Kadirli Kerimli Köyü
Kerimli köyünün üzerinde bulunduğu Anavarza Kalesi etekleri ve Çukurova havzası, İlkçağdan itibaren stratejik konumu ve yüksek ziraat kabiliyetiyle Kilikya bölgesinin en hayati iskan odaklarından birini teşkil etmiştir. Antik Roma ve Bizans dönemlerinde Anavarza metropolünün hinterlandında yer alan bu topraklar, askeri garnizonların, lojistik yolların ve verimli tarım arazilerinin kesişim sahası olmuştur.
Anadolu'nun Türkler tarafından iskan edilmesi sürecinde, XI. yüzyıldaki büyük Selçuklu akınları ve XIII. yüzyıldaki Moğol istilası dalgaları neticesinde Horasan, Azerbaycan ve Suriye (Rakka-Halep) hattını takip eden Oğuz Türkmen kitleleri Çukurova sınır boylarına dirlikler verilerek yerleştirilmiştir. Bölgenin kaza düzeyinde kurucu nüfus tabanını oluşturan konar-göçer Yörük grupları, Osmanlı idari sistemine kesin olarak geçişi sağlayan Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi (1516) sonrasında "Cemaat-i Yörükân-ı Kars" başlığı altında defterlere tescil edilmiştir. 16. yüzyıl kayıtlarında, özellikle Maraş Tahrir Defteri (TD 387) ve Adana/Tarsus mufassal tahrir kütüklerinde bölge "Kars-ı Maraş" veya "Kars-ı Zülkadriye" sancağı dahilinde bir yerleşim ağı olarak görülmektedir.
19. yüzyıla gelindiğinde Kerimli yerleşimi, Bozdoğan aşiretinin "ana mülkü" ve idari aristokrasisinin yerleşiklik kazandığı bir merkez statüsü kazanmıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarında "Bozdoğan Perâkendesi" içerisinde müstakil bir idari ve demografik birim olarak tescil edilen yerleşim, adını doğrudan kurucu bey ailesinin atası olan Kerimoğlu Abdülkerim Bey’den almıştır. 1865 yılındaki Fırka-i İslâhiye askeri harekatı öncesinde ve sonrasında mühim bir asayiş ve hükümet merkezi vazifesi gören yerleşim, Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa'nın mecburi iskan ve ziraati teşvik politikaları sonucunda 1865 yılında "Karya-i Kerimlü" (Kerimli Köyü) olarak resmen tescil edilmiş ve göçerlerin kalıcı olarak toprağa bağlandığı demografik bir üs haline getirilmiştir. 1831 tarihli ilk büyük nüfus sayımında yerleşimin 360 hane gibi devasa bir aşiret nüfusuna sahip olduğu mühürlenmiştir.
Kerimli köyünün etnik ve soy kütüğü, Oğuz Türklerinin Üçoklar kolundan, Deniz Han nesline mensup olan kadim İğdir Boyu'na dayanmaktadır. İğdir kelimesi tarihi lügatlerde "iyilik, büyüklük ve yiğitlik" sıfatlarıyla tanımlanmakta olup, boyun ongunu ise "Çakır Kuşu"dur. Kerimoğlu ailesinin sözlü ve yazılı şecere hafızasında korunan "İğdir" vurgusu, aşiretin zamanla Çukurova'da kurulan büyük Bozdoğan Aşiret Konfederasyonu'na dahil olmadan önceki en eski boy aidiyetini yansıtmaktadır. Bozdoğanlar tek bir boydan ziyade parçalanmış alt oymakların (İğdir parçaları gibi) birleşmesiyle meydana gelmiş mufassal bir çatı yapılanmadır.
Dikkat: Akademik literatürde Kerimli köyünün kurucu unsuru olan Bozdoğan Aşireti, genellikle Oğuzların Üçoklar koluna mensup kabul edilir. Ancak burada "İğdir" boyu ile olan bağ şu şekilde temellendirilir: Faruk Sümer’in Oğuzlar eserinde ve tahrir defterlerinde, Çukurova ve çevresindeki pek çok Türkmen grubunun kökeni, Anadolu’ya ilk gelen 24 Oğuz boyuna dayandırılır. İğdirler, Anadolu’nun fethinde ve özellikle Güney Anadolu hattında (İçel, Tarsus, Adana) çok aktiftirler. Kerimoğlu ailesinin sözlü tarihinde "İğdir" vurgusunun olması, aşiretin Bozdoğan konfederasyonuna katılmadan önceki "kadim boy hafızasını" yansıtır. Şurası unutulmamamalıdırki Bozdoğanlar tek bir boydan ziyade, zamanla birleşmiş bir Aşiret Konfederasyonudur. Bu konfederasyonun "Bey" ailesi olan Kerimoğullarının, kendilerini Üçoklar-Deniz Han-İğdir silsilesine dayandırması, soyluluk ve meşruiyet kanıtı olarak arşivsel mantığa uygundur.
16. yüzyıl Tapu Tahrir kayıtlarında, özellikle TD 387 numaralı Kars-ı Maraş ve Adana kütüklerinde İğdir cemaati, Üç-Ok koluna bağlı stratejik bir unsur olarak kayıtlıdır. Bu dönemde Çukurova havzasında ve Tarsus-Misis hattında "Cemaat-i İğdir-i Diğer" ve "Cemaat-i İğdir-i Hacılu" adıyla ziraat ve hayvancılık yapan topluluklar tescil edilmiştir. Henüz soyadı nizamının bulunmadığı bu erken asırlarda Kerimli köyünün ataları defterlerde "Kerim Veled-i ..." veya "Cemaat-i Kerim" şeklinde, Bozdoğan konfederasyonuna mülaki müstakil bir oba veya kethüda silsilesi olarak mühürlenmiştir. 1865 tarihli Cevdet Paşa kayıtlarında ve Fırka-i İslâhiye evrakında "Bozdoğan" adının bir üst idari kimlik olarak kullanılması, alt kök olan "İğdir" isminin resmi evraklarda zikredilmeyerek gölgede kalmasına yol açmıştır. Konfederasyonun liderliğini ve "Beylik" makamını elinde bulunduran Kerimoğulları, resmi şecere meşruiyetlerini bu köklü Üçoklar-İğdir asabiyetine dayandırmışlardır.
Kerimli köyünün kurucu obasının takip ettiği tarihi göç koridoru; "Horasan -> Karaman -> Mersin/Tarsus -> Adana/Misis -> Kadirli/Kerimli" hattı olarak İskan Defterleri ve tahrir tescilleriyle tam bir kronolojik uyum arz etmektedir. 1563 yılı mufassal kayıtlarında İğdir boyuna mensup kitlelerin Misis civarındaki mezraları ziraat ettikleri, 16. yüzyılın son çeyreğinde ise yazlak-kışlak döngüsü ve otlak arayışları neticesinde Kadirli’nin kuzey sahifelerine ve Anavarza eteklerine doğru kayarak "Bozdoğan-ı Kerimlü" unvanıyla bölgeye kalıcı olarak yerleştikleri tespit edilmiştir.
Fırka-i İslâhiye (1865) sonrasında Kerimli, bölgedeki 9 stratejik kaleyi ve iskan noktasını besleyen bir "Merkez Köy" (Merkez Hükümet Ocağı) hüviyetine bürünmüştür. Çevre köylerin idari olarak müstakil muhtarlıklar almasından evvel, bu sahalar Kerimli’nin birer obası veya mahallesi olarak tescil edilmiştir. 19. yüzyıl Nüfus Defterleri (NFS.d 3416) ve Temettuat Defterleri (ML.VRD.TMT) çapraz sorgulandığında, çevre yerleşimlerdeki pek çok hanenin kütük asıllarında "Aslı Kerimli" veya "Kerimlü Aşiretinden" şerhi mühürlüdür. Bu tarihi ve ekonomik uydu ağını oluşturan 9 stratejik yerleşim birimi ve fonksiyonel rolleri şu şekildedir:
Kerimli (Merkez): Bey ailesinin (Kerimoğulları) ikametgahı, idari karargah ve ana kütük merkezi.
Cığcık (Ganali): Kerimli merkezinden ayrılan bey ailesine mensup üç kardeşin yerleşerek "Ganiağalar" (Kerimoğlu-zade Gani Bey silsilesi) adıyla ekonomik ve tarımsal zenginliği kontrol ettiği ana kol.
Bozkuyu: Bozdoğan konfederasyonunun "su, otlak ve mera" hukukunu elinde tutan kadim kışlak yerleşimi.
Kırmıtlı: Aşiretin Ceyhan Nehri havzasındaki en hayati lojistik kapısı ve geçiş menzili.
Endel: Konar-göçer hayattan tarımsal üretime geçişin ilk pilot ve seçilmiş uygulama sahası.
Vayvaylı: Savrun Çayı boyunca uzanan, su mülkiyeti yüksek Bozdoğan yerleşkesi.
Hemite: Ceyhan nehrinin sağ yakasında kaleye sırtını vererek askeri ve idari asayişi sağlayan uç savunma noktası.
Kazmaca: Hayvancılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı ve resmi kütük bağı doğrudan Kerimli’ye uzanan üretim birimi.
Köyyeri (veya Aleybağ/Bahçe hattı): Aşiretin bölgeye ilk intikalinde "kadim vatan" olarak işaretlediği köklü durak sahası.
1900'lü yılların başına kadar bu sekiz köyde doğanların nüfus işlemleri için Kerimli'deki Aşiret Kethüdası'na veya muhtarına müracaat ettiği Vukuat Defterleri'ndeki kayıtlarla sabittir. Temettuat Defterleri kayıtlarında bu sekiz köydeki arazilerin önemli bir kısmının Kerimli mukimi olan Bozdoğan beyleri üzerine kayıtlı olduğu saptanmıştır. Bu da köylerin ekonomik olarak da Kerimli'ye bağımlı birer uydu yerleşim olduğunu kanıtlar .
Kerimli sadece bir yerleşim yeri değil, Bozdoğanların bu bölgedeki Hükümet Merkezidir. Diğer sekiz köy, Kerimli'den dallanan birer şecere koludur. Bu nedenle bugün bile pek çok ailenin kütük aslındaki Kerimli ibaresi, o kadim birliğin resmi mührüdür.
Bilgi: Benimde (Aytaç Bozkuyu) üyesi olduğum Yukarı Bozkuyu köyü doğrudan dokuz Bozdoğana bağlıdır . Hatta sülalem olan Demirciuşağı sülalesi Kerimoğullarının silah, tarım aleti ve at koşum takımlarını yapan, bu sebeple Bey Ocağı'na en yakın duran stratejik bir akraba koludur . 1845 Temettuat kayıtlarında, Bozkuyu'daki Demircioğlu hanelerinin arazileri ile Kerimoğlu ailesine ait mülklerin sınır komşuluğu yani iştirakli arazi durumu, bu iki ailenin kadimden beri birleşik kaplar gibi hareket ettiğini gösterir. Her iki sülalenin de yaylak rotası Mazgaç ve Kızıloluk hattıdır. Eski anlatılarda geçen Kerimoğlu yaylada savaşırken, Demircioğlu kılıç döverdi ifadesi, bu fonksiyonel akrabalığın halk hafızasındaki yansımasıdır. Demircioğulları, Bozdoğan federasyonu içerisinde Kerimoğulları ile aynı Bey Çekirdeğinden gelen, aşiretin teknik ve lojistik otoritesini elinde tutan doğrudan amcazade koludur. Bozkuyu'ya yerleşimleri, Kerimli merkezli Bozdoğan yayılımının stratejik bir parçasıdır. Arşivdeki Cemaat-i Kerimlü tescili altında her iki sülale de aynı defter sayfasında mühürlüdür.
Cığcık Ganali mahallesinde yaşayan sülalelerin kütük asılları doğrudan Kerimli'dir. 19. yüzyıl sonunda Kerimli'den ayrılan Bozdoğan Bey ailesine mensup üç kardeş, bugünkü Ganali mevkisine yerleşerek burada yeni bir yerleşim çekirdeği oluşturmuştur. Ganiağlar tabiri, bu bölgeye yerleşen Bozdoğan beylerinin ekonomik zenginliğini ve Gani yani bol ve zengin sıfatıyla anılmalarını simgeler. Arşivlerde bu kol Kerimoğlu-zade Gani Bey silsilesiyle eşleşmektedir.
1845 tarihli Temettuat Defterleri'nde bu bağın ekonomik mührü görülmektedir. Cığcık Ganali'deki bazı tarlaların mülkiyet kayıtlarında Kerimli köyünden falan sülale ile müşterek ibaresi yer alır. Bu, iki yerleşimdeki sülalelerin arazilerinin kadimden beri birleşik olduğunu kanıtlar. Her iki köydeki sülaleler de, özellikle Ganiağlar kolu, Mazgaç ve Kızıloluk yaylak haklarını ortaklaşa kullanmaya devam etmiştir. Bu durum, idari bölünmenin kan bağını koparmadığının en büyük etnolojik kanıtıdır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi A. MKT. UM. fonundaki 439/70 ve 558/61 numaralı mühürlü belgeler, Kerimli Bey Ocağı olan Kerimoğulları ekseninde incelendiğinde, Çukurova’nın o dönemdeki Aşiretler Arası Güç Dengesi'ni ve Kerimoğullarının neden bir Beylik otoritesi olarak öne çıktığını kanıtlayan çok kritik veriler sunmaktadır.
Arşiv belgelerinde tarif edilen Ceyhan Nehri, sadece coğrafi bir su kütlesi değil, aynı zamanda iki dev Türkmen konfederasyonu arasındaki siyasi sınırdır. Sağ taraf yani batı yakası Afşar ve Bozdoğanların hükümranlık alanı olup Kerimli merkezli Kerimoğulları buraya hakimdir. Sol taraf yani doğu yakası ise Tecirli ve Cerid aşiretlerine aittir. Bu hat üzerindeki çatışmalar, mülkiyet ve yaylak otoritesi kavgasıdır. Belgelerde İbrahim adlı şahsın katliyle başlayan ve Değirmendere yani Andırın yakınlarında patlak veren çatışma, bu sınır ihlalinin sonucudur.
Belgelerde adı geçen Beyazıd adlı şahsın firar etmesi üzerine hanesindeki emval ve eşyasına el konulması, Osmanlı’nın o dönemdeki kolektif sorumluluk yasasını gösterir. Kerimoğulları, bu noktada aşiretin başı olarak devletle muhatap olan taraftır. Devletin, firari katil yüzünden tüm aşiretin çevreye zarar vermesini engellemek için mahallerine gönderilmesini emretmesi, Bozdoğanların bölgedeki hareket kabiliyetinin ne kadar yüksek olduğunun ispatıdır . Belgelerde geçen on beş süvarinin gelerek Göllü köyünden hayvanları götürmesi ve ardından çıkan çatışmada zaptiyelerin yaralanması, bölgedeki aşiret disiplinini gösterir. Kerimoğlu Abdülkerim Bey ve silsilesi, bu tür çatışmalarda Emir Veren makamındadır. Gönderebildikleri süvari gücü, onları basit bir göçer grubundan çıkarıp bölgesel bir güce dönüştürmüştür.
Tecirli ve Cerid rekabeti doğrultusunda yaşanan Kızıloluk Savaşı, aslında bu belgelerde geçen katl ve gasp olaylarının biriktirdiği öfkenin patlama noktasıdır. Tecirli ve Cerid aşiretleri ile girilen bu sürekli mücadele, Kerimoğullarının liderliğindeki Bozdoğanları, nehrin sağ yakasının mutlak hakimi yapmıştır. Belgelerde Cerid aşiretinden Hacı Hüseyin’in katillerinin mahkemesinin yapılması ve ilamının tanzimi isteği, Kerimoğullarının idari otoritesini pekiştirir. Devlet, aşiretler arası kan davalarını çözmek için genellikle Kerimoğlu gibi sözü geçen Bey Ocakları'nı aracı kılmış veya onları sorumlu tutmuştur.
Kerimli köyü merkezli bu Bozdoğan birliği, belgelerde görüldüğü üzere sadece ziraatle uğraşmamış, nehrin öte yakasından gelen Cerid ve Tecirli baskısına karşı bir kalkan görevi görmüştür. Değirmendere ve Andırın hattındaki bu çatışmalar, Kerimoğullarının yaylak yollarını yani Mazgaç hattını açık tutma mücadelesidir.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi A. MKT. UM. fonundaki belgeler, 19. yüzyılın ortalarına, yani aşiretlerin yerleşik hayata geçiş sancılarının en yoğun olduğu döneme aittir. Bu fonun 439/70 numaralı Değirmendere çatışmasını anlatan belgesindeki olaylar Hicri takvimle 1270'li yılların başına, miladi olarak ise 1854-1855 yıllarına tekabül eder. Bu dönem, Kırım Savaşı'nın sürdüğü ve devletin iç asayişte aşiret reislerine olan denetimini artırmaya çalıştığı bir evredir. Aynı fondaki 558/61 numaralı Cerid Aşireti olayı belgesi de benzer bir kronoloji ile 1858-1860 yılları arasını işaret eder.
Bozdoğan aşiretinin Kerimoğlu Abdülkerim Bey önderliğinde Tecirli ve Cerid kollarına karşı verdiği Kızıloluk Savaşı, idari kayıtların kesişim noktasına göre 1840-1855 yılları arasıdır. Bu savaş, 1865 yılındaki büyük iskândan yani Fırka-i İslâhiye'den yaklaşık 10-15 yıl önce gerçekleşmiştir. Bozdoğanların bölgedeki mera hakimiyetini kesinleştirdiği ve devletin bu çatışmalar sonrası mecburi iskan kararını hızlandırdığı ana tarihi vakadır.
1831 tarihindeki nüfus sayımı, Kerimli'nin 360 hane olarak kaydedildiği ilk büyük nüfus sayımı yılıdır. Bu tarih, Kerimoğullarının bölgedeki yerleşiklik öncesi devasa gücünü belgeler. 1865 yılındaki Fırka-i İslâhiye ise Cevdet Paşa ve Derviş Paşa'nın bölgeye gelerek Kerimli, Bozkuyu, Cığcık ve Hemite gibi köyleri resmen kurduğu ve nüfus tescillerini yaptığı milat yılıdır.
Göç hattına bakıldığında Horasan, Karaman, Mersin, Tarsus, Adana, Misis ve Kadirli Kerimli güzergâhı, İskân Defterleri kayıtlarıyla tam olarak örtüşmektedir. 16. yüzyıl Tapu Tahrir defteri olan TD 387 kayıtlarında Bozdoğanların bu bölgede kışlak tuttuğu görülür. 1865 yılındaki Fırka-i İslâhiye düzenlemeleri ile Ahmet Cevdet ve Derviş Paşa’nın zorunlu iskân politikası sonucu, Kerimli köyü resmen kurulmuştur. Mühimme ve Ahkâm Defterleri'nde Bozdoğanların Anavarza eteklerine yerleştirilme emri, asayişin tesisi ve ziraatin teşviki gerekçesiyle mühürlüdür.
Nüfus Kayıtları yani NFS.d 3416 verilerine göre, 19. yüzyıl başında köyün 360 hane gibi devasa bir nüfusa sahip olduğu eski anlatıları doğrular niteliktedir. Anavarza Kalesi eteklerindeki verimli Çukurova toprakları, aşiret için hem bir koruma kalkanı hem de ekonomik bir zenginlik sahasıdır. Kerimli merkezli başlayan yerleşim; Cığcık Ganali, Kırmıtlı, Endel, Bozkuyu, Vayvaylı ve Misis hattına kadar yayılan bir akrabalık koridoru oluşturmuştur. Bu dağılım, Osmanlı'nın aşireti parçalayarak yönetme politikasının bir sonucudur.
Kerimoğullarının en büyük ekonomik gücü hayvancılıktır. Mazgaç ve Kızıloluk yaylaları, aşiretin yazlık lojistik üsleridir. Devlet zoruyla Anavarza eteklerinde tarıma teşvik edilen Bozdoğan bey ailesi, başta börtü böcek ve sıtma korkusuyla toprağa direnmiş, ancak zamanla Çukurova'nın en büyük toprak sahiplerinden birine dönüşmüştür. Kayseri Tomarza, Maraş, Zeytinbeli, Yumurtalık ve Yüreğir kollarının tamamı, Kerimoğlu Abdülkerim şemsiyesi altında birleşir.
Kerimli Köyü, Bozdoğanların Bey Ocağıdır. Cığcık Ganali mahallesine giden üç kardeşin hikâyesi, aslında basit bir yerleşimden öte, sistemik bir göç stratejisidir. Arşivlerdeki Temettuat kayıtlarında, Kerimoğullarının sahip olduğu hayvan sayısı ve arazi genişliği, bölgedeki diğer aşiretlerin fersah fersah üzerindedir.
Kerimoğulları (Bey ailesi) Sülalesi: Köyün kurucu ve idari aristokrat çekirdeğidir. Üçoklar-İğdir boyu kökenli olup, Bozdoğan Aşiret Konfederasyonu'nun askeri ve idari liderliğini ("Beylik" imtiyazını) elinde tutan ana ocaktır. 16. yüzyıl defterlerinde "Kerim Veled-i ..." silsilesiyle mühürlü olup, 1845 Temettuat kütüklerinde bölgenin en yüksek arazi ve hayvan varlığına sahip hanedanı olarak tescillidir.
Demircioğulları (Demirciuşağı) Sülalesi: Köyün ve aşiret konfederasyonunun teknik, lojistik ve askeri omurgasını oluşturan gruptur. Bozdoğan federasyonu içerisinde Kerimoğulları ile aynı "Bey Çekirdeği"nden gelen ve "Amcazade" derecesinde yakınlığı bulunan stratejik bir koldur. Kadim dönemlerden itibaren Bey Ocağı'nın kılıç, kalkan, tarım aletleri ve at koşum takımlarını dövmekle görevlidirler. 1845 Temettuat kayıtlarında, Bozkuyu ve Kerimli sınırlarında Kerimoğulları ile "İştirakli Arazi" (sınır komşuluğu ve ortak mülkiyet) sahibi oldukları resmen mühürlüdür. Halk hafızasındaki "Kerimoğlu yaylada savaşırken, Demircioğlu kılıç döverdi" anlatısı bu fonksiyonel ortaklığın kanıtıdır.
Ganiağalar Sülalesi:Kerimli merkezinden ayrılarak Cığcık (Ganali) mevkisine sarkan zengin idari koldur. Arşivsel ve Oymak Bağlantı Notu: 19. yüzyıl sonunda Kerimli'den ayrılan Bey ailesine mensup üç kardeşin soyundan gelmektedir. Arşiv vesikalarında "Kerimoğlu-zade Gani Bey" silsilesiyle tescil edilmiş olup, ekonomik kudretleri ve toprak zenginlikleri sebebiyle "Gani" sıfatıyla anılmışlardır. Temettuat kayıtlarında Kerimli'deki ana kök sülalelerle arazi ortaklıkları (müşterek şerhleri) resmen kayıtlıdır.
Mondros Mütarekesi’ni müteakip Çukurova havzasının Fransız ordusu ve onlarla iş birliği yapan Ermeni intikam alayları tarafından işgal edilmesi karşısında, Kerimli köyü milli direncin ve Kuva-yı Milliye teşkilatlanmasının en önemli askeri karargahlarından biri olmuştur. Kerimoğullarının tarihi avcı-savaşçı ve muharip "Beylik" geleneği, işgal kuvvetlerine karşı paramiliter direniş müfrezelerinin kurulmasında vücut bulmuştur.
Köyün süvari gücü ve silah döküm yeteneği (Demircioğullarının kılıç ve silah tamir lojistiği), Savrun ve Ceyhan nehir boylarındaki "Sağ Yaka" müdafaa hattının tahkim edilmesinde hayati rol oynamıştır. Fransız birliklerinin Anavarza ve Hemite koridorundan Kadirli içlerine sızmasını engellemek adına çete harbi stratejisi yürüten Kerimli müfrezeleri, cepheye mühimmat, iaşe ve silah sevkiyatı sağlamış, çevre köylerdeki iskan nüfusunu organize ederek Kadirli'nin ve Çukurova'nın düşman işgalinden kurtuluşuna birinci dereceden askeri katkı sunmuştur.
Kerimli/Bozdoğan aşiret asabiyeti, tarihi iskan ve zorunlu göç politikaları neticesinde geniş bir coğrafyaya yayılarak kalıcı akrabalık koridorları meydana getirmiştir:
Kahramanmaraş Hattı (Kerimli Sülaleleri): Kadirli Kerimli sülalelerinin en yakın ve doğrudan "Amcazade" koludur. 19. yüzyıl İskan Defterleri ve Nüfus yoklamaları, Bozdoğan aşiretinin bir kolunun Kadirli'de kalırken, diğer büyük kolun Maraş hattına geçerek yerleştikleri köye de "Kerimli" adını verdiklerini doğrulamaktadır.
Kayseri-Tomarza ve Sivas Hattı: Tomarza’daki Bozdoğanlar, Kadirli kütüğünden kopan en büyük idari ve yaylak koludur. Bozulus Türkmenleri Defteri (TD 969) kayıtlarında, Yeni-İl Türkmenleri içerisinde yer alan Kerimli/Bozdoğan kollarının Kayseri platosunu kadimden beri ortak yaylak olarak kullandıkları tescillidir.
Güney Hattı (Adana/Misis, Yüreğir, Yumurtalık, Zeytinbeli ve Mersin/Tarsus): Karaman'dan gelerek bu sahillere ve ova köylerine yerleşen en eski İğdir/Bozdoğan kökleridir. Bugün bu bölgelerdeki köklü toprak sahibi çiftçi ailelerin şecere bağları Kerimli Bey Ocağına uzanmaktadır.
Batı Anadolu Hattı (Aydın, Manisa, İzmir/Menemen): Menemenci aşiretiyle kurulan evlilik ve akrabalık bağları üzerinden batı sancaklarına iskan edilen Bozdoğan kollarını (özellikle Kocaman ve Bahadırlı bağlantılı sülaleler) ihtiva etmektedir.
Yozgat, Çorum ve Azerbaycan (Oğuz ve Şeki Bölgeleri): 16. yüzyılda kuzeye kayan ve "Üçoklar-İğdir" üst kimliğinde birleşen "Cemaat-i Kerimlü" bakiyeleridir; tarihi süreçte ayrılmış kardeş kollar statüsündedirler.
Kaynakça
Cevdet Paşa, Tezâkir 21-39, (Haz. Cavit Baysun), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991.
Halaçoğlu, Yusuf, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991.
Kurt, Yılmaz, Çukurova Tarihinin Kaynakları V: 1563 Tarihli Kars-ı Maraş Sancağı Mufassal Tahrir Defteri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2011.
Sümer, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri - Boy Teşkilatı - Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1980.
Çetinkaya, Bilal, "Osmanlı öneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi", İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi (INTOBA JHSSA), Cilt 4, Sayı 2, Aralık 2024, s. 95-111.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), A.MKT.UM. Fonu, Belge No: 439/70 (Değirmendere/Andırın Aşiret Çatışması Evrakı, H. 1270 / M. 1854-1855).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), A.MKT.UM. Fonu, Belge No: 558/61 (Cerid-Bozdoğan Aşiret Nizamı Evrakı, M. 1858-1860).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Nüfus Defterleri (NFS.d), Kars-ı Zülkadriye Kazası Kerimlü Aşireti Sayım Kayıtları, Defter No: 3416 (1831).
Yorumlar
Yorum Gönder