Sumbas Armağanlı (Şıhşami) Köyü


Sumbas Armağanlı (Şıhşami) Köyü 

Sumbas Kolu’nun kuzey sarp sınırını tutan Armağanlı (Şıhşami) köyü ve bu köyün askeri omurgasını teşkil eden Çem Kalesi, Yukarı Çukurova’nın en stratejik dağlık geçit koridorlarından biridir. Çem Kalesi’nin üzerine oturduğu yüksek kayalık katmanlar, İlkçağ çivi yazılı tabletlerinde tasvir edilen dağlık tampon bölge nizamının doğrudan parçasını oluşturur. Hitit Krallığı, başkent Hattuşa’dan Suriye hattına ve Akdeniz sahiline güvenli lojistik ve askeri intikal sağlamak adına Toroslar’ın bu sarp geçitlerinde askeri karakollar kurmuştur. Çem Kalesi'nin alt arkeolojik katmanlarında Hitit-Luvi dönemine ait dağ gözetleme noktalarının izleri bu kilit rolü kanıtlamaktadır.

Erken Ortaçağ boyunca Kilikya sınırları içerisinde yer alan tahkimat, Arap-Bizans akınları döneminde dağlık silsilenin en önemli ileri karakollarından biri işlevini görmüştür. Kalenin kuzeybatı yönündeki üstü kemerli kapısı, Bizans askeri mimarisinin karakteristik özelliklerini taşımakla birlikte kalenin sadece bir savunma noktası olmadığını, aynı zamanda bölgedeki yaylak-kışlak ve ticaret hatlarını denetleyen bir "Geçiş ve Gümrük Kontrol Merkezi" olduğunu maddi olarak ortaya koymaktadır.

1071 sonrasında Horasan kökenli derviş-gazilerin ve akıncı beylerinin Çukurova'ya inmesiyle bölge Türkleşme sürecine girmiştir. Dulkadiroğlu Beyliği döneminde Kars-ı Dulkadir (Kadirli) merkezli kurulan idari yapıda, konar-göçer Türkmen cemaatleri bölgede askeri mükellefiyetler ve derbentçilik görevleri üstlenmiştir.

1865 yılında Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiye askeri harekatı esnasında Çem Kalesi resmi raporlara girmiştir. Konar-göçer cemaatlerin ovaya indirilerek yerleşik hayata geçirilmesi sürecinde, bu kale sarp yapısıyla dağlık alandaki aşiret hareketliliğini denetlemek amacıyla Osmanlı ordusu tarafından stratejik bir denetim ve ileri karakol noktası olarak tescil edilmiştir. Raporlarda, Çem Kalesi'nin kontrol altına alınmasıyla Sumbas Kolu üzerinden Kozanoğulları'na giden insan gücü desteğinin kesildiği hayati bir hamle olarak vurgulanmıştır.

1919-1921 yılları arasında Kadirli ve çevresinin Fransız işgal güçleri tarafından Armağanlı (Şıhşami), dağlık korunaklı yapısı ve Şeyh Şami Türbesi'nin Türkmen cemaatleri üzerindeki manevi otoritesi sayesinde Kuvayı Milliye müfrezelerinin en güvenli lojistik ve sığınak üssü haline gelmiştir. İşgal kuvvetlerinin sarp kayalıklardan ötürü girmeye dahi cesaret edemediği Çem Kalesi ve çevresi, bu dönemde adeta bir "Doğal Yasaklı Bölge" statüsü kazanmış ve milli direniş ruhunun diri tutulmasında kilit bir rol üstlenmiştir.

Köyün sosyolojik altyapısı ve soy kütüğü, tamamen Oğuz boylarının askeri-idari konfederasyonlarına dayanmaktadır. Armağanlı’nın kurucu idari nüvesini oluşturan Zakirli (Zülkadirli) oymağı, Oğuzların Bozok koluna bağlı köklü bir cemaattir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) Mufassal Tahrir ve Mühimme kayıtlarında doğrudan "Dulkadirli Ulusu" içerisinde "Yörükân" taifesinde yer aldıkları mühürlüdür. Akademik kütüklerde bu cemaatin Dulkadiroğlu Beyliği'nin ana askeri omurgasını oluşturduğu, beyliğin feshinden sonra da kimliğini muhafaza ederek Kars-ı Maraş ve Kadirli sancağı dahilinde yerleşik hayata geçtikleri sabittir. 

Saha araştırmalarında tescil edilen göç rotaları, bölgedeki bazı ailelerin Doğu Akdeniz ve İçel hattından gelen ve 16. yüzyıl kayıtlarında Sis ve Adana sancaklarında devasa bir kütükle yer alan Bozdoğan Türkmenleri ile doğrudan kan bağı ve oymakdaşlık ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Nitekim sürücünüzde yer alan birincil Osmanlı kimlik belgelerinin (Tezkere-i Osmaniye) transkripsiyon analizinde, bu konfederasyona bağlı Abdülganioğulları gibi kolların Çukurova-Kayseri hattı üzerinden Ege'ye Aydın/Bozdoğan/Hisar karyesi kadar uzanan geniş bir iskan coğrafyasına sahip olduğu tescillenmiştir.

Bölgenin bir diğer etnik dokusunu, Kayseri-Zamantı-Pınarbaşı yaylakları ile Kars-ı Maraş (Kadirli) kışlakları arasında yüzyıllarca mekân tutan Recepli Avşarları oluşturmaktadır. Aşiretin idari-askeri seçkinler ve aristokratik çekirdeğini temsil eden Torun Obası (boy beyinin soyu), Sumbas genelinde olduğu gibi Armağanlı ve Köseli hattındaki askeri asabiyetin en belirgin unsurudur.

18 ve 19. yüzyıl Osmanlı taşra bürokrasisinde Sumbas Kolu ve Şıhşami karyesi, güçlü zadelerin ve ilmiye sınıfının doğrudan nüfuz alanıdır. 18. ve 19. yüzyıl Evkaf Defterleri (BOA, EV.d) taranmıştır. Köyün ismini aldığı Şeyh Şami Türbesi ve çevresindeki zaviyelerin idamesi için tescil edilmiş olan Zakirli Evladı Vakıfları, Zakirli oymağına mensup "Zadeler" tarafından küçük ölçekli vakıf hüccetleriyle yaşatılmıştır. Bölgedeki en muazzam vakıf tescili ise Güveloğlu Emirağa (Gökvelioğulları) adına kayıtlı olup, Sumbas (Karaömerli, Araplı, Şıhşami) genelinde geniş tarım arazilerinin ve dini-sosyal tesislerin idaresini ellerinde tuttuklarını belgelemektedir.

Âyanlık kayıtlarında Çukurova ve Sis yöresi büyük ölçüde Kozanoğulları derebeyliği ve Maraş âyanlarının kontrolü altındayken, Sumbas kolunun yerel idaresi ve vergi mültezimliği (mütesellimlik) Gökvelioğulları (Güveloğlu) sülalesinin mutlak uhdesindedir. 1845 tarihli Temettuat defterlerinde (BOA, ML.VRD.TMT.d), Şıhşami ve çevre mülklerdeki tarım ve hayvancılık vergilerinin toplanması ile arazilerin tasarrufunun bu aile ve kethüdaları üzerinde mühürlü olduğu deşifre edilmiştir. Buna mukabil, Savrun hattında mülki ve ekonomik güç odağı olarak öne çıkan ve Güveloğulları ile nüfuz rekabeti yürüten köklü Latifoğulları âyan ailesi de arşivde birincil aktörler olarak listelenmiştir.

Bab-ı Meşihat ve Şeyhülislamlık Meclis-i Meşâyih kayıtlarında (İSAM Vakfı Yayınları, 1768 Numaralı Gelen Evrak ve Karar Defterleri), Şıhşami bölgesinin ilmiye ayak izleri deşifre edilmiştir. Armağanlı’ya komşu Sıtır ve Karaömerli hattında mukim olup bölgenin dini hukuk (kadılık) ve eğitim otoritelerini yetiştiren Çubukçuzâde Ailesi (özellikle Müftü Mustafa Efendi ve Müderris Ali Efendi) bölgedeki dini-idari yapının en yüksek temsilcileridir. Sicill-i Ahval kayıtları, bu ulema sınıfı mensuplarının Şeyh Şami türbesi ve zaviyesiyle doğrudan resmi "mütevellilik" bağlarının olduğunu kanıtlamaktadır.

Adana, Sis ve Kars-ı Maraş mahkeme sicillerinde (BOA, A.{SŞS), 19. yüzyıl mülk ihtilafları ve tereke (miras) kayıtları incelendiğinde, bölgedeki geniş arazilerin ve zaviye mülklerinin paylaşımında Gökvelioğulları ile aralarında hısımlık ve kan bağı bulunan Karamüftüler ailesinin adları geçmektedir. Şeyh Şami evladı olan müderris ailelerin türbe çevresindeki arazileri, mahkeme ilamlarında "istisnai korunaklı mülkler" statüsünde listelenerek yağma ve müsadereden korunmuştur.

Yaşar Kemal’in edebi şaheserlerinde (özellikle İnce Memed ve Yer Demir Gök Bakır serilerinde) tasvir ettiği Çukurova’daki ağalık sistemi, aşiretlerin yerleşik hayata geçiş sancıları, Fırka-i İslahiye'nin mirası ve köylülerin toprak mülkiyeti ihtilafları; 19. yüzyıl Osmanlı şer'iyye sicilleri ve tereke kayıtlarıyla edebi bir ayna halinde birebir örtüşmektedir. Yaşar Kemal'in eserlerinde fon oluşturan dağlık sığınaklar ve aşiret asabiyeti, Çem Kalesi’nin askeri misyonu ve sülalelerin korunaklı geçitlere çekilmesi niteliğindedir.

Kadirli Hükümet Konağı Tapu Dairesi’nde muhafaza edilen Rumi 1288 (Miladi 1872) tarihli, 4 ciltten oluşan Osmanlıca Halep Defteri (Karsızülkadriye Kazası) üzerindeki okumaları ve çözümlenmesi köyümüzün köken tarihini aydınlatmaktadır. Fırka-i İslahiye reformu sonrasında tapu tescili alan hane reislerinin isim şöhretleri (Hasanefendioğlu, Sarımustafaoğlu Latif, Latifoğlu, Karamüftü kollarından gelen ulema), köyün kütüğündeki sözlü tarih verilerini 1800'lerin başına kadar maddi olarak tescillemektedir.

İdari bölünmede Sumbas Kolu, Savrun ve Çokak nahiyelerinin sınır hatları netleştirilmiş ve buralardaki konar-göçer mezraaların zamanla kalıcı köy yerleşimlerine dönüştüğü demografik verilerle ispat edilmiştir . Ayrıca, İSAM bünyesinde yayımlanan güncel Meclis-i Meşâyih Karar Defterleri serisinde, taşra tekkelerinin denetimi dairesinde Şıhşami zaviyesinin idari-manevi bağı resmi olarak belgelenmiştir.


Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Ereğnoğlu, Mehtap. "Osmanlı Maliyesinde Malikâne Uygulamasının Taşra Yönetiminde Bir Usûl Olarak Kullanımı: XVIII. Yüzyılda Adana Sancağı", (Danışman: Prof. Dr. Şerife Yorulmaz), Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, Haziran 2016.

Güneş Yağcı, Zübeyde. "Hac ve Askeri Yol Üzerinde Bir Menzil: Adana Menzili", Uluslararası Tarihte Adana ve Çukurova Sempozyumu Bildirileri Kitabı (17-19 Nisan 2015), Editörler: Yılmaz Kurt, M. Fatih Sansar, Cilt II, Ankara: Akademisyen Kitabevi, 2016.

Polat, İbrahim ve Emin Toroğlu. "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsal Yerleşme: İdari Bölünmenin Mekânsal Farklılaşmadaki Rolü", International Academic Social Resources Journal, Cilt 11, Sayı 3, Haziran 2026.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Bâb-ı Âlî Evrak Odası (BEO), Fon Kodu: BEO.003524.264238.002.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defterleri (A.{DVNSMHM.d), Defter No: 114.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defterleri (A.{DVNSMHM.d), Defter No: 115.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Maliye Varidat Defterleri (ML.VRD.TMT.d), Fon Numarası: 17569.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Nüfus Defterleri Tasnifi (BOA, NFS.d), Fon No: 323.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Tapu-Tahrir Defterleri (TT.d), Fon Numarası: 104 / TD 450.

TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM). "Meclis-i Meşâyih Defterleri 5. Cilt: 1768 Numaralı Gelen Evrak Kayıt ve Karar Defteri", Proje Yürütücüsü: Hasan Kâmil Yılmaz, Editörler: Hasan Kâmil Yılmaz, Ayhan Işık, Meliha Aydınlı, İstanbul: İSAM Yayınları, Eylül 2025.

Yorumlar

Popüler Yayınlar