Çukurova'da Bir Türkmen Sülalesi: Yirikler
Çukurova'da Bir Türkmen Sülalesi: Yirikler
Uyarı: Bu araştırma ve analiz çalışması, Turgut YİRİK'in şahsi yazılı talebi ve beyan ettiği sözlü/görsel veriler doğrultusunda, kişisel bilgilendirme, soy kütüğü incelemesi ve tarihsel/etnolojik merakın giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Anadolu'nun Türkleşmesi ve nüfus yapısının biçimlenmesi, Asya içlerinden başlayarak Ortadoğu ve Akdeniz havzasına uzanan kitlesel ve dereceli göç dalgalarının bir sonucudur. Çukurova ve Toroslar bölgesi, topoğrafik yapısı, verimli otlakları ve jeopolitik konumu itibarıyla konar-göçer Türkmen oymaklarının kışlak-yaylak hayatı içindeki kilit alanlardan birini oluşturmuştur. Bölgenin antik devirlerdeki adı olan Kilikya topraklarından, Orta Çağ Arap-Bizans sınır hatlarına (Avâsım) ve nihayet Selçuklu, Dulkadirli ve Osmanlı idaresi altındaki yapılaşmasına uzanan tarihî devamlılık, yerel oymak ve sülalelerin mikro-tarih çalışmalarıyla aydınlatılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu araştırmanın temel nesnesi, Kadirli ve çevresinde köklü bir geçmişe sahip olan Yirik sülalesinin tarihsel kökenleri, aşiret bağları, coğrafi hareketliliği, sosyo-ekonomik durumu ve geçirdiği idarî/toplumsal dönüşümdür. Yerel kaynaklar ve aile şecere verileri, sülalenin atalarının antik devirlerden beri stratejik geçiş yolları üzerinde bulunan Kadirli-Savrun-Andırın hattı ile Kayseri-Pınarbaşı (Zamantı) yaylaları arasında hayat sürdüğünü, Avşar ve Danişmentli Türkmen teşekkülleri bünyesinde yer aldığını ve Fırka-i İslâhiyye sonrası toprağa bağlanarak yöre bürokrasisi ve eşrafı içerisinde konumlandığını gösterir.
Bizans İmparatorluğu'nun Doğu sınırlarını savunmak amacıyla kurduğu geçit muhafaza sistemi dâhilinde, Geben, Kürttül ve Akçakale kaleleri ile Savrun Çayı kanyonundaki tahkimatlar, Toroslar üzerinden ovaya sarkan askeri güçlerin denetiminde kullanılmıştır. VII-IX. yüzyıllarda Emevî ve Abbasi devletleri ile Bizans arasındaki çatışma alanı olan Avâsım (sınır muhafaza kentleri) kuşağında Tarsus, Misis, Adana ve Kadirli (Kars-ı Maraş) kilit rollere sahip olmuştur.
1071 Malazgirt Zaferi'ni müteakip Anadolu'ya akın eden Türkmen kitleleri, Danişmentli ve Türkiye Selçukluları marifetiyle Çukurova ve Toros geçitlerine yerleştirilmiştir. 1082-1083 yıllarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Çukurova seferi ile Türk hakimiyetine giren bölge, Haçlı Seferleri ve Kilikya Ermeni Krallığı devirlerindeki karmaşık mücadelelerin ardından, XIV. yüzyılda Üçok koluna mensup Ramazanoğulları ve Bozok koluna mensup Dulkadiroğulları beyliklerinin denetimine geçmiştir.
Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey döneminde (1479-1515) bölge imar edilmiş; Kadirli'deki tarihî bazilikal kilise camiye dönüştürülerek "Alâuddevle Camii" (günümüzdeki Ala Camii) adını almıştır. 1515 Turnadağ Savaşı ile Dulkadirli Beyliği'nin ortadan kaldırılması sonucu bölge, Osmanlı idari teşkilatında Dulkadir Eyaleti (Maraş Eyaleti) bünyesindeki Kars-ı Zülkadriye (Kars-ı Maraş / Kadirli) Sancağı/Kazası adıyla yapılandırılmıştır.
Kadirli ve çevresindeki etnik demografi, Oğuzların Bozok ve Üçok kollarına mensup Türkmen gruplarından teşekkül etmiştir. Yirik sülalesinin dâhil olduğu ana bünye; Yörükan Taifesi sicillerinde ve Osmanlı tahrir defterlerinde Bozok kolunun Avşar boy dairesi ve Danişmentli Türkmenleri idari/mali birliği bünyesinde kaydedilmiştir.
Danişmentli Türkmenleri; Maraş, Kars-ı Maraş, Bozok, Kayseri ve Sivas üçgeninde mevsimlik hareket gösteren, bünyesinde Avşar, Cerid, Söklen, Ağca Kuruçlu ve Kılıçlı gibi pek çok obayı barındıran konfederatif bir Türkmen taifesi niteliğindedir. Avşar boyu ise mücadeleci yapısı ve askeri organizasyonuyla Toros dağlık kütlesi ile okyanus kışlakları arasındaki otlakları denetim altında tutmuştur.
Aşağıdaki tablo, XVI. yüzyılda Göksun ve Kadirli hinterlandında meskun cemaat ve köylerin 1527 ve 1563 tahrirlerindeki nüfus ve muafiyet durumlarını karşılaştırmalı olarak göstermektedir: Tahrir verileri analiz edildiğinde, 1527 yılında bölgedeki nüfusun %67.8'inin konar-göçer cemaatlerden oluştuğu, 1563 tahririnde ise Kiliselü örneğinde görüldüğü üzere bazı cemaatlerin köyleşerek yerleşik hayata geçtiği anlaşılmaktadır. Yirik sülalesinin ataları da bu dönemde tahrir defterlerinde Cemaat-i Avşaran veya Danişmentli mükellefleri arasında hane reisi düzeyinde vergilendirilmiştir.
XVII ve XVIII. yüzyıllarda Yirik sülalesinin atalarının da dâhil olduğu Avşar ve Danişmentli oymakları, iklimsel şartlar ve hayvancılık ekonomisi gereği dikey (kışlak-yaylak göçü) gerçekleştirmiştir.
Kışlak Sahası: Kadirli Ovası, Savrun Çayı havzası, Anavarza etekleri, Kınık ve Toprakkale çevresi.
Yaylak Sahası: Kayseri-Pınarbaşı (Zamantı havzası), Binboğa Dağları, Göksun yaylaları ve Akçakale mevkileri.
Göç Güzergâhı: Kadirli -> Savrun Çayı Vadisi -> Delikkaya Geçidi -> Ilıca -> Andırın -> Geben -> Göksun -> Pınarbaşı (Zamantı) hattı. Bu hat, Osmanlı maliye teşkilatında "Yörükân Taifesi Mukataası" dâhilinde vergilendiren özel bir jeopolitik koridordur.
Konar-göçer oymaklar, geçtiği sarp dağlık kanyonlarda asayişi sağlama karşılığında bazı vergilerden muaf tutulmuş veya derbentçi statüsü kazanmıştır. Kadirli-Andırın hattındaki Savrun Çayı dar kanyon geçitlerinde (özellikle Delikkaya ve Ilıca mevkileri) Yirik sülalesi ataları, kışlak dönüşü tuzlak ve otlak hakları için yerel aşiretlerle ortak meralet akitleri akdetmişlerdir.
Bu akitler kadılık sicillerine (Kars-ı Maraş ve Maraş Şer‘iyye Sicilleri) "müşterek otlak mülkiyeti" ve "meralet tahsisi" olarak tescil olunmuştur. Oymakların devlete ödemekle yükümlü olduğu başlıca vergiler; koyun ve keçi üzerinden alınan Âdet-i Ağnam, kışlak kullanımı için Resm-i Kışlak, yaylak kullanımı için Resm-i Yaylak ve otlatma hakkı olan Resm-i Otlak vergileridir.
XVIII. yüzyılda merkezî otoritenin zayıflamasıyla birlikte vergi toplama hakkı mültezimlere ve âyanlara devredilmiştir. Kadirli ve çevresinde Kozanoğulları ile Maraş âyanlarının nüfuzu artmış; bölgedeki aşiretler bu bölgesel güç odakları ile merkezî hükümet arasında muhtariyet mücadelesi yürütmüştür.
XIX. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti, vergi potansiyelini ve askerlik çağındaki erkek nüfusu tespit etmek amacıyla 1831 Nüfus Sayımı ve 1844-1845 Temettüat Sayımlarını gerçekleştirmiştir. BOA fonlarında yer alan ML.VRD.TMT.d (Temettüat Defterleri) ve NFS.d (Nüfus Defterleri) kayıtlarında Kadirli (Kars-ı Maraş) ve civar köylerdeki aile reistlerinin meslekleri, arazi varlıkları, hayvan sayıları ve yıllık gelirleri tescil edilmiştir.
1844 Temettüat sayımında, Cemaat-i Avşaranan ve Danişmentli bünyesinde kaydedilen hane reisleri arasında Yirik sülalesi ataları, geleneksel hayvancılığın yanı sıra sınırlı ölçüde eker-biçer (ziraat) yapan, öküz ve çift hayvanına sahip hane reisleri olarak görünmektedir. Kadirli ve Andırın hattında Şer‘iyye sicillerindeki tereke kayıtları ve mülk paylaşımları, sülalenin bölgedeki müderris, molla ve yerel eşraf aileleriyle akrabalık ve komşuluk bağları tesis ettiğini göstermektedir.
XIX. yüzyılın ortalarında Çukurova, Kozan Dağları ve Gavur Dağları (Cebel-i Bereket) hattında asayişin bozulması, konar-göçerlerin yerleşikleri taciz etmesi, vergi ve asker toplanmasındaki zorluklar ve uluslararası ticaret yollarının güvenliği sebepleriyle Osmanlı Hükümeti radikal bir kararla Fırka-i İslâhiyye ordusunu kurmuştur.
Sermüşir Derviş Paşa ve Fevzipaşa (Cevdet Paşa) yönetimindeki Fırka-i İslâhiyye ordusu, 1865 yılında bölgeye müdahale ederek Kozanoğulları derebeyliğine son vermiş, dağlık alanlardaki konar-göçer Avşar, Cerid, Varsak ve Tacirli oymaklarını Çukurova düzlüğüne indirerek zorunlu iskâna tabi tutmuştu.
Fırka-i İslâhiyye’nin iskân siyaseti neticesinde bugün bölgenin vilayet merkezi olan Osmaniye şehri kurulmuş, Kadirli’deki oymaklar köylere dağıtılarak tarımsal üretime yönlendirilmiştir. Sülalenin 1865 Fırka-i İslâhiyye öncesinde Derviş Paşa ordularına karşı dağlık kanyon geçitlerini (Savrun vadisindeki yarıklık/yarık mevkilerini) tutmadaki kararlılıkları ve mukavemetlerinden mülhem "yarık/geçit delen" kökünden türetilmiş coğrafi konum mahlası olması.
Türkçede "yirik" (yarık, ince-uzun geçit, cesur/yarar adam) kelimesinin oymak reisine verilen bir lakap olarak yerleşmesi. İskân sonrasında Yirik sülalesi, geleneksel konar-göçer hayvancılık reflexesini korumakla birlikte, Kadirli ovasının verimli arazilerinde çift-çubuk sahibi olarak tarımsal üretici ve yerel idari nüfuz sahibi bir eşraf ailesine dönüşmüştür.
I. Dünya Savaşı sonrasında Mondros Mütarekesi’nin uygulanmasıyla Çukurova bölgesi Fransızlar ve onlarla iş birliği yapan Ermeniler tarafından işgal edilmiştir. İşgale karşı yerel halk hızla teşkilatlanarak Kadirli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuş ve Kuvâ-yi Milliye müfrezeleri oluşturmuştur.
Yirik sülalesi mensupları, yöredeki Avşar, Danişmentli ve diğer Türkmen oymaklarıyla birlikte aktif olarak milis kuvvetleri içinde yer almış; Savrun Çayı, Andırın ve Geben geçit hatlarında Fransız birliklerinin İç Anadolu’ya ilerlemesini engelleyen çete muharebelerinde ve Kadirli’nin kurtuluşunda (7 Mart 1920) hayati roller üstlenmişlerdir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında konar-göçerlikten kalan son bakiyelerin ve topraksız aşiretlerin iskânı için çıkarılan kanunlar çerçevesinde arşiv kararnameleri düzenlenmiştir.
Başbakanlık Kararlar Müdürlüğü'nün 26 Mayıs 1934 tarihli Kararnamesi (BOA Kararlar Müdürlüğü, Sayı: 740), Seyhan Vilayetine bağlı Kadirli Kazasının Tozlu Köyünde kışlayan 62 ailede 280 nüfuslu Karatekeli aşiretinin 885 sayılı İskân Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca iskânını içermektedir. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Başvekan İsmet İnönü ve İcra Vekilleri Heyeti imzasıyla onaylanan bu belge, Kadirli bölgesindeki aşiret iskânlarının Cumhuriyet dönemindeki hukuki boyutunu açıkça göz önüne sermektedir.
Yirik sülaleside bu idari ve hukuki çerçevede Kadirli merkez ve civar köylerindeki mülkiyet haklarını pekiştirmiştir. Yirik sülalesinin yaşam sahası olan Kadirli-Savrun-Andırın-Zamantı koridoru, Hitit Kizzuwatna döneminden itibaren askerî ve ticari bir geçiş hattı olup, sülale ataları bu hat üzerinde derbent muhafazası ve otlak denetimi görevlerini yürütmüştür.
XVII-XVIII. yüzyıllarda Çukurova (Kadirli) kışlakları ile Kayseri-Pınarbaşı (Zamantı) yaylakları arasında sürdürülen konar-göçer hayat, 1865 Fırka-i İslâhiyye harekâtı ile zorunlu yerleşikleşmeye dönüşmüş; sülale Kadirli ovasında toprağa bağlanarak ziraatçı ve eşraf statüsü kazanmıştır.
Osmanlı Tapu Tahrir, Temettüat ve Nüfus Defterlerinde "Cemaat-i Avşaranan" ve "Danişmentli Mükellefleri" arasında kayıtlı olan Yirik obalarının Kadirli'deki doğrudan nesil devamıdır.
Yirik sülalesi, Oğuzların Bozok koluna mensup AVŞAR boy dairesi ve bu boy ile iç içe geçmiş olan DANİŞMENTLİ Türkmenleri idari/mali birliği içerisinde yer almaktadır.
Osmanlı arşivlerindeki Tapu Tahrir, Yörükan Taifesi ve Nüfus/Temettüat defteri kayıtlarında sülalenin ataları iki ana grup içerisinde değerlendirilmektedir:
Ana Boy (Etnik Köken): Oğuz / Bozok / Avşar Boyu
Tarihî Kök: 18. ve 19. Yüzyıl Kadirli-Pınarbaşı (Zamantı) Göç Hattı Meralet Mellefleri
Yorumlar
Yorum Gönder