Kadirli Değirmendere Köyü


Kadirli Değirmendere Köyü

Değirmendere, Kadirli’nin kuzeydoğusunda, Torosların Binboğa ve Gavurdağı hattıyla kesiştiği o sarp coğrafyada yer alıyor. Ortalama 1000 metreden başlayan ve Akçadağ zirvelerinde 2300 metreye kadar tırmanan bu dağlık alan, asırlardır konargöçer Türkmenlerin "yaylak-kışlak" hayatını geçirdiği çok özel bir yerleşim yeridir. Köyün su kaynaklarının bol olması ve engebeli arazi yapısı yüzünden parçalı, yani dağınık bir yerleşim planı var. Aslında bu dağınık düzen, eski Yörük oba sisteminin günümüz idari yapısına bizzat yansımasından başka bir şey değildir. Güney ve merkez hattında Kale, Çınarcık, Yağızlar ve Merkez mahalleleri yerleşik hayatın çekirdeğini oluştururken; kuzey ve batı yayla hattında Maksutoluğu kompleksi (Dadaloğlu, Selçuk, Ortatepe, Avcılar) ile Teknetaş ve Gürleyik yaylaları hayvancılık ekonomisinin kalbi olarak atmaktadır. Doğu hattında ise Köşürge ve Söğütoluğu, dağlık sahanın derinliklerine kadar uzanan uç yerleşim birimleri olarak karşımıza çıkıyor.

Tarihsel köklere baktığımızda, 16. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerine kadar inebiliyoruz. 1536 tarihli kayıtlarda Çakallu cemaati, 21 hane ve 2850 koyun gibi ciddi bir varlıkla Malatya-Maraş hattında tescil edilmiştir. Bu kayıt, topluluğun o dönemdeki "hayvancılık aristokrasisi" içindeki güçlü konumunu açıkça belgeler. 1560 yılına ait tahrir kayıtlarında ise burası bir "mezra" olarak geçmektedir. Bu da Cerid Avşarlarının bu stratejik noktayı kendilerine nasıl yurt edindiklerinin ilk resmî kanıtıdır. 1563 tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defteri kayıtlarına göre, Maraş Tahriri kapsamında Cerid asabiyeti içerisinde yer alan Çakallu kolunun Maraş, Geben ve Çığşar hattındaki yaylak mevcudiyeti resmen mühürlenmiştir. Aynı zamanda Kasaba nahiyesi ve Çarmızı kayıtlarında (1560) cemaatin "resm-i yatak" (kışlak vergisi) ödediği görülür. Bu vergi, onların göçebe hayat tarzından yerleşik nizamın ilk basamağı olan kışlak mülkiyetine geçtiklerini ortaya koymaktadır.

Değirmendere ve çevresindeki Kestel mevkii gibi alanlarda yer alan eski Türkmen mezar taşları ve oymak tamgaları üzerinde 12 hayvanlı takvimdeki ejder, pars gibi sembollere rastlanmaktadır. Bu da bizlere kadim Orta Asya kültürel kodlarının Çukurova’nın zirvelerinde, İslamiyet sonrası dönemde bile bir inanç ve sanat objesi olarak yaşatılmaya devam ettiğini gösteriyor. 1536 ve 1560 tahrirlerinde Çakallu cemaatin vergi mükellefiyetleri (resm-i yatak ve ağnam) kaydedilirken, mültezimlerin ve tahrir eminlerinin düştüğü notlar, topluluğun göç takvimini doğrudan bu hayvan döngüleri ve doğa takvimi üzerinden ifade ettiklerini göstermektedir. Arşiv belgelerinde tarihler her ne kadar Hicri olarak atılsa da, "bu yılın bilmem ne yılında vuku bulan göç sebebiyle" şeklinde düşülen derkenar notları bu hayat tarzının belgelerdeki canlı izleridir. Köy sınırları içinde bulunan 12 ana yayla (Maksutoluğu, Teknetaş, Gürleyik, Köşürge, Söğütoluğu vb.) sadece birer otlak alanı değil, Yörüklerin kara çadırları ile taş ve ahşap mimarinin iç içe geçtiği köklü birer sosyal buluşma merkezidir.

Değirmendere’nin kökenini oluşturan ana damar, arşiv kayıtlarında "Konar-göçer Türkmân yörügânı" taifesinden, Cerid Avşarı’na bağlı stratejik bir kol olarak tescil edilen Çakallu oymağıdır. Cerid aşiretinin kadim obalarından biri olan ve cemaatin yerleştiği bu mevkide zamanında çok sayıda su değirmeni bulunması sebebiyle "Değirmendere" olarak anılan bu isim, Osmanlı idari terminolojisinde hem bir yerleşim yerini hem de doğrudan bir oba adını temsil etmektedir. Cerid federasyonu içerisinde en hareketli ve bağımsızlığına en düşkün kol olarak bilinen Çakallu oymağı, Türkmen geleneğinde kıvrak zekâsı ve askeri hareketliliği ile şöhret kazanmıştır.

Etnolojik anlatılarda sıkça karşımıza çıkan "Karasakal Bey"in Fırat Nehri'ni geçerken gösterdiği "Çakallık" (yani stratejik kurnazlık) sayesinde obayı büyük bir tehlikeden kurtarması efsanesi, oymağın isimlendirilme kökeninden ziyade, kriz anlarında Türkmen beylerinin gösterdiği yönetim ve hayatta kalma becerisine yapılan derin bir vurgudur. Cemaatin coğrafi dağılımına bakıldığında ise Tapu Tahrir  ve Bozulus Defteri kayıtları; bu topluluğun Behisni, Kahta, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Rumkale ve Urfa hattından başlayarak, Batı Anadolu'da Aydın ve Isparta’daki Karaçakal koluna kadar uzanan çok geniş ve organize bir iskân ve akrabalık ağına sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Değirmendere’nin beşeri coğrafyası ve nüfus hareketleri, asırlardır Çukurova (kışlak) ile dağlık Toroslar ve Değirmendere/Maksutoluğu (yaylak) arasında mekik dokuyan 500 yıllık köklü bir göç rotasına  dayanmaktadır. 1536 yılında Malatya kazasında 21 hane ve 6 mücerred (bekâr genç) nüfusla kayıtlı olan bu çekirdek cemaat, sahip olduğu 2850 koyunluk devasa sürüyle birlikte hayvancılık ekonomisinin peşinde Maraş, Geben, Andırın ve Kadirli havzasına doğru kalıcı bir akış sergilemiştir. 18. yüzyılın sonlarında devletin yürüttüğü iskân politikaları ve özellikle 1865 yılındaki Fırka-i İslâhiyye askeri müdahalesiyle konargöçer aşiretlerin zorunlu olarak yerleşik hayata geçirilmesi sürecinde, Değirmendere bölgenin korunaklı dağlık yapısı sebebiyle Cerid oymaklarının ve çevre köylerden gelen diğer Türkmen unsurların sığınma ve kalıcı yerleşim merkezi haline gelmiştir.

Buna karşın, dağlık arazinin tarımsal üretim açısından kısıtlı imkânlar sunması ve hayvancılığın zamanla daralması sebebiyle, özellikle Cumhuriyet döneminde köyden dışarıya, ovalık Kadirli merkezine ve Adana mülki sınırlarına doğru ekonomik eksenli yoğun bir nüfus çıkışı da yaşanmıştır. Ancak bu göç hareketlerine rağmen, ailelerin yayla mülkiyetleri ve hayvancılık asabiyeti, köyden gidenler ile köyde kalanlar arasındaki sosyo-kültürel bağın en güçlü harcı olmaya devam etmiştir.

Değirmendere köyünün yerleşik demografik omurgasını oluşturan tarihi aileler; Osmanlı nüfus, temettuat kayıtları, Cumhuriyet’in ilk nüfus sayımları (1927), Soyadı Kanunu (1934) tescilleri ile oymak bağlarıyla birlikte şu şekilde tespit edilmiştir:

Çakallu (Karasakal / Çakalmahmutoğlu) Sülalesi: 1536 yılında Malatya'da 21 hane olarak tescil edilen ve Değirmendere'nin "etnik çekirdeğini" oluşturan ana sülaledir. Karasakal Bey efsanesiyle simgeleşen idari otoriteyi temsil ederler. Arşivlerde doğrudan "Cemaat-i Çakallu" olarak geçerler. Cerid federasyonu içerisindeki en hareketli, bağımsızlıkçı ve kurucu oymaktır. Kadirli 1872 tarihli mufassal tapulama defterlerinde de bu koldan gelen hane reislerinin izleri açıkça görülmektedir.

Köseler Sülalesi: Bölgenin en geniş ve nüfuzlu kollarından biridir. Köse unvanı, Türkmen oymaklarında genellikle bir liderlik veya fiziksel bir ayırt edicilik emaresi olarak sülale ismine dönüşmüştür. 18. yüzyıl sonundaki iskân süreçlerinde büyük toprak mülkiyetleri edindikleri anlaşılmaktadır. Köse sülalesi, Değirmendere’nin dışa açılan kapısıdır; özellikle Karabacak ve Tekeli köyleriyle yoğun evlilik bağları kurmuşlardır. Cerid aşiretinin yerleşik hayata uyum sağlayan ve mülkiyetleşen kadim Yörükân kollarındandır.

Demircülü (Demir) Sülalesi: Değirmendere’nin teknik ve lojistik açıdan en stratejik grubudur. 1563 tarihindeki tahrir kayıtlarında geçen Sefer ve Demirci kökünden gelen "metalürji ve lojistik" uzmanlığı, bu sülale üzerinden Değirmendere’ye taşınmıştır. Yukarı Bozkuyu’daki "Bozkuyu/Demircioğlu" hattı ile Değirmendere’deki "Demir" sülalesi arşivsel olarak aynı kökenden gelmektedir.

Topallar Sülalesi: Değirmendere’nin hayvancılık ekonomisini asırlardır yöneten kilit ailelerden biridir. Dağlık arazideki sürü yönetimindeki uzmanlıklarıyla tanınırlar. Osmanlı temettuat kayıtlarında "Ağnam" (küçükbaş hayvan) varlığı en yüksek olan haneler arasında "Topaloğlu" lakabıyla açıkça tescil edilmişlerdir.

Karataş Sülalesi: İsmini muhtemelen yerleştikleri mevkideki bazalt (karataş) coğrafi yapısından veya sülale büyüğünün tarihi bir lakabından almıştır. 1934 Soyadı Kanunu kayıtlarında Değirmendere’nin yerleşik çekirdek aileleri arasında mühürlenmiştir.

Sarıyıldızlar Sülalesi: Ziraat ve hayvancılığı dağlık sahada sentezleyen köklü bir koldur. Tipik bir "Avşar-Cerit" isimlendirmesiyle (Sarıkeçili / Sarıbey oymağı bağlantısı) doğrudan ilişkilidir.

Kaya ve Yıldız Sülaleleri: Köyün demografik yapısını tamamlayan diğer önemli ailelerdir. Bu ailelerin bir kısmı çevre köylerden (Koçlu, Öksüzlü) zamanla buradaki yayla avantajlarından yararlanmak amacıyla gelerek Değirmendere’nin sosyal dokusuna ve Cerid asabiyetine eklemlenmişlerdir.

Milli Mücadele döneminde, Çukurova ve özellikle Kadirli-Saimbeyli-Andırın üçgeninde Fransız işgal güçlerine ve Ermeni komitacılarına karşı yürütülen amansız direnişte Değirmendere köyü, stratejik dağlık konumu ve düşmeyen Türkmen asabiyeti sayesinde adeta aşılmaz bir kale vazifesi görmüştür. Çukurova’nın işgali sırasında dağlara çekilen Kuva-yı Milliye müfrezeleri, Değirmendere ve Maksutoluğu yaylalarını lojistik üs, güvenli sığınak ve askeri harekat merkezi olarak kullanmışlardır. Cerid ve Çakallu boy disiplininden gelen köyün yiğitleri, kendi aralarında oluşturdukları milis kuvvetleri (çeteler) ile Kadirli-Geben yol hattını kontrol altında tutmuş, işgalcilere yönelik yıpratma baskınlarında en ön saflarda çarpışmışlardır. Bölgedeki bu direniş ruhu, Türkmen irfanı ve özellikle Avşar ağıtları vasıtasıyla nesilden nesile aktarılarak Milli Mücadele’nin manevi cephesini de daima diri tutmuştur.

Değirmendere köyünün kurucu cemaati olan Çakallu ve bağlı olduğu Cerid aşiretinin tarihi göç yolları ile Osmanlı dönemindeki idari iskan dağılımları göz önüne alındığında, köyün şu bölgelerle çok yakın akrabalık bağları bulunmaktadır:

Malatya, Kahramanmaraş (Geben, Çığşar Hattı) ve Adıyaman (Hısn-ı Mansur, Behisni, Kahta): Çakallu cemaatinin 1536 ve 1563 tahrirlerinde ilk tescil edildikleri, yaylak ve kışlak olarak kullandıkları bu kadim hat, sülalelerin ana gövdesinin ve ilk akrabalık bağlarının yer aldığı coğrafyadır.

Şanlıurfa ve Gaziantep (Rumkale Hattı): Cerid aşiretinin Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki kışlak ve iskan sahaları olması hasebiyle Değirmendere'deki ailelerin bu bölgelerle tarihî soy bağları mevcuttur.

Aydın ve Isparta: Osmanlı Devleti'nin konargöçerleri batıya doğru sevk etme politikası (Bozulus ve Halep Türkmenleri iskanları) neticesinde batı illerine yerleşen ve bugün "Karaçakal" adıyla anılan Yörük kolları, Değirmendere'deki Çakallu oymağının doğrudan batıdaki öz akrabalarıdır.

Osmaniye Merkez, Karabacak ve Tekeli Köyleri: Değirmendere’nin ova hattına indikten sonra kız alıp-verme ve iktisadi ortaklıklar yoluyla en yoğun akrabalık ilişkisi kurduğu yerel merkezlerdir.


Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi (BOA).

Tapu Tahrir Defterleri: TD 151, TD 387 (1563 Maraş Tahriri), TD 968, TD 998 (1536 Malatya Kaydı).

Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1992.

Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1908), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2009.

Kütükoğlu, Mübahat S. Osmanlı Belgelerinin Dili (Osmanlı Paleografyası ve Diploratiği), Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul, 1994.

Yorumlar

Popüler Yayınlar