Andırın Altınyayla (Sisne) Köyü
Andırın Altınyayla (Sisne) Köyü
Çukurova havzasını Toroslar üzerinden İç ve Doğu Anadolu düzlüklerine bağlayan dağ geçitleri, tarih boyunca orduların intikal rotalarını ve konargöçer zümrelerin mevsimlik hareketlerini belirlemiştir. Kahramanmaraş’ın Andırın kazasına bağlı Sisne köyü (günümüzdeki adıyla Altınyayla); Meryemçil Beli, Geben ve Kargaçayırı geçitlerini kontrol eden konumuyla bu tabii ulaşım ağının merkezinde yer almaktadır. Ceyhan ve Andırın çaylarının yardığı vadileri izleyerek Suriye ve Mezopotamya sahasını Kültepe/Kaniş ile Göksun hattına ulaştıran antik «Ağyol» (Akyol) kervan yolu, doğrudan bu yerleşimin etki sahasından geçmektedir. Sisne, yüksek plato düzlüğü sayesinde hem ticari ve askeri kafileler için menzil vazifesi görmüş hem de çevre kalelerin iaşe ve lojistik destek alanını oluşturmuştur. Kuzeyde Kocadağlar, güneyde Kılıçkuyusu Dağı, doğuda Ayı Dağı, batıda Boyacıoğlu Dağı, kuzeydoğuda Kocamezra Dağı, Eşme Dağı, kuzeybatıda Kızılpınar Dağı ile çevrilidir.
Bölgenin tarihî geçmişi İlkçağ çivi yazılı vesikalarına kadar takip edilebilmektedir. Hitit metinlerinde Kizzuwatna sınırları içinde anılan havza; Asur ve Yeni Babil yıllıklarında Hilakku ve Pirindu dağlık sahaları, Asur tabletlerinde ise Maraş merkezinin güneybatı uzantısı şeklinde tarif edilmiştir. Roma ve Bizans idareleri, İç Anadolu’dan Kilikya ve Suriye’ye inen arterlerin emniyetini Geben, Azgıt, Anacık, Hisar ve Akkale gibi sarp noktalara inşa edilen tahkimatlarla denetim altında tutmuştur. İslam fütuhatını müteakip Bizans ile İslam orduları arasında askerî tampon bölge vasfı kazanan «Avasım» kuşağında kalan Meryemçil ve Geben boğazları, sınır boylarındaki stratejik ehemmiyetini uzun süre korumuştur.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nin akabinde Danişmendliler, Afşin Bey ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasındaki öncü birliklerin Toroslar havzasına sarkmasıyla (1084-1085) bölgede Türkmen yerleşimi başlamıştır. Türkiye Selçukluları devrinde Maraş Uç Beyliği sınırlarına dahil edilen Andırın dağları, konargöçer boyların geleneksel kışlak-yaylak hattına dönüşmüştür. I. İzzeddin Keykavus’un 1210 yılında Meryemçil ve Geben geçitlerini aşarak Kilikya Ermeni Krallığı’nı tabiiyet altına alması ve 1243 Kösedağ Mağlubiyeti sonrasında Moğol baskısından kaçan Türkmen zümrelerinin güneye yığılması, mıntıkanın etnik çehresini kesin biçimde dönüştürmüştür.
XIV. yüzyılda tarih sahnesine çıkan Dulkadiroğulları Beyliği (1337-1522) idaresinde Sisne, beyliğin çekirdek yaylak alanlarından birini teşkil etmiştir. Zeyneddin Karaca Bey’in 1345 yılında Geben Kalesi’ni fethederek geçit yollarını kontrol altına alması, Türkmen hakimiyetini kökleştirmiştir. Elbistan, Maraş ve Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) üçgeninde dağlık irtibatı sağlayan Sisne Düzlüğü; Avşar, Varsak ve Tecirli cemaatlerinin yazlama sahası hüviyetini kazanırken, idari taksimatta Maraş Sancağı’na bağlı Zeytün ve Firnos nahiyeleri dairesinde kaydedilmiştir.
Yöre, 13 Haziran 1515 tarihinde Göksun ile Andırın arasındaki Ördekli mevkiinde cereyan eden Turnadağ Muharebesi ve akabinde Şehsüvaroğlu Ali Bey’in 1522’de bertaraf edilmesiyle doğrudan Osmanlı mülküne dahil edilmiştir.
Osmanlı bürokrasisi Sisne’yi XVI. yüzyılın başlarından itibaren mufassal kayıtlarla tescillemiştir. 1530 tarihli 998 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bekr ve 'Arab ve Zü'l-Kadiriyye Defteri ile 1536 tarihli 397 Numaralı Halep Livası Mufassal Tahrir Defteri’nde köy, «Sisne mezraası, Zeytün ve Firnos nahiyesi» ibaresiyle kayıtlıdır. 1526 tahririnde Maraş Sancağı’nın 14 nahiyesinden biri olan Andırın, 1560-1561 idari düzenlemesiyle Kars-ı Zülkadriye Sancağı’na bağlı bir kazaya dönüştürülmüş; Haruniye, Bayındır ve Geben nahiyeleri bu idari birime raptedilmiştir. Aksaray Sancakbeyi Mahmud bin Sinan marifetiyle 1563 yılında tamamlanan mufassal tahrir verilerine bakıldığında; Andırın Nahiyesi’nde 413 vergi mükellefi nefer (169 bennâk, 139 mücerred), Geben Nahiyesi’nde ise 163 nefer (83 bennâk, 46 mücerred) yetişkin erkek kayıtlıdır. Hane katsayısı üzerinden yapılan hesaplamalar, XVI. yüzyıl ortalarında iki nahiyenin toplam sivil nüfusunun 3.000 dolayında seyrettiğini ortaya koymaktadır. İktisadi hayat, konargöçer hayvancılıktan alınan resm-i ağnam ile vadi tabanlarında yürütülen buğday ve arpa ziraatinden alınan öşür vergilerine istinat etmiştir.
Sisne ve civarının Oğuzların Bozok ve Üçok boylarına dayanan Dulkadirli Ulusu ile Yörükân zümreleri şekillendirmiştir. Tahrir defterlerinde Andırın bölgesinin asli konargöçer unsuru Eymür (Eymirlü) taifesi (Yörükân-ı Anderûn) olarak gösterilmektedir. Bunun yanı sıra Bayat boyu; İlyaslu, Orçanlu, Döngelli ve Yakası Kızıllu cemaatleriyle Avşarlar; Topalanlu ve Fakihlü kollarıyla Bayındır boyu; Tirkeşlü cemaatiyle Varsak ve Kınık boyları; Hasanlu/Yeksaklu kollarıyla Peçenek ve Beğdili unsurları ile Konarlı ve Aydınlı aşiretleri bölgedeki meraları tasarruf etmiştir. Dulkadirli bakiyesi Akçakoyunlu oymağına mensup Cerid ve Tecirli aşiretleri ile Bozdoğan Türkmenleri, kış mevsimini Çukurova ve Amik düzlüklerinde geçirip yaz aylarında Andırın üzerinden Göksun ve Binboğa silsilelerine intikal etmiştir.
Yerleşimin fiziksel topoğrafyası da zaman içerisinde tabii afetler neticesinde değişmiştir. Sisne halkı yaklaşık 250-300 sene evvel köyün güneyindeki Kılıç Kuyusu yamaçlarında meskûn iken, bölgede yaşanan çığ ve heyelan hadiseleri sebebiyle yerleşim bugünkü çukur yayla tabanına nakledilmiştir.
Tanzimat devrinin ardından hazırlanan H. 1265 (M. 1848-1849) tarihli 3709 Numaralı Maraş Eyaleti Nüfus Defteri ile Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarına göre (Y.EE., d. 37/37) Andırın Kazası genelinde 1.578 Müslim hanede 5.076 Müslim erkek, 466 gayrimüslim hanede 1.544 gayrimüslim erkek olmak üzere 2.044 hanede toplam 6.620 erkek nüfus saptanmıştır. Kadın nüfus dahil edildiğinde kaza yekûnunun 13.000 ila 14.000 bandında olduğu hesaplanmaktadır. 1881 senesi tescillerinde ise Sisne Karyesi özelinde 246 kişi kaydedilmiştir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısı, yörenin idari ve demografik yapısında köklü kırılmaları beraberinde getirmiştir. Ahmet Cevdet Paşa ile Müşir İbrahim Derviş Paşa kumandasında 1865 yılında sevk edilen Fırka-i İslahiye ordusu; Çukurova, Gâvurdağı, Kozan ve Andırın sahasındaki aşiretleri zorunlu iskâna tabi tutmuş, Cerid, Tecirli, Bozdoğan ve Avşar obalarının konargöçer hareketliliğini kısıtlayarak ziraata elverişli sabit köyler teşkil etmiştir. Eşzamanlı olarak cereyan eden Kafkas göçleri ve sürgün süreciyle birlikte Sisne’ye Çeçen muhacirler yerleştirilmiş; Dişnoy, Enginoy ve Çörçley kabile kolları köyün yerleşik nüfusuna eklemlenmiştir.
Mecburi iskân uygulamaları ve tasarruf dönüşümleri, XIX. yüzyılın son çeyreğinde mülkiyet ve su taksimatı odaklı kronik ihtilafların doğmasına zemin hazırlamıştır: 15 Eylül 1873 (22 Receb 1290): Sultan Abdülaziz devrinde Halep Vilayeti’ne gönderilen fermanda; Geben, Sisne ve Bunduk köylerinin arazileri üzerinde Âmedî-i Dîvân-ı Hümâyun Kenan Bey’in kardeşleri ile yerel ahalinin karşı karşıya geldiği, meselenin derin bir arazi anlaşmazlığına (münâzea-i azîme) dönüştüğü ve tahkikatın tarafsızlıkla (bî-tarafâne ve bî-garazâne) neticelendirilmesi gerektiği emredilmiştir.
17 Nisan 1877: Maraş Livası mülkî taksimat cetvellerinde Andırın Kazası’nın (idari merkezi Hacıveliuşağı karyesi); Araplar, Göksun ve Sisne şeklinde üç nahiyeye taksim edildiği, Sisne’nin müstakil bir nahiye teşkilatı barındırdığı resmiyet kazanmıştır. Nitekim Heinrich Kiepert’in 1844 tarihli Maraş haritası da yerleşimi doğrudan «Sisne» adıyla işaretlemektedir.
1878 ve 1895: Zeytun ayaklanmaları esnasında geçit hattı üzerinde bulunan Sisne Karyesi eşkıya taarruzlarına ve çapullara maruz kalmış, asayiş zafiyeti tahkikat raporlarına konu edilmiştir.
1885–1902: H. 1303 (M. 1885-1886) senesinde Andırın kaza merkezi nüfus potansiyeli ve asayiş gerekçeleriyle Geben karyesine nakledilmiş; 1894 tarihli Şura-yı Devlet mazbatasında Geben’in demografik üstünlüğü teyit edilmekle birlikte, Andırın’ın coğrafi merkezilik avantajı ağır basmış ve idare 1902’de eski merkezine döndürülmüştür.
8 Ekim 1889 (12 Safer 1307): Geben, İslam, Sisne ve Bunduk ahalisi, asayiş ve refahlarının daha sağlıklı tesis edileceği gerekçesiyle Halep Vilayeti’nden ayrılarak Adana Vilayeti dairesindeki Kozan Sancağı’na bağlanma taleplerini içeren ortak dilekçeyi Babıali’ye iletmiştir.
28 Mayıs 1894 (16 Mayıs 1310): Geben, Sisne ve Bunduk arazilerinden geçen stratejik Deli Çay su arkı üzerinde Yozgat merkezli Abbas Paşazâde Yaver Bey grubu ile Topalyan Karabet arasında mülkiyet uyuşmazlığı vuku bulmuştur. Köy ahalisi, Yıldız Sarayı arşivindeki 21.000 numaralı ferman ile tasarruflarındaki kira ve iskân senetlerini ibraz ederek su hakkını savunmuş; Dâhiliye Nezareti iddiaların yerinde incelenmesi talimatını vermiştir.
1905–1907: Halep Vilayet Salnamelerinde Andırın/Göksun idari sahasına tabi 48 karye arasında Sisne müstakil olarak yer almıştır. 1906 senesinde kaza merkezinin Göksun’a taşınması tartışmalarında Meryemçil Geçidi’nin kış aylarında kar dolayısıyla kapanması ve Sisne’nin konumu askeri layihalarda tartışılmış; 21 Kasım 1907’de Göksun’a yapılan kısa süreli naklin ardından Andırın tekrar kaza merkezi yapılmıştır.
I. Dünya Savaşı sonrasında başlayan işgal teşebbüslerine karşı, 1919 Sivas Kongresi ilkeleri doğrultusunda teşkilatlanan Çukurova Doğu Bölgesi Kuvayı Milliyesi bünyesinde yerel direniş hatları oluşturulmuştur. Osman Tufan Paşa kumandasındaki Andırın müfrezeleri; Geben, Sisne ve Meryemçil boğazını tahkim ederek Fransız ve Ermeni askeri unsurlarının yayılmasını engellemiş, Çukurova müdafaasının ikmal güvenliğini sağlamıştır.
Başbakanlık İstatistik Genel Direktörlüğü’nün neşrettiği 1935 Genel Nüfus Sayımı dökümünde yerleşim; Maraş Vilayeti, Andırın Kazası, Merkez Nahiyesi mülki sınırlarında «Sisne» adıyla ve 374 kişilik nüfusla kaydedilmiştir. Bahar ve yaz sabahlarında vadi tabanına çöken yoğun pusa atfen halk muhayyilesinde Sisne olarak yaşayan yerleşimin adı, 1960-1961 senelerindeki yer adlarını Türkçeleştirme çalışmaları doğrultusunda çanak yapısına binaen önce «Kocaçukur» yapılmıştır. 1997 yılına gelindiğinde ise otlak verimliliği ve yayla iklimi gözetilerek resmî kayıtlara «Altınyayla» ismi tescil edilmiştir.
Yakın dönemde yerleşim mıntıkası trajik bir hadiseyle Türkiye gündeminde yer bulmuştur. 25 Mart 2009 tarihinde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve refakatindekileri taşıyan helikopterin enkazına ulaşılan Keş Dağı mevkii Sisne (Altınyayla) idari hudutları dahilinde kalmış, köy arama-kurtarma faaliyetlerinde stratejik bir üs noktası vazifesi icra etmiştir.
Kültürel bağlamda Sisne, konargöçer Türkmen muhitinin ocak, eşik, atalar kültü ve su pınarı kutsiyetini koruyan geleneksel bir dağ yaylağı hüviyetini muhafaza etmiştir. Çukurova sıcağından kaçan toplulukların sığınağı olan bölge; Karacaoğlan ve Kul Halil’in dizelerinde, Teneş, Eşme ve Göğüs mevkileri için yakılan ağıtlarda ve Altınyaylalı Kadir Demir’in Ağıtı gibi halk edebiyatı verimlerinde tescillenen kültürel mirası günümüze taşımıştır.
Köyün bilinen en eski idari ve kurucu unsuru, Dulkadir eyaleti bünyesindeki Maraş Yörükleri tahriratlarında kendilerine yer bulan Çukadar (Çukadaroğulları) sülalesidir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarına göre, Dulkadir ve Osmanlı bürokrasisinde idari sorumluluklar üstlenen "Çuhadar/Çukadar" zümreleriyle doğrudan oymak bağlantısı bulunan bu aile, yerel idaredeki ağırlığını coğrafi kriz anlarında da hissettirmiştir. Köyün ilk yerleşim yeri olan Kılıç Kuyusu etekleri, ani ve yıkıcı bir çığ tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, topluluğu güvenli bir sığınak olan Kocaçukur mevkiine (bugünkü merkez yerleşime) taşıyan ve bu yer değişikliğine öncülük eden ana güç Çukadaroğulları olmuştur.
Çukadaroğulları’nın idari altyapısını kurduğu bu yerleşimde, geniş meraların ve ekonomik kaynakların dağılımı ise doğrudan konargöçer geçmişe sahip Yaycı (Yaycıoğulları) sülalesiyle ilişkilidir. Oğuzların Üçok koluna mensup olan ve tarihî Dulkadirli ulusu içerisinde önemli bir yer tutan "Yaycılar / Yaycı Yörükleri" oymağından gelen bu aile, Sisne’nin kadim toprak düzeninin şekillenmesinde rol oynamıştır. Tarihî tahrir ve arazi kayıtlarında Sisne merasının "Yaycılara ait güzlek yerlerden biri" olarak sarih bir biçimde zikredilmesi, sülalenin bölgedeki varlığının sadece geçici bir yaylak kullanımından ibaret olmadığını, toprağa ve su kaynaklarına dayalı tarihî mülkiyet haklarını elinde bulundurduğunu açıkça kanıtlamaktadır.
Tarihsel süreçte bu kurucu ve iktisadi yapıya eklemlenen bir diğer büyük grup ise Hayta (Haytaoğulları) sülalesidir. Osmanlı tahrir defterlerinde Anadolu genelinde ve özellikle Çukurova-Maraş havzasında "Yörükân-ı Maraş" ya da "Dulkadirli Türkmenleri" taifesi çatısı altında, zaman zaman bağımsız zaman zaman da belirli kethüdalıklar altında kayıt altına alınan bu zümre, Oğuzların Hayta (Gündeşli/Avşar bağlantılı) oymağına dayanmaktadır. Konargöçer düzenden yerleşik hayata geçiş sürecinde Sisne havzasına dahil olan Haytaoğulları, günümüzde de köyün eğitim kurumlarında, yerel üretim döngülerinde ve toplumsal yapısında ağırlığını koruyan en dinamik köklü kollardan birini oluşturmaktadır.
Köyün modern idari sınırları ve yerleşik düzeni netleştikçe, çevre kazalardan ve komşu havzalardan gelen nüfus hareketleri de iskân yapısını zenginleştirmiştir. Bu doğrultuda bölgeye dahil olan Bahçe sülalesi, konargöçerlikten yerleşik hayata geçiş aşamasında toprağa bağlanan ya da çevre kazalardan göç ederek Sisne’ye entegre olan yerel Türkmen kollarının bir uzantısıdır. Benzer şekilde, Osmanlı devletinin geç dönem taşra teşkilatlanması ve ardından Cumhuriyet döneminde yürütülen yerel iskân politikaları neticesinde Andırın ve havalisinde kökleşen aile gruplarından olan Sevda sülalesi de bu sürecin sosyolojik tamamlayıcısı olmuştur.
Sonuç olarak Altınyayla (Sisne) köyü; Çukadaroğulları’nın idari öncülüğü, Yaycılar’ın kadim mülkiyet hakları, Haytaoğulları’nın köklü oymak dinamikleri ile Bahçe ve Sevda ailelerinin bölgedeki yerleşik iskân süreçlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş köklü bir Türkmen yerleşimidir. Coğrafyanın sunduğu zorluklar ve tarihî oymak bağlantıları, bu sülalelerin bir arada yaşama ve yerleşme iradesini pekiştirerek günümüzdeki akıcı toplumsal yapıyı meydana getirmiştir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
BOA, A.DVNS.MHM.d (Mühimme Defterleri): nr. 3, 5, 7, 8, 12, 22, 34, 39, 41, 55, 60, 73, 75, 91, 100, 109, 146, 276.
BOA, TD (Tapu Tahrir Defterleri): nr. 402 (H. 938 / M. 1532 Maraş Sancağı Tahrir Defteri); nr. 998 (H. 937 / M. 1530 Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri).
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (TKA)
TKA, TD (Tahrir Defterleri): nr. 101 (H. 971 / M. 1563-1564 Maraş Yörükânı Tahrir Defteri); nr. 108 (H. 971 Zamantı/Maraş Tahrir Defteri); nr. 168 (H. 971 Kars-ı Maraş / Kadirli Tahrir Defteri).
T.C. Başvekillik İstatistik Genel Direktörlüğü, 1935 Genel Nüfus Sayımı: Köyler Nüfusu, Neşriyat Sayısı: 75, İstanbul: Hüsnütabiat Basımevi, 1937.
T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye'de Meskûn Yerler ve Ad Değişikliği Yayınları / Değiştirilen Köy Adları İncelemesi.
Abouamsha, Deniz Zühdi, Fırka-i İslâhiye ve Çukurova Göçerlerinin Sosyo-Kültürel Dönüşümü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2021.
Demirbağ, Hüseyin, XVI. Yüzyılda Anadolu'da Varsaklar, Niğde: Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Halaçoğlu, Yusuf, "Fırka-i İslâhiyye", TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 13, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1996, ss. 35-36.
Kırpık, Cevdet, "İskân, İsyan ve Değişim: XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Kadirli", OTAM, Sayı: 40, Güz 2016, ss. 407-439.
Kurt, Yılmaz, "Kars-ı Maraş Sancağında Mülk ve Vakıf Arazi", Ankara Üniversitesi OTAM Dergisi.
Solak, İbrahim, "XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Maraş Sancağında İdari Yapı ve Nüfus", Maraş Araştırmaları IV, Kahramanmaraş.
Sümer, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları, 5. Baskı, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1999.
Türkay, Cevdet, Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu'nda Meskûn Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar, İstanbul: İşaret Yayınları / Türk Tarih Kurumu, 2001.
Yalman (Yalgın), Ali Rıza, Cenupta Türkmen Oymakları (Cilt 1-2), Hazırlayan: Sabahat Emir, Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1977.
Yınanç, Refet, Türkiye Selçukluları Zamanında Maraş Uç Beyliği (1071-1258), Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Yınanç, Refet ve Mesut Elibüyük, Dulkadirli Türkmenlerinin Yurtları Hakkında, Ankara.






Yorumlar
Yorum Gönder