Kadirli Mecidiye (Abilisli) Köyü



Kadirli Mecidiye (Abilisli) Köyü

Mecidiye köyü, eski ve kadim adıyla Abilisli, Çukurova’nın o çetin coğrafyasında, insanın doğayla mücadelesinin en canlı şahitlerinden biridir. Yerleşimin eski ismi olan "Abilisli", kelime kökeni itibarıyla "muktedir olmak, becerebilmek ve zorlukların üstesinden gelmek" anlamlarından mülhemdir. Bu ad, aslında bölgenin o dönemdeki sulak, sazlık ve zorlu tabiat şartlarında tutunmayı, kök salmayı başaran sarsılmaz Türkmen iradesinin mekâna vurulmuş ilk mührüdür. 

16. yüzyıl Osmanlı idari yapısı içerisinde bölge, Kars-ı Maraş ve Kars-ı Zülkadriyye sancaklarının bir parçası olarak tescil edilmiştir. 1853-1856 yılları arasında yaşanan o meşhur Kırım Harbi (Sivastopol Kuşatması) sonrasında Rus çarlığının amansız baskılarına dayanamayarak yurtlarını terk etmek zorunda kalan dindaş ve soydaş Kırım Tatarları, Osmanlı Devleti’nin planlı iskan siyaseti çerçevesinde bu topraklara yönlendirilmiştir. 

1859-1860 yıllarında dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid’in bizzat çıkardığı ferman ve iradelerle, Kırım’dan gelen muhacir kardeşlerimizin Abilisli mevkisine yerleştirilmesiyle köyün çehresi tamamen değişmiştir. Bu sadakat ve yerleşim nizamının bir nişanesi olarak köy, hünkâra olan bağlılığın ifadesiyle "Mecidiye" adıyla resmen tescil edilmiş ve mühürlenmiştir. 1860 tarihli Kırım Tatar iskân kayıtlarında, Yarsuvat’tan (bugünkü Ceyhan) Abilisli’ye (Mecidiye) geçen muhacir ailelerin isim listeleri ve padişahın ismine atıfla verilen bu yeni ad devletin resmi defterlerine nakşedilmiştir.

Köyün modern dönemdeki yerleşim planını ve fiziki mimarisini değiştiren en büyük dönüm noktalarından biri ise yakın tarihte, yani 1962 yılında yaşanan o büyük sel felaketidir. Coğrafyanın sulak yapısı ve nehir yataklarının taşması sonucu meydana gelen bu afette Mecidiye köyü ağır bir yıkım yaşamış, yerleşim mimarisi kökten değişerek evler daha güvenli, havadar ve yukarıda yer alan bir noktaya taşınmıştır. Bu taşınma hadisesi, Mecidiye halkının toplumsal belleğinde adeta "yeni bir başlangıç" ve hafıza tazeleyen bir milat olarak derin izler bırakmıştır. Bugün Mecidiye, dağlık aşiret nizamı ile ovalık iskan düzeninin, kerpiç ve taş mimarinin harmanlandığı, geçmişin kederli muhacereti ile soylu Türkmen duruşunun toprağa işlendiği istisnai bir yerleşim profili sunmaktadır.

Mecidiye (Abilisli) köyündeki Avşar varlığı, rastgele ya da sıradan bir yerleşim hareketinin neticesi olmayıp, doğrudan doğruya Nadir Şah silsilesine ve Türkmen tarihinde meşhur olan "9 Avşar Bölüğü"ne dayanan köklü ve asil bir damardan beslenmektedir. 

1563 tarihli mufassal tahrir defteri kayıtları incelendiğinde, Mecidiye Avşarlarının ataları olan Koca Nallı (Kocanallı) oymağının, Yörükân-ı Maraş taifesi içerisinde müstakil bir "Nadir Şah Bölüğü" olarak kaydedildiği açıkça görülmektedir. Bu kayıtlar, köyün askeri disiplinden gelen sosyal asaletini ve teşkilatçı yapısını tarihi vesikalarla ispat etmektedir. Tahrir defterlerindeki bu tescillerde Koca Nallı oymağı, geniş hayvan varlıkları, göçebe askeri nizamları ve çevre boylar üzerindeki nüfuzlarıyla dikkat çeken elit bir bölük olarak yer almaktadır. Bu topluluk, çevre oymaklar arasında da hep sözü geçen, idari ve askeri gücü elinde bulunduran, yani "muktedir" (Abilis) kimliğiyle nam salmış bir Türkmen asabiyetini temsil etmektedir. Ayrıca havzada dönem dönem iz bırakan tebaa kayıtlarında teyit edildiği üzere, bölge konargöçerlerinin asayiş ve nizam dairelerinde de bu boy disiplininin izleri sürülmektedir.

Köyün nufus yapısını ve göç hareketlerini iki ana nehir gibi düşünmek gerekir; bunlardan ilki Pınarbaşı dağlarından aşağı süzülen Avşar Türkmenleri, ikincisi ise Karadeniz'in kuzeyinden kopup gelen Kırım Tatarlarıdır. Mecidiye Avşarlarının ana çıkış noktası, Pınarbaşı, Tomarza ve Sarız hattındaki büyük Avşar konfederasyonunun en stratejik kollarından biri olan Çörekdere hattıdır. Yüzyıllar boyunca yazları Torosların serin yaylalarında, kışları ise Çukurova’nın korunaklı düzlüklerinde geçiren bu konargöçer unsurlar, 19. yüzyılın ortalarından itibaren bu bölgeyi kalıcı kışlak ve mülk sahası haline getirmişlerdir. Diğer taraftan köyün sosyo-kültürel yapısını kökten değiştiren ikinci büyük hareket ise 1860 yılındaki Kırım Tatar göçüdür. 

1854'te başlayan Kırım Harbi'nin ardından ilk olarak Ceyhan (Yarsuvat) bölgesine sevk edilen Tatar aileleri, buradaki ağır bataklık şartları, aşırı sıcaklar ve sıtma gibi iklim uyumsuzlukları sebebiyle hayatta kalma mücadelesi vermiş, bunun üzerine devlet eliyle daha yukarıda, havadar ve güvenli bir yer olan Abilisli (Mecidiye) mevkisindeki Koca Nallı Avşarlarının yanına nakledilmişlerdir. Bu göç ve planlı yerleşim, merhum Cengiz Orhonlu’nun tarihi tasniflerinde de "Muhacirîn İskânı" kapsamında, devletin ev ve tarım arazisi tahsis ederek doğrudan desteklediği en başarılı planlı yerleşim örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.

Mecidiye (Abilisli) köyünde meskun olan tarihi sülaleler; Osmanlı nüfus defterleri, temettuat tescilleri, Muhacirîn Komisyonu maruzatları, mülkiyet senetleri incelenerek, hafızalarda yaşayan lakapları ve resmi oymak bağlarıyla birlikte şu şekilde ortaya çıkarılmıştır:

Kocanallı (Koca Nallı) Sülalesi: Köyün en köklü, kurucu Avşar damarıdır. 1563 ve 1845 Temettuat kayıtlarında, Pınarbaşı ve Sarız’daki ana gövdeyle bağlarını hukuki bir süreklilikle korudukları sabittir. Sarız (Kemere/Kemer) ve Pınarbaşı (Yalak/Toklar) mahkeme sicillerinde, Mecidiye’ye inen Kocanallı kollarının yukarıdaki ata toprakları üzerindeki haklarını korumak adına vekiller tayin ettikleri, 1870'li yıllara ait mülkiyet yazışmalarında "Kars-ı Maraş sakinlerinden Kocanallı-zade..." unvanıyla yaylak ve tarlaların ortakçılık gelirlerini aşağıya transfer ettirdikleri resmen belgelenmiştir. Pınarbaşı ve Tomarza hattındaki Çörekdere mevkii bu sülalenin kadim mülküdür.

Çakmak (Çakmak-zade) Sülalesi: Köyün Kırım Tatar damarının zanaatkâr ve teknik aklını temsil eden soylu bir sülaledir. Kırım’ın kalbi ve Giray Hanlığı’nın payitahtı olan Bahçesaray (Bakhchysarai) kökenlidirler. Bahçesaray’ın Salacık veya orta mahallelerinden oldukları, "Çakmak" lakabının Kırım’da ateşli silah mekanizması (tüfek çakmağı) yapan veya bunun ticaretini yöneten askeri/zanaatkâr bir sınıfa (Tüfekçiler) işaret ettiği bilinmektedir. 1859-1860 yıllarında Köstence veya Varna limanlarından deniz yoluyla İstanbul’u müteakip "Mürur Tezkeresi" ile Mersin/İskenderun limanına, oradan Ceyhan'a ve en nihayetinde Abilisli'ye yerleşmişlerdir. Resmi belgelerde "Kırım ahalisinden Çakmak-zade..." ibaresiyle geçerler.

Mullaoğlu (Mulla / Mulla Abdülkerim Efendi Sülalesi): Köyün irfan, hukuk ve dini rehberlik damarını oluşturan Kırım Tatarı ulema sınıfı mensubu aristokrat bir ailedir. Kırım’ın idari ve dini merkezi olan Akmescit (Simferopol) kökenlidirler. Akmescit civarındaki medrese ve cami vakıflarıyla bağlantılı olan bu aile, 1860 göçü sırasında sülale reisi "Mulla" unvanlı zatın önderliğinde hicret etmiştir. Osmanlı Arşivi'ndeki Muhacirîn İskân Komisyonu (İ.MMS) kayıtlarında Akmescitli Mullaoğlu ailesine, Sultan Abdülmecid’in fermanıyla tarım aletleri ve tohumluk tahsis edildiği açıkça tescillidir. Tatar Türkçesindeki "Mulla" tabiri, hem imamlığı hem de topluluk içindeki sosyo-hukuki hakemlik vasfını simgeler.

Ergün, Köse, Karabulut, Coşgun ve Aktaş Sülaleleri: Köyün demografik yapısının asli cüzleri olup, hem Koca Nallı Avşarlarının askeri/alp geleneğinin hem de Kırım Tatarlarının kültürel ve teknik mirasının günümüzdeki yaşayan yasal varisleridir. Cumhuriyet’in ilk nüfus sayımlarında (1927) ve Soyadı Kanunu (1934) kayıtlarında Mecidiye’nin yerleşik çekirdek aileleri olarak mühürlenmişlerdir.

Milli Mücadele yıllarında Çukurova’nın kalbinde, Fransız işgal güçlerine ve Ermeni intikam alaylarına karşı yürütülen destansı direnişte Mecidiye köyü çok stratejik ve benzersiz bir rol üstlenmiştir. Koca Nallı Avşarlarının o genlerinde taşıdığı askeri teşkilatçılık ve alp disiplini ile Kırım Tatarlarının Bahçesaray ve Akmescit'ten getirdikleri o hürriyet aşkı ve teknik beceriler aynı ülkü etrafında birleşmiştir. Mecidiye, işgale karşı Kadirli havzasında kurulan Kuva-yı Milliye müfrezelerine hem amansız savaşçılar vermiş hem de lojistik bir güvenli üs olmuştur. Köy halkı, elindeki kıt imkânları, silahları ve zahireyi cephedeki çetelerle paylaşmış, dağlık hat ile ova arasındaki istihbarat akışını sağlamıştır. Mecidiye toprakları, "Tatar Çiböreği"ni yapan muhacir ana ile "Avşar Bozlağı"nı söyleyen Türkmen babanın aynı vatan müdafaası sofrasında buluştuğu, devletin ve milletin namusunu korumak için tek bir yürek halinde çarpıştığı mübarek bir direniş odağı olarak tarihteki şerefli yerini almıştır.

Mecidiye (Abilisli) köyünün köklü tarihsel şecereleri ve muhaceret rotaları incelendiğinde, Anadolu’nun ve eski Osmanlı coğrafyasının şu önemli merkezleriyle doğrudan öz akrabalık bağları saptanmıştır:

Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Tomarza Hattı - Özellikle Yalak ve Çörekdere Mevkileri): Kocanallı Avşar damarının ata toprakları olması hasebiyle, 1845 Temettuat kayıtlarında "Hisse-i Akraba" yazışmalarıyla da mülkiyet ve soy bağı hukuken tescil edilmiş en birincil akraba bölgesidir.

Eskişehir (Alpu Hattı): Kırım’dan göç eden Tatar muhacirlerinin bir kısmının Eskişehir düzlüğüne, bir kısmının ise Kadirli Mecidiye’ye iskan edilmesi sebebiyle, Mullaoğlu ve Çakmak sülalelerinin doğrudan kan ve soy bağlarının devam ettiği Eskişehir Tatar köyleri bu hattın ayrılmaz bir parçasıdır.

Kırım (Bahçesaray ve Akmescit/Simferopol): Muhacir sülalelerin Rus baskısı öncesindeki asıl vatanları, medrese, cami vakıfları ve Giray Hanlığı idari mirasıyla bağlı oldukları kök topraklardır.

Kadirli Kesikkeli Köyü: Coğrafi yakınlığın ötesinde, sülale düzeyinde "Kocanallı" asabiyeti ve akrabalık bağları üzerinden Mecidiye ile doğrudan hısımlık içindedir.


Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Devlet Arşivleri Öncelikli Olacak Şekilde Akademik Kaynakça

T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA).

Tapu Tahrir Defterleri: BOA, TD 387 (1563 Maraş Tahriri - Koca Nallı Oymağı Tescili).

Temettuat Defterleri: BOA, ML.VRD.TMT (1845 Abilisli Mevkii Hisse Yazışmaları).

İradeler Tasnifi: BOA, İ.MMS (Muhacirîn İskân Komisyonu Maruzatları ve Akmescitli/Bahçesaraylı Ailelerin Tahsisatları).

Sadaret Mektubî Kalemi: BOA, A.MKT.MHM (Mecidiye Köyü Hane ve Arazi Senedi Kayıtları).

Orhonlu, Cengiz. Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiretlerin İskânı, Eren Yayıncılık, İstanbul, 1987.

Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları, İstanbul, 1992.

Yorumlar

Popüler Yayınlar