Kadirli İlbistanlı Köyü

 


Kadirli İlbistanlı Köyü

İlbistanlı köyü, Kadirli’nin kuzeydoğu istikametinde, Savrun Çayı’nın batı yakasında yer almaktadır. Köy, bölge olarak Savrun Çayı ile Balıkla Çayı’nın oluşturduğu verimli alüvyon sahası arasında, stratejik bir "iki su arası" konumunda yükselir. Bu konum, yerleşimi her iki akarsu hattından gelen yayla yollarının kesiştiği doğal bir kilit noktası haline getirmektedir. Köyün hemen doğusundan Savrun Çayı akarken, batı tarafında ise Balıkla Çayı vadisi uzanmaktadır. Köyün bulunduğu saha, tarihsel olarak konar-göçer grupların yayla dönüşü tercih ettiği stratejik bir "geçiş koridoru"dur. 

Rakım ve hava akımları, burayı Elbistan’ın serin yaylalarından gelen kitleler için iklimsel bir uyum sahası haline getirmiştir. Köyün tarihsel olarak konar-göçer/yaylak-kışlak döngüsüne sahip yerleşimi, 1866 tarihli Fırka-i İslâhiye tahrirlerinde İlbistanlı cemaatinin Kadirli kazasında yerleşik hayata geçmesi ve mülk sahibi olmasıyla resmiyet kazanmıştır. 1872 tarihli mufassal tapulama defteri ve nüfus yoklamalarında "Dervişli" mahallesinde tescil edilen sülale unsurları, iskan reformunun hemen ardından köy ve şehir merkezlerindeki yerleşik düzeni mühürlemiştir.

Osmanlı kayıtlarında "İlbistanlı" (Elbistanlı) ismi doğrudan bir cemaat adı olarak tescillenmiştir. İlbistanlı cemaati, Osmanlı kayıtlarında "Yörükan Taifesinden" veya "Konar-Göçer Türkmen"olarak geçmektedir. Dulkadirli bakiyesi olup Maraş ve Elbistan sancaklarında yoğunlaşmıştır. Akademik literatürde İlbistanlı cemaati, tek bir boydan ziyade Dulkadiroğlu Beyliği'ni oluşturan ana boyların (özellikle Bayat ve Avşar) Elbistan sancağında harmanlanmasıyla oluşmuş bir "Sancak Cemaati" olarak kabul edilir. 

İlbistanlı Köyünde bulunan Avşarlar, Avşar Boyunun Kucur oymağındandır. Ayrıca köyde Sarız dolaylarından gelen Torun Avşarları da bulunmaktadır. Bu ailelerin bazıları köye kendi istekleriyle önceden gelmiş, bazıları ise Fırka-i İslahiye (Felah-ı Islahiye) iskan hareketiyle yerleştirilmiştir. Bir kısım Avşar aile ise çevre köylerden gelerek burayı yurt edinmiştir.

Ancak Avşarların yanısıra Elbistan ve çevresi, Dulkadiroğlu Beyliği'nin merkezi olması hasebiyle yoğun bir Bayat yerleşimidir. İlbistanlı cemaatinin bir kolunun, Kadirli ve çevresindeki iskan süreçlerinde Bayat boyu disipliniyle hareket ettiği görülür. Dulkadirli Türkmenleri'nin en savaşçı ve hareketli unsurları olan Avşarlar, Elbistan havzasında çok güçlü bir nüfusa sahiptir. İlbistanlı cemaati içindeki "Çeribaşı" gibi askeri unvan taşıyan sülalelerin, bölgedeki Avşar obalarıyla (özellikle Köseli ve İmanlı Avşarları) hısımlık ve boydaşlık bağları olduğu, 16. yüzyıl tahrir kayıtlarındaki vergi gruplarından anlaşılmaktadır. İlbistanlı cemaatinin; Beğdili, Bayat ve Avşar boylarının Elbistan sancağındaki idari ve askeri birleşimiyle oluşan, zamanla "İlbistanlı" adıyla müstakil bir cemaat hüviyeti kazanan bir yapı olduğunu gösterir. 

Bölgede mufassal olarak bağlandığı Bozdoğan Aşireti ve Bayat boyu ile olan tarihsel bağlantı belgelerle sabittir. İlbistanlı halkı, çevresindeki diğer topluluklarla tarihsel süreçte sınırlı evlilikler yaparak kendi genetik havuzunu korumuştur. Bölgedeki Türkmen gruplarında görülen yüksek kafa yapısı (Brakisefal) ve orta-uzun boy karakteri İlbistanlı sakinlerinde aslına uygun şekilde gözlemlenir. Bu antropolojik yapıya, Elbistan yöresine has "sert ve dayanıklı" mizaç eşlik eder.

Köyün güneybatı uç noktasında, 1365-1440 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen Hasan Dede Türbesi yer almaktadır. Halk arasındaki anlatılara göre Hasan Dede, Cabbar Dede ve Möhle Dede üç kardeştirler. Üçünün de bölgede farklı mekânlarda türbeleri bulunmaktadır:
Hasan Dede Türbesi: Kadirli’nin İlbistanlı Köyü’nde, Mustafalar mevkiindedir.
Möhle Dede Türbesi: Kocalar mevkiindedir.
Cabbar Dede Türbesi: Değirmendere Köyü’nün Maksutoluğu - Tekadi Yaylası civarındadır.
Dandıllar ve Elbistan Göçü (Kaynak: Osman Çiftçi): Değirmendere Köyünün yaşlıları, Möhle Dede'nin asıl adının Ahmet olduğunu ve günümüzde Dandıl soyadını taşıyanların bu dedelerin kendi soyundan geldiğini aktarırlar. Dandıl ailesi, tarih olarak tam bilmeseler de geçmişte Elbistan’ın Büyükyapalak kasabasından büyük bir kavga veya çatışma sonucunda göçerek Değirmendere köyünün muhtelif yerlerine yerleştiklerini anlatırlar.
Bu aile, bölgede kuduz hastalığına ve dahi başka birtakım hastalıklara şifacılık yaptıkları için (halk dilinde ocak deniyor) "Kuduzcu" lakabıyla da bilinirler. Büyükyapalak kasabasında hâlâ küçük rahatsızlıkları tedaviyle uğraşan, yarı bitkisel ilaç tedavisi yarı okuyup üfleme şeklinde şifacılık geleneğinin sürdüğü bilinmektedir.Köyde dokunan kilim ve çuvallar, Avşar damga ve motiflerini taşımaktadır. Ayrıca köy sınırları içinde, Yörük-Türkmenlerin yazın hayvanlarıyla birlikte çıktıkları çayır alanı olan Keli ve Yanandam denilen düzlük alanlar, göçebe kültürünün köy coğrafyasındaki en net izleridir.
1669 Fermanı ve Zorunlu İskan: 1669 yılında Osmanlı Padişahı IV. Mehmet'in çıkarttığı bir fermanla, bölgedeki göçer aşiretleri iskan etme zorunluluğu getirilir. Fermanda adı geçen ve iskan edilmesi istenen 7 bölge arasında İlbistan da yer almaktadır.
1692 : Bu yöredeki Kucur Avşarı, Osmanlı'nın iskân siyaseti doğrultusunda birçok Türkmen oymak ve obasıyla birlikte Rakka ve Belih nehri boylarında iskâna tabi tutuldu.
1703 : Bölgedeki aşiretlerin nizamı bozuldu ve topluluklar etrafa dağıldı.
1711: Dağılan bu gruplardan Kucur Avşarı, Mardin havalisinde bulunuyordu.
19.yüzyılın sonu itibarıyla bu cemaatin bir kolu, Elbistan’daki iç çatışmalar veya otlak yetersizliği nedeniyle Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) sahasına inmiştir. Sülalelerin intikal rotaları incelendiğinde, göçün ana aksının Elbistan Sancağı'ndan Çukurova havzasına doğru gerçekleştiği resmiyet kazanmaktadır. Fırka-i İslâhiye reformlarından sonra konar-göçer Türkmen unsurların yerleşik hayata geçirilmesiyle birlikte yerleşim sabitleşmiştir. Öte yandan, 1925-1932 yılları arasında Malatya Hekimhan Basak Köyü'nden ayrılan Alevi Türkmen kökenli "Canpolat" sülalesinin Bolat Mustafa önderliğindeki bir kolu da tarımsal ve iktisadi faaliyetler (su değirmenciliği) çerçevesinde İlbistanlı Köyü ve Savrun Çayı yatağı boyunca yerleşmiştir. İlerleyen yıllarda sülalenin tarımla uğraşan bir kolu ise ekonomik gerekçelerle İlbistanlı'dan bereketli Ceyhan Ovası düzlüklerine doğru kaymıştır.
Kadirli İlbistanlı köyünde meskun tarihi sülaleler; Osmanlı tapu tahrirleri, nüfus defterleri, 1872 Halep Vilayeti tapulama kayıtlarının incelenmesi neticesinde arşivsel bağlantı notlarıyla şu şekilde tespit edilmiştir:
Kertmenler (Kertmen Sülalesi): Elbistan’ın Kertmen köyü/obasından kopup gelen, bölgenin en köklü ailelerinden biridir. Soyadı kanunuyla farklı isimler alsalar da "Kertmen" lakabıyla anılırlar. Belgelere göre bu cemaat, Elbistan havalisinde konar-göçer nizamda yaşarken, 18. ve 19. yüzyıllardaki iç göçler ve iskan fermanları neticesinde Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) bölgesine intikal etmiştir. Türkmen geleneğinde, bir sülalenin ayrıldığı yerin adını (Kertmen obası/köyü) lakap olarak taşıması, aidiyetin en güçlü kanıtı kabul edilir. Elbistan üzerine yapılan yerel tarih çalışmalarında (Örn: Besim Atalay veya bölge üzerine tez çalışmaları), Elbistan’ın kuzey/kuzeybatı hattında kalan Kertmen mevkiinin, antik dönemden beri bir yerleşim yeri olduğu ve buraya yerleşen Türkmen grubunun bu isimle anıldığı belgelenmiştir. Kadirli İlbistanlı Köyü'ndeki "Kertmen" lakabı, bu tarihsel toponiminin (yer adının) bir "etnonim" (aşiret adı) olarak Kadirli'ye taşınmış halidir. Etnoloji literatüründe (Örn: Refet Yinanç, Dulkadir Beyliği), ailelerin Soyadı Kanunu’ndan sonra aldıkları farklı soyadlarına rağmen halk arasında hala "Kertmenler" olarak anılmaları, "kök ismin" toplumsal hafızadaki gücünü gösterir. 
Çeribaşılar Sülalesi: Bu aile, Elbistan yöresinde "Aşiret Reisi/Lider" sıfatıyla tanınan ve göç dalgasına önderlik eden bir koldur. Elbistan’ın merkezi köylerinden (Söğütlü veya Karaelbistan hattı) geldikleri bilinmektedir. Elbistanlı cemaatinin Dulkadir Eyaleti (Maraş-Elbistan) içindeki konumu işlenirken, bu grubun içinden çıkan liderlerin (Çeribaşı sülalesinin ataları) 18. yüzyılda bölgedeki asayişi sağladığı ve iskan fermanları sırasında aşireti yeni yerleşim yerlerine (Kars-ı Zülkadriye/Kadirli) sevk ettiği belgelenmiştir. İlbistanlı (Elbistanlı) cemaati, "Yörükan Taifesinden" olarak geçer. Bu kayıtlarda cemaatin başında bulunan ve "Kethüda" ya da askeri düzende "Çeribaşı" olarak adlandırılan liderlerin Elbistan-Maraş hattındaki idari sorumlulukları belirtilir.
Hacıömeruşağı Sülalesi: Elbistan’ın Hacıömer obasından koparak Kadirli’ye yerleşen, tarım ve hayvancılıkta öncü olan sülaledir. 18. ve 19. yüzyıllarda Elbistan'daki Hacıömer obasından kopan bir kolun, Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) bölgesindeki verimli arazilere yerleştiği ve burada "Hacıömeruşağı" lakabıyla tarım ve hayvancılık faaliyetlerini sürdürdüğü belgelenmiştir.
Kürtüler / Kürtüloğulları Sülalesi: İsimleri her ne kadar bu şekilde anılsa da, Elbistan’ın Kürtül yerleşkesinden gelen halis Türkmen bir gruptur. Yusuf Halaçoğlu, Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (Cilt 4, s. 1478) adlı eserinde, "Kürtül / Kürtüllü" cemaatini doğrudan "Türkmen Taifesinden" olarak tasnif etmiştir. Halaçoğlu, bu grubun Maraş ve Elbistan sancaklarında iskân edildiğini, ancak ismindeki  benzerlik nedeniyle zaman zaman yanlış anlaşıldığını, oysa tahrir defterlerinde bu cemaatin "Yörükan" (Türkmen göçerleri) defterine kayıtlı olduğunu belirtir. Cevdet Türkay’ın Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiret, Aşiret ve Cemaatler adlı referans eserinde; Kürtül cemaati, Dulkadiroğlu Türkmenleri arasında zikredilir. Kayıtlarda bu grubun Elbistan ve Maraş havalisinde yerleşik olduğu, ismini ise Elbistan civarındaki "Kürtül" mevkisinden aldığı belirtilir. 
Türkmen aşiretlerinde yer adının cemaat adı haline gelmesi (Kürtül'de oturanlar -> Kürtüllü/Kürtül) çok yaygın bir durumdur. Prof. Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar adlı eserinde, Dulkadirli sahasındaki (Maraş-Elbistan) boy teşkilatını incelerken, bu bölgedeki yerel isimlerin çoğunun antik veya yerel coğrafi adlardan geldiğini, ancak nüfusun çekirdeğinin Avşar, Bayat ve Beğdili gibi saf Oğuz boyları olduğunu vurgular. Kürtüloğulları, bu bölgenin kadim Türkmen dokusunun bir parçasıdır.
Elbistanlılar (Öz Elbistanlı) Sülalesi: Köye doğrudan "İlbistanlı" ismini veren ve herhangi bir oba ismiyle anılmayıp doğrudan şehir merkeziyle bağını koruyan çekirdek gruptur. Tahrir defterlerinde, bazı gruplar "İlbistanlı Cemaati" olarak genel bir isimle kaydedilmiştir. Bu durum, grubun bir alt oba ismine (örneğin Kertmenli veya Kürtüllü gibi) sığınmak yerine, doğrudan İlbistan (Elbistan) Sancağı’nın ana nüfus temsilcisi olarak hareket ettiğini belgeler.Elbistanlı (İlbistanlı) topluluğunun Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) bölgesindeki iskanı işlenirken, bu grubun Elbistan Sancağı'ndan kopup gelen "ana kitle" olduğu vurgulanır. Kayıtlarda bir oba adı belirtilmeyip doğrudan "İlbistanlı" denilmesi, bu grubun Elbistan’ın merkezi idaresine bağlı, kentsel bağlantısı güçlü veya o sancağın merkez sakinlerinden oluşan çekirdek grup olduğunu gösterir.
Tokgözler Sülalesi: Köyün yerleşik nüfus tabanında mühim bir yer tutan, 1872 Halep Defteri mufassal kayıtlarında doğrudan "Dervişli" mahallesi kütüğünde "Kütükoğlu Himmet (Tokgözler)" ismiyle resmiyet kazanan köklü bir koldur.Kadirli-Maraş hattının en kadim kurucu unsurlarından biri olan Bozok kolunun Bayat boyuna mensupturlar.
İlbistanlı köyünün 1. Dünya Savaşı yıllarında geçirdiği zor günleri ve Köşüm ailesinin yaşadığı sıkıntıları, o dönemi birebir yaşayanlardan duyarak kaleme alan Kenan Erzurum, "Kurtuluşun Bedeli" adlı eserini köy halkına armağan etmiştir. Bu eser, köyün yakın tarihine ışık tutan en önemli yazılı kaynaklardan biri olarak değerini korumaktadır.
Milli Mücadele yıllarında Çukurova havzasında icra edilen Fransız işgali ve işbirlikçi milis faaliyetlerine karşı İlbistanlı köyü, savaşçı karakteri ve stratejik geçiş yolu koridoru olma vasfı ile Kuva-yı Milliye hareketinin lojistik mihraklarından birini teşkil etmiştir. Nitekim bölgedeki Fransız hareketliliği esnasında kadınların, çocukların ve yaşlı nüfusun korunması amacıyla güvenli bir sığınak olarak çevre köylerden de nüfus nakli almıştır.
Kahramanmaraş (Elbistan Sancağı, Söğütlü, Karaelbistan, Kürtül mevkileri): Sülalelerin ana gövdesinin kopup geldiği yasal ve tarihsel kök coğrafyadır.
Adana (Ceyhan Ovası): Tarımsal faaliyetlerin genişlemesiyle köyden ayrılan sülale kollarının kalıcı yerleşim alanıdır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi (BOA).

Tapu Tahrir Defterleri: 1530 tarihli TD 998 (Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i Bekr ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri) ve 1560 Kanuni Devri Tapu Tahrir Kayıtları.

Halep Vilayeti Tapulama ve Nüfus Yoklama Defteri (Rumi 1288 / Miladi 1872).

Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları, İstanbul.


Halaçoğlu, Yusuf.
Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1600), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.

Türkay, Cevdet. Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiret, Eşiret ve Cemaatler, İstanbul.

Yorumlar

Popüler Yayınlar