Sumbas Akdam (Evciler) Köyü


Sumbas Akdam (Evciler) Köyü

Yörenin adı, Hazar Denizi'ne dökülen ve Horasan bölgesi nehirlerinden olan Atrek Nehri'nin en büyük kolu (bazı kaynaklarda Sunbar) olarak bilinen "Sumbas" isminden gelmektedir. Abbasiler döneminde Bizans'a karşı bölgeye yerleştirilen Horasanlı Türk mücahitlerin mirasıdır. Bölge, idari açıdan 16. yüzyılda Kars-ı Maraş Sancağı'na bağlı Kınık, Karamanlu Yakası, Haruniye, Bayındır, Savrun ve Sinbas (Sumbas) nahiyeleriyle mekânsal bir örgüye sahipti.

1536 tarihli Haleb Livası Tahrir Defteri'nde  Tâ'ife-i Avşar (Köpeklü, Gündüzlü vb. kolları) ve Bozok boyları, bölgenin asıl omurgasını oluşturur. Akdam köyü, Dulkadirli bakiyesi olan ve yüzyıllorca Çiçeklidere güzergâhını kullanarak yarı-göçer yaşayan bu Avşar Türkmenlerinin mülkü ve kültürel varisidir. Kars-ı Maraş ve Kadirli eksenindeki Türkmen varlığı, 1563 tarihli tahrir kayıtlarında 12 nahiye, 75 köy ve 896 mezra olarak tescillenmiş; bölgede Avşar (Afşar), Kavurgalu, Eymür ve Bayındır boyları yoğun bir iskân tabanı kurmuştur.

Osmanlı, Çukurova'nın tarımsal potansiyelini canlandırmak adına Mısır'dan usta Arap çiftçileri getirmiştir. Döğenli (Araplı) mahallesi, bu zirai iskân politikasının doğrudan sonucudur. Zamanla etrafındaki Türkmen çemberiyle kız alıp vererek kültürel bir entegrasyon yaşamışlardır. Bu tarımsal açılım, bölgedeki pirinç ve pamuk tarımının gelişmesiyle paralel yürümüştür; nitekim Kadirli ve Sumbas havzasında üretilen pirinç ve pamuk, vilayet genelinde yüksek ticari rağbet görmekteydi.

Karapınar mevkiindeki Roma dönemine ait tek nefli manastır ve apsis kalıntılarını bugün "ağıl" olarak kullanan Işıklı mahallesi halkı, antik dönemin taş binalarının gölgesine çadır kuran, ardından 1865'te zorla toprağa bağlanan safkan Avşarlardır. Roma taşları, Avşar yörüğünün barınağı olmuştur.16. yüzyıl kayıtlarında bölge sakinlerinin ova bataklıkları ve sıtma salgınları nedeniyle yaz aylarında Çokak, Malderesi ve Göksun yaylalarına çekildiği, kışın ise ovaya indiği bilinmektedir.

1720-1730 Maraş Mühimme Defterleri incelendiğinde bölgedeki asayişsizliğin baş aktörlerinin konargöçer aşiretler olduğu görülür. 1865 Fırka-i İslâhiye ile zorla iskân edilen Karaömerli köylüleri ve yörenin asıl sahibi Avşar obaları, Çiçeklidere ticaret yolunun girişindeki bu mahallelerde sabitlenmiştir. 18. yüzyıl başlarında İfraz-ı Zülkadriye Türkmenleri ve Tacirlü cemaatinin ziraati bırakıp bölgede asayişi ihlal etmesi üzerine, devlet askeri tedbirler almak zorunda kalmıştır.

Akdam'ın diğer adı olan "Evciler" isminin sanıldığı kadar masum olmadığı görülür. 1865 Fırka-i İslâhiye müdahalesi sırasında, binlerce yıllık konar-göçer geleneğine sahip Varsak ve Avşar obalarının çadırları parçalanarak bu bölgeye "çakılmışlardır". Henüz dağlarda hür gezen diğer yörükler, toprağa bağlanıp yerleşik hayata geçmeyi (tarımla uğraşmayı) bir "zillet/aşağılanma" olarak görmüş ve bu köye yerleşen akrabalarına "Evciler" (Eve tıkılanlar / Esaret altına girenler) adını takmışlardır. Dolayısıyla "Evciler" ismi, bir yerleşim adından ziyade, bir yaşam biçiminin askeri güçle bitirilişinin sosyolojik bir feryadıdır.  Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa idaresindeki Fırka-i İslâhiye, aşiretlerin çadırlarını bozarak onları "huğ" denilen kamış evlerde yerleşik hayata zorlamış, mülki idareyi yeniden yapılandırmıştır.

Memlükler Döneminde Çukurova kayıtlarına göre Akdam mevkisi, 14. ve 15. yüzyıllarda Sis (Kozan) merkezli Memlük-Ermeni otoritesi ile Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) merkezli Dulkadirli (Bozok) beyleri arasındaki en sıcak "istihbarat ve tampon bölge" idi. Akdam sınırları içindeki Diniker Kalesi, sadece bir gözetleme kulesi değil; o dönemde Anadolu’nun içlerine sızmaya çalışan Memlük ajanlarının ve onlara karşı pusu kuran Dulkadirli akıncılarının nefes nefese çarpıştığı bir "askeri uç karakoludur". 1375 yılında Memlüklerin Sis'i ele geçirmesinden sonra bölgede tamamen hakimiyet kuran Türkmen oymakları, stratejik kaleleri tampon karakol olarak kullanmışlardır.

Işıklı mahallesi Karapınar mevkisindeki tek nefli Roma manastırı kalıntısı hayret verici bir "işlevsel dönüşüm" barındırır. Arşiv uzmanı gözüyle baktığımda; 1865'te iskân edilen Yörük-Avşar obalarının, Roma'nın kutsal saydığı bu manastırın duvarlarını, toprağa bağlandıkları ilk yıllarda "ağıl" olarak kullandıkları görülür. Yani bin yıllık bir Roma idari/dini merkezi, yerleşik hayata alışmaya çalışan Türkmenlerin hayvanlarını koruyan ilk barınağı olmuştur.

19. yüzyıl sonunda Çukurova ovası, "nesil kesen" ölümcül sıtma (malarya) bataklıklarıyla doluydu. Akdam'ın ismi, sadece evlerin renginden değil, bölgedeki kireçli ve beyaz (steril) toprak yapısından gelir. Ovada çocukları ölen Türkmen aileler, bu kireçli toprağın haşereyi ve sineği uzak tuttuğunu fark ederek burayı bir "tıbbi karantina bölgesi" gibi kullanmışlardır.  1874 yılında Savrun Çayı'nın yatak değiştirmesiyle ovanın bataklığa dönüşmesi sıtma salgınlarını tetiklemiş ve yerleşik hayata geçiş süreçlerini ciddi şekilde zorlaştırmıştır.

Akdam Köyünün Akrabaları

Osmaniye (Kars-ı Zülkadriye): Kadirli merkez, Sumbas köyleri (Alibeyli, Mehmetli, Köseli), Hasanbeyli. Akdam'ı kuran Karaömerli ve Avşar kütükleri bu köylerle amca çocuklarıdır. 1872 (Rumi 1288) tarihli tapulama defterleri (Halep Defteri), Fırka-i İslâhiye sonrasında köylerde mülk sahibi olan Türkmen ailelerin kökenlerini resmi olarak kayıt altına almıştır.

Adana: Kozan (Sis), Saimbeyli (Haçin), Feke, Ceyhan, Yüreğir. Özellikle Kozan dağı eteklerindeki Varsak obaları ve Fırka-i İslâhiye ile ovaya yerleştirilen Avşar köyleri Akdam'ın öz kandaşıdır. 1607'deki Canpoladoğlu Ali Bey ve Celali isyanları sonrasında dağılan nüfus düzeni, Fırka-i İslâhiye'nin ovaya zorunlu yerleşimiyle yeniden yapılandırılmıştır.

Kahramanmaraş: Andırın (Geben), Göksun, Türkoğlu ve Pazarcık. Dulkadirli beyliğinin merkezi olması hasebiyle Akdam'ın 15. yüzyıl ataları bu dağlarda kışlamıştır. Bölgedeki Sarıtanışmanlı, Güven ve İspir sülalelerinin kütükleri, Andırın ve Maraş hattından Çukurova havzasına uzanan göç bağlarını doğrulamaktadır.

Mersin (İçel): Tarsus, Mut ve Erdemli. Ali Rıza Yalkın'ın "Cenup'ta Türkmen Oymakları" kayıtlarına göre, Kozan ve Sumbas dağlarından batıya kayan Varsak (Farsak) aşiretleri burada yoğunlaşmıştır.

Kayseri: Ahmet Z. Özdemir'in "Avşarlar" ve Yedi Bucak Avşarları dosyasına göre; Pınarbaşı (Aziziye), Sarız, Tomarza ve Sarıoğlan (İğdeli, Karpınar köyleri). Uzunyayla ve Yedi Bucak bölgesine yerleşen Avşarlar, Akdam'daki Işıklı ve Akyar mahallelerini kuran Avşarların doğrudan kuzenleridir. (eklenmiştir) 1831 ve 1844 Osmanlı Nüfus ve Temettüat defterleri, Kayseri havzasından göç eden Danişmentli ve Avşar boyu kökenli hanelerin bölgedeki köklü kütük bağlarını mühürlemektedir.

Sivas (Yeni-İl): Faruk Sümer'in (Oğuzlar) eserinde mühürlüdür. Sivas güneyindeki Yeni-İl Türkmenleri arasında kışlakçı olarak Dulkadirli/Avşar bakiyeleri bulunur.

Yozgat (Bozok): Akdamlıların 16. yüzyıldaki ana omurgası olan "Bozok" konfederasyonunun ata yurdudur. Dulkadirli boyları bu hatta uzanır.

Kırşehir ve Ankara (Bâlâ / Haymana): Çukurova'daki sıtmadan (Akdam'a sığınamayıp daha kuzeye kaçan) ve iskan baskısından Orta Anadolu'ya çekilen Avşar obaları.

Şanlıurfa (Belih Nehri ve Suruç): 1691 Rakka İskânında Çukurova'dan, Sumbas-Kadirli hattından sökülüp çöl sıcağına sürülen Avşar ve Bozdoğan oymaklarının (Akdam atalarının) hayatta kalıp Araplaşmayan/Kürtleşmeyen bölümleridir. (eklenmiştir) Saklı ve Karahasanlu ceridi gibi oymaklar, yaptıkları taaddiler nedeniyle devlet eliyle Rakka ve Suruç havalisine zorunlu iskâna tabi tutulmuşlardır.

Gaziantep: İslâhiye ve Barak Ovası. Fırka-i İslâhiye döneminde güneye kaydırılan veya Dulkadirli sınırlarında kalan akraba oymaklar.

Karaman ve Konya: Halaçoğlu tahrirlerine göre Karaman Eyaleti'nde büyük bir Varsak (Tâ'ife-i Varsak) varlığı mühürlüdür. Akdam'daki Varsak bakiyelerinin kadim akrabalarıdır.

Isparta, Denizli ve Aydın: Avşar boyunun 16. ve 17. yüzyıllarda Uçbeyliği geleneğiyle Batı Anadolu'ya kayan ve Ege efe-lerinin kökünü oluşturan kollarıdır.
Akdam'daki Karaömerli, Avşar ve Varsak sülalelerinin kütükleri en net şekliyle Adana, Kahramanmaraş, 

Kayseri (Pınarbaşı/Tomarza), Mersin, Yozgat ve Şanlıurfa illerinde düğümlenmektedir. Mısır kökenli Araplı (Döğenli) ise tarihsel olarak ağırlıklı olarak Tarsus-Adana-Sumbas ovası ekseninde kalmış, İç Anadolu'ya tırmanmamışlardır.


Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog


Kaynakça

BOA, 1563 Tarihli Kars-ı Maraş Sancağı Mufassal Tahrir Defteri (Yılmaz Kurt neşri, Ankara, 2011)

BOA, 1572 Tarihli Adana Mufassal Tahrir Defteri (TD 114).

BOA, A.{DVNSMHM.d... 120841, H-20-08-1126 (Aşiret İskân ve Asayiş Ahkamı).

BOA, A.{DVNSMHM.d... 115683, H-20-08-1118 (İfraz-ı Zülkadriye Tedbir Kayıtları).

Cevdet Paşa, Tezâkir 21-39 (Haz. Cavit Baysun, TTK, Ankara, 1991)

Cevdet Kırpık, "İskân, İsyan ve Değişim: XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Kadirli", OTAM, Sayı 40, Güz 2016, ss. 407-439.

İbrahim Polat & Emin Toroğlu, "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme", International Academic Social Resources Journal, Cilt 11, Sayı 3, 2026, ss. 340-359.

Yorumlar

Popüler Yayınlar