Andırın Anacık Köyü


Andırın Anacık Köyü

Çukurova düzlüğü ile İç ve Doğu Anadolu yaylalarını birbirine bağlayan dağlık geçit kuşağında yer alan Andırın havzası, tarih boyunca kervan ve ordu güzergâhlarını denetleyen bir geçiş sahası kimliği taşımıştır. Günümüzde Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesine bağlı bir tarihî köy statüsünde bulunan Anacık yerleşimi, bu  hattın Ceyhan Nehri ve Keşiş Suyu ile kesiştiği vadi boyunda konumlanmaktadır. Yörenin iskân tarihi, Aslantaş Barajı havzasında yürütülen 1976 tarihli yüzey araştırmalarında tespit edilen buluntular doğrultusunda Kalkolitik ve Tunç çağlarına, Obeid ve Uruk kültür evrelerine kadar geriye gitmektedir. Otmanlı mevkii ve çevresindeki malzeme yoğunluğu, sahadaki yerleşik insan hareketliliğinin en az beş ila altı bin yıllık bir geçmişe dayandığını kanıtlamaktadır.

Bölge, Demir Çağı ve Klasik Dönem boyunca Kizzuwatna, Asur (tabletlerde geçen şekliyle Maraqsi sahası uzantısı), Hitit, Frig ve Roma idarelerinin denetim sahasında kalmıştır. Antik kaynaklarda ve  "Akyol / Ağyol" olarak bilinen kervan güzergâhının emniyeti; Meryemçil (Geben), Azgıt (Yeniköy), Akkale, Çuhadarlı (Mitel), Hisar (Ayşepınarı), Rıfatiye ve Anacık kalelerinden oluşan kadim bir savunma zinciriyle sağlanmıştır. Köyün yerleşim dokusuna adını veren Anacık Kalesi, sarp bir kaya kütlesi üzerine başlangıçta Roma sınır karakolu mahiyetinde inşa edilmiş, X. yüzyılda ise Doğu Roma (Bizans) hâkimiyeti altında tahkim edilerek kullanılmıştır. Giriş kapısındaki kitabe yuvası boş olan yapının geçirdiği Bizans ve Türk-İslam dönemi mimari evreleri, sistemli bir arkeolojik kazı çalışmasını beklemektedir. Yöre halkı arasında yaşayan sözlü anlatıda kalenin ismi, karşı sırttaki Karatepe Kalesi’ne gelin verilen bir Türkmen kızının baba ocağını tütüyor görüp "Anacığımın ateşi tütüyor" deyişine dayandırılmaktadır.

Andırın ve Anacık çevresinin Türkleşme süreci, 1064 yılından itibaren Kars-Erzurum ekseninden güneye sarkan Karsak (Kıpçak) ve Türkmen topluluklarının bölgeye intikaliyle başlamış; 1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın 1084-1085 yıllarındaki Çukurova seferleriyle hız kazanmıştır. Selçuklular devrinde teşekkül eden Maraş Uç Beyliği bünyesinde Oğuz boylarının konaklama ve geçiş sahasına dönüşen yöre, 1337 yılında Zeyneddin Karaca Bey tarafından tesis edilen Dulkadiroğulları Beyliği idaresine girmiştir. Memlûk Sultanlığı’nın 1375'te Klikya Ermeni Krallığı’na son vermesiyle dağlık geçitlerdeki gayrimüslim derebeylik yapıları tamamen tasfiye edilmiş, Anacık havzası doğrudan Dulkadirli Türkmen ulusunun mevsimlik yaylak ve kışlak yurduna dönüşmüştür.

Bölgedeki Türkmen siyasi teşekkülü, Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran Seferi dönüşünde Dulkadirli Hükümdarı Alâüddevle Bozkurt Bey üzerine yürümesi ve müteakip 1515 Turnadağ Muharebesi ile sarsılmış; 1522'de Şehsüvaroğlu Ali Bey’in tasfiyesiyle saha kesin olarak Osmanlı merkezi idaresine bağlanmıştır. Klasik devir Osmanlı idari taksimatında yerleşim, Dulkadir (Maraş) Eyaleti dâhilindeki Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye / Kadirli) Sancağı’nın Andırın Nahiyesi sınırlarında kaydedilmiştir. XVI. yüzyıl Mufassal Tahrir Defterleri’nde (özellikle BOA fonları ile TK KKA 168/291a kayıtları) yerleşim, "Ancun" yahut idari okunuşuyla "Anacuk / Anacık Mezraası" şeklinde yer almaktadır.

Tapu tahrir ve Yörükân kütüklerinde  Anacık kışlağı ile doğrudan irtibatlı boy ve cemaatler 

Avşar Boyu Teşekkülleri: Kars-ı Maraş Sancağı Andırın Nahiyesi tahririnde kayıtlı Osmanlu-ı Andırın Gevherlü Cemaati, Anıcık ve Arabağa mezraalarını kışlak sahası olarak tasarruf etmiş, yazları ise Keban yaylalarına intikal etmiştir. Avşar boyunun Osmanlı Cemaati zümresine bağlı diğer kolu olan Edhemlü Cemaati de Anıcık mezraasında kışlayıp Merkeşe yaylağını kullanmıştır. Halep Türkmenleri kütlesi içindeki Recepli, Karahacılı, Hocalı obaları ve Gündüzoğulları kolları da bu intikal hattında bulunmuştur.

Bayındır, Kınık, Varsak ve Yüreğir Zümreleri: Anacık havzasında kışlak ve ziraat sahası tasarruf eden cemaatler arasında Bayındır boyuna bağlı Topalanlu, Fakihlü ve Körtepel; Kınık boyuna bağlı Tirkeşlü; Varsak teşekkülüne mensup Zâkirlü, İncebeğlü ile Karaca Musalu obaları yer almıştır.

Eymür ve Diğer Konargöçerler: XVI. yüzyıl defterlerinde Andırın nahiyesinin ana konargöçer gövdesi Eymirlü Taifesi (Yörükān-ı Anderūn) olarak zikredilmiş; ayrıca Sevilmezlü, Sevinçlü, Tacirlü (Tecirli), Orçanlu ve Karahamzalu cemaatleri bölgede otlatma hakkı elde etmiştir.

Sahanın Osmanlı tımarlı sipahi idaresindeki yerini gösteren resmî vesikalardan biri, H. 24 Safer 1170 (M. Kasım 1756) tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi mühimme/tahsis kaydıdır (Yer Bilgisi: 26 - 1802). Belge özetine göre: Kars-ı Maraş Sancağı'nın Göksun nahiyesinde Mağaracık, Kireçpınarı ve Hocaahmed mezraaları ile Andırın nahiyesindeki Burunviran karyesi ve "Anacık Kalesi karyesi" gelirlerinden oluşan tımara mutasarrıf olan Ali isimli sipahinin dirlik hakkına Alaybeyi Mehmed tarafından müdahale edilmiş; yapılan şer'i tahkikat neticesinde mahallin ileri gelen zuama ve erbab-ı timar ihtiyarlarının şehadetiyle söz konusu timar başkasına verilmeyip Ali uhdesinde ibkaen tevcih olunmuştur. Bu arşiv kaydı, Anacık Kalesi çevresinin XVIII. yüzyıl ortalarında doğrudan ziraat yapılan ve tımar tevcihine konu olan bir köy (karye) birimi olduğunu açıkça teyit etmektedir.

Bölgedeki konargöçer yaşantının zorunlu dönüşümü, 1865 yılında Ahmet Cevdet Paşa ile Müşir İbrahim Derviş Paşa kumandasında icra edilen Fırka-i İslahiye harekâtı eliyle gerçekleşmiştir. Yazın Andırın, Çokak ve Geben yaylalarına çıkıp kışın Çukurova’da (Kadirli, Ceyhan, Amik Ovası) kışlayan Avşar, Bozdoğan, Barak (Baraklı oymağı), Cerid ve Tecirli aşiretleri, asayişin tesisi amacıyla toprağa bağlanmış; Anacık gibi geçici mezraa ve kışlak alanları kalıcı yerleşik köylere dönüştürülmüştür. İdari merkez 1855'te Kesim Köyü'ne nakledilip 1863'te yeniden Andırın'a alınmış; Şemseddin Sami'nin Kâmüsü'l Âlâm eserinde ve geç devir salnamelerinde yerleşim, Halep Vilayeti Maraş Sancağı'na tâbi Andırın Kazası'nın "Anacık Karyesi" olarak tescil edilmiştir. Bu dönemde Andırın ismi kayıtlara çoğunlukla "Enderin", nadiren "Enderun" imlasıyla geçmiştir. H. 1260 (M. 1844-1845) Temettüat Defterleri ile XIX. yüzyıl nüfus kütükleri, köydeki hane reislerinin, kurucu ailelerin ve meslek kollarının incelenmesini mümkün kılacak arşiv verilerini barındırmaktadır.

Köyün toplumsal omurgasını teşkil eden kurucu sülaleleri

Çıracılar (Çıracı Sülalesi): Köy idaresini temsil edilen aile, köken itibarıyla Dulkadirli bakiyesi Türkmen zümrelerine dayanmaktadır. Lakabın, Andırın ormanlık sahasındaki çıra ve katran imalatı yahut aydınlatma hizmetleriyle ilişkili bir meslekî zümre unvanından türediği kabul edilir.

Çuhadarlar (Çuhadar Sülalesi): Osmanlı merkez ve eyalet bürokrasisinde ricalin hizmet ve maiyetinde vazifeli kişilere verilen "çuhadar" unvanını taşıyan bu kabile, Andırın kaza zabıtlarında ve nüfus kayıtlarında yerleşik Türkmen kabileleri arasında zikredilmektedir. Köyün Çuhadarlı obası da bu yapıdan tevarüs etmiştir.

Çalıklar (Çalık Sülalesi): Anacık merkez ve bağlı obalarında mukim aile , Çukurova ve Toroslar sahasına yerleşmiş eski Üçok koluna bağlı Türkmen teşekküllerinin bakiyesidir.

Acembekiroğulları (Acembekiroğlu Sülalesi): Kadirli-Andırın hattında akrabalık bağları bulunan aile Osmanlı devrinde doğu sınırlarından (İran/Azerbaycan coğrafyası) güneye sevk edilen veya "Acem" lakabıyla anılan Türkmen oymaklarının kollarından biri olarak bölgede varlık göstermiştir.

I. Dünya Savaşı mütareke döneminde Çukurova ve Maraş bölgesinde baş gösteren Fransız işgali ile Ermeni komitacı faaliyetlerine karşı Anacık ve civar köylerdeki Türkmen nüfus silahlı savunma hattı oluşturmuştur. Sivas Kongresi sonrasında Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa tarafından vazifelendirilen Binbaşı Osman Tufan Bey (Paşa), 1920 yılı Ocak ayı başında Sivas-Göksun üzerinden Meryemçil Beli'ni aşarak Andırın'a ulaşmış ve Çukurova Doğu Bölgesi Kuvayımilliye Teşkilatı'nı kurmuştur. Anacık, Geben ve Meryemçil hattını stratejik bir ikmal ve savunma üssü hâline getiren yerel milisler, Kadirli ve Maraş cephelerinin müdafaasında kritik hizmetler ifa etmiş; bu direniş hattı sayesinde Andırın kazası işgal görmemiştir. Bölge, Millî Mücadele'deki bu katkıları dolayısıyla 1925 yılında yeniden müstakil ilçe hüviyetine kavuşturulmuştur.

Güneyinde ve batısında Aslantaş Baraj Gölü yer alan Anacık; günümüzde Merkez, Haşimler ve Çuhadarlı obalarından meydana gelen bir mahalledir. Tarım (başta zeytin ve tahıl üretimi) ile hayvancılığa dayalı bir iktisadi yapı sürmektedir. Yörenin somut olmayan kültürel mirasında, göçebe yaşamın izlerini yansıtan Karacaoğlan ve Kul Halil geleneği, Anşa Gelin Ağıdı ve Türkmen bozlakları canlılığını korumaktadır. 

Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

998 Nolu Muhasebe-i Vilâyet-i Diyâr-ı Bekr ve ‘Arab ve Zü’l-Kâdiriyye Defteri (H. 937 / M. 1530). Cilt II, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları, Yayın No: 39, Ankara, 1999.

1526 ve 1563 Tarihli Maraş ile Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) Mufassal Tahrir Defterleri.

Ahmet Cevdet Paşa. Tezâkir (21-39). Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.

Andırın Tarih ve Kültür Varlıkları Envanteri. T.C. İçişleri Bakanlığı Andırın Kaymakamlığı & Kahramanmaraş Valiliği İl Özel İdaresi Yayınları, Kahramanmaraş, 2011, ss. 62, 65-66, 71, 83-84, 93.

Gökhan, İlyas. Türkiye Selçukluları Zamanında Maraş. Kahramanmaraş. (Yayım yılı ve yayınevi bilgisi metinde yer almamaktadır).

Soydemir, Ümmet. "Maraş Kazası'nın İdari Yapısı ve Yönetimi: Andırın Nahiyesi". Ankara. (Yayın türü, yayın yılı ve yayınevi/dergi bilgisi metinde yer almamaktadır).

Şahbaz, Mehibe. "Antik Çağ'dan Türk-İslam Dönemine Çukurova-Suriye Arasında Kilit Bir Bölge: Andırın". Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), Cilt 24, Sayı 2, 2024, ss. 115-135.

T.C. Devlet Arşivleri Başkanlığı. Osmanlı Aşiret, Cemaat ve Yörükân Tahrir İndeksleri: Osmanlu-ı Andırın Gevherlü Cemaati, Edhemlü Cemaati, Saçma Reb'i Cemaati Kayıtları.

Yorumlar

Popüler Yayınlar