Andırın Hacıveliuşağı Köyü
Andırın Hacıveliuşağı Köyü
Andırın Hacıveliuşağı Köyünün adı, Anadolu'daki konar-göçer Yörük-Türkmen aşiretlerinin iskan geleneğine dayanmaktadır. "Hacıveli" isimli bir aile büyüğü veya oymak liderinin önderliğinde kurulduğu, "Uşağı" ekinin ise o sülaleden gelenlerin bir arada yaşadığı yerleşim anlamına geldiği bilinmektedir. Hacıveliuşağı'nın bulunduğu Andırın kuşağı, tarih boyunca Kilikya, Bizans, Dulkadiroğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenlik sahasında yer almıştır. Bölge, Orta Çağ ve sonrasında stratejik geçiş yollarını koruma amacıyla inşa edilmiş tescilli kaleleriyle (Andırın genelindeki 70'e yakın kale yapısı) tarihi bir savunma hattının parçasıdır. Hacıveliuşağı’nın kurulu bulunduğu Andırın havalisi, Antik Çağ’da Kilikya ile Germenicia (Maraş) ve Kapadokya bölgelerini birbirine bağlayan stratejik dağ geçitleri kuşağında yer almaktadır. Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminde, güneyden gelebilecek İslâm akınlarına ve kervan yollarına karşı bölgede 70’e yakın savunma kalesi ve gözetleme karakolu (Geben, Haştırın, Azgıt kalesi gibi) inşa edilmiştir. Bu kaleler, coğrafyanın tarih boyunca askeri-idari bir kontrol ve sığınma sahası olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır.
İlkçağ ve Bizans döneminde Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan derin nehir vadilerinin kontrolü için kurulan garnizonlar bu bölgenin ilk iskan çekirdeklerini oluşturmuştur. Nitekim köyün sınırları içerisinde yer alan antik kalıntılar ve yakın çevrede incelenen höyükler yerleşimin köklü geçmişini belgeler.
Malazgirt Meydan Muharebesi (1071) sonrasında sahaya nüfuz eden Oğuz boyları, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılış sürecinde Elbistan ve Maraş merkezli Dulkadiroğlu Beyliği çatısı altında teşkilatlanmıştır. 1515 Turnadağı Savaşı ile Zülkadriye topraklarının Osmanlı idaresine ilhak edilmesinin ardından yerleşim yeri, mülki idarede Kars-ı Maraş sancağına bağlı bir kaza olarak tahrir edilmiştir. Köyün ilk daimi yerleşim çekirdeği, konargöçer boyların dağlık ve sarp korunaklara sahip bu geçiş bölgesini kışlak-yaylak hattı üzerinde bir menzil sahası olarak kullanmasıyla atılmıştır.
Osmanlı Arşivi fonlarındaki kayıtların mukayesesi, köy adının tarihsel süreçte hiçbir morfolojik değişikliğe uğramadan günümüze kadar korunduğunu göstermektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde geçen bölgedeki aşiret yerleşimlerine dair genel tasvirler, bu tür adlandırmaların konargöçer boyların yerleşik hayata geçiş aşamalarında birincil tescil mührü olarak kullanıldığını doğrulamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu idaresinde Kars-ı Maraş (Zülkadriye) sancağına bağlı bir kaza konumunda olan Andırın havalisi, 1691 yılında Suriye'nin Rakka bölgesinden kuzeye doğru firar eden ve bölgeyi tahrip eden bazı aşiretlerin istilasına uğramış, bu durum asayiş sorunlarına yol açmıştır.
19. yüzyılın ortalarına kadar konargöçer aşiretlerin hareket alanı olan bu engebeli coğrafya, 1865 yılında Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasında bölgeye intikal eden Fırka-i İslâhiyye harekatı ile kesin bir yerleşme sürecine tabi tutulmuştur. Bu reform hareketinin ardından konargöçer oymaklar kalıcı köyler kurarak toprağa bağlanmış ve Hacıveliuşağı yerleşimi de bu hukuki iskan politikasıyla mülki bir köy nizamı kazanmıştır.
Hacıveliuşağı köyünün toplumsal ve etnografik yapısı bütünüyle Oğuzların Bozok koluna mensup Avşar boyu ile güney Çukurova sahasında kesif faaliyet gösteren Bozdoğan Türkmen konfederasyonuna dayanmaktadır. Osmanlı tahrir ve iskan defterlerinde yapılan incelemeler, köyün kurucu unsurlarının Maraş Yörükleri ve Dulkadirli Türkmen bloğu içerisinde yer alan oymak kolları olduğunu göstermektedir. Andırın genelinde ve Hacıveliuşağı havalisinde tescilli olan bu cemaatler, kış aylarında Çukurova’nın (Anavarza, Kadirli, Misis) sıcak ovalarını kışlak, yaz aylarında ise Andırın ve Nur Dağları'nın yüksek otlaklarını yaylak olarak kullanmışlardır. Fırka-i İslâhiyye sonrasında bu cemaat yapısı çözülerek yerini sabit köy muhtarlıklarına ve aile yerleşimlerine bırakmıştır.
Ahmet Z. Özdemir’in Avşarlar ve Dadaloğlu çalışmasında tescillendiği üzere, bölgedeki Avşar kolları Sis (Kozan) ve Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) sancakları ile Andırın dağları arasında mevsimlik göç hareketleri icra etmişlerdir.
Bozdoğan Teşekküllerinin Tarihî Gelişimi kayıtlarına göre, bu aşirete mensup konargöçer cemaatler, kış aylarında Çukurova’nın (Anavarza ve Kadirli ovaları) sıcak düzlüklerinde kışlamakta; yaz aylarında ise Andırın ve Nur Dağları'nın (Gavur Dağları) yüksek yaylalarına çekilmekteydiler.
Bölgedeki göç hareketleri, mevsimlik yaylacılık ritüelleri ve devletin zorunlu iskan politikaları ile şekillenmiştir. Andırın yöresi kültürel açıdan üç kademeye ayrılmaktadır. Hacıveliuşağı Köyü, konumu itibarıyla güneydeki Çukurova (Adana-Kadirli) kültürünün ağırlıklı olarak hissedildiği "aşağı-orta kademe" kültür grubunda yer alır. Bu nedenle örf, adet, düğün gelenekleri ve ağız yapısı (lehçe) yönünden Çukurova Türkmen unsurlarıyla doğrudan akrabalık ve benzerlik gösterir.
18. ve 19. yüzyıllarda Çukurova kışlakları ile Andırın dağları arasındaki dikey göç hareketi, 1865 yılındaki zorunlu iskan ile yatay ve kalıcı bir yerleşime dönüştürülmüştür. Ayrıca, 19. yüzyılın sonunda kaza merkezinin Andırın'dan Göksun'a nakledilmesi teşebbüsleri sırasında bölgede ciddi huzursuzluklar yaşanmış; imamlar ve muhtarlar Adana Valiliği üzerinden Kadirli kazasına bağlanmak için müracaatlarda bulunmuşlardır. Bu siyasi hareketlilik, Hacıveliuşağı ve çevre köylerden Kadirli ve Kozan ovalarına doğru tarımsal amaçlı kalıcı iç göç akınlarını tetiklemiştir.
Hacıvelioğulları (Hacıveliuşağı - Veli / Öztürk / Yılmaz vb. soyadları): Köyün kurucu ve en eski sülalesidir. Köye adını veren kurucu ata Hacı Veli'nin soyundan gelmektedirler. Kars-ı Maraş ve Kadirli sancağı tahrirlerinde tescilli olan Maraş Yörük sülaleleri ve Bozdoğan aşireti kolları ile akrabalık bağları bulunmaktadır.
Çakırcı (Çakıroğulları) Sülalesi: Köyün yerel sakinlerinden olup, tarımsal üretim listelerinde aktif olarak yer alan köklü bir aile grubudur. Andırın-Başdoğan havalisinde yer alan tarihi kaleler kuşağındaki "Çakırcı Obası" ve çevre kentsel mülk kayıtları ile mülkiyet bağlantıları tescillidir.
Doğanlar (Doğan) Sülalesi: Andırın genelinde çok güçlü bir varlığa sahip olan ve Dulkadiroğulları Beyliği döneminden bu yana bölgede konar-göçerlikten yerleşik hayata geçmiş, Oğuzların Yörük-Türkmen topluluklarına dayanan yerli aile yapılarındandır.
Kayalar (Kaya) Sülalesi: Cumhuriyetin ilk yıllarındaki soyadı iskan ve tescil sürecinde, bölgenin dağlık-kayalık Toros topoğrafyasına ithafen bölgenin kadim Türkmen ahalisine verilen, yerleşik köy tabanını oluşturan ailelerdendir.
Ardıçlar (Ardıç) Sülalesi: Bölgedeki konar-göçer Yörük obalarının ormanlık Toros bitki örtüsüyle (Ardıç ağacı kültürüyle) harmanlanmış göçer kimliğini simgeleyen, yerel kültürde yerini almış eski Türkmen obası bakiyelerindendir.
Pertler (Pert) Sülalesi: Bölgeye Orta Çağ sonrasında iskan ettirilen ve "Uşağı" ekinin temelini oluşturan, oymak veya kabile liderlerinin tarihî lakap/isim köklerinden türemiş özgün Akdeniz-Türkmen ailelerindendir.
Karataşlar (Karataş) Sülalesi: Çukurova ve Andırın havzasına yerleşen, konar-göçerliği bırakarak tarım ve hayvancılıkla toprağa bağlanan yerli Yörük cemaatlerinin (Karataş obası unsurlarının) uzantısıdır.
Öksüzler (Öksüz) Sülalesi: Osmanlı tahrir ve nüfus defterlerinde Çukurova-Maraş hattında göç eden, zamanla yerleşik nizama geçen Türkmen boylarının alt kollarından mülhem bir aile ismidir
Hacıveliuşağı köyü halkı, konar-göçer Yörük-Türkmen kültüründen tevarüs ettiği hürriyet ve bağımsızlık karakteri ile Milli Mücadele yıllarında Güney Cephesi'nin en önemli direniş kalelerinden birini oluşturmuştur. Fransız işgal kuvvetlerinin ve Ermeni intikam alaylarının Çukurova’dan Andırın dağlarına doğru ilerlemesini durdurmak amacıyla kurulan Andırın Kuvâ-yi Milliye teşkilatına köyün eli silah tutan tüm yiğitleri katılmıştır. Sivas Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından bölgeyi teşkilatlandırmak üzere gönderilen Osman Tufan Paşa komutasındaki müfrezelere katılan Hacıveliuşağı milisleri, Kadirli ve Haruniye'nin Fransız işgalinden kurtarılmasında, Bababurnu müdafaasında ve stratejik dağ geçitlerinin düşmana kapatılmasında çok kritik lojistik ve askeri görevler ifa etmişlerdir.
Bölgedeki ağıtlar, yaşanan iskan baskıları, sıtma hastalıkları (Çukurova Hastalıkları raporlarında tescillidir), Gavur Dağları ve Çukurova arasındaki göçlerde kaybedilen canlar ve askere gidip dönmeyen evlatlar üzerine yakılmış toplumsal travma vesikalarıdır. Bu ağıtlar, Yaşar Kemal’in eserlerinde tasvir ettiği Çukurova-Yörük trajedilerinin canlı birer etnolojik yansımasıdır. İmece usulü çalışmalar, yaylacılık ritüelleri ve düğünlerde sürdürülen Türkmen örfleri toplumsal sürekliliğin en büyük kanıtıdır.
Adana (Kadirli ve Ceyhan ilçeleri): Köyün kültürel ve lehçe yönünden doğrudan bağlı olduğu, kışlak hatlarının son bulduğu en yoğun akraba nüfusun barındığı bölgedir.
Yorumlar
Yorum Gönder