Kadirli Kösepınarı Köyü
Kadirli Kösepınarı Köyü
Kadirli Kösepınarı Köyü, coğrafi açıdan Toroslar’ın sarp topoğrafyasında şekillenmiş "dağınık yerleşim" modelinin en karakteristik ve en tipik örüntüsünü sunmaktadır. Toplamda 174 üniteyi (alt yerleşim birimi, oba, mezra ve mahalle aksı) bünyesinde barındıran bu devasa idari havza, bölgenin en kompleks yerleşim yapılarından birini teşkil eder. Coğrafi sınırları itibarıyla Gezit Dağı'nın (2230 m) eteklerinden başlayarak Savrun Çayı’nın vadisine kadar uzanan yerleşim; kuzey istikametinde Andırın'ın Çığşar yaylasına, doğuda Yoğunoluk köy sınırına, batıda ise Tekeçökü dağı ile Yeşilyayla vadilerine yaslanmaktadır. Yerleşim sahasında yer alan antik taş ocağı kalıntıları ve yarı işlenmiş mimari mermer/sütun parçaları, buranın İlkçağ, Roma ve Bizans (Doğu Roma) dönemlerinde stratejik bir taş üretim, işleme ve istihkam merkezi olarak kullanıldığını kesin olarak ispatlamaktadır.
1071 Malazgirt Zaferi’ni müteakip Anadolu’ya yönelen kitlesel Türkmen akınları dalgasında, bu sarp ve korunaklı havza Üç-Ok Türkmen teşekküllerinin mühim bir kışlak sahası, Bozok koluna mensup Avşar oymaklarının ise kadim bir yaylak yurdu haline gelmiştir. Osmanlı Klasik Dönemi idari taksimatında Kösepınarı mevkiinin içinde yer aldığı geniş coğrafya,1526), 1563 ve 1530 numaralı mufassal ve muhasebe tahrir defterleri kayıtlarında "Kars-ı Maraş" (Kars-ı Zülkadriyye / Kadirli) sancağının sınır boyları dahilinde tescil edilmiştir. Bu erken dönem belgelerinde yerleşim müstakil, merkezi bir köy yapısından ziyade, konar-göçer cemaatlerin mevsimlik olarak yurt tuttuğu, hayvan otlattığı "yaylak, kışlak ve mezraa" statüsünde hukuki olarak kaydedilmiştir.
Bölgedeki yerleşik hayatın kurumsallaşması ve dağınık oymakların kalıcı köyler halinde tescil edilmesi süreci, 1865 yılında çetin Çukurova ve Kozan Dağı harekatını yürüten Fırka-i İslâhiye askeri ve idari müdahalesinin (cebri iskan politikaları) doğrudan bir neticesidir. Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki bu reform dalgasıyla, konar-göçer aşiretlerin dağ damları ve muvakkat çadır düzenleri kalıcı yerleşim birimlerine dönüştürülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Dönemi’nin ilk sistemli nüfus sayımlarından olan 1935 Köy Nüfusları tescil kayıtlarında da köy, geleneksel ormancılık, hayvancılık ve yaylacılık faaliyetlerini sürdüren, sülale esasına dayalı idari yapısını tam manasıyla muhafaza etmiş homojen bir Türkmen köyü olarak kayıtlara geçmiştir.
Kösepınarı yerleşimine ismini ve ana sosyolojik omurgasını veren temel unsur, Oğuzların Avşar boyuna mensup olan Köse / Köseler Cemaatidir. Köse cemaati, Osmanlı arşiv vesikalarında ve mufassal tahrir kayıtlarında doğrudan "Avşar Taifesi" ve "Cemaat-i Yörükân-ı Kars" korpusu içerisinde zikredilmektedir. Tarihsel süreçte Misis, Yüreğir ve Adana havzasında kışlayan bu nüfus, zamanla İç-El (Mersin) sancağı ile Karaman Atçeken oymaklarının hareket sahasına kadar yayılım göstermiştir. Bu boydaş kolların mühim bir kısmı, Kıbrıs'ın fethini müteakip adanın Türk nüfusuyla tahkim edilmesi politikası çerçevesinde 1576 (H. 984) tarihli fermanlarla adaya sevk edilerek iskan edilmiştir. Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Develi) dolaylarından güneye, Çukurova sınır boylarına inen Köse Avşar cemaati asli unsurları, Kösepınarı havzasını kadim bir su başı ve stratejik bir üs olarak mühürlemiştir.
1530 numaralı tahrir kayıtları ile tarihsel göç şecerelerine göre bu dağlık bölge; Alişarlu, Karamanlu ve kadim Cerid (Bozulus bakiyesi) cemaatlerinin yanı sıra, özellikle Döngelli ve Yortan Avşarlarının en yoğun nüfuz ve otlak sahasını teşkil etmektedir. Bölgede ayrıca Bozdoğan yörük konfederasyonuna tabi cemaat bakiyeleri ile Ramazanoğulları döneminden itibaren kadim yurt tutan Yörükán zümreleri iç içe geçerek parçalı bir sosyal doku meydana getirmiştir.
Kösepınarı, tarih boyunca hem mikro hem de makro düzeydeki göç hareketlerinin kesişim noktasında yer alan bir "yerleşimler federasyonu" görünümündedir. Köyün idari sınırları içerisindeki mahallelerin isimleri ve sosyolojik yapıları bu göç hareketliliğini açıkça ortaya koymaktadır:
Sıyrıngaç Mahallesi: Kelime manası olarak "geçit veren, süzülüp giden" anlamına gelen bu mevkii, Avşar-Köse cemaatinin dağlık yayla şeridi üzerindeki ana transit ve hayvancılık üssüdür.
Nacaklı Mahallesi: Köyün kuzey ve yüksek irtifa kuşağında yer alan bu mahalle, Dulkadirli Türkmen konfederasyonu içerisinde orman işçiliği, istihkam ve askeri mühendislik (baltacı/nacakçı sınıfı) görevlerini yürüten teknik bir sınıf olan Nacaklı/Nacaklılu oymağının Andırın üzerinden bölgeye sarkmasıyla teşekkül etmiştir.
Aras Mahallesi: Doğu Anadolu ve Aras havzası üzerinden güneye inen veya Safevi-Osmanlı sınır çatışmaları döneminde tehcire/göçe tabi tutularak bölgeye sığınan Araslı cemaatinin bakiyeleridir. Bu mahallenin varlığı, köyün ulusal çaptaki göç hareketlerinden doğrudan etkilendiğini göstermektedir.
Cilbirti Mahallesi: Adını bölgedeki maki örtüsüne ait bir çalı türünden alsa da, sosyal yapısı itibarıyla Bozdoğan aşiret konfederasyonuna bağlı küçük konar-göçer aile birimlerinin (Kıllı, Sarp vb.) yerleşik hayata geçiş noktasıdır.
Gökbüyet Mahallesi: Savrun Çayı üzerinde kurulan su bentleri ("büğet") vasıtasıyla su yönetimini üstlenen, nehir yatağındaki kadim tarım ve sulama haklarını ellerinde bulunduran Cerid ve Döngelli aşiret unsurlarının yerleşkesidir.
Şerifbelen (Şeritbelen) Mahallesi: Karaman ve İçel bölgesinden doğuya kayan, arşivlerde derbentçi (stratejik dağ geçitlerinin koruyucusu) unvanıyla tescil edilen Şerifli-i Karamanlu cemaatinin burayı bir geçit ("bel") olarak tutmasıyla kurulmuştur.
Genel yerleşim şemasına bakıldığında, Kösepınarı havzasının kuzey ve yüksek kesimleri ağırlıklı olarak Avşar (Köse, Döngelli) unsurları tarafından tutulurken; güneye ve su kenarlarına (Savrun vadisi) inen birimler ise tarımsal faaliyete daha erken uyum sağlayan Cerid ve Varsak zümrelerince iskan edilmiştir.
Köseler (Köse / Özköse / Köseoğlu) Sülalesi: Köye adını veren kurucu ana sülaledir. Kayseri Pınarbaşı hattından inen Avşar boyu Köse cemaatinin doğrudan mirasçılarıdır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Tapu Tahrir kayıtlarında (Cemaat-i Köseler, Tâbi-i Aşiret-i Avşar) olarak tescillidirler. Bir kolları Fırka-i İslâhiye sonrasında Salmanlı cemaati ile birlikte mülki olarak Camustil (Sarısırt) bölgesine de dağılmıştır.
Tokgözler (Tokgöz) Sülalesi: Köyün köklü ailelerindendir. Fakı ve Bağ mahallesi aksında yoğunlaşmışlardır. 1872 (H. 1288) tarihli mufassal Halep Vilayeti Tapulama Defteri çözümlenmesinde, sülalenin kök atası "Mıkdatoğlu Süleyman" ve Fakı mahallesindeki "Kuduzoğlu Osman" şeceresi üzerinden tescillidir. 1865 Fırka-i İslâhiye iskanında dağ damlarının kalıcı konutlara dönüştürülmesi kayıtlarında adları geçmektedir.
Kösepınarı Köyü, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Çukurova havzasını ve Kadirli (Kars-ı Zülkadriyye) bölgesini işgal eden Fransız kuvvetleri ile onlara kılavuzluk eden Ermeni komitacılarına karşı yürütülen destansı Milli Mücadele hareketinde çok kritik bir askeri lojistik üs ve direniş merkezi vazifesi görmüştür. Sarp Toros dağlarının sığınak noktası olan Gezit Dağı etekleri ile Tuvaras Vadisi, Kadirli’nin işgal günlerinde kurulan Kilikya Kuva-yı Milliye müfrezelerinin (özellikle kadim çete reislerinin ve aşiret milislerinin) ana toplanma, mühimmat ikmal ve stratejik geri çekilme sahası olmuştur. Köyün Avşar, Cerid ve Dulkadirli sülalelerine mensup eli silah tutan gençleri, bölgedeki Fransız işgalini kıran Kadirli ve Osmaniye müfrezelerine milis kuvvet olarak kitlesel katılım sağlamışlardır. Yerel sözlü tarih ve arşiv taramalarında, işgal güçlerinin köyün sarp topoğrafyası sebebiyle iç kesimlere sızamadığı, köy halkının dağ geçitlerini ("derbentleri") kapatarak Andırın-Kadirli hattında güvenli bir millî hat kurduğu tescil edilmiştir.
Kösepınarı’nı oluşturan aşiret ve cemaatlerin tarihsel göç rotaları ve iskan hareketleri neticesinde, Türkiye genelinde doğrudan kan ve oymak bağı bulunan birinci derece akraba coğrafi havzaları şunlardır:
Adana (Yüreğir, Misis, Tarsus): Avşar-Köse cemaatinin kadim kışlak sahası olan Misis ve Tarsus ovalarındaki "Köseli" oymak varyantları, köyün ana gövdesinin amca çocuklarıdır.
Mersin (İçel - Mut, Gülnar, Erdemli): Köselerin Bozdoğan ve Atçeken konfederasyonları içinde yayıldığı temel İçel aksındaki akraba yörük köyleridir.
Osmaniye (Kadirli - Camustil/Sarısırt, Kümbet, İlbistanlı): Fırka-i İslâhiye nizamıyla Kadirli ovasına inerek tarım ziraatına başlayan ve Salmanlı topluluğuna tabi olan akraba Köse ve Cerid kollarıdır.
Hatay (Amik Ovası): Köy bünyesindeki Cerid ve Döngelli aşiret katmanları üzerinden Amik Ovası’na iskan edilen büyük Cerid aşiret toplulukları ile doğrudan akrabalık mevcuttur.
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Develi): Kösepınarı’na ismini veren Köse Avşar cemaatinin ana yurdu ve göç başlangıç noktasıdır. Buradaki Köse ve Köseler köyleri soyun yaylada kalan doğrudan parçasıdır.
Konya & Karaman (Eskil Kazası): Selçuklu dönemi Atçeken oymakları içerisinde dağılan "Eskil kazası Köseler cemaati" köken birliğidir.
Yorumlar
Yorum Gönder