Kadirli Bahadırlı Köyü
Kadirli Bahadırlı Köyü
Kadirli Bahadırlı Köyü, tarihsel süreçte Akdeniz havzası ile İç Anadolu'yu birbirine bağlayan ve bir geçiş koridoru olan Çukurova’nın en kuzey ucunda, Savrun Çayı ve Kozan Dağı eteklerinin kesişim noktasında yer almaktadır. Bölgenin İlkçağdaki yerleşim durumu incelendiğinde, antik Kilikya düzlüğü ile dağlık balkan şeridi arasındaki geçişken yapısı ve su kaynaklarının bolluğu, burayı Roma ve Bizans (Doğu Roma) dönemlerinde hem tarımsal üretim üssü hem de stratejik bir savunma ve garnizon hattı haline getirmiştir. Malazgirt Zaferi'ni müteakip 1071 sonrasında başlayan yoğun Türkmen muhacereti dalgasında havza, özellikle Üç-Ok Türkmen teşekküllerinin mühim bir kışlak ve yaylak üssü haline dönüşmüştür.
Osmanlı idari taksimatında yerleşim, klasik dönem tahrir kayıtları olan 16. yüzyıl Tapu Tahrir Defterleri envanterinde Adana Eyaleti, Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) Kazası sınırları içerisinde hukuki ve mali tescile tabi tutulmuştur. Bu erken dönem defterlerinin satır arası dökümlerinde bölge, henüz kalıcı mülki bir karye (köy) statüsünde olmayıp, konar-göçer Yörük ve Türkmen taifelerinin mevsime göre hareket ettiği, sürülerini otlattığı son derece geniş bir "kışlak alanı" ve "mezraa" dokusu olarak görülmektedir.
Yerleşimin kalıcı, kurumsal bir statü kazanması 1865 yılında bölgedeki göçer oymakları yerleşik hayata geçirmek, merkezi devlet nizamını tesis etmek ve dağınık yapıları disipline etmek amacıyla kurulan askeri-idari nitelikteki Fırka-i İslâhiye müdahalesinin doğrudan bir neticesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte "Köy Kanunu" çerçevesinde idari sınırları çizilerek yerleşik tüzel kişiliğini koruyan Bahadırlı, 1920 yılındaki haksız Fransız işgaline karşı yürütülen efsanevi "Çukurova Millî Mücadelesi" bünyesinde sarp dağ yapısı ve vatansever nüfusuyla çok önemli bir lojistik üs ve direniş noktası vazifesi üstlenmiştir.
Türk kültüründe, halk inançlarında ve divan edebiyatında "mübarek, hoş koku" ve asil bir isim olarak karşılık bulan Reyhan ismiyle müsemma olan büyük Reyhanlı Aşireti, köken itibarıyla Oğuzların kadim Bayat boyuna dayanmaktadır. Klasik Osmanlı tahrir envanterlerinin tutulduğu 16. yüzyılda Halep sancağı, Suriye çölü ve Yeni-il (Sivas) dolaylarında küçük dağınık obalar ve cemaat birimleri halinde kayda geçirilen bu yapı, 18. yüzyıla gelindiğinde Orta Asya ve İran (Tebriz-Revan) hattından süzülen Bayat boyuna mensup diğer akraba unsurların da katılımıyla Anadolu'nun en devasa ve nüfuzlu konfederasyonlarından birine dönüşmüştür.
Bahadırlı Cemaati, bu büyük Reyhanlı konfederasyonunun idari, sosyal ve askeri omurgasını meydana getiren on ana mühim koldan biridir. Aşiret hiyerarşisinde, konfederasyonun idari yönetim kolu olan Sarıcalar’dan sonra gelen en güçlü, en savaşçı ikinci elit grubu teşkil etmektedir.
1764 yılına ait Başbakanlık Osmanlı Arşivi Sadrazamlık emirleri, divan-ı hümayun kararları ve eyalet beylerbeyi tahriratları, Bahadırlı cemaatinin merkezi otoriteye karşı bile kendi iç nizamını koruyan son derece sarsılmaz ve stratejik bir askeri hareket kabiliyetine sahip olduğunu resmi olarak belgelemektedir. 1526 yılına ait 1580 tarihli defterlerindeki Dulkadirli ulusu dökümleri, Bahadırlı cemaatinin Yeni-il ve Kars-ı Maraş hattındaki oymak birlikteliklerini mali olarak tasdik etmektedir.
Bahadırlı cemaatinin yerleşim ve göç kronolojisi, Osmanlı iskan siyasetinin çetin safhalarını yansıtan tarihi vesikalarla sabittir. 1764 yılına ait Sadrazamlık emirnamelerinden ve arşiv özetlerinden anlaşıldığı üzere, Reyhanlı aşiretinin genel asayişi sağlamak amacıyla Suriye'nin güneyindeki Rakka bölgesine zorunlu iskan edilmesi emredilmiştir. Ancak aşiret reisleri ve bağlı oymaklar bu emre direnerek Antep (Ayntab) civarında büyük bir direniş gösterip perakende (dağınık) hale gelerek çevre kazalara dağılmışlardır. Bu stratejik dağılma sürecinde Bahadırlı cemaati; Kızık, Helallı ve Kabaklı gibi akraba aşiretlerle birlikte, Rişvan konfederasyonuna bağlı kadim Mendelli aşireti unsurlarıyla iç içe geçerek perakende (dağınık) hale gelmişlerdir. Bu "perakende" oluş hali, merkezi otoritenin cebri iskan politikasını tamamen sekteye uğratmış ve cemaatin Amik Ovası ile Cebel-i Bereket (Kadirli/Osmaniye) ve Kozan dağları arasındaki coğrafi geçişkenliğini ve özgür hareket kabiliyetini muazzam ölçüde artırmıştır.
1846 yılına ait devletin iskan ve aşiret tescil kayıtları, Reyhanlı aşiretinin artık Hatay Amik Ovası’nın mutlak ve meşru hakimi olduğunu ve göçerlikten kalıcı yerleşik hayata geçiş sürecinin ("iskan-ı daimi") resmen başladığını gösterir. Bahadırlı cemaati, bu planlı devlet politikası döneminde Amik havzasında 11 farklı köye kalıcı olarak yerleştirilerek bölgedeki tarımsal, idari ve mali yapının asli bir parçası kılınmıştır. Bugün Kadirli coğrafi sınırları içerisinde yer alan müstakil Bahadırlı Köyü, bu macro-iskân politikasının ve göç rotasının doğrudan bir meyvesidir. Cemaat, Reyhanlı bünyesindeki Bahadırlı oymağının Kadirli-Kozan-Çukurova hattındaki en kuzeydeki uç beyliği, lojistik karargahı niteliğinde bu sarp topraklarda kalıcı olarak karye düzenine geçmiştir.
Tüllüceler (Tüllüce) Sülalesi: Köyün kurucu, idari ve tarihsel omurgasını oluşturan en köklü sülalesidir. Araştırmacı Fatih Tüllüce tarafından köy mezarlığında tespit edilen ve Bayat boyunun karakteristik işaretleriyle tam bir paralellik gösteren kadim Oğuz damgaları, bu sülalenin Orta Asya'dan tevarüs eden simgesel ve soy hafızasını koruduğunun en açık kanıtıdır. 872 tarihli Osmanlıca Halep Defteri tescillerinde ve Reyhanlı konfederasyonu Bahadırlu oymağı hane reisleri listelerinde "Tüllüce" silsilesi, doğrudan doğruya Bayat boyunun askeri boy aristokrasisine ve oymak idaresine bağlı kurucu unsur olarak tescillidir.
Alimler / Hocalar (Alimoğlu / Hoca) Sülalesi: Köyün "alimler yetiştiren" tarihsel kimliğini omuzlarında taşıyan, dini ve ilmi icazet sahibi silsiledir. Sülalenin bu derin entelektüel karakteri, Bayat boyunun tarihsel süreçteki "bilge, müderris ve devlet adamı yetiştiren boy" (Dede Korkut'un da Bayat boyundan olduğu rivayet edilir) vasfıyla sosyolojik, epigenetik ve kültürel bir paralellik arz eder. 1872 Halep kayıtlarında kazanın ilmiye sınıfı ve müderris kadroları arasında sülale büyüklerinin adları tescil edilmiştir.
Sarıcalar (Sarıca) Sülalesi: Reyhanlı aşiretinin en üst yönetim ve beylik kolunun köydeki doğrudan temsilcileridir. Reyhanlı konfederasyonunun mutlak idari yönetim kolu olan Sarıcalar ile Kadirli Bahadırlı grubu, Amik Ovası iskan kayıtlarından beri et ve tırnak gibi ayrılmaz bir hukuki bağa sahiptir. 1872 Osmanlıca tapu dökümlerinde mülk sahibi olarak adları yer alır.
Kodallar (Kodallı / Kodal) Sülalesi: Köyün sosyolojik ve ziraat yapısında mühim yer tutan köklü bir diğer yapıdır. Kadirli ve Hatay Reyhanlı hattında her zaman Bahadırlı oymağı ile askeri ve coğrafi olarak ortak hareket etmiş, 1846 Amik iskan listelerinde de yan yana tescil edilmiş olan kadim Kodallı cemaatinin doğrudan mirasçılarıdırlar.
Karaahmetliler (Karaahmetli) Sülalesi: Köyün kurucu cemaat paktına bağlı, tarımsal ziraatla uğraşan köklü sülalesidir.Arşivlerde "Cemaat-i Karaahmetli" adıyla kayıtlı olan bu grup, Bahadırlı karyesinin en eski komşu, akraba ve kız alıp verme yoluyla soydaş olmuş en mutlak aşiret bakiyelerindendir.
Löklüler ve Coşlular (Löklü / Coşlu) Sülaleleri: Köyün hayvancılık ve yaylacılık kültürünü derinden yaşatan diğer oymak kollarıdır.1846 tarihli Reyhanlı İskan Defteri listelerinde Bahadırlı oymağı ile yan yana, aynı arazi sınırlarında toprağa yerleştirilen ve Kadirli hattına birlikte intikal eden kader ortağı akraba topluluklardır.
Kadirli Bahadırlı Köyü, I. Dünya Savaşı'nın hitamında Mondros Mütarekesi'ne dayanarak Çukurova havzasını, Kadirli ve Cebel-i Bereket bölgesini gaddarca işgal eden Fransız düzenli ordusu ve onlara rehberlik eden Ermeni milis kuvvetlerine karşı, bölgede eşsiz bir mukavemet gösteren en stratejik Kuva-yı Milliye lojistik karargahlarından biri olmuştur. 1764 yılındaki Rakka sürgününe karşı direnip boy birliğini koruyan o "asi, özgür ve boyun eğmez" Türkmen ruhu, 1920'lerin işgal günlerinde vatan müdafaası için yeniden tecessüm etmiştir.
Bahadırlı Köyü, sarp dağlık topoğrafyası ve korunaklı vadi yapısı sayesinde Fransız askeri birliklerinin iç kesimlere, Andırın ve Maraş dağlarına sızmasını engelleyen doğal bir istihkam duvarı vazifesi görmüştür. Köy halkı, Kilikya Kuva-yı Milliye kumandanlığı bünyesinde kurulan yerel müfrezelere yalnızca eli silah tutan milis savaşçılarıyla katılım sağlamakla kalmamış; cephe gerisinde çetelerin mühimmat ikmali, erzak temini, yaralı askerlerin tedavisi ve stratejik istihbarat ağlarının kurulması gibi hayati lojistik faaliyetleri eksiksiz yürütmüştür. Kadirli’nin düşman işgalinden temizlendiği 7 Mart 1920 tarihine kadar Bahadırlı milisleri, Savrun hattında ve kaza merkezine düzenlenen baskınlarda düşman ilerleyişini kırarak Çukurova’nın kurtuluş muştusuna en büyük harcı koyan köylerden biri olarak tarihteki şerefli yerini almıştır.
Bahadırlı Köyü, yerel ve izole bir yerleşim birimi olmayıp; Tebriz, Revan, Iğdır, Sivas, Yeni-İl ve Amik Ovası hattında asırlardır süzülüp gelen muazzam bir Bayat-Türkmen göç dalgasının Kadirli’deki son büyük durağıdır. Arşivlerde "Bahadırlı" ismi kimi zaman "Bahadırlu-yu Reyhanlı" kimi zaman da "Bahadırlu-yu Yeni-il" (Sivas) olarak iki farklı idari korpusta tescil edilmiştir. Kadirli grubu, bu iki tarihsel kaydı da bünyesinde birleştiren, Amik Ovası üzerinden Çukurova’ya süzülen şanlı "Güney Reyhanlıları" koludur. Bu doğrultuda köy sakinlerinin doğrudan kan, soy ve boydaşlık bağı bulunan birinci derece akraba coğrafi havzaları şunlardır:
Reyhanlı Aşiret konfederasyonunun Anadolu'daki mutlak ana merkezi ve idari kalbi olması hasebiyle, en yoğun, birinci derece akrabalık ve amcazadelik bağları bu ilimizdedir:
Kumlu İlçesi: Reyhanlı konfederasyonuna mensup Sarıcalar, Bahadırlı ve Kodallı oymaklarının ana toplu iskan sahasıdır. Kumlu’daki eski Bahadırlı kök yerleşimleri, Kadirli Bahadırlı kolu ile doğrudan kardeş ailelerden müteşekkildir.
Reyhanlı İlçesi: Özellikle konfederasyonun yerleşik hayata geçtiği Varbend, Harkıye ve Müslim Kaytan köylerine yerleşen Bahadırlı sülale kolları, Kadirli’ye göç eden ailelerin tapu ve nüfus defterlerindeki en yakın biyolojik hısımlarıdır.
Reyhanlıların 18. yüzyıldaki Uzunyayla kışlak, yaylak ve transit otlak hattı üzerindeki doğrudan akraba kolları:
Sivas (Altınyayla ve Şarkışla): Reyhanlıların "Yeni-il" Türkmenleri içindeki ana gövde kolu bu sahada kalmıştır. 1764 yılındaki meşhur meşru iskan emrine direniş ve Antep civarında dağılma (firar) hadisesinde, Bahadırlı ailelerinin bir kısmı Sivas düzlüğünde kalmış ve arşivlere "perakende" (dağınık/bağımsız) olarak kaydedilmişlerdir.
Kayseri (Pınarbaşı): Uzunyayla'nın tescili ve iskanı esnasında göçerliği bırakarak bölgede yerleşik nizamı seçen Reyhanlı/Bahadırlı obaları doğrudan soydaş unsurlardır.
Konya (Ereğli ve Karapınar): Devlet arşivlerinde "Reyhanlı Taifesinden Bahadırlı Cemaati" adıyla kayıtlı olan ve İç-İl (Mersin/İçel) sancağı üzerinden Konya ovasına sapan akraba kolların yerleşkeleridir.
Iğdır ve Ağrı (Doğubayazıt Hattı): Bayat boyunun ve Reyhanlı konfederasyonunun Kafkasya/İran sınırındaki en eski tarihsel kökleridir. Iğdır havzasındaki "Bahadırlı" isimli eski mevkiler, mezralar ve aileler, ana soy ağacının en kadim kök hücrelerini barındırır. Bahadırlı Köyü'ndeki "alim, müderris ve molla yetiştirme" geleneği, Iğdır ve Sivas'taki bu en eski akraba Reyhanlı kollarındaki molla ve müderris silsilelerinde de birebir görülmektedir.
Gaziantep (İslahiye ve Nurdağı): 1764 yılındaki tarihi "Ayntab Civarı Dağılma" vakasında, ferman iskanından kaçarak Nurdağı ve İslahiye dağlarına sığınan Kızık, Kabaklı ve Bahadırlı ailelerinin bakiyeleridir. Buradaki akraba aileler, Kadirli grubuyla aynı tarihsel "firar ve özgürlük" hadisesinin doğrudan parçalarıdır.
Aydın ve Denizli (Söke ve Koçarlı): 18. yüzyıl ortalarında Suriye Rakka iskanından kaçarak mülki idarenin elinin uzanamayacağı Batı Anadolu dağlarına, menderes havzasına sığınan "Reyhanlı Perakendeleri" tescilleridir. Söke ve Koçarlı civarındaki yörük-Türkmen aşiret obaları içindeki "Bahadırlu" cemaat isimleri doğrudan bu firari akraba kollara işaret eder.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Çetinkaya, B. (2024). Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi, İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, ss. 95-111.
Sümer, F. (1979). Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara.
Yorumlar
Yorum Gönder