Çukurova Fellahları ve Arap-uşakları Kimdir?
Çukurova Fellahları ve Arap-uşakları Kimdir?
Doğu Akdeniz’in en verimli tarımsal havzalarından biri olan Çukurova (Adana, Tarsus, Mersin, Ceyhan, Yumurtalık hattı), tarih boyunca stratejik konumu, iklimi ve tarımsal potansiyeli sebebiyle çok kesitli nüfus hareketlerine sahne olmuştur. Bölgenin tarihsel demografisinde, dışarıdan gelen gözlemciler, komşu topluluklar ve resmi idare tarafından "Fellah", "Arap Uşağı", "Arapzâde" veya "Nusayrî" olarak adlandırılan gruplar son derece kritik bir rol oynamaktadır.
Doğu Akdeniz’in ve Çukurova havzasının sosyal, idari ve demografik tarihinde önemli bir yer tutan "Fellah", "Arap", "Arapzâde", "Arap Uşağı" ve "Nusayrî" tanımlamalarının tarihsel zeminini birincil arşiv belgeleri, şer'iyye sicilleri ve seyahatnameler ışığında analitik bir çerçeveye oturtmuştur.
Çukurova coğrafyasında söz konusu toplulukları tanımlamak için kullanılan terimlerin tekil bir yapıya işaret etmediği görülmüştür. Fellah nitelemesi etnik veya dinsel bir ana kimlikten ziyade toprağı işleyen çiftçi ve rençber sınıfını tanımlayan sosyo-ekonomik bir terimdir. Osmanlı idaresi, bu topluluğu mali tescil süreçlerinde Bahçeciyan (Bahçeciler) idari-meslek kodu altında vergilendirmiş; dinsel niteliğini resmi yazışmalarda Nusayriyye, mali statüsünü ise Garipler olarak kayda geçirmiştir. Buna karşılık komşu Yörük ve Türkmen toplulukları Arap Uşağı söylemini kullanırken, topluluk mensupları öz-tanımlamalarında Arap Alevi veya Arap kimliğini benimsemişlerdir.
Osmanlı bürokratik dilinde, yerel halk ağzında ve literatürde kullanılan adlandırmaların kültürel, hukuki ve sosyal-ekonomik çözümlemesi şu şekildedir:
Fellâh / Fellahîn: Semitik dil ailesinde (Arapça/Süryanice) "toprağı yaran, toprağı işleyen, çiftçi, rençber" anlamına gelen meslekî-sınıfsal bir terimdir. Klasik Mısır ve Suriye eyalet evrakında köylü sınıfını tanımlamak için kullanılan bu kelime, Çukurova bağlamında özellikle pamuk, şeker kamışı ve sebze-meyve tarımında kol gücüyle çalışan yerleşik veya mevsimlik işçileri tanımlamıştır. Etnik veya dinsel bir içerikten ziyade sosyo-ekonomik bir statüyü temsil eder.
Bahçeciyân / Bahçeciler: XVII. ve XVIII. yüzyıl Adana ve Tarsus Şer’iyye Sicilleri ile Osmanlı Vergi Tahrir Defterlerinde geçen resmi meslekî/idari kategoridir. Bölgedeki Nusayri/Arap Alevi topluluklarının, takiye stratejisi ve idari tescil gereği sebze ve meyve bahçeciliği yetiştiriciliği mesleği üzerinden resmi kayıtlara geçirilmiş şeklidir.
IX. - X. Yüzyıl (Abbasi Suğûr / Avâsım Dönemi): Tarsus, Adana ve Misis'te ilk Arap-İslam garnizon iskânları gerçekleştirildi.
XIII. Yüzyıl (Memlük Hâkimiyeti ve Sultan Baybars Seferleri): Suriye kıyılarından (Lazkiye/Antakya) Çukurova'ya ilk bâtınî/Nusayri intikalleri yaşandı.
Çukurova havzasında ilk Arap nüfus hareketleri Emevi ve Abbasi halifeleri döneminde (VIII.–X. yüzyıllar) Bizans İmparatorluğu’na karşı oluşturulan Suğûr ve Avâsım sınır garnizon kentleri vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Tarsus, Adana, Misis ve Anavarza’ya Horasanlı ve Arap askeri birlikleri yerleştirilmiştir. Ancak bu erken dönem garnizon nüfusu ile modern Çukurova Fellah/Nusayri toplulukları arasında kesintisiz bir soy ve kültür kütüğü kurmak birincil arşiv belgeleri açısından mümkün değildir.
Nusayri/Arap Alevi topluluğunun bölgedeki varlığına dair somut tarihsel kırılma XIII. yüzyılda Memlük Sultanı I. Baybars’ın Çukurova seferleri sırasında yaşanmıştır. Cebel-i Nusayriye (Lazkiye Dağları) ve Antakya çevresinde yoğunlaşan Nusayri grupların bir kısmı, Memlük ordularıyla paralel olarak Misis, Adana ve Tarsus civarındaki verimli tarım alanlarına intikal etmiştir.
1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye seferleri sonrasında Çukurova bölgesi Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. XVI. yüzyıl Adana ve Tarsus Mufassal Tahrir Defterlerinde bölge nüfusunun kahir ekseriyetini konar-göçer ve yerleşik Türkmen (Oğuz) ve Varsak cemaatleri oluşturmakla birlikte, şehir merkezlerinin güney mahallelerinde ve ova köylerinde tarımsal üretim yapan Arapça konuşan gruplar mevcuttur.
Çukurova"da Arapuşakları olarak bilinen toplulukların bir kısmının tarihi araştırmaları esnasında 1600"lü yılların başlarında İspanya"dan Osmanlı yardımıyla gemilerle Adana eyaletine getirildikeri fermanına ulaştım.
-Arapuşakları olarak bilinenler Tarsus, Adana yakını ve Kozan yöresine yerleştirildiler.
-İspanya"dan Adana"ya gelerek yerleşen Arapuşaklarının hikayesi aradan geçen yüzyıllar sonra unutulmuş durumda
İslamiyetin Arabistan çöllerinden çıkarak dünyanın uzak diyarlarına yayılması tarihin en önemli olayları arasındadır. İslamı yayma uğruna 711 yılında İspanya sahillerine çıkan Tarık bin Ziyad"ın o meşhur Önümde fethedilerek İslamı yayacağımız bir ülke var, arkamızda da deniz. Bu dava uğruna koşanlar benimle gelsinler, istemeyenler geri dönsün sözlerinden sonra İspanya kısa sürede Müslümanların eline geçti. İslamiyet Fransa sınırına kadar yayıldı. Ve aradan yüzyıllar geçti. İspanya coğrafyasında Endülüs Emevi Devleti görkemli bir medeniyetin gelişmesini sağladı. Kurtuba Medresesi dünya bilim merkezi olarak ön plana çıktı.
Ancak 1480 ve 90"lı yıllarda İspanya"da kurulan İslam Devleti yıkılış olaylarının acı gerçeklerini yaşıyordu. 1492 tarihi Endülüs Müslümanlarının elde kalan son toprakları olan Gırnata"nın da kaybedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra yaşananlar ise uzun yıllar süren bir tarih boyunca İslamiyeti kabul eden sivil halk ile Yahudiler ve Çingenelerin yaşadıklarıdır. Sadece Hristiyan olmadıkları için bu insanlar Engizisyon mahkemelerinde din değiştirmeye zorlandılar. Dinini değişmeyenler işkencelere, sürgünlere, şehir meydanlarında yakılarak öldürülme dahil insanlık tarihinin en şiddetli işkencelerine uğradılar.
Osmanlı yönetimi İspanya Müslümanlarına yardımcı olabilmek için Kemal Reis kumandasında İspanya sahillerinden Müslümanları kurtararak Kuzey Afrika ülkelerine taşıdılar. İspanya Müslümanlarının yaşadığı olaylara kısa sürede çözüm bulmak mümkün olmadı. Padişah III. Ahmet zamanında İspanya"dan Tunus topraklarına Müdeccen adı verilen Müslümanları Çukurova şehirlerine yerleştirme kararı alındı. Ve bu hususta 26 Mart 1613 tarihli Tunus Beylerbeyine hitaben padişahın fermanı yayınlandı: (1)
Tunus Beylerbeyisine ve Tunus Kadısı"na Hüküm ki!
Dini gayret ve İslamiyetin gereği olarak İspanya memleketinden ülkeme gelen Müdeccen topluluğu makamıma kadar gelip kendileri için uygun bir yerleri olmadığını çoluk çocukları ile perişan olduklarını söylediler. Hepsi bir yere gelip birbirlerine yardım ederek geçimlerini sağlayacaklarını, tarım yapabileceklerini söylediler. Bu nedenle Adana, Uzeyir, Sis, Tarsus ve Kars (Kadirli) sancaklarında bazı yerler kendilerine yurt olarak verilmesi uygun görülmüştür. Yayınlanan Fermenda" beylerbeyi, sancak beyi, voyvodalar, güvenilir insanlar toplusu engel çıkarmaya İnşallah beş sene sonra aşar vergileri halen İstanbul"a yapımı süren caminin vakfına bağlanması... Adı geçen topluluktan olan devletime hizmet eden Ali"nin Sancak beyi olarak tayin edilmesini rica eylediklerinde merhametim üzere kabul olunmuştur. Lakin aynı topluluktan bazıları İspanya"dan çıktıklarında, Tunus vilayetine gelmiş, şeyhleri vardı, önde gelen insanları o diyarda ( Tunus"ta) kalmakla, o taraf ile ilgilenmeyip kendi istekleri ile beyleri yanına gelmediler diye tenbih olunmak için adı geçen şeyh ve diğerleri dahi kendi istekleri ile isterlerse kimse engel olmamak hususunda" fermanım yayınlanmıştır.
Osmanlı Padişahının isteği üzere İspanya"dan Tunus"a ve oradan da Çukurova"ya gelerek yerleşen Müslümanlar kısa sürede bölge ekonomisinin gelişmesine önemli katkılarda bulundular. Günümüzde, Tarsus, Karaisalı, Kozan , Adana ve çevresinde kendilerini Cezayir Arabı, Tunus Arabı, Fellah, Arap olarak gören aileler, aşiretler, köyler vardır.
1749 (H. 1162) tarihli Adana Şer’iyye Sicil kayıtlarında ve Osmanlı vergi defterlerinde, Adana ve Tarsus ovalarında yerleşik olan Nusayri/Arap Alevi köylüler "Bahçeciyan" (Bahçeciler) adıyla tescil edilmişlerdir. Osmanlı idaresi, zimmi statüsünde olmayan ancak Sünni fıkıh kalıplarına da uymayan bu bâtınî-ezoterik topluluğu, tarımsal uzmanlık alanları olan sebze, meyve ve narenciye yetiştiriciliği üzerinden "Bahçeciyan" adıyla lonca/meslek kategorisinde vergilendirerek idari sisteme entegre etmiştir.
1760–1761 (H. 1174) yıllarında Lazkiye Valisi Süleyman Paşa’nın Cebel-i Nusayriye bölgesindeki Nusayri köylerine yönelik ağır vergi ve baskı politikaları neticesinde, mezkûr dağlık bölgeden Çukurova’nın ıssız ve verimli ovalarına doğru önemli bir göç dalgası vuku bulmuştur.
Çukurova’nın demografik ve tarımsal yapısındaki en radikal dönüşüm, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusunun 1831–1832 Suriye ve Anadolu seferi sonrasında gerçekleşmiştir. 1833 Kütahya Antlaşması ile Adana Eyaleti’nin idaresi İbrahim Paşa’ya bırakılmıştır.
Arap Uşağı da denilen Arap Alevileri veya fellahlar, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ayaklanması esnasında Adana’daki 10-12 senelik Mısır hakimiyeti sırasında, toprakları ekip biçmek ve pamuk ziraati yapmak üzere ırgat olarak getirildi. Sonra burada kaldılar. Fellah, Arapça rençber demektir. Suriye’deki Nusayriler ile aynı mezheptedir.
İbrahim Paşa, Çukurova’yı Mısır ordu sanayisinin ve ekonomisinin pamuk, şeker kamışı ve kereste deposu haline getirmek amacıyla kapsamlı bir imar ve iskân politikası başlatmıştır. Bu dönemde iki farklı kanaldan kitlesel nüfus akışı sağlanmıştır:
İbrahim Paşa, Mısır’daki gelişkin pamuk ve şeker kamışı tarım tekniklerini Çukurova’ya taşımak amacıyla Nil Deltası’ndan ve Kuzey Suriye kıyılarından (Antakya, Lazkiye, Bâniyâs, İskenderun) binlerce uzman çiftçi ve tarım işçisi aileyi (Fellahlar) Adana, Tarsus, Mersin, Karaduvar ve Kazanlı bölgelerine yerleştirmiştir.
Mehmet Ali Paşa’nın Mısır kırsalında uyguladığı ağır ayni vergiler, Mahmudiye Kanalı inşasındaki zorunlu angarya çalıştırma usulü ve acımasız zorunlu askerlik (nizam-ı cedid) uygulamalarından kaçan on binlerce Mısırlı köylü (Fellah), Suriye üzerinden Adana Eyaleti’ne sığınmıştır. Mısır idaresi ile Osmanlı Devleti arasındaki Mısır Meselesi’nin temel diplomatik kriz maddelerinden biri, Mısır’dan kaçan bu firari Fellahların geri iadesi talebi olmuştur.
İbrahim Paşa Dönemi (1832-1840) döneminde Nil Deltası ve Mahmudiye Kanalı angaryasından kaçış yaşanmıştır. Ağır vergi ve zorunlu askerlikten kaçarak Adana'ya sığınan Fellahlar bulunmaktaydı. Sünni Mısır köylü nüfusunu oluşturuyorlardı.
1833-1841 arasındaki 8 yıllık zarfta İbrahim Paşa Mısr'dan Getirdiği İşçi Köylüleri Adana'ya yerleştirerek şeker kamışı, pamuk, buğday yetiştirmelerini sağlamıştır.
1840 yılında Mısır ordusunun Çukurova’dan çekilmesinden sonra bölgede oluşan otorite boşluğunda Gökvelioğulları, Demircioğulları, Kozanoğulları, Küçükalioğulları ve Menemencioğulları gibi yerel derebeyler ve ayanlar belirleyici olmuştur. 1865 yılında Derviş Paşa ve Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiyye ordusu, Toroslar ve Çukurova’daki konar-göçer Yörük, Avşar ve Cerid aşiretlerini zorunlu iskâna tabi tutarak ova köylerinde toprağa bağlamıştır.
Mısır’ın yerel dilinde köylü anlamına gelen ve fellah denen bu insanların nüfusu kentte bir hayli artmıştır. Fakat Adana’nın 1841'den sonra Osmanlı’nın eline tekrar geçmesiyle 2. Mahmut şehrin demografisini Türklerden yana değiştirmek için batı Ege'deki Yörük-Türkmen boylarını buralara yerleştirmiştir.
Fırka-i İslâhiyye harekâtı sonrasında güvenlik altına alınan Çukurova ovasında büyük ticari çiftlikler (çeltik, pamuk, tahıl) kurulmuştur. Dağdan ovaya indirilen Türkmen aşiretlerinin başlangıçta ovalık ve bataklık alanlarda tarımsal iş gücü olmaya isteksiz davranması üzerine, Lazkiye, Antakya ve Samandağ çevresinden Çukurova çiftliklerine doğru yoğun bir mevsimlik ve kalıcı Fellah (Nusayri/Arap Alevi) iş gücü akımı yaşanmıştır.
İngiliz konsolosu William Burckhardt Barker’ın 1851 yılına ait resmi gözlemlerinde, Tarsus nüfusunun üçte birinden fazlasının Nusayri (Fellah) olduğu ve ovanın batısındaki 300’den fazla köy ile yerleşim yerinde narenciye ve pamuk ziraati yaptıkları tescil edilmiştir.
Osmanlı arşiv belgeleri, Çukurova bölgesinde (Adana ve Tarsus sancaklarında) yaşayan "Fellah" zümresinin idari, hukuki ve mali konumuna dair önemli veriler sunmaktadır. 18. yüzyılın başlarına tarihlenen mühhimme ve mukataa kayıtları, bu grubun devlet teşkilatı ve vergi sistemindeki yerini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Hicri 1125 (Miladi 1713) tarihli Divân-ı Hümâyûn kayıtlarında, Fellah taifesinden olan kişilerin yeniçeri sınıfına yazılamayacağı kuralı açıkça vurgulanmaktadır. Adana bölgesinde bazı Fellah mensuplarının yeniçerilik iddiasında bulunarak vergi işlerine müdahale ettiği ve halk üzerinde baskı kurduğu yönündeki şikâyetler üzerine merkezî yönetim tarafından tahkikat başlatılmıştır. Yapılan soruşturmalar neticesinde, söz konusu kişilerin yeniçeri olamayacakları yönündeki yasak hatırlatılmış ve iddiaların asılsız olduğu durumlarda idari tedbirler alınarak asayişin korunması sağlanmıştır. Bu durum, Osmanlı merkezî yönetiminin taşrada askerî zümre aidiyetini ve vergi toplama yetkisini sıkı bir denetim altında tuttuğunu göstermektedir.
Bölgedeki ekonomik hayatın merkezinde tarımsal üretim ve buna bağlı vergiler yer almaktadır. Tarsus sancağı dahilindeki pamuk, ispenç ve fellahlar aşarı (öşür), sancağın Adana'dan ayrılarak mukataaya bağlanmasıyla birlikte yeniden düzenlenmiştir. H-1244 ve H-1204 tarihli mukataa kayıtlarında, Adana'da vaki "Fellahîn Mukataası"nın bedel-i iltizamı ve aşar bedellerinin Adana eyaleti ile olan taksimat şekli detaylıca yer almaktadır. Bu mali kayıtlar, Fellah zümresinin ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetlerle meşgul olduğunu ve Osmanlı maliyesine vergi mükellefi olarak doğrudan bağlandığını kanıtlamaktadır.
I. Dünya Savaşı sonrasında Çukurova’nın Fransız işgaline girmesi (1919–1921) sürecinde, Fransız işgal idaresi bölgedeki etnik ve dinsel azınlıkları kendi yanlarına çekmek amacıyla bölücü politikalar yürütmüştür. Ancak Çukurova Arap Alevileri/Nusayrileri, Fransızların bu idari ve sosyal ayrıştırma politikalarına itibar etmeyerek Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Kuva-yı Milliye hareketini desteklemişlerdir. Şeyh Cemil Nardalı gibi kanaat önderleri vasıtasıyla çete muharebelerine ve lojistik desteğe aktif katılım sağlanmıştır.
1921 Ankara Antlaşması ile Fransızların Çukurova’dan çekilmesi ve 1939 yılında Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması süreçleriyle birlikte Türkiye-Suriye sınırı kesinleşmiştir. Bu süreçte Adana, Tarsus, Mersin, Ceyhan, Karaduvar ve Kazanlı’da meskûn Fellah/Arap Alevi nüfusu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yerleşik kentleşme ve sanayileşme süreçlerine entegre olmuştur.
Topluluğun Çukurova’daki tarihsel varlığının ana gövdesini XVI. ve XVIII. yüzyıllardan itibaren Cebel-i Nusayriye, Lazkiye, Bâniyâs, Antakya ve Samandağ hattından gelen Nusayri (Arap Alevi) köylüler oluşturmaktadır. Ancak 1832–1840 Kavalalı İbrahim Paşa idaresi döneminde Nil Deltası’ndan ve Mısır kırsalından kaçan veya ziraatı geliştirmek amacıyla nakledilen Mısırlı Sünni Fellahlar da bölgeye yerleşmiştir. Mısır kökenli unsurlar zamanla yerel nüfus içerisinde erirken, Lazkiye ve Amik Ovası koridoru üzerinden gelen nüfus bölgedeki kalıcı nüfus yapısını şekillendirmiştir.
1865 Fırka-i İslâhiyye harekâtı sonrasında konar-göçer unsurların iskân edilmesiyle ova ziraatında oluşan kalıcı iş gücü ihtiyacı, mezkûr topluluğun Adana, Tarsus, Mersin, Ceyhan ve Yumurtalık çevresindeki ova çiftliklerinde kökleşmesini sağlamıştır. Fransız İşgali döneminde işgalci kuvvetlerin ayrıştırma politikalarına itibar etmeyerek Kuva-yı Milliye saflarında yer alan Çukurova Arap Alevileri, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları olmuşlardır.
Adana, Tarsus, Mersin, Ceyhan ve Yumurtalık Havzası Fellah / Arapuşağı Yerleşimleri
Adana Merkez ve Mahalleleri: Karşıyaka, Bahçeci Mahallesi, Yalmanlı, Büyük Oba, Küçük Oba, Dıblan Mahallesi.
Tarsus Kırsalı ve Ova Köyleri: Berdan nehri boyunca uzanan narenciye ve sebze bahçelerinde yerleşik Fellah köyleri (1851 Barker kayıtlarına göre Tarsus ovasındaki 300'den fazla bahçeci köyü).
Öne Çıkan Aile ve İdareciler: Adana Belediye Başkanlığı yapmış olan Mehmet Dıblan Bey hanesi, Süleyman Vahit Okan hanesi, Mektupçu Süleyman Bey hanesi, Yaver Mehmet Bey hanesi, Şahut Hakkı Gezerşen ailesi ve Şeyh Cemil Nardalı hanesi.
Kadirli ve Sumbas Ova Çiftlikleri Fellahları: Kadirli ve Sumbas ovalarındaki çeltik, pamuk ve tahıl çiftliklerinde çalışmak üzere Antakya, İskenderun ve Lazkiye'den getirilen ve ovada kalıcılaşan Arapuşağı / Fellah aileleri.
Andırın - Geben Geçiş Hattı İşçileri: Çukurova ile Maraş havzası arasındaki mevsimlik tarım hareketliliğinde ova çiftliklerine inen ve yerleşik hayata geçen Fellah rençber grupları.
Antakya ve Samandağ Merkezli Nusayri / Arap Alevi Aileleri: Çukurova'ya göç eden Fellah nüfusunun ana kaynak havzasını oluşturan, Cebel-i Nusayriye ve Amik Ovası kökenli yerleşik köylü ve bahçeci aileler.
Kayseri Sancağı Kayıtları: Osmanlı tahrirlerinde ve şer'i mahkeme kayıtlarında "Arap" veya "Arapzâde" lakabıyla maruf olan, rençberlik veya yerel ticaretle meşgul olan müstakil haneler (Türkmen aşiret yapısından ayrı olarak tescil edilen yerleşik gruplar).
Aydın, Tire, Birgi ve Güzelhisar Kayıtları: Osmanlı arşiv belgelerinde ve mahkeme sicillerinde "Arapzâde" unvanı ile tescil edilmiş eşraf, mültezim veya tüccar haneleri. (Bu gruplar alt sınıf Fellah/rençber olmayıp, Arap eyaletlerinden Bap-ı Ali veya ticaret kanalıyla Batı Anadolu kentlerine yerleşmiş elit veya tüccar sülalelerdir).
1760–1761 Lazkiye Valisi Süleyman Paşa Baskıları Göçü: Lazkiye Valisi Süleyman Paşa'nın Cebel-i Nusayriye dağ köylerine uyguladığı ağır vergilendirme ve baskılar neticesinde, mezkûr dağlık bölgeden Çukurova'nın verimli ve boş ovalarına (Adana, Tarsus) doğru gerçekleşen ilk kitlesel Nusayri / Fellah kaçış göçü.
Halep Vilayetine bağlı Antakya, İskenderun, Belen, Cisr-i Şugur ve Harim kazalarından Adana ve Tarsus ovalarına gerçekleşen mevsimlik ve kalıcı iş gücü nakilleri.
Kavalalı İbrahim Paşa'nın Tarımsal İskân Politikası (1832–1840): Mısır ordusunun Çukurova'yı işgali sırasında İbrahim Paşa, Çukurova'yı pamuk ve şeker kamışı deposu haline getirmek için Nil Deltası'ndan ve Mısır kırsalından uzman çiftçi Fellah ailelerini Adana, Tarsus, Mersin, Kazanlı ve Karaduvar'a nakletmiştir.
Mısır'dan Kaçan Firari Fellahlar: Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da uyguladığı ağır ayni vergiler, Mahmudiye Kanalı inşasındaki öldürücü angarya çalıştırma usulü ve acımasız zorunlu askerlik (Nizam-ı Cedid) uygulamalarından kaçan on binlerce Mısırlı köylü (Fellah), Suriye üzerinden Adana Eyaletine sığınmıştır. Osmanlı arşivlerindeki Mısır Meselesi diplomasi evrakında bu firari Fellahların Mısır'a iadesi temel diplomatik kriz konusu olmuştur.
Arşiv belgeleri ışığında Fellahların göç ve akrabalık silsilesi
Ana Gövde Silsilesi (Suriye - Antakya - Çukurova): Cebel-i Nusayriye / Lazkiye / Bâniyâs -> Antakya / Samandağ / İskenderun -> Tarsus / Adana / Mersin (Kazanlı, Karaduvar) -> Ceyhan / Yumurtalık / Kadirli Çiftlikleri.
Mısır Silsilesi (Nil Deltası - Akkâ - Adana): Mısır Kırsalı (Nil Deltası / Mahmudiye) -> Akkâ / Şam Hattı -> Adana ve Tarsus Pamuk Çiftlikleri (Zamanla yerel Arap Alevi / Fellah nüfusu ile evlilikler yoluyla kaynaşmış veya bir kısmı geri dönmüştür)
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), A.DVNSMHM.d (Divan-ı Hümayun Mühimme Defterleri), Defter No: 121, Hüküm No: 920, H-20-10-1125.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), A.DVNSMHM.d (Divan-ı Hümayun Mühimme Defterleri), Defter No: 121, Hüküm No: 1444, H-10-01-1125.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), C.ML. (Cevdet Maliye), Dosya No: 358, Gömlek No: 14692, H-05-10-1244.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), C.ML. (Cevdet Maliye), Dosya No: 393, Gömlek No: 16060, H-29-03-1204.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), ZB. (Zabtiye Nezareti), Dosya No: 407, Gömlek No: 94, R-11-12-1318.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), ZB. (Zabtiye Nezareti), Dosya No: 408, Gömlek No: 11, R-29-02-1320.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), HR.SYS. (Hariciye Nezareti Siyasi Kısım), Dosya No: 411, Gömlek No: 14, M-29-06-1851.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), HR.SFR.3... (Hariciye Nezareti Sefaret ve Şehbenderlikler), Dosya No: 416, Gömlek No: 95, M-16-09-1893.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), DH.ŞFR. (Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi), Dosya No: 600, Gömlek No: 96, R-31-10-1334.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), DH.MKT. (Dahiliye Nezareti Mektubi Kalemi), Dosya No: 623, Gömlek No: 92, H-06-09-1320.
Millî Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi (ATASE), Kutu No: 110-9-1-10, Gömlek No: 624, Dosya Ek: 94, Tarih: 20.08.1336.
Millî Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi (ATASE), Kutu No: 110-9-1-10, Gömlek No: 627, Dosya Ek: 82, Tarih: 03.10.1336.
Millî Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi (ATASE), Kutu No: 110-9-1-10, Gömlek No: 628, Dosya Ek: 96, Tarih: 05.11.1336.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Mühimme Defteri-78, hüküm 1134 (4 S.sene 1022/26 mart 1613)
Barker, W. B. (1853). Cilicia and Its Governors: Being a Short Historical Account of That Province from the Earliest Times to the Present Day. London: Ingram, Cooke and Co.
Bent, J. T. (1891). "A Secret Religion". The Cornhill Magazine, 16, 65–74. (Çev. Ufuk Ali Kaftanlı, Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Dergisi, 2021/24, s. 173–200).
Yorumlar
Yorum Gönder