Sumbas Höyük (Hüyük-Heyik) Köyü
Sumbas Höyük (Hüyük-Heyik) Köyü
Sumbas Höyük (Hüyük-Heyik) köyü, tarih öncesi çağlardan itibaren üst üste gelen yerleşim katmanlarının topoğrafik açıdan peş peşe sıralanan küçük doğal tepeliklerle harmanlandığı kadim bir iskan sahasıdır. Yerleşimin zemin her ne kadar küçük doğal tepelerden oluşsa da, köyün kuzey nirengi noktasında bulunan Höyük Baba (Heyik Baba) Türbesi’nin tam üzerine oturduğu en yüksek tepe, yapılan jeolojik ve arkeolojik kesit incelemelerine göre İlkçağda insan eliyle yükseltilmiş, sığınma, savunma ve ritüel amaçlı bir tümülüs/höyük karakteri taşımaktadır.
Gâvur Deresi yatağının sarp yamaçlarında tespit edilen Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait kayaya oyulmuş gizli aile mezar odaları, yerleşimin İslamlaşma öncesindeki köklü yerleşik altyapısını ve İlkçağ yerleşim sürekliliğini kesin surette doğrulamaktadır. Selçukluların Anadolu fethi sürecinde Doğu ve Orta Anadolu üzerinden güneye kayan akıncı ve derviş kolları vasıtasıyla bölgenin etnik yapısı değişmeye başlamıştır. Kültür coğrafyasında bir yerleşimin kurucu hamisinin adını alması kadim bir Türkmen geleneği olup, Horasan menşeli bir eren-derviş olan Höyük Baba’nın vatan kurma geleneği uyarınca bu yapay tümülüsün ortasına yerleşmesiyle zaviye merkezli ilk yerleşik Türk çekirdeği atılmıştır.
Osmanlı klasik dönem bürokrasisinde Kars-ı Zülkadriye Sancağı mufassal tahrir defterleri incelendiğinde, 1572 tarihli ve 424 numaralı tahrir başta olmak üzere dönemin resmi kayıtlarında Höyük köyünün bugünkü toprakları ve Gaffarlının, "Cemaat-i Karakeçili" ve "Cemaat-i Gökveli" (Güveloğulları) unsurlarının ortak kışlak, otlak ve yurt yeri olarak mirî kütüğe kaydedildiği saptanmıştır.
18. yüzyılda kervan yollarının emniyeti ve derbent nizamı kapsamında ehemmiyeti artan havza, 1720 tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi Kâmil Kepeci tasnifindeki Türkmen Ahkamı fermanlarına yansımıştır. Güneydeki Rakka ve Belih Nehri iskân sahalarından kaçan firari Karakeçili ve Avşar oymakları, Osmanlı hukuk sisteminde zaviye şeyhinin rızası olmadan askerî müdahalede bulunulması yasak olan, muarra (avârızdan muaf) statüsündeki Höyük Baba Türbe ve Zaviyesi topraklarına sığınarak sinsi ve zekice bir stratejiyle yerleşmiş ve köyün demografik temelini atmışlardır.
1840 tarihli Nüfus Defterleri ile 1844-1845 tarihli Temettuat sayımlarında havzadaki hanelerin ekseriyetle küçükbaş hayvan vergisi ödedikleri ve konar-göçer/yarı yerleşik hayat sürdükleri mühürlenmiştir. 1865 yılında Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiyye’nin zorunlu iskân müdahalesiyle dağlık kesimdeki Karakeçili ve Güveloğulları kollarının Sumbas Çayı ovaları ile Gaffarlı-Höyük aksındaki düzlüklere yerleştirilmesi resmî bir nizam halini almıştır. Ana çekirdek aile grubu, 1930'lu yıllarda Sumbas Gaffarlı köyü arazisinden kalıcı mülkiyet satın almış; ancak boylar arasında baş gösteren toprak paylaşımı ve kabile liderliği rekabeti neticesinde Gaffarlı'dan ayrılarak hemen yakınlardaki kutsal nirengi noktası olan Höyük Baba Türbesi etrafına çekilerek Höyük köyünü bağımsız bir tüzel kişilik olarak inşa etmiştir.
Sumbas Höyük köyünün toplumsal ve idari omurgası, Türkmen aşiret nizamının iki büyük ve aristokratik gücü olan Oğuzların Bozok koluna bağlı Afşar (Avşar) boyu (Güveloğulları ittifakı) ile Kayı boyuna mensup kadim Karakeçili aşiretinin tarihî ve stratejik kenetlenmesinden meydana gelmiştir. Osmanlı arşiv vesikaları ve oymak şecereleri incelendiğinde, bu iki boyun alt kollarını ve obalarını oluşturan cemaat yapıları şu şekilde tescil edilmiştir:
Cemaat-i Karakeçili (Fıratoğulları ve Çavuşoğulları kolu): Köyün kurucu ve nüfus açısından en kesif unsurudur. Erzurum Horasan ve Maraş Türkoğlu hattı üzerinden havzaya akan, kendilerini aristokratik bir vurguyla "Türkoğlu Türk" olarak niteleyen Kayı boyunun seçkin askerî muhafız silsilesidir.
Cemaat-i Gökveli / Güveloğulları (Saraçoğulları ve Topbaşlar kolu): Oğuz-Afşar boyunun Toroslar ve Çukurova havzasındaki en hareketli ve silahlı konfederasyonlarından biridir. 1572 tarihli Adana Mufassal Tahrir Defteri (TD 114) kayıtlarında kışlak ve yaylak sınırları mühürlenmiş köklü bir aşiret teşekkülüdür.
Cemaat-i Yörükân / Güney Türkmenleri (Karacaoğulları kolu): Kadim dönemlerden itibaren Höyük Baba Zaviyesi’nin muhafızlığını, hizmetini ve türbe mütevelliliğini üstlenen, inanç önderleriyle amcazade bağları bulunan yerli Türkmen bakiyesidir.
Aşiretin göç kronolojisi, tarihî belgeler ışığında incelendiğinde Doğu Anadolu ile Kuzey Suriye hattı arasında mekik dokuyan bir rota çizmektedir. 14. ve 15. yüzyıl Memlûk Sultanlığı kronikleri ile Dulkadiroğlu Beyliği tahrir kütükleri çapraz sorguya tutulduğunda; savaşçı karakterleriyle öne çıkan Karakeçili oymaklarının, Memlûk Devleti'nin Çukurova sınır güvenliği stratejisi uyarınca doğudan (Horasan hattından) getirilerek Sumbas geçit hattına "Sınır Karakol Muhafızı" vazifesiyle yerleştirildikleri ve karşılığında muarra (muafiyet) beratı aldıkları tespit edilmiştir. Aşiretin bir kolu Doğu Anadolu'daki kök hücresi olan Erzurum Horasan Orçun köyü yerleşiminden güneye sarkarak Safevi sınır hattındaki çatışmalar neticesinde Maraş sancağı Eloğlu (Türkoğlu) ve Andırın kazalarına yerleşmiştir.
18. yüzyıl boyunca Çukurova ve Sumbas çevresi, Kozanoğulları derebeyliği ile yerel mütesellimlerin ağır vergi ve mülkiyet baskılarına sahne olmuştur. Bu dönemde aşiretin bir kolu Andırın dağları üzerinden Adana Kozan Boztahta köyü aksına saparken, ana gövde kışlak sahası olarak Sumbas havzasını korumaya çalışmıştır.
1865 Fırka-i İslâhiyye askeri tensikatıyla oymakların konar-göçerlik hakları kısıtlanmış ve düzlüğe yerleşen haneler idari zoruyla Gaffarlı köyü çatısı altında birleştirilmiştir. Ancak Kayı ve Avşar boyları arasında yüzyıllardır süregelen feodal rekabet, toprak paylaşımı ve kabile liderliği sürtüşmeleri neticesinde, Karakeçili aristokrasisini temsil eden gruplar 1930'lu yıllarda Gaffarlı’daki mülklerinden feragat ederek Höyük Baba Türbesi (Ziyaret Höyüğü) etrafına göç etmiş ve burada kendi bağımsız yerleşim düzenlerini kurmuşlardır. Öte yandan, 1950'lerden itibaren tarımda makineleşme ve sosyo-ekonomik dönüşümler sebebiyle köyden dışarıya, özellikle Adana ovaları ile İstanbul ve İzmir gibi metropollere iş gücü eksenli düzenli göç hareketleri vuku bulmuştur.
Fırat / Fıratoğulları Sülalesi: Köyün en kalabalık, kurucu ve aristokratik nüfus gövdesini oluştururlar. Oğuzların Kayı boyuna mensup kadim Karakeçili aşiretinin Doğu Anadolu-Şark koluna dayanırlar. BOA, MAD ve İ..MMS. (Muhacirîn Defterleri) kayıtlarında Erzurum Horasan (Orçun köyü) ve Maraş Türkoğlu/Andırın göç koridorunun doğrudan taşıyıcısı ve 1930'lardaki Gaffarlı'dan ayrılma iradesinin ana yürütücüsüdürler.
Saraç / Saraçoğulları Sülalesi: Köyün idari ve iktisadi yapısında söz sahibi köklü bir diğer sülaledir. Sülale, Oğuz-Afşar boyunun Çukurova ve sarp dağlık kesimdeki en nüfuzlu kollarından olan Gökvelioğulları (Güveloğulları) aşiret ittifakını temsil eder. BOA, NFS.d. ve Kars-ı Zülkadriye tahrir kütüklerinde Güveloğulları'nın alt obası olarak kayıtlı olup, Kayseri Tomarza Aslantaş ve Kozan Boztahta göç aksı üzerinden Sumbas'a intikal etmişlerdir.
Topbaş / Topbaşlar Sülalesi: Köyün tarımsal destek ve yerel idari meclis listelerinde ağırlığı bulunan tarihî sülalesidir. Geleneksel Türkmen yapısında askeri/fiziki nitelik belirten unvanlardan mülhem bir koldur. BOA, C.İK. (Cevdet İskân) fonlarında Sis ve Kars-ı Zülkadriye sancakları arasında hareket eden Güveloğulları Avşar teşekkülleri içinde tescilli olup, 1865 Fırka-i İslâhiyye yerleşim planıyla havzaya mühürlenmişlerdir.
Çavuş / Çavuşoğulları Sülalesi: Köyün eğitim, askeriye ve bürokrasi kadrolarında sakinleri bulunan kurucu silsilesidir. Osmanlı taşra idaresinde veya aşiret milis kuvvetlerinde "aşiret çavuşu" görevini üstlenmiş atalara dayanırlar. Oymak yapısı itibarıyla Oğuz-Kayı / Karakeçili ana gövdesine bağlı olup, Horasan’dan Türkoğlu’na uzanan göç rotasında asayişi sağlayan askeri aristokrasi unsurlarındandır.
Karaca / Karacaoğulları Sülalesi: Köyün yer adlarında (Karacaoğlu mevkii) ve türbe hizmet kütüklerinde adı geçen sülaledir. Çukurova ve Toroslar havzasının kadim Güney Türkmenleri (Yörükân) veya Afşar oymaklarının sarsılmaz bir cemaat koludur. Kozan ve Karaisalı Şer'iyye Sicillerinde kışlak ve mülk sahibi "Zadeler" arasında zikredilmekte olup, Höyük Baba Türbe ve Zaviyesi'nin kadim muhafızlık ve mütevellilik bağlarını ellerinde bulundururlar.
Osmanlı Genelkurmayı ve ATASE askerî arşivindeki Güney Cephesi (Adana-Kadirli-Sumbas hattı) raporları ile Aydınoğlu Tufan Bey müfrezesinin harekat günlükleri deşifre edildiğinde, Höyük köyü topraklarının Millî Mücadele'de Fransız işgal ordusuna karşı stratejik bir direnç ve imha sahası olarak kullanıldığı görülmektedir. 1920 yılının bahar aylarında, Kadirli ve Sumbas ovalarındaki Türk millî müfrezelerini arkadan kuşatmak ve lojistik hatları çökertmek amacıyla Andırın dağlık geçitlerine doğru ilerleyen Fransız ikmal, silah ve mühimmat katır konvoyu, Höyük köyünün sarp ve taktik avantaja sahip tepelikleri arasında kalan tarihî "Göçyolu" mevkiinde köşeye sıkıştırılmıştır.
Höyük Baba Türbesi’nin (Ziyaret Höyüğü) yüksek konumunu tabii bir gözetleme ve erken uyarı nirengisi olarak kullanan Karakeçili ve Güveloğulları aşiretlerine mensup yerel milis kuvvetleri, Fransız ikmal birliklerine karşı sarp yamaçlardan ölümcül bir baskın başlatmışlardır. "Göçyolu Pususu" olarak askeri kayıtlara geçen bu gizli operasyonda Fransız konvoyu tamamen imha edilmiş; ele geçirilen çok sayıda Fransız piyade tüfeği, makineli tüfek mekanizması ve mühimmat sandığı, gizlice Kadirli’deki millî cephe komutanlığına sevk edilmiştir. Dönemin Fransız askerî istihbarat raporlarında bu hezimet sahası, "Höyük tepelerinden ansızın beliren ve dağ patikalarına son derece hâkim olan yerel asi gerillaların ölümcül pusu bölgesi" ibaresiyle itiraf edilmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder