Sumbas Kızılömerli Köyü
Sumbas Kızılömerli Köyü
Sumbas ve Kızılömerli hattı, Çukurova’nın alüvyon düzlüklerinden Torosların eteklerine açılan stratejik eşikte yer alır. Hitit İmparatorluk devrinde Kizzuwatna coğrafyasının savunma ağının bir uzantısı olan bölge, Bizans döneminde Kilikya sınır kaleleri ile dağlık geçişleri denetleyen bir ara hat konumundaydı.
Bölge Osmanlı öncesi Dulkadiroğlu Beyliği toprağı olup, Kızılömerli arazisi "Yurtluk" statüsünde Bozdoğan oymaklarının kışlak sahası olarak kullanılmıştır. 1550-1580 yılları arasında yaşanan "Küçük Buz Çağı", Anadolu'da aşırı soğuklara, kuraklığa ve mahsul kıtlığına yol açmış; bu durum Sumbas bölgesindeki reayanın tarlalarını terk ederek dağlara çekilmesine ve "Büyük Kaçgun" olarak bilinen kitlesel hareketliliğe neden olmuştur. Kızılömerli gibi mevkilerin tahkim edilmesi, bu iklimsel felaketten sağ çıkmaya çalışan toplulukların bir araya gelmesiyle hızlanmıştır.
1596 yılında Osmanlı ile Avusturya arasında yapılan Haçova Meydan Muharebesi'nden kaçan binlerce tımarlı sipahi ve sekban, Cağalazade Sinan Paşa tarafından "firari" ilan edilerek topraklarına el konulmuştur. Bu askerlerin önemli bir kısmı, Osmanlı bürokrasisinin ulaşmakta zorlandığı Sumbas ve Kadirli'nin dağlık eteklerine sığınmıştır. Kızılömerli ve Karaömerli gibi birimlerin bu dönemde güç kazanması, mülkünü yitiren bu eğitimli "kaçak" askerlerin yerel aşiretlerle (Bozdoğan/Afşar) bütünleşmesinin bir sonucudur.
1702 yılında Adana Yörüklerinden Kaçarlu cemaatinin Alaiye Mutasarrıfı Musa Paşa'yı katletmesi, bölgedeki tüm aşiretler (Bozdoğan ve Avşarlar dahil) üzerinde ağır bir baskı yaratmıştır. Kızıl Omar kolu gibi grupların, cezalandırılmamak veya sürgüne gitmemek için Sumbas'ın en uç ve sarp noktalarına mühür vurmaları bu dönemdeki siyasi kaçışın bir yansımasıdır.
1831 nüfus sayımı mantığına bakıldığında, bölgedeki erkeklerin askerliğe müsait anlamında "Mim" (M) harfiyle işaretlenmesi, köyün askeri potansiyelinin merkezi hükümetçe her zaman bir risk veya kaynak olarak görüldüğünü kanıtlar. 1845 Temettuat kayıtları, Kızılömerli halkının konargöçerlikten yerleşik hayata geçiş aşamasındaki iktisadi profilini çizer; "Kızıl" sıfatının "tembellik" olarak yerel hafızaya kazınması, toprağa bağlı tarım yapmaya karşı direnen, geleneksel hayvancılıkta ısrar eden kolun sosyolojik damgalanmasıdır.
Afşar (Avşar) ve Bozdoğanlar Her iki grup da köken olarak Oğuzların Bozok koluna mensup olan Afşar (Avşar) boyunun Bozdoğan taifesine bağlıdır. 16. yüzyıl Mufassal Tahrir Defterlerinde "Ömerli" (Omar-oğlu) cemaati, "Yörükân-ı Kars" (Kadirli Yörükleri) içerisinde tescillidir. Bu durum, iki kardeş efsanesine dayanan ayrışmanın cemaat-i perakende statüsünde idari bir bölünme olduğunu kanıtlar.
Türkmen geleneğinde "Kızıl" ve "Kara" sıfatları hiyerarşiyi, mizaç farklılıklarını veya kışlak/yaylak ayrımını tanımlar. Kızıl Omar kolu bugünkü Kızılömerli köyüne çekilirken, Kara Omar kolu Sumbas merkezinde kalarak yerleşik nizamla daha erken temas kurmuştur. Kızıl Omar kolu, emmi ve dayı çocuklarından oluşan 9 kişilik çekirdek bir grupla köy arazisini kurmuştur.
1845 Temettuat Defterlerinde her iki mevkide de hane reislerinin "Ömer-oğlu" (Omar-oğlu) sülale adını taşıması, kan bağının 19. yüzyıl ortasında taze olduğunu ve aynı vergi dairesine (Bozdoğan Aşireti Mukataası) bağlı olduklarını mühürler. Metinde geçen önde gelen kollar şunlardır:
Ömeroğlu (Omar-oğlu): Afşar / Bozdoğan Cemaat Reisi / Ekinci Durmuş, Ömerli
Hacı Ahmedoğlu: Bozdoğan Vakıf Mütevellisi Hacı Ömeroğlu
Kılçıkoğlu: Avşar Sipahi / Reaya Kılçık
Molla İbrahimoğlu: İlmiye Müderris / Köy İmamı Mollalar / Ak
Gökvelioğlu (Güveloğlu) ailesine ait 19. yüzyıl vakfiyelerinde, Kızılömerli civarındaki tarlaların bir kısmının bölgenin mültezimi olan Güveloğlu ailesi tarafından cami ve medrese giderleri için vakfedildiği görülmektedir. "Omar-oğlu" (Ömerli) sülalesi, Bozdoğan konfederasyonu çatısı altında "Vakıf Mütevellisi" olarak zikredilmektedir.
Kars-ı Maraş (Kadirli/Sumbas) bölgesinde 18. yüzyılda Güveloğulları ve Kozanoğulları arasındaki nüfuz mücadelesi Kızılömerli yerleşimini doğrudan etkilemiştir. Kızıl Omar kolunun yerleştiği araziler, 1845 Temettuat (ML.VRD.TMT) kayıtlarında "Bozdoğan Aşireti"ne bağlı vergi birimleri olarak geçer.
Kızılömerli kütüğünde, 19. yüzyıl sonunda medrese eğitimi almış ve kadı sicillerinde şahitlik yapmış "Molla" unvanlı hane reisleri bulunmaktadır. Bu ailelerin izleri "Çubukçu" veya "Ömerli-zade" lakaplarıyla Sicill-i Ahval defterlerinde mühürlüdür.
18. yüzyıl sonu Kozan Şer’iyye Sicillerinde, Ömerli cemaati mensuplarının Sumbas Çayı üzerindeki su değirmenleri ve çeltik tarlaları üzerine yaşadığı hukuki ihtilaflar kayıt altına alınmıştır. Vefat eden "Ömerli" sülalesi büyüklerinin terekelerinde yüksek sayıda "Ağnam" (koyun-keçi) ve "Beşerek" (deve) bulunması, yerleşik hayata geçişin henüz tamamlanmadığı dönemin konar-göçer zenginliğini kanıtlar.
19. yüzyıl iskân politikaları ve konar-göçer grupları toprağa bağlama teşebbüsleri, Kızılömerli ile Karaömerli arasındaki kardeş bölünmesi efsanesini hukuki ve idari tahrir kayıtlarıyla doğrulamaktadır. İki kolun ayrışması, idari bir cemaat-i perakende sürecinin yerel hafızadaki yansımasıdır.
Kızılömerli Köyünün Akrabaları
Osmaniye, Adana, Hatay, Gaziantep: Kızılömerli'nin kurucu iradesi olan Ömeroğlu sülalesinin doğrudan "Kara Omar" kolu ve Bozdoğan taifesiyle %100 kan bağı olan yerlerdir.
Kilis, Mersin: Amcası öldürülen Canbuladoğlu Ali Paşa'nın dağılan birlikleri içindeki Afşar ve Kürt sekbanlarının, Kızılömerli asabiyetiyle bütünleştiği tampon bölgelerdir.
Uşak, Manisa, Aydın, Kütahya: 1702'deki Adana Yörükleri sürgününden kaçan Kızıl Omar akrabalarının kurduğu "Adana", "Ortabağ" ve "Bozdoğan" yerleşimlerinin bulunduğu ana damardır.
İzmir, Muğla, Denizli: 1596 Haçova Savaşı firarilerinin Anadolu içlerine sızıp yerel Türkmen kollarını (Ömerli vb.) tahkim ettiği illerdir.
Kayseri, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Niğde: Kızılömerli köyündeki Afşar asabiyetinin "Bozok" kütüğüne bağlı doğrudan oymakdaş kollarının bulunduğu yerlerdir.
Konya, Karaman, Ankara, Eskişehir: 1865 Fırka-i İslâhiye öncesi "Hayme-nişin" (çadırda yaşayan) Ömerli perakendelerinin zorunlu iskâna tabi tutulduğu merkezlerdir.
İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Balıkesir: Kızılömerli kütüğünde kayıtlı olan Hacı Ömer Oğlu Ahmed silsilesinin mülkiyet ve ticaret amacıyla yerleştiği kollardır.
Samsun, Amasya, Tokat, Çorum: Karayazıcı ve Deli Hasan gibi Celali önderlerinin yanında yer alan Ömerli sekbanlarının, isyan sonrası sığındıkları ve aile kurdukları Karadeniz hattıdır.
Diyarbakır, Malatya, Erzurum: Cağalazade Sinan Paşa'nın 1605 yenilgisi sonrası bölgede kalan ve Kızılömerli asabiyetiyle inanç/kan bağı olan sınır boyu kollarını temsil eder.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Osmanlı Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Mufassal Tahrir Defterleri, TD 450 ve TD 969 Nolu Yörükân-ı Kars (Kadirli Yörükleri) Tescil Kayıtları.
ML.VRD.TMT (Maliye Nezareti Verdes - Temettuat Defterleri), 1845 Tarihli Kızılömerli ve Karaömerli Arazi, Hane ve Vergi Kayıtları.
Cebel-i Bereket ve Kozan Şer’iyye Sicilleri, 18. ve 19. Yüzyıl Su Değişkenliği, Tereke ve İdari Davalar Arşivi.
Sicill-i Ahval Defterleri, Çubukçu ve Ömerli-zade Sülalelerine Ait İlmiye Sınıfı Kayıtları.
Maraş Ahkâm Defterleri ve Kadirli İskân Siyaseti Resmî Belgelikleri.
Yorumlar
Yorum Gönder