Kadirli Kayasuyu (Galinci) Köyü
Kadirli Kayasuyu (Galinci) Köyü
Kayasuyu Köyü, Toros Dağları’nın ovaya nazır ilk yamaçlarında, Keşiş Çayı’nın bereketli vadisinde konumlanmıştır. Yerleşim, ismini doğrudan coğrafi bir fenomenden; sarp kayaların arasından süzülüp gelen ve Savrun’u besleyen soğuk su kaynaklarından almıştır. Halk arasındaki deyişle, "kayadan çıkan suyun bereketi", köyün sadece ismini değil, ekonomik kaderini de belirlemiştir. Köyün eski adı Galinci'dir. Bu adın kökenine dair bazı görüşler var. Çukurova bölgesinde Osmanlı öncesi ve Osmanlı döneminde Ermeni ve Rum yerleşimleri bulunuyordu. “Galinci / Galıncı / Galinçi” benzeri adlar: Ermenice veya Rumca kişi adı veya aile adı kökenli olabilir. Yerleşimi kuran veya bölgede yaşayan bir topluluğun adı olabilir.
Cumhuriyet döneminde birçok köy adı Türkçeleştirildiği için “Kayasuyu” gibi coğrafi isimler verilmiştir. Bazı yerel yorumlara göre “Kalın / Galın” → büyük, güçlü, yoğun anlamında, “-cı / -ci” → yapan, sahip olan... Bu durumda “kalın yer”, “güçlü yer” veya “yoğun su/bitki bulunan yer” anlamı çıkarılabilir. Gallinci adının kökenine dair net bir görüş yoktur. Ancak en doğru tanımlama 'Gallin' veya 'Kalın' kelimesi, yöre ağzında 'kalın/dolgun dal' anlamına geldiği gibi, bu daldan yapılan 'yivsiz boru/ağızlık' aparatını da tanımlar.
Anadolu’da pek çok yerleşim, orada icra edilen kadim zanaatlerle isimlendirilir. 'Gallinci' (Ağızlık/Pipo ustası), tıpkı 'Demirci', 'Boyacı' veya 'Bardakçı' köyleri gibi, köyün bir dönem bölgedeki orman ürünleri işleme merkezi olduğunu kanıtlar. Toroslar’ın çam ışkınlarından (taze sürgünlerinden) sıcak mille delinerek yapılan o ağızlıklar, bölge Türkmenlerinin 'orman köylüsü' karakterinin bir ürünüdür.
Devlet arşivlerinde, özellikle Halaçoğlu ve Sümer’in tahrir analizlerinde, Kayasuyu (Galinci) ve çevresindeki sahalar, "Kars-ı Zülkadriye" sancağının en hareketli Türkmen havzası olarak kaydedilmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) fonlarında yer alan 1530 tarihli Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i Bekr ve ‘Arab ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri kayıtları, bölgenin mülki entegrasyon sürecini resmen belgelemektedir. Kadirli'nin ve genel olarak Yukarı Çukurova’nın demografik kaderi, 1865 yılında hayata geçirilen Fırka-i Islâhiye askerî ve mülkî müdahalesiyle kökten değişmiştir. Konar-göçer unsurların dağ damları ve yaylak kalıpları bu süreçte tasfiye edilerek zorunlu iskân politikaları uyarınca ova tabanına ve vadi ağızlarına yerleştirilmişlerdir. 1872 tarihli mufassal Halep Vilayeti Tapulama ve Nüfus yoklaması defterleri (Halep Defteri), Galinci aksında yerleşik hayata geçen mülk sahiplerinin şecere ve mülkiyet hafızasını kayıt altına alan en somut birincil kaynak olarak öne çıkmaktadır.
Kayasuyu’nun ana damarını, Oğuzların Avşar boyu (Özellikle Faydalı ve Salmanlı kollarıyla etkileşimli gruplar) oluşturur. Yapılan arşiv taramalarında, köyün sosyol yapısının sadece Avşar boyuyla sınırlı kalmadığı; 17. ve 18. yüzyıllarda Çukurova genelinde ve Kars-ı Zülkadriye kazasında hareketlilik gösteren İç-il Yörükleri (Aydınlı taifesi bağlantılı) ve Yağbasan aşiretleri gibi köklü Türkmen topluluklarıyla doğrudan eklemlendiği anlaşılmaktadır. Bu oymaklar, Osmanlı tahrir sisteminde "Cemaat-i Yörükân-ı Kars" şemsiyesi altında deftere bağlanmışlardır. Avşarların bölgedeki hâkimiyeti, bilhassa Rakka-Halep-Çukurova hattındaki tarihî göç silsilesinde lojistik birer üs kurmalarına yol açmış, bu durum Galinci yerleşiminin de boy aidiyet kodlarını sarsılmaz bir biçimde perçinlemiştir.
Köyün yaşlıları, atalarının buraya göçebe (konar-göçer) hayat tarzından yerleşik hayata geçtiğini ifade etmektedir. Tarihî göç projeksiyonları incelendiğinde, yerleşimin 1691 yılında Suriye’nin Rakka bölgesinden Anadolu içlerine ve Yukarı Çukurova'ya yönelen aşiret firarileri ile konar-göçer oymakların yarattığı büyük tazyikten doğrudan etkilendiği görülmektedir. Bu dönemde istikrarsızlaşan Yukarı Çukurova asayiş hattı, yerleşimi bir dönem "pazar yeri" hüviyetini koruyan gizli bir sığınak haline getirmiştir. Fırka-i Islâhiye sonrasında ise iskânın kalıcılaşması adına devlet eliyle mîrî araziden toprak tahsisleri yapılmış, bu durum dışarıdan (özellikle Elbistan, Maraş ve Kozan hattından) köye yönelik tarımsal amaçlı göç hareketlerini hızlandırmıştır. Köyün Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bölgedeki eğitim ve tarımsal dönüşümde öncü bir rol üstlendiği, Savrun üzerindeki su değirmenleri ve bentleri ile lojistik bir merkez olduğu vurgulanmaktadır.
Kayasuyu’nun sosyal dokusunu, bir ucu Elbistan ve Maraş’a, diğer ucu Sarız ve Uzunyayla hattına dayanan köklü sülaleler şekillendirmiştir. Köyde yaşadığını doğruladığımız sülaleler şunlardır:
Erat Sülalesi: Kadirli çevresine iskân edilen Tecirli veya Ulaşlı Türkmen boylarının bölgeye yerleşik hayata geçmesiyle şekillenmiş, köyün kurucu kurumsal yapısında yer alan yerleşik oymaklarındandır.
Doğmuş Sülalesi: Osmanlı tahrir ve iskan defterlerinde Çukurova bölgesine yerleştirilen Bozdoğan veya Avşar taifesine bağlı kolların torunlarıdır.
Cansever Sülalesi: Bölgedeki eski Yörük cemaatlerinden (muhtemelen Farsak/Varsak veya Karakoyunlu kolları) gelerek yerleşik düzene geçen ve köyün tarımsal kimliğini oluşturan ailelerdendir.
Özge Sülalesi: Kayasuyu'nun eski ismi olan Gallinçi/Kallinçi döneminden Cumhuriyet dönemine geçişte soyadı kanunuyla bu unvanı alan, Sırkıntılı Türkmen obaları ile akrabalık bağları bulunan yerleşik bir sülaledir.
İspir (Sarıkaya) Sülalesi: 1872 tapulama kayıtlarında Fakı Mahallesi'nde "Sarımustafaoğlu Mehmet (İspir)", "Sarımustafaoğlu Latif" ve "Memilioğlu Mustafa (İspir)" olarak geçen köklü yapıdır. Yöreye Erzurum/İspir hattından gelen veya bu lakapla maruf olan konar-göçer Türkmen cemaatindendirler
Coşkun (Ahmet Ka Oğlu Musa Silsilesi): 1872 nüfus yoklamasında Dervişli Mahallesi'nde yer alan "Ahmet Ka oğlu Musa (Coşkunlar)" kaydı ile doğrudan birincil elden doğrulanmış, dışa kapalı evlilik bağlarıyla saf Türkmen mirasını günümüze taşımışlardır.
Kadirli genelinde olduğu gibi Kayasuyu köyü kaynak kişilerinin beyanlarında da Milli Mücadele dönemi (1919-1921 Çukurova'nın Fransız işgali) önemli bir yer tutar. Köyün yaşlıları, atalarından devraldıkları sözlü mirasta, Fransız ve Ermeni çetelerine karşı bölgede verilen "çete harbi" mücadelelerini, kaç-kaç dönemini ve köy halkının lojistik destek rollerini sıklıkla anlatmaktadır.
Bölge, Fransız işgal kuvvetlerinin ve Ermeni intikam alaylarının tazyiki altına girdiğinde, yerel Türkmen sülaleleri Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesinde hızla organize olmuşlardır. Menziletzade Veli Efendi'nin 1917-1920 yılları arasındaki Kadirli Belediye Başkanlığı sivil liderliği, işgal yıllarında lojistik ve mülki idarenin omurgasını oluşturmuştur. Çukurova Kuvâ-yı Milliye müfrezelerine, Savrun vadisi üzerinden güvenli lojistik koridorlar açılarak erzak, binek hayvanı, silah ve finansman sağlanmıştır. Kadirli'nin kurtuluş günü olan 7 Mart 1920 sürecinde, köyün Kuva-yı Milliye milisleri, ünlü komutan Osman Tufan Paşa ve Tekelioğlu Sinan Bey komutasındaki birliklerle omuz omuza hareket ederek Fransız cephane nakil yollarına pusu faaliyetleri icra etmişlerdir.
Kayasuyu (Galinci) Köyü’nün Sülale kütükleri incelendiğinde; ailenin ana kollarının Kahramanmaraş (özellikle Elbistan ve Andırın ilçeleri), Kayseri (Sarız ve Uzunyayla Avşar yerleşimleri) ve Adana havzası ile doğrudan kan bağı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
İrade Mesail-i Mühimme (İ..MSM), Defter No: 69, Gömlek No: 2006 (1865 Fırka-i İslâhiye Müdahale ve İskân Kayıtları).
Kars-ı Maraş Tapu-Tahrir Defteri, nr. 290, Varak: 53-a (1563 Tarihli Mufassal Tahrir Kayıtları).
TD.Nr. 998 Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i Bekr ve ‘Arab ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri (1530 Tarihli Resmi Nüfus ve Toprak Tahriri).
Yorumlar
Yorum Gönder