Kadirli Tatarlarının Kökeni nedir?



Kadirli Tatarlarının Kökeni nedir?

Kadirli (Kars-ı Zülkadriyye) ve Çukurova bölgesinde "Tatar" ve "Tatarlı" unvanıyla zikredilen cemaatlerin birincil elden resmi vesikalara yansıyan en eski kayıtları, Osmanlı idari sistemine geçiş dönemine rastlamaktadır. Bölgede yapılan ilk resmi nüfus ve toprak tahriri olan 1530 (Hicri 937) tarihli  (Muhâsebe Defteri) kayıtlarında, "Cemaat-i Yörükân-ı Kars" (Kars-ı Zülkadriyye Kazası) başlığı altında bölgedeki konargöçer unsurların resmi tescili yapılmıştır. Bu defter, bölgedeki şecerelerin ve cemaat adlarının ilk birincil elden belgesi niteliğindedir.

Daha eski döneme odaklanıldığında ise tarihsel veriler, 1071-1250 yılları arasında Horasan ve Suriye üzerinden Çukurova sınır boylarına gelen Bayat ve Avşar boyu oymaklarının Rakka-Halep-Çukurova hattındaki hareketliliğini göstermektedir. Ardından 1352-1516 yılları arasında Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları döneminde bölgede kadim yurt tutulması aşaması gerçekleşmiştir.

16. yüzyıldan itibaren tutulan Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) ve Tapu Kadastro Kuyûd-ı Kadîme Arşivi (TKA) tahrir defterleri (TD 402, TD 101, TD 168) incelendiğinde, Kadirli ve Sumbas çevresinde "Tatar", "Tatarlı" veya "Tatar Ali" adıyla tescil edilen grupların Moğol etnik yapısıyla hiçbir organik bağı bulunmamaktadır. Bu gruplar, bölgenin kadim unsurları olan Dulkadirli ulusu içerisindeki Oğuz boylarının alt oymaklarıdır. Kadirli yöresinde kendisini "Tatar" olarak tanımlayan ailelerin kökeni, doğrudan doğruya Moğol/Tatar kabile hiyerarşisine değil, Dulkadirli ulusu içerisindeki Oğuz boylarına dayanmaktadır. Kadirli bölgesinde Moğol veya Tatar grupları müstakil bir kabile olarak yerleşmemiş olup, "Tatar", "Tatarlı" veya "Tatar Ali" adını taşıyan teşekküller Oğuzların Avşar veya Bayat boylarının alt oymakları ve cemaatleridir.

Avşar Boyu Bağlantısı: Bölgedeki Avşar boyu bünyesinde "Tatarlu" (Tatarlı) oymağı oldukça kesif bir nüfusa sahiptir. Örneğin, Maraş Yörükleri (Yörükân-ı Maraş) taifesi içerisinde gösterilen Orçanlu oymağına bağlı Tatar Cemaati, kayıtlarda açıkça Avşar olarak zikredilmektedir. Keza, Tatar Halilli cemaati de Avşar boyuna mensuptur.

Bayat Boyu Bağlantısı: Dulkadirli Türkmenleri konfederasyonu (ulusu) içerisinde mühim bir yer tutan Tatar Ali Cemaati, Oğuzların Bayat boyuna mensup bir teşekkül olarak tescil edilmiştir.

Kadirli Mahalle Kayıtları (1872): 1872 (Rumi 1288) tarihli Halep Vilayeti mufassal tapulama defterleri ve tapu dairesi kayıtlarında, Kadirli şehir merkezindeki 10 mahalleden biri olan Fakı Mahallesi'nde ikamet edenler arasında Fakıoğlu Molla Ahmet ismi geçmekte ve yanına parantez içinde "(tatarlı-İlbistanlı)" notu düşülmüştür. Ayrıca Dervişli Mahallesi'nde de Tatar Ali ve Ahmet isimli şahıslar mülk sahibi olarak kayıtlıdır.

Tatarlu Cemaati: Doğrudan "Tatarlu" adıyla zikredilen Avşar grubu, kışlak alanı olarak Sumbas / Kadirli hattını kullanmaktaydı.

16. yüzyılda Dulkadir Beyliği'ni oluşturan bazı obaların (örneğin Cerid Sultan Hacılı obası) Diyarbekir bölgesine göç ederek Bozulus Türkmenleri arasına karıştığı görülmektedir. Ancak Kadirli merkezli Tatarlu cemaatleri, Çukurova ve Kars-ı Maraş sancağı içindeki yerleşim sürekliliklerini korumuşlardır.

1854 Kırım Savaşı ve özellikle 1859-1861 yılları arasındaki büyük göç dalgasıyla Karadeniz'in kuzeyinden, Kırım ve Kafkasya'dan gelen asıl Tatar (Kıpçak) ve Nogay muhacirleri Çukurova'ya iskan edilmiştir. Ancak bu muhacirler Kadirli merkezine değil; Adana merkez, Ceyhan ve çevresindeki köylere (Büyük Burhaniye, Çakaldere, Kılıçkaya, Yellibel, Toktamış, Sirkeli vb.) yerleştirilmişlerdir. Dolayısıyla günümüzde Kadirli içerisinde eski köklere sahip olan "Tatar" unvanlı aileler, 19. yüzyıl muhaciri değil, 16. yüzyıldan beri bölgede yerleşik olan Avşar ve Bayat boyu uzantılarıdır.


Arşiv belgelerine göre bu muhacirlerin temsilcileri, dönemin devlet görevlileriyle birlikte Adana sancağında incelemeler yapmış ve kalıcı yurt yeri olarak Ceyhan Nehri'nin iki yakasını (Misis, Kurtkulağı ve Yarsuvad arasındaki ovaları) seçmişlerdir. Burada toplu iskanla büyüyen köyler "Muhacirin Nahiyesi" (Hamidiye/Ceyhan) halini almıştır. Ceyhan havzasında iskan edilen bu Tatarlar; Büyük Burhaniye, Çakaldere, Kılıçkaya, Yellibel, Toktamış, Sirkeli ve Mangıt gibi yerleşim yerlerini kurmuşlardır.

Bölgedeki Türkmen ve Yörük cemaatlerinin hareketliliği, klasik konargöçer düzeni içerisinde yaylak-kışlak döngüsüne dayanmaktaydı.

Tatarlu Altıntaşlu Oymağı: Avşar boyuna mensup olan bu grubun kışlak alanı Kadirli (Kars-ı Zülkadriyye), yaylak alanı ise Maraş olarak belirlenmiştir.

Dulkadirli ulusuna bağlı cemaatlerin ve idari mekanizmanın arşiv belgelerindeki yansımaları şu şekildedir:

Sosyal yapıları gereği boy, taife, aşiret ve cemaat hiyerarşisine sahip olan bu grupların başında, merkezi hükümetçe atanan boy beyleri bulunurdu. Boy beyleri de her aşiretin başına idari işleri yürütmesi için aşiret içinden bir kişiyi Kethüda olarak tayin ederdi.

Konargöçerler, yerleşik halktan farklı olarak kendilerine mahsus yörük kanunları ve nizamnamelerine tabiydiler. Defterlerin başında yer alan Alâüddevle Bey Kanunnâmesi, bölgedeki ceza hukuku ve örfi uygulamalar hakkında birincil hukuki belgedir.

1865 yılında bölgeye yapılan Fırka-i Islâhiye askeri müdahalesiyle dağ damları yıkılmış ve cebri yerleşik hayata geçiş süreci başlatılmıştır. Bu süreç, bölgedeki aşiretlerin askeri ve idari olarak tam denetim altına alınmasını hedeflemiştir.

16. Yüzyıl: 1530 tarihli resmi tahrir ve müteakip defterlerde (938/1532 tarihli BOA, TD, nr. 402 ve 971/1563-64 tarihli TKA, TD, nr. 101) Tatar Ali, Tatar Halilli ve Tatar Cemaatleri tüm nüfus ve vergi mükellefleriyle (Hasanefendioğlu Hacı Osman, Celiloğlu Mehmet vb. şahıs isimleriyle) kayıt altına alınmıştır.

17. Yüzyıl: Bu yüzyıl, devlet düzeninin ve taşra otoritesinin sarsıldığı, nüfus, vergi ve mülk kayıtlarının düzenli tutulamadığı "karanlık bir dönem" olarak nitelendirilir. Celali isyanları ve uzun süren savaşlar nedeniyle bölgedeki konargöçerlerin bir kısmı şekavete yönelmiş veya yer değiştirmiştir.

18. Yüzyıl: Devlet, harap olan zirai ekonomiyi canlandırmak ve konargöçerleri denetim altına almak için sistematik bir iskan politikası uygulamaya koymuştur. Tecirli ve Cerid gibi bölgenin büyük aşiretleriyle birlikte bazı kollar batıya veya güneye zorunlu iskana tabi tutulmuştur.

19. Yüzyıl: 1872 (Rumi 1288) yılına gelindiğinde, Derviş Paşa iskanından sonra Hükümet Konağı Tapu Dairesinde tutulan Osmanlıca Halep Defteri (4 cilt) ile mülk sahiplerinin isim ve şöhretleri detaylı olarak tescil edilmiş, resmi şecereleşme ve tam yerleşik hayat netleşmiştir.

Çukurova genelinde "Tatar" kelimesinin etnik ve kabile temelli gerçek karşılığı, ancak 19. yüzyılın ortalarında (1854 Kırım Savaşı sonrası ve özellikle 1859–1861 göç dalgasıyla) ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Rus zulmünden kaçarak Mersin İskelesi üzerinden Adana Eyaleti'ne getirilen zümreler, Moğol-Kıpçak unsurlarının ve Nogay kabilelerinin doğrudan uzantısıdır.

Anadolu'da konargöçer oymakların, gösterdikleri askeri cengaverlik, dış görünüş veya geldikleri coğrafi bölge (örneğin İlhanlı dönemi bakiyesi sahalardan göçme) nedeniyle "Tatar" lakabıyla anılması sık rastlanan bir Türkmen örfüdür. Bu sebeple, Kadirli'nin kadim köylerinde ve mahallelerinde "Tatar/Tatarlı" olarak bilinen aileler Oğuz Türkmen (Avşar veya Bayat) asıllıdır.



Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu Tahrir Defteri (TD), nr. 998, Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-ı Bekr ve ‘Arab ve Zü’l-kadriyye Defteri, 937/1530.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Tapu Tahrir Defteri (TD), nr. 402, 932/1526.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi (KKA), Tahrir Defteri (TD), nr. 101, 971/1563.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi (KKA), Tahrir Defteri (TD), nr. 168, 971/1563.

Kanlıdere, Ahmet, “XVI. Asır Başında Dulkadirli Türkmenleri Hakkında Önemli Bir Kaynak: Maraş’ın İlk Mufassal Tahrir Defteri”, Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu Bildirileri, C. I, Kahramanmaraş 2012, s. 79-92.

Katırancı, Ümit, “Devlet ve Aşiret İlişkilerine Bir Örnek: Ceridler (1691-1750)”, Çukurova Araştırmaları Dergisi, C. 3, S. 1, Yaz 2017, s. 52-67, DOI: 10.18560/cukurova.1075.

Solak, İbrahim, “XVI. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 12, Konya 2002, s. 109-154.


Yorumlar

Popüler Yayınlar