Andırın Çuhadarlı Köyü
Andırın Çuhadarlı Köyü
Çuhadarlı Köyü, kültürel olarak hem Çukurova (Adana) kültürünün örf ve adetlerini hem de Kahramanmaraş'ın geleneksel yapısını harmanlayan geçişli bir kültürel dokuya sahiptir. Halk gelenek ve göreneklerine, akrabalık bağlarına oldukça bağlıdır. Yayla kültürü, imece usulü çalışmalar ve geleneksel Akdeniz/Yörük-Türkmen mutfağının etkileri sosyal yaşamda baskındır.
Köyün kurulu bulunduğu Andırın bölgesi, tarih boyunca Roma, Bizans, Dulkadiroğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde kalmıştır. Çuhadarlı ve çevresi, özellikle Bizans döneminden kalma çok sayıda savunma kalesi ve karakol kalıntısıyla "kaleler şehri" olarak anılan bir kuşağın parçasıdır. Bölgedeki derin vadiler, özellikle Karasu (Körsulu) deresi ve Ceyhan Nehri'nin açtığı geçitler tarih boyunca hem ticari kervan güzergâhları hem de askeri yaklaşımlar için stratejik hatlar oluşturmuştur. Bizans döneminde Çuhadarlı (Keçibucu-Mitel) Kalesi bu kuşağın savunma noktalarından birini teşkil etmektedir. Bölge, 1515 yılında Turnadağı Savaşı ile Dulkadiroğulları Beyliği'nin Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanması neticesinde bütünüyle Osmanlı idaresine geçmiştir. Osmanlı döneminde 1867 yılında gerçekleştirilen Fırka-i İslahiye harekatı ile bölgede asayiş düzenlenmiş ve konargöçer toplulukların yerleşik hayata geçirilmesiyle bugünkü köy idari yapıları şekillenmeye başlamıştır.
Çuhadarlı köyünün ve çevre yerleşimlerinin etnik ve sosyal omurgası, bölgede yoğun faaliyet gösteren Oğuz boylarına dayanmaktadır. Arşiv kayıtları incelendiğinde, bölgede iskân edilen ve çevre yolların muhafazası ile görevlendirilen topluluklar arasında Bozdoğan Aşireti ve Afşar Boyu öne çıkmaktadır. Özellikle bölgede konargöçer olarak hayat süren Bozdoğan aşireti, Osmanlı iskan siyaseti çerçevesinde Rakka, Çukurova ve Andırın kazası dahilindeki muhtelif düzlüklere yerleştirilmiştir. Bu boylara bağlı cemaatler, kışlak olarak Çukurova ovalarını, yaylak olarak ise Andırın ve Göksun dağlarını kullanmış, zamanla Çuhadarlı çevresindeki mezra ve obalarda kalıcı köy nizamına geçmişlerdir.
Bölgedeki göç hareketleri incelendiğinde, 1118 (M. 1706) tarihli arşiv belgelerinde Andırın, Göksun ve Zamantı yaylaklarında bulunan Ulus taifesinin, Rakka havalisinden firar eden bazı aşiretlerin tecavüzlerine karşı korunması için önlemler alındığı görülmektedir. Çuhadarlı köyünün kurucu sülalesi olan Çuhadarlılar, sözlü rivayetlere ve aile büyüklerinin aktarımlarına göre aslen Sivas taraflarında Osmanlı idaresine muhalif düştükten sonra dört kardeş olarak Maraş altındaki Variyenli bölgesine gelmişlerdir. Bu kardeşlerden bir kısmı Maraş merkeze yerleşirken, bir diğeri bugünkü Çuhadarlı köyünün bulunduğu sarp tepeye gelerek köyün ilk nüvesini oluşturmuştur. Çuhadarlı ailesi zamanla bu merkezden dağılarak Anacık, Osmaniye ve Kadirli gibi çevre bölgelere göç hareketleri gerçekleştirmiştir. Öte yandan, 19. yüzyılın sonlarında bölgeye Kafkasya muhacirleri (Çerkezler ve Abazalar) gelmiş ve devlet tarafından Akifiye, Sırapınar (Mecidiye) ve Kargaçayırı gibi yakın mevkilere iskan edilmişlerdir; bu durum yerli Türkmen nüfus ile muhacirler arasında zaman zaman arazi ve yerleşim sınırları hususunda hareketliliğe yol açmıştır.
Çuhadarlı köyünde tarihi veriler ışığında, köyde yerleşik olan ve yaşamaya devam eden sülaleler tespit edilmiştir.
Çuhadaroğulları (Çuhadar Sülalesi): Çuhadarlı köyünün kurucu ve en köklü sülalesidir. Köyde yaşayanların ezici çoğunluğunun soyadı "Çuhadar"dır. Ailenin ismi, sarayda ve devlet hizmetinde "çuha elbise giyen" görevlilerden mülhem bir unvana dayanmaktadır. Sözlü kültürde Sivas kökenli oldukları aktarılmakla birlikte, arşiv belgelerinde Kars-ı Maraş sancağında yerleşik, idari ağa ve zabit sınıfına mensup ailelerle paralellik göstermektedir. Sülale mensupları günümüzde Trabzon, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kahramanmaraş, Hatay, Kayseri, Konya ve Kocaeli illerine kadar dağılmış geniş bir akrabalık ağına sahiptir.Ayrıca sülale mensubu Gaziler Listesi arşivlerinde de "Abdullah oğlu Mehmet Çukadar (Doğum: 1316-Miladi 1900)" ismi tescillidir.
Dallar (Dal) Sülalesi: Köyde varlığı tespit edilen bir diğer yerleşik ailedir.Bölgedeki konar-göçer Yörük-Türkmen oymaklarının yerleşik hayata geçiş süreçlerinde köyün mahalle ve obalarına (Güzeloba gibi) yerleşen yerli ailelerdendir.
Bucak Sülalesi: Köyde varlığı tespit edilen ve hayvancılık/tarım ile iştigal eden yerleşik ailelerdendir. Bölgedeki konargöçer Yörük-Türkmen taifelerinin obalarından koparak yerleşik hayata geçen kolları ile ilişkilendirilmektedir.
Çuhadarlı köyü, düşman işgaline doğrudan uğramamış olsa da, stratejik konumu ve insan gücüyle Çukurova Doğu Bölgesi savaşının ve Andırın merkezli milli direncin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Sivas Kongresi'nin ardından Mustafa Kemal Paşa tarafından bölgeye gönderilen Osman Tufan Paşa, 1920 yılı Ocak ayı başında Andırın'a gelerek Kuvâ-yi Milliye teşkilatını kurmuştur. Andırınlı grup ve bölük komutanları (Yaycıoğlu İbrahim Ağa, Ali Ağa, Musa Beyazıt, Şakir Bozdoğan vb.) komutasındaki milis güçler; Kadirli, Haruniye, Osmaniye ve Kozan'ın kurtuluşunda öncü roller üstlenmiştir. Çuhadarlı köyünden sağlanan lojistik destek ve milis kuvvetleri, özellikle Kadirli'yi işgal eden Fransız ve Ermeni süvarilerinin Andırın sınırındaki Nürfet köyünde püskürtülmesinde ve akabinde Haçın (Saimbeyli) taarruzlarında aktif görev almışlardır.
Çuhadarlı köyünün kurucu ailesi olan Çuhadarların, tarihsel süreçteki göçler ve ailevi bölünmeler neticesinde Türkiye'nin pek çok bölgesinde birinci derece akrabaları mevcuttur. Çuhadar sülalesinin aynı kökten gelerek dağıldığı ve doğrudan akrabalık bağlarının sürdürüldüğü tespit edilen iller şunlardır:
Kahramanmaraş (Köy nüfusunun ilk geliş yeri olarak bilinmektedir).
Sivas (Büyük dedelerinin ilk yurtlandığı ve muhalefet sonrası ayrıldığı bölge).
Trabzon, Erzurum, Erzincan, Hatay, Kayseri, Konya, Kocaeli.
1980 yılının başlarında bölgede meydana gelen ciddi bir doğal afet ve buna bağlı devlet eliyle yürütülen nakil operasyonu ile idari arşiv kayıtlarına geçmiştir. Resmî belgelere göre, 29 Mart 1980 tarihinde gerçekleştirilen afet etüdü neticesinde, köydeki yerleşim birimlerinin yıkıcı bir su baskını afetine maruz kaldığı ve bölgedeki 4 afetzede ailesinin can ve mal güvenliği açısından acilen tahliye edilmesi gerektiği rapor edilmiştir. İmar ve İskan Bakanlığı ile ilgili mülki amirlerin yetkili temsilcilerinden oluşan komisyon, 21 Eylül 1980 tarihli Yerseçimi Protokolü ile afetzedelerin kalıcı iskânı için yeni bir yer tespiti yapmıştır. Bu doğrultuda, mülkiyeti hazineye ait olan, Andırın ilçe merkezinde ve ilçe imar planı dışında yer alan Alanlı afetzedeleri bitişiğindeki saha yeni yerleşim yeri olarak belirlenmiştir. İmar ve İskan Bakanlığı'nın 11 Aralık 1980 tarihli ve 33347 sayılı resmi yazısı ve teklifi üzerine harekete geçen T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi Başkanlığı, 7269 ve 1051 sayılı kanunların ilgili maddelerine dayanarak konuyu kabineye taşımıştır. Süreç, 30 Aralık 1980 tarihinde yürürlüğe giren 8/2148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile resmîleşmiş ve Çuhadarlı Köyü'ndeki afet mağduru ailelerin ilçe merkezindeki güvenli hazine arazisine nakledilerek iskân edilmesi devlet politikası olarak karara bağlanmıştır.
Ayrıca heyelan ve afetler neticesinde 1980'li yıllarda Çuhadarlı köyünden bazı ailelerin Andırın ilçe merkezindeki hazine arazilerine devlet eliyle yerleştirilmesi, ilçe merkezi ile köy arasındaki akrabalık ve mülkiyet ilişkilerini doğrudan sıkılaştırmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder