Kadirli Şabaplı Köyü
Kadirli Şabaplı Köyü
Savrun Çayı’nın batı yakasında ve stratejik kıyısında yer alan Kadirli Şabaplı yerleşimi, Çukurova ve Toroslar havzasındaki Türkmen iskan tarihinin en saf, kesintisiz örneklerinden biridir. Şehir coğrafyası ve merkezi yer teorisi açısından tetkik edildiğinde Kadirli ovasına inen Savrun Çayı ve kolları, Neolitik dönemden itibaren (Karatepe antik yerleşimi ve etki sahası aksı) su kaynakları, verimli alüvyal toprak yapısı ve korunaklı vadi morfolojisi sayesinde kesintisiz bir yerleşme cazibesi sunmuştur. Kadirli Osmanlı idari sistemine tam olarak dahil olmadan evvel ve dahil olduğu ilk asırlarda, özellikle 1691 yılında Suriye’nin Rakka bölgesinden firar veya tehcir edilerek Çukurova’ya sarkan aşiretlerin tahrip ve talan hareketleri sebebiyle bölge fiziki olarak sarsılmış, ancak Şabaplı’nın da içinde yer aldığı bu mikroskobik hat bir "Pazaryeri" ve stratejik nehir transit koridoru olma özelliğini muhafaza etmiştir. Şabaplı’nın kuruluş ve kurumsallaşma süreci, konar-göçer dağınık bir askeri oymak yapısının "karye" (kalıcı köy) statüsüne geçişinin tipik bir belgesidir.
Şabaplı yerleşimi, 1526 tarihli ilk tahrir tescillerinde ve aynı döneme tarihlenen 1530 tarihli Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i Bekr ve Arab ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri kayıtlarında "Kars-ı Maraş" (Kars-ı Zülkadriyye) sancağı dahilinde, müstakil bir köy yapısından ziyade doğrudan doğruya kışlak sahasını tutan bir "Cemaat" (Cemaat-i Şabaplu) olarak tescil edilmiştir. Bu dönemde topluluk, Savrun Çayı çevresini, otlaklarını ve sulak yatağını kışlak olarak kullanan yarı askeri bir Türkmen teşekkülü mahiyetindedir.
Mufassal Dönem (1563):mufassal tahrir defterinde Şabaplı cemaatinin nefer (mükellef erkek nüfus), hane ve mücerred (bekar erkek) bazlı isim dökümleri yapılmış; topluluğun bu tarihte artık salt göçebe bir hattan çıkarak Savrun vadisinde kalıcı bir "mezra" yapısı oluşturduğu, toprağa bağlandığı ve öşür ile resm-i çift gibi tarımsal vergiler vermeye başladığı saptanmıştır.
Kesin İskân (1865): 19. yüzyıl ortalarına kadar bölgede süregelen aşiretler arası asayişsizliklerin, dağ göçerlerinin ve mülki idareden bağımsız hareket eden oymakların disiplin altına alınması amacıyla yürütülen Fırka-i İslâhiye harekatı raporlarında Şabaplı, bölgedeki kalıcı nizamın tesisi için bugünkü yerleşim planına ve coğrafi sınırlarına sadık kalınarak resmen ve hukuken "iskan-ı daimi"ye tabi tutulmuştur. Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa idaresindeki bu askeri reform neticesinde, konar-göçer dağ damları ve muvakkat çadır yerleşkeleri kaldırılarak Osmaniye, Dervişiye, Cevdetiye ile birlikte Kadirli’nin Şabaplı, Öksüzlü ve Fakı gibi köyleri hukuki birer idari birim (karye) olarak kurumsallaşmıştır.
Şabaplı köyünün kurucu iradesi Oğuzların Bozok koluna mensup olan kadim Avşar boyuna dayanmaktadır. Osmanlı tahrir ve aşiret şecere kayıtlarında "Cemaat-i Şabaplu" (veya Şebaplu) olarak geçen bu grup,doğrudan "Maraş Yörükleri" (Yörükân-ı Maraş / Yörükân-ı Zülkadriyye) taifesi içerisinde gösterilmiştir. Bölgedeki Avşar varlığı, 16. yüzyıl kayıtlarında Dulkadirli Türkmen konfederasyonunun yüksek nüfuslu hiyerarşik yapısını oluşturan ana unsurlardan biri olarak mühürlenmiştir. Avşar boyunun tarihsel askeri, savunmacı ve yarı militer karakteri, köyün Savrun Çayı’na ve ovaya hakim stratejik tepelere konumlandırılmasında ve sülale yapısındaki köklü "beylik" geleneğinde kendini somut olarak göstermektedir.
Eski Şabaplı (Merkez): İlk yerleşik hayata geçişin fiziki izlerini taşıyan, geleneksel Türkmen taş işçiliği ve kerpiç dokulu mimari ev yapıların bulunduğu, boyun "Ocak" (asıl kurucu/ata) sülalelerinin yoğunlaştığı çekirdek yerleşim bölgesidir.
Yukarı ve Aşağı Mahalleler: Zamanla nüfus artışı ve tarımsal genişleme neticesinde sülale bazlı coğrafi dağılımın yaşandığı bu mahalleler, resmi parselasyon kayıtlarıyla sabittir. Yerleşim, suni sosyal sınıflara göre değil, doğrudan doğruya kan bağına ve akraba sülale kollarına (Demirciuşağı, Müftüoğulları vb.) göre şekillenmiştir.
Şabaplı’nın en önemli tarihi ve arkeolojik hazinesi, üzerlerinde kadim Avşar boyu damgalarının net olarak seçilebildiği eski mezar taşlarıdır. Bu damgalı taşlar, topluluğun 16. yüzyıldan beri bu topraklara, vadiye ve otlaklara ait olduğunun en açık "tapu senedi" niteliğindedir. Mesudiye ve Çukurova havzasındaki kaya resimleri ve mezar kitabelerinde rastlanan bu Çepni ve Avşar damgaları, Şabaplı’daki epigrafik mirasla tam bir kronolojik paralellik göstermektedir. Köy sınırları içerisinde yer alan ve "Ocak" aileleriyle ilişkilendirilen, kutsiyet atfedilen ve halk hafızasında korunan muhtelif ziyaret tepeleri mevcuttur.
Bölge edebiyatının ve Çukurova etnografisinin en büyük kalemi olan Yaşar Kemal, eserlerinde ve destansı anlatılarında Şabaplı (metinlerinde Şebaplı olarak da geçer) Türkmenlerine, çadır hayatına ve törelerine özel bir yer ayırır. Romanlarındaki sosyolojik tasvirlerde; bu köyün insanlarını sarsılmaz bir iradeye sahip, toprağına, suyuna ve boy geleneğine sıkı sıkıya bağlı, "koçaklık" (yiğitlik, dürüstlük ve mertlik) vasfını Orta Asya’dan beri yitirmemiş saf Türkmen karakterleri olarak betimler. Şabaplı, onun edebi metinlerinde sıradan bir coğrafi nokta değil, bir "direniş, töre ve varoluş" simgesidir.
Şabaplı tarihinin ve sözlü inanç kültünün en mühim niteliksel verisi, köyün manevi lideri ve ak sakallısı olan Hasan Dede figürüdür. Hasan Dede, köyün eski sülale şeceresinde yer alan "Budak" ve "Himmet" gibi 16. yüzyıl tahrir kayıtlarında da izleri bulunan tarihsel isimlerin genetik, kültürel ve tasavvufi mirasçısıdır. Hasan Dede, Türkmen boylarındaki "Ata/Dede" kültünün ve ocak sisteminin somut bir yansıması olarak kabul edilir. Köyün etnolojik hafızasında Hasan Dede; geleneksel Türkmen halk hekimliğinin, ocaklı tedavi yöntemlerinin, törensel uygulamaların ve sözlü tarih anlatılarının en büyük taşıyıcısıdır. Şabaplı’nın kökenine ve boy şerefine dair aktardığı sözlü anlatılar, kuru vergi ve nefer kayıtlarından çok daha derin bir toplumsal gerçeği, yani "boy aidiyetini ve asaletini" sonraki nesillere fısıldamıştır. Hasan Dede, sadece kendi soy ailesinin değil, tüm Şabaplı karyesinin "ak sakallısı" ve hakem heyeti olarak, sülaleler arası muhtemel dengelerin korunmasında, toprak ihtilaflarının çözülmesinde ve boy birliğinin sarsılmadan devam etmesinde tarihsel bir denge unsuru olmuştur.
Şabaplı, konar-göçer hayat tarzının (yaylak-kışlak döngüsü) ve Fırka-i İslâhiye sonrası zorunlu iskanın yarattığı çift yönlü göç hareketlerinin doğrudan etkilediği bir yerleşimdir. 1526 ve 1563 kayıtlarında "Kars-ı Maraş" dahilinde göçer olarak kaydedilen Şabaplı cemaati üyeleri, kış aylarında Savrun Çayı kıyısındaki bu korunaklı alanlarda kışlarken, yaz aylarında Orta Toroslar’ın ve Kayseri-Maraş sınırındaki yüksek yaylaların serin otlaklarına (Kozan Dağı ve Andırın yaylaları aksı) dikey göç hareketleri gerçekleştirmişlerdir.
Kadirli Şabaplı Köyü muhtarlık tescil kayıtlarında fiilen ve tarihsel olarak yaşayan sülaleler tarafımca tespit edilmiştir.
Demirciler (Demirci / Demirciuşağı / Demircioğlu) Sülalesi: Köyün en eski ve en kalabalık kurucu sülalelerinden biridir. Geleneksel ziraat ve zanaat erbabıdırlar.1872 (H. 1288) tarihli Osmanlıca Halep Eyaleti Kars-ı Zülkadriyye Tapulama Defteri çözümlenmesinde, Fakı ve Şabaplı mahalle grupları içerisinde yer alan "Demircioğlu Hacı" ve "Demircioğlu İbrahim" haneleriyle doğrudan tescillidirler. Aşiret kayıtlarında Dulkadirli ulusuna bağlı kadim Demircilü (Demircili) oymağına organik olarak dayanırlar.
Müftüoğulları (Müftüoğlu) Sülalesi: Köyün idari, ilmi ve dini liderliğini asırlardır elinde bulunduran saygın aristokrat sülaledir.1872 tarihli resmi tapu kayıtlarında Kars-ı Zülkadriyye kazasının Pazar ve Alibeyli mahalle birimlerinde mülk sahibi olarak tescil edilen "Müftüoğlu Bekir", "Müftüoğlu Ali" ve Alibeyli mahallesindeki "Müftü Mahmut Efendi (Bildiriciler)" silsilesi ile doğrudan soybağına sahiptirler. Avşar boyunun idari elit sınıfındandırlar.
Mollalar (Mollahüseyinoğlu / Molla / Süleymanoğlu) Sülalesi: Köyün eğitim ve inanç şecerelerini tutan köklü Türkmen derviş kollarıdır.1872 tarihli Şabaplı mahalle dökümünde ilk hane reisleri olarak kaydedilen "Süleymanoğlu Mehmet" ve "Süleymanoğlu Molla Hüseyin" isimli şahısların doğrudan torunlarıdırlar.
Şabaplı Köyü, Çukurova’nın Fransız işgali altına girdiği o karanlık dönemde, Kadirli ve Kozan havzasında düşmana karşı ilk organize direniş ateşini yakan Milli Mücadele kalelerinden biridir. Savrun Çayı kenarındaki stratejik konumu ve ovaya hakim tepeleri, işgalci Fransız birlikleri ile Ermeni intikam alaylarının iç kesimlere, Toros dağlarına sızmasını engelleyen doğal bir askeri istihkam vazifesi görmüştür. Şabaplı Yörükleri, Avşar boyunun genetik askeri karakterinden gelen mukavemet duygusuyla, kaza merkezinde kurulan Kuva-yı Milliye müfrezelerine kitlesel olarak katılmışlardır. Köyün yiğitliği ile tanınan sülale reisleri ve gençleri, kendi imkanlarıyla silahlanarak "Şabaplı Müfrezesi" adıyla gayrinizami harp (çete savaşı) taktikleri yürütmüş, Fransız konvoylarına ve Ermeni komitacı gruplarına karşı Savrun vadisinde pusu ve yıpratma harekatları düzenlemişlerdir. Yaşar Kemal’in satırlarında "koçaklık vasfını yitirmemiş" olarak betimlenen bu serdengeçtiler, Kadirli’nin düşman işgalinden kurtuluş günü olan 7 Mart 1920’ye kadar cephede en ön saflarda çarpışarak bölgedeki millî namusu ve bayrağı muhafaza etmişlerdir.
Şabaplı cemaat ve oymaklarının tarihsel yaylak-kışlak yolları, Dulkadirli ulusunun göç hareketleri ve Osmanlı dönemindeki idari tehcir/iskan politikaları neticesinde, Türkiye genelinde doğrudan kan, soy ve boydaşlık bağı bulunan birinci derece akraba coğrafi bölgeleri şunlardır:
Osmaniye (Kadirli): Şabaplı (Koçlu) Köyü ana kök merkezdir. Savrun Çayı havzasındaki tüm akraba yerleşim birimleri doğrudan bu kökene dayanır.
Adana (Kozan, İmamoğlu, Ceyhan): Bölgedeki güçlü Kozanoğulları feodal idaresi ile olan tarihsel ve askeri ittifak bağları nedeniyle, Kozan ve Ceyhan genelinde çok yoğun bir Şabaplı Avşar nüfusu iskan edilmiştir. Arşiv vesikalarında bu gruplar "Kars-ı Maraş sakinleri" olarak kayıtlıdır.
Kahramanmaraş (Merkez, Elbistan, Afşin): Kadim Dulkadirli ulusunun ve beyliğinin kalbi ve idari merkezi olması hasebiyle, Şabaplı cemaatinin "Maraş Yörükleri" taifesi altındaki en eski mufassal kayıtları ve akraba kolları bu ilimiz sınırları içerisindedir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
- Çetinkaya, B. (2024). Osmanlı Döneminden Milli Mücadele Dönemine Osmaniye Tarihi, İnsan ve Toplum Bilimleri Akademi Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, ss. 95-111.
- Sümer, F. (1979). Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara.
- Kurt, Y. (1972). Sis (Kozan) Sancağı Mufassal Tahrir Defterinin Tanıtımı ve Değerlendirilmesi, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, ss. 271-274.
- Halaçoğlu, Y. (1979). Tapu-Tahrir Defterlerine Göre XVI. Yüzyılın İlk Yarısında Sis (Kozan) Sancağı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Sayı 32, ss. 819-893.
- Yinanç, R. & Elibüyük, M. (1989). Maraş Tahrir Defterleri (1526-1563), Cilt 1-2, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.
- Solak, İ. (2000). 16. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Konya, ss. 110-112.
- Solak, İ. (2002). 16. Yüzyılda Pazarcık Nahiyesi (1526-1563), Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 6, ss. 71-73.
- Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), TD 998: Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i Bekr ve Arab ve Zü'l-Kâdiriyye Defteri (937/1530), Ankara.
Yorumlar
Yorum Gönder