Kadirli Anberinarkı Köyü
Kadirli Anberinarkı Köyü
Sırma atlastan yorganı
Dokuz kesilir kurbanı
Maden filcan gümüş zarflı
Unutur muyum Amber’i
Tabanca taşır İngliz
Ağır oturur mencilis
Kınamayın kardeşlerim
Amber’e benzer hanginiz
İnce anamoğlu ince
Kabıt giyer dal boyunca
Çukurova şen olurdu
Kardeşin göçü varınca
Gene harap kaldı Çukurovalar
Sahan kaktı ıssız kaldı yuvalar
Anber Ağa’m çeker tülü mayalar
Bozuldu katarı, ili Avşar’ın
Küstün mü de Anber Ağa
Kadirli’den gelmiyorsun
Kayseri’den katar kalktı
Haberini vermiyorsun
Seyis biner atın hasına
Bakın Amber'in yasına
Kurban olam Anber Ağa
Al sırma libasına
Kadirli’nin ulu beyi
Giyer sırmalı abayı
Emanet sana bıraktım
Oğlun Mustafa Bey'i
Amber Ağa Ağıtı (Yaşar Kemal Derlemesi)
Yaşar Kemal’in notlarında bu ağıt, Anavarza’nın kuzeyi ve Kadirli (Kars-ı Maraş) hattındaki göçebelikten yerleşikliğe geçişin (İskan Siyaseti) sancılarını taşır.
Ağıtta geçen "Anber Ağa’m çeker tülü mayalar"ifadesi, sülalenin Avşar kökenlerine ve devecilik (lojistik) kültürüne (Bozulus/Halep Türkmenleri geleneği) doğrudan bir atıftır. Yaşar Kemal, derlemelerinde bu ağıtı yakanların ve hikâyeyi anlatanların Amber Ağa’yı bir "bereket figürü" olarak gördüğünü vurgular.
Anberinarkı köyünün tarihsel derinliği, 1950 yılında Seton-Williams tarafından saptanan 120 metre genişliğindeki yayvan höyükle Kalkolitik döneme kadar uzanmaktadır. Höyükte tespit edilen Ortaçağ çanak çömlekleri ve taş temeller, bölgenin her dönemde bir yerleşim odağı olduğunu kanıtlar. Osmanlı döneminde, 1568 tarihli Kars-ı Maraş tahrirleri , bölgenin Dulkadirli ve Ramazanoğulları konfederasyonları arasındaki geçişken yapısını belgeler. Köyün kökeni, Bozdoğan ve Varsak Türkmenlerinin "kışlak" sahası olarak tescil edilmiştir.
1530 tarihli kayıtlarda Iğdır Boyu ve Bozdoğan Federasyonu varlığı göze çarpmaktadır . Adana ve Sis (Kozan) sancakları arasındaki sınır hattında yer alması hasebiyle bu bölgeye dair sulama hakları (arklar) ve değirmen vergileri (resm-i asiyab) detaylandırılmıştır.
Fırka-i İslahiye (1865) askeri harekatı sırasında Derviş Paşa ve Cevdet Paşa'nın stratejisi doğrultusunda Anberinarkı, konar-göçerlerin yerleşik hayata geçirilmesinde model bir "iskan köyü" olarak kullanılmıştır. Bu dönemdeki Maliyeden Müdevver (MAD) kayıtları, yeni kurulan hane yapılarını ve arazi taksimatını içerir. 1831 tarihli ilk nüfus sayımında köy, "Karye-i Anberinarkı" adıyla müstakil bir birim olarak tescil edilmiştir. 1844 tarihli Temettuat Defterleri verilerine göre pamuk ve hububat üretimi, Savrun ve Ceyhan nehirlerinin sulama imkanlarıyla bölge ortalamasının üzerine çıkmıştır. Ayrıca 1945 yılındaki kolera salgını sonrasında Savrun Çayı yatağının "Tucar" mevkisinden drene edilmesi köyün su rejimini şekillendirmiştir.
Anberinarkı, Oğuzların Bozok ve Üçok kollarının Çukurova’daki en keskin buluşma noktalarından biridir. Köyün temelini oluşturan beşeri unsur, Faruk Sümer’in Oğuzlar eserinde detaylandırdığı Afşar (Avşar) boyunun kollarından olan Hallaoğlu (Eşemenliler) cemaatidir. Köyün ismi de Savrun Çayı’ndan çeltik sulamak amacıyla ark açtıran Hallaoğlu Ember (Amber) Ağa’dan gelmektedir.
Köyün kimliğinde Kayseri-Pınarbaşı hattından süzülen Afşar boyunun damgası belirgindir. Bununla birlikte arşiv belgeleri incelendiğinde, bölgede kışlayan Demirci-lü cemaati (Molla Hattı) ile Karahasanlı cemaatine bağlı Sakallı cemaati gibi unsurların da varlığı ve bu yapıların kural ihlallerine karşı kalebend edildikleri tescillenmiştir. Geniş çerçevede Dulkadirli Ulusu içerisinde yer alan Anamaslu (Karacalu), Cerid, Tecirli, Peçenek, Küşne ve Döngelli gibi taifeler de bu havzada tarihi bağlara sahiptir.
Köy, tarih boyunca konar-göçer unsurların kışlak alanı olması sebebiyle yoğun göç hareketlerine sahne olmuştur. 18. yüzyıldaki "Redde" (Geri İskan) politikasıyla Kadirli hattına dönen Bozdoğan kollarının varlığı bilinmektedir. Köye en önemli planlı iskan dalgalarından biri 1914-1920 yılları arasında gerçekleşmiş ve Bulgaristan Türkleri köre yerleştirilerek Anberinarkı’yı Balkan bakiyesi olan illerle akraba kılmıştır.
Kuzey Suriye, Rakka ve Halep hattından kaçarak Anavarza kuzeyine sığınan Beğdili, Elbeyli ve Tecirli kolları da dönem dönem bu bölgeye nüfuz etmiştir. Özellikle 1691 Rakka sürgününden kaçan Türkmen oymaklarının Çukurova ve Kadirli düzlüğündeki akrabalık ağları Şer'iyye sicillerine yansımıştır.
Hallaoğlu (Eşemenliler) Sülalesi: Köyün kurucu unsurudur. 1831 nüfus sayımında "Ağa" ve "Efendi" unvanlarıyla kaydedilmişlerdir. Afşar boyunun Hallaoğlu koluna dayanır.
Karahasanlı sülalesi: Bölgedeki eski cemaat yerleşimlerine dayanır. Bozulus veya Kars-ı Zülkadriye hassı reayasından Karahasanlı boyu ile ilişkilidir.
Milli Mücadele döneminde Kadirli ve Çukurova havzasının Fransız işgaline karşı gösterdiği direnişte Anberinarkı köyü lojistik bir üs vazifesi görmüştür. Konar-göçer disiplininden gelen köy sakinleri, çetecilik ve milis kuvvetleri kurarak Savrun Çayı hattını savunmuş, bölgedeki stratejik noktaların müdafaasında etkin rol oynamışlardır.
Anberinarkı köyünün kurucu aile bağları ve tarihi göç rotaları neticesinde şu illerle doğrudan akrabalık ilişkileri mevcuttur:
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Tomarza): Özellikle Karamanlı, Kızılören ve Hasırcı köyleri ile Hallaoğlu silsilesi yönünden doğrudan akrabadır.
Bursa, Balıkesir, Tekirdağ, Edirne: Bulgaristan’dan gelen muhacir kafilelerinin bir kısmının bu illere, bir kısmının ise Anberinarkı'ya iskan edilmesi bağları güçlendirmiştir.
Aydın, İzmir (Tire, Ödemiş): Geri İskan politikasıyla dönen Bozdoğan kollarının akrabaları buradadır.
Gaziantep, Kilis, Hatay, Şanlıurfa: Demircilü, Beğdili ve Elbeyli kollarının asıl gövdesinin meskun olduğu alanlardır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Yorumlar
Yorum Gönder