerinde bu metropolün art bölgesi (hinterland) ve su kaynaklarının kontrol noktası olduğunu kanıtlar. Sumbas Suyu’nun kaynağı olan Cennet Vadisi'nin bu mevkide bulunması, yerleşimin antik dönemden itibaren bir "hayat kaynağı" olarak tescillenmesine neden olmuştur.
İlkçağ Anadolu Krallıkları döneminde Kizzuwatna coğrafyasının savunma çeperinde yer alan bu hat, Hititlerin dağlardan ovaya inen akınları kontrol ettiği bir askeri üs konumundaydı; Bizans döneminde ise Anavarza metropolünün su yollarını ve dağ geçitlerini koruyan tahkim edilmiş bir ileri karakol ağı olarak yapılandırılmıştı. 1. Türk Beylikleri ve Selçuklu döneminde Türkmen boylarının Çukurova havzasına yayılımında stratejik bir geçit olan coğrafya, 2. Türk Beylikleri (Dulkadiroğulları) zamanında uç beyliklerinin askeri intikal ve ikmal koridoru olarak tescil edilmiştir.
Sıtır Kalesi, sıradan bir yerleşim kalesi değil; Anavarza metropolüne giden ana yolu ve su kaynaklarını denetleyen, orduların intikalini "setreden" (gizleyen) bir İleri Karakol ve Gözetleme Kulesi olarak mühürlüdür.
Osmanlı Arşiv kayıtları (özellikle Tapu Tahrir Defterleri) üzerinden yapılan kronolojik taramada, bölgenin 16. yüzyılda Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) sancağına bağlı bir kışlak veya ziraat mahalli olduğu görülmektedir. Köyün "Sıtır" olan eski ismi, etimolojik olarak Arapça "setr" (örtmek, gizlemek, siper olmak) köküne dayanmakta olup, coğrafi olarak "üç tarafı dağlarla çevrili, korunaklı/saklı yer" tanımlamasıyla tam uyum göstermektedir. Akçataş (Sıtır), antik Hitit-Roma askeri mimarisi (Sıtır/Çem Kaleleri) üzerine inşa edilmiş, 19. yüzyıl Türkmen iskânıyla (Bozdoğan/Avşar) etnik kimliğini kazanmış, su kaynağı (Cennet Vadisi) sebebiyle yerleşim sürekliliğini hiçbir dönem kaybetmemiş bir "Kale-Köy" modelidir.
1865 Fırka-i İslâhiye iskânı döneminde, Derviş Paşa’nın raporlarında, Sıtır çevresindeki sarp kayalıkların, yerleşik hayata geçmek istemeyen aşiretlerin "askerî harekâtı imkânsız kılan doğal sığınakları" olarak zikredilmesi, bölgenin ne kadar zorlu bir askerî coğrafya olduğunu kanıtlar. Bölgeye Bozdoğan ve Avşar boylarına mensup Türkmen oymaklarının yerleştirildiği, saha verilerinde geçen Öçaldı, Kundakçı, Uçuk, Karabulut, Hakan, Topaloğlu ve Kurmuş soyadlarının bu aşiret asabiyetinin güncel yansımaları olduğu anlaşılmaktadır.
Millî Mücadele yıllarında (1919-1921) Fransız işgal kuvvetlerinin Kilikya'daki demiryolu ve karayolu hatlarını tutmasına karşı, Akçataş'ın sarp kayalıkları ve Sıtır Kalesi çevresi Kadirli Kuvayımilliye müfrezeleri tarafından düşman sevkiyatını denetleyen gizli bir üs ve cephane gizleme noktası olarak faal bir şekilde kullanılmıştır.
Akçataş (Sıtır) köyünün kurucu obaları, Oğuzların Bozok koluna mensup Bozdoğan ve Avşar konfederasyonlarına bağlı Türkmen cemaatleridir:
Kundakçı Sülalesi: Osmanlı ordusuna veya yerel beylere "tüfek kundağı" veya "savaş arabası aksamı" üreten zanaatkâr bir kökene işaret eder. Bu durum, Akçataş’ın bir dönem askerî lojistik üretim merkezi (küçük ölçekli) olduğunu gösterir.
Uçuk Sülalesi: Aşiret içinde "atılgan, sınır tanımaz, en uçtaki savaşçı" anlamında kullanılan bir unvandır. Bu, Bozdoğan ve Avşar asabiyetinin "öncü kuvvetleri"ne verilen bir sıfatın soyadına dönüşmüş halidir.
Akçalıuşağı Mahallesi: Arşiv belgeleri ve mufassal tahrir defterleri ışığında, Akçalıuşağı mahallesinin temelini Akçalı cemaati oluşturmaktadır. TD 387 ve TD 1143 numaralı kayıtlar, bu topluluğun Maraş-Kars (Kadirli) hattında Varsak/Türkmen teşekkülleri arasında mühürlendiğini doğrular. "Uşak" takısı, cemaatin kurucu aile reisinin etrafında kenetlenen kan asabiyetini ve sülale yapısını vurgulayan antropolojik bir imgedir.
Aydınlar Mahallesi: Mahallenin kimliği, 19. yüzyılda Ege bölgesinden (Aydın ve Muğla) geri dönen veya Rakka iskânından koparak Çukurova’ya yönelen Aydınlı Yörükleri ile şekillenmiştir. Bu yerleşim, bölgedeki konargöçer asabiyetinin yerleşik hayata geçiş sürecindeki tarihsel direncinin bir vesikasıdır.
Çintizli Mahallesi: Etnolojik açıdan nadir bir isimlendirme olan Çintizli, arşivlerde genellikle Bozdoğan veya Dulkadirli aşiretleri bünyesindeki spesifik bir alt-oba olarak zikredilir. "Çintiz" ibaresi, yerel kültürde dayanıklılığı simgeleyen bir dokuma türünü veya oymak karakterini temsil eden bir etnik kavramdır.
Diniker Mahallesi: Dinili veya Dini cemaati, bu mahallenin tarihsel kökenini oluşturur. Bozok koluna bağlı Türkmen gruplarından süzülen bu topluluk, mahalle ismindeki "er" (yiğit/asker) ekiyle de oymak içindeki savaşçı geleneği ve asabiyeti günümüze taşımaktadır.
Göz Mahallesi: Coğrafi bir isimlendirme olan Göz, doğrudan Sumbas Suyu’ның kaynağına işaret eder. Cennet Vadisi ile bütünleşen bu mevki, suyun hayat kaynağı olarak tescillendiği kadim yerleşim anlayışının bir tezahürüdür.
İncirliburun Mahallesi: Mahalle ismi, bölgenin narenciye tarımı öncesindeki kadim meyve kültürünü ve topografik çıkıntı özelliğini birleştiren sosyo-ekonomik bir hafızadır.
Karşıyaka ve Merkez Mahalleleri: Bu birimler, Sıtır Kalesi’nin savunma doktrinine bağlı olarak gelişen idari ve sosyal odak noktalarıdır. Merkez mahalle, Bozdoğan aşiretinin yerleşik hayata geçişteki ilk idari çekirdeğini temsil ederken; Karşıyaka, kalenin stratejik "setr" (siper) özelliğine göre konumlanmış yerleşim alanlarını ifade eder.
Kadirli ve Sumbas bölgesinde 18. ve 19. yüzyıllarda kurulan vakıfların (vakfiyelerin) tahrir defterlerindeki kayıtları, bölgedeki dini ve sosyal kurumların mülkiyet sınırlarını belirlerken; kurucu ailelerin (Zadelerin) bu vakıflarla olan mütevellilik bağlarını deşifre etmektedir. Âyanlık döneminde (1700-1850) Sumbas Suyu ve Akçataş koridorundaki geçit rüsumatını, mukataa gelirlerini ve toprak iltizamlarını elinde tutan yerel vergi mültezimleri ile mütesellim sülalelerinin isimleri Şer'iyye sicillerinde mühürlüdür. Köy kütüğünde ve çevresindeki mülhakat defterlerinde adı geçen müftü, kadı ve müderris gibi ilmiye sınıfı mensuplarının sicill-i ahval kayıtları, ulema ailesi silsilelerini ortaya koymaktadır. Tapu-tahrir, temettuat ve tereke (miras) defterlerinde Akçataş arazilerinin mülk paylaşımı, mal varlığı dökümleri ve zengin Yörük ağalarının (zadelerin) ayak izleri net bir biçimde takip edilmektedir.
Cumhuriyet dönemi idari yapısında "Akçataş" isminin kabul edilmesi, bölgenin jeolojik yapısında hakim olan beyaz kalker ve kireç taşı (Akça-taş) formasyonuna dayalı bir isimlendirmedir. Akçataş sakinlerinin Boztahta (Kozan) ve Yusuf İzzettin bölgeleriyle olan çapraz evlilik bağları, 19. yüzyıl iskân politikalarının (Bozdoğan aşiretinin dağılımı) doğrulamasıdır. Köyün tarihsel ekonomisi, Sumbas Suyu’nun sağladığı avantajla kadim dönemlerden beri tarıma dayalı olup, modern dönemde narenciye (özellikle portakal) bahçeleriyle uzmanlaşmıştır.
Cezmi Yurtsever’in Çukurova tarihine ve Kadirli-Sumbas yöresindeki aşiret iskânlarına dair akademik saha çalışmalarında, Sıtır (Akçataş) kalesinin stratejik konumu ve Bozdoğan/Avşar oymaklarının yerleşme süreçleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yaşar Kemal’in eserlerinde Çukurova’nın su kenarlarındaki konargöçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçiş sancılarını, bataklık ve sıtma mücadelelerini, Sumbas Çayı ile Kesiksuyu havzasındaki tarımsal dönüşümleri işlediği sosyolojik arka plan, Akçataş’ın tarihsel dokusuyla tam bir paralellik arz etmektedir.
Akçataş (Sıtır) Köyünün Akrabaları
Osmaniye (Sumbas, Kadirli): Akçataş'ın öz köküdür. Sumbas merkez, Alibeyli, Mehmetli ve Kadirli köylerindeki Bozdoğan ve Avşar kollarıyla %100 kan bağı mevcuttur.
Adana (Kozan, Ceyhan, Sarıçam, İmamoğlu): Köydeki Öçaldı sülalesinin doğrudan beyan ettiği Boztahta (Kozan) hattı, Akçataş’ın Adana’daki en güçlü genetik köprüsüdür. Kozan ve Ceyhan nehir boyundaki tüm Bozdoğan oymakları doğrudan akrabadır.
Kahramanmaraş (Andırın, Göksun, Afşin): Akçataş’ın sırtını dayadığı Andırın hattı, Bozdoğan aşiretinin Dulkadirli bakiyesiyle harmanlandığı ana damardır.
Mersin (Tarsus, Erdemli): Sahil şeridinde kışlayan ve Arslanköy hattına çıkan Hüseyinli ve Karacalı oymakları, Akçataş’taki Türkmen asabiyetinin batı uzantısıdır.
Aydın ve Muğla (Bozdoğan İlçesi): 17. yüzyıl Rakka iskânından kaçan veya o bölgeye yerleştirilen Bozdoğan kollarının ana yurdudur. Akçataş'taki Topaloğlu ve Karabulut gibi sülalelerin Ege’deki Bozdoğan köyleriyle tarihsel oymakdaşlığı mevcuttur.
Denizli ve Afyonkarahisar: Uzunyayla ve Çukurova’dan batıya sürülen Recepli Avşarları (Akçataş’taki Avşar damarı) bu illerdeki akrabalarıyla aynı "Boy Beyi"ne (Boynuinceli/Recepli) bağlıdır.
Ankara (Haymana, Bala, Şereflikoçhisar): 18. ve 19. yüzyılda Orta Anadolu'ya yerleştirilen Bozdoğan ve Avşar oymaklarının kütükleri, Akçataş’taki sülalelerle Osmanlı Arşivi'ndeki İskân Defterlerinde aynı sayfada buluşur.
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız): Akçataş'taki Avşar kollarının "kadim yaylak" akrabalarıdır. Hakan ve Kurmuş gibi sülalelerin bu bölgedeki Avşar köyleriyle oymak bağları resmîdir.
Konya ve Aksaray: Toroslar üzerinden "Kır" bölgesine (Ereğli hattı) çıkan grupların iskân noktalarıdır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu-Tahrir Defterleri, Defter No: 387 ve No: 1143, Kars-ı Zülkadriye ve Maraş Sancağı Mufassal Tahrir Kütükleri (Akçalı Cemaati ve Bozdoğan Taifesi Kayıtları), 16. ve 17. Yüzyıl. (Arşiv Kayıt Künyesi ve Doğrulama Kanıtı: BOA.TD.387 ve BOA.TD.1143).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), Fırka-i İslâhiye İskân Jurnalleri ve Sıtır Köyü Çevresi Doğal Sığınak Raporları, 1865. (Arşiv Kayıt Künyesi ve Doğrulama Kanıtı: BOA.MAD Fırka-i İslâhiye Koleksiyonu).
Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'da Aşiretler, Cemaatlar, Oymaklar (1453-1700). Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2009. (Bozdoğan ve Avşar Boyları, Akçalı Cemaati Dağılım Analizi Kaynağı).
Yorumlar
Yorum Gönder