Kırıkhan Pınarbaşı–Demirkonak Köyü
Demirkonak'ın bulunduğu Kırıkhan-Amik coğrafyası, İlkçağ'dan itibaren yoğun yerleşimlerin görüldüğü daha geniş bir kültür bölgesinin parçasıdır. Eski adı Pınarbaşı olan köy, Demirkonak adını köy içerisinde yaşayan ağaların oturduğu konaktan almıştır. Eski Gömüt (Gömeç) köyü,Sınırda yaşanan askerî kargaşalar ve 1961 yılındaki sel felaketi nedeniyle köy halkı tamamen taşınarak bugün Demirkonak (asıl adıyla Pınarbaşı / Sere Kâniye) köyünü kurmuştur.
XI. yüzyılın sonlarından itibaren bölgenin tarihî yapısında büyük değişim meydana geldi. 1084'te Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethetmesi, bölgedeki Türk hâkimiyetinin başlangıç aşamalarından biridir. Kırıkhan ağzı üzerine yapılan akademik çalışmada da 1084 sonrasında Türklerin bölgeye yerleşmeye başladığı belirtilmektedir. Bu dönem Demirkonak'ın tarihini anlamak bakımından özellikle önemlidir; çünkü Amik Ovası ve Amanos geçitleri, Anadolu ile Suriye arasındaki siyasî ve askerî hareketliliğin geçiş alanlarından biridir.
Osmanlı idari teşkilatında XVI. yüzyıl boyunca Kırıkhan ve çevresi, Üzeyir Sancağı ile Bakras Nahiyesi sınırları dahilinde idare edilmiştir. Hicri 981 (Miladi 1573) tarihli tahrir kayıtları, Bakras’ın Antakya-İskenderun hattında konumlanarak Anadolu, Suriye ve Doğu Akdeniz ticaret güzergâhlarını denetleyen askeri bir kale ve geçit vazifesi gördüğünü ortaya koymaktadır. 1536 tarihli Halep Livası mufassal defterlerinde ise saha; Amik, Derbisak ve Bakras nahiyeleri arasında taksim edilmiştir.
Bölgedeki mülkiyet yapısı has, timar, zeamet ve vakıf kategorilerinden müteşekkildir. Derbisak ve Amik nahiyeleri meskûn köylerin yanı sıra Dulkadirli, Yörükan-ı Halep ve diğer konargöçer Türkmen zümrelerinin kışlak ve ziraat alanı olarak kullanılmıştır. Cerid, Tecirli, Reyhanlı, Delikanlı, Çelikanlı ve Avşar obaları kış mevsimini Amik Ovası ve Çukurova düzlüklerinde tamamlayıp bahar aylarında Maraş, Binboğa ve Göksun yaylaklarına intikal etmekteydi. Söz konusu mevsimlik hareketlilik, bölgede tapulu mülkiyet rejiminden ziyade aşiretlerin kadim otlak tasarrufunu hâkim kılmıştır.
Bölgenin toplumsal ve kültürel dokusu, Halep Türkmenleri ile Oğuzların Bayat boyuna dayanan Reyhanlı Aşireti ekseninde biçimlenmiştir. Bu teşekkülün demografik omurgasını Sarıcalı Cemaati teşkil etmiştir. Kethüda Mürsel, muhtelif cemaatleri Reyhanlı üst kimliğinde bir araya getirerek boybeyliği makamını tesis etmiş, halefleri ise Mursaloğulları hanedanını meydana getirmiştir. Ahmet Cevdet Paşa, Mâ'rûzât’ta Reyhaniye’yi mıntıkanın en kesif konargöçer kitlesi, Mürselzâdeleri ise köklü bir idari sülale vasfıyla kaydetmiştir. Mursaloğulları bünyesinden süreç içerisinde Mursal, Çirkin, Durmuşoğlu, Büyükvelioğlu, Sökmenoğlu, Köklü, Duman ve Özer kolları ortaya çıkmıştır.
Amik Ovası ve Gâvur Dağları bölgesinde merkezi otoriteyi tesis etmek, menzil güvenliğini sağlamak ve göçebe unsurları yerleşik nizama geçirmek maksadıyla 1865 senesinde Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa riyasetinde Fırka-i İslahiye teşkil edilmiştir. İskenderun üzerinden harekâta başlayan nizami kuvvetler, aşiretlerin Uzunyayla istikametindeki yaylak göçlerini kesmiştir. Orduyu İskenderun sahilinde ilk karşılayan aşiret reisi Karamürselzade Şevki Bey olmuştur. Fırka-i İslahiye yönetimi, aşiret reislerinin müstakil nüfuzunu kırmak gayesiyle boybeylerini maaş tahsisiyle kaza meclislerine dahil etmiş, uzlaşmayan unsurları ise sürgüne göndermiştir. Çadır kullanımı menedilmiş, hane inşası mecbur kılınmış ve tasarrufta bulunan ailelere mera ile boş araziler parsel esasına göre dağıtılmıştır. Tatbik edilen iskân neticesinde Reyhanlı aşiretine bağlı oymaklar Akpınar, Akkuyu, Baldıran, Kaletepe, Samanlı, Murat Paşa, Kızılkaya, Çatalhöyük, Yeniköy, Hatabiye, Ayrancı, Ilıca ve Gölbastı köylerine yerleştirilmiştir. Keli, Curcurum ve Hamam köyleri ise yerel kethüdalara ve Çirkinoğlu Ömer Ağa ailesi gibi nüfuzlu hanedanlara mülk olarak devredilmiştir.
İskân akabinde bürokrasiye intisap eden Karamürselzade Mustafa Şevki Paşa, Reyhaniye’nin kurucu kaymakamı sıfatıyla atanmış; sonrasında Kilis, Antep, Cebelibereket, Urfa, Derzor ve Musul mülki idarelerinde vazife almıştır. Resmi görevinden ayrılıp Hicaz seyahati dönüşünde Kırıkhan’daki Eba Yezid-i Bestamî türbe mevkiini belirleyen Paşa; türbeyi tamir ettirmiş, cami ile ikametgâh inşa ettirerek kendi mezar yerini cami girişinde tanzim etmiştir. Halep Valisi Köse Rauf Paşa nezdindeki girişimleriyle Kırıkhan’da açılan Rüştiye Mektebi, Hatay Devleti Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen dahil olmak üzere yörenin idari kadrolarının ilk tahsil gördüğü kurum hüviyetini kazanmıştır. 1909 Kırıkhan hadiseleri sırasında tevkif edilen, beraat etmesine rağmen geçirdiği felç sonrası 1911’de vefat eden Mustafa Şevki Paşa, Eba Yezid-i Bestamî Camii haziresine defnedilmiştir. Mursaloğlu Mustafa Paşa da Amik ahalisi ve yerel aşiretler nezdinde ulaştığı ilmiye ve bürokrasi nüfuzuyla idari-hukuki ihtilafların hallinde müracaat merci haline gelmiştir.
Amik Ovası’nın kuzeydoğu sınır hattında yer alan Demirkonak köyü, tarihsel süreçte Pınarbaşı (Serê Kaniyê) ve sınır boyundaki Gömüt (Gömit) yerleşimiyle kayıtlara geçmiştir. 1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye iltihakı esnasında yürütülen sınır tespit çalışmalarında, Raşa ailesinin ve yerel halkın talebiyle Gömüt köyü Türkiye sınırları dahilinde bırakılmıştır. 1950’li yılların nihayetinde sınır hattındaki askeri güvenlik mülahazaları sebebiyle sıfır noktasındaki eski yerleşim tahliye edilmiş; ahali, su kaynaklarının yer aldığı Pınarbaşı mevkiine nakledilerek bugünkü Demirkonak köyünü kurmuştur. Sınır boyunda terk edilen eski köy sahasında tarihi konak kalıntıları, türbe, kümbet, cami bakiyesi ve asırlık dut ağaçları mevcuttur. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürüldüğü köyün toplumsal omurgası Raşa, Karşıt ve Kuci sülalelerinden oluşmaktadır.
Demirkonak ve çevresindeki sülale yapısı, Şeyhanlı Aşireti’nin alt kollarıyla biçimlenmiştir:
Raşa (Reşağa) Sülalesi: Şeyhanlı Aşireti’nin "Ocakzade" kolu olan Şeyh Aliyan mensubudurlar. Buradaki Şeyhanlı varlığı, Amik Ovası ve Halep iskânları boyunca Oğuzların Bayat boyuyla temas ederek sınır hattındaki feodal idari yapıyı şekillendirmiştir. Kırıkhan ile İslahiye hattında yer alan Yalankoz, Dolanlı, Sulumağara, Haltanlı, Keküt, Tandır, Tesbi ve Kayabaşı köyleri Şeyhanlı mensubu olup Reş-Ağalara tabi bulunmaktaydı.
Ulaş Sülalesi: Tarihi Gömüt kütüğüne kayıtlı, aşiretin ana gövdesini teşkil eden Musukan veya Şeyhikan oymaklarına mensupturlar. Ulaş ailesi, yerleşik hayata geçiş sürecinde Bayat ve Beğdili Türkmen boylarının Leçelik bölgesi iskân dairesinde tutunmuştur.
Açay Sülalesi: Aşiretin askeri-idari dayanışma kollarını oluşturan Kubatan veya Hacan oymağı kütüklerine dayanmakta olup mahalli kayıtlarda sınır muhafızı zümreler arasında yer almaktadır.
Arız Sülalesi: Eski Gömüt kütüğünden devrolan Kösan veya Devaran (konargöçer-hayvancı) koluna bağlıdır. Aile, hayvancılık ekonomisi vasıtasıyla Leçelik arazisinde kalıcılık sağlamıştır.
Şen ve Kurşun Sülaleleri: Aşiretin sivil-toplumsal örgütlenmesini sağlayan Binkasım veya Şeyhiman kollarına mensupturlar. Amik Ovası Türkmen oymak kütükleri ve Reyhanlı konfederasyonu bileşenleriyle (Torunlu, Karaahmetli vb.) sıhriyet bağları tesis etmişlerdir.
Koşun ve Kayam Sülaleleri: Serhoşan veya aşiretin civar köylerle irtibatını kuran alt kabile (ber) kollarına mensup olup tarım ve küçükbaş hayvancılık tasarrufuyla toprağa bağlanmışlardır.
Yorumlar
Yorum Gönder