Andırın Ayşepınarı Köyü
Andırın Ayşepınarı Köyü
Ayşepınarı Köyü’nün kadim dönemlerde "Hisar Köyü" adıyla kaydedildiği resmi belgelerce sabittir. Yerleşim, mezkûr adını sınırları dâhilinde yükselen tarihî Hisar Kalesi’nden almıştır. Oğuz boy tescillerinde, cemaat taksimatlarında ve muhtelif idari kayıtlarda ise yerleşimin adı "Ayşepınar" ve "Ayşepınarı" şeklinde yer almaktadır.
Andırın ve civarındaki iskân izleri Kalkolitik Çağ’a kadar geri gitmektedir. Bölge; İlk Çağ boyunca Hitit, Asur (Gurgum Krallığı safhası) ve Pers hâkimiyet sahasında kalmıştır. Stratejik yolların kesişim noktasında bulunması, mevkiiyi çağlar boyunca askeri bir cazibe alanına dönüştürmüştür. Ayşepınarı sınırlarında yükselen Hisar Kalesi de dağ geçitlerinin emniyetini sağlayan antik ve Orta Çağ savunma zincirinin müstahkem bir halkasını teşkil etmiştir.
Kilikya (Çukurova) havzası ile İç Anadolu arasındaki sarp geçitleri denetim altına almak isteyen Doğu Roma (Bizans) idaresi, mıntıkayı tam manasıyla bir kaleler coğrafyasına çevirmiştir. Ayşepınarı güzergâhında yer alan Azgıt, Akkale, Haçtırın ve Geben kaleleri, Bizans döneminde askeri garnizon ve gözetleme kulesi vazifesi görmüştür. Bahsi geçen evrede bölge, Hristiyan unsurlar ile güneyden ilerleyen İslam-Arap akınları arasında teşekkül eden kalıcı Sugûr ve Avâsım sınır hattını meydana getirmiştir.
İdari ve coğrafi taksimat bakımından iki temel alan öne çıkmaktadır:
Haçtırın Yöresi: Ayşepınarı’nın ormanlık ve sulak arazileri, dönemin ana müstahkem mevkii hüviyetindeki Haçtırın Kalesi idari sahası dâhilinde zikredilmiştir.
Çokak Nahiyesi Kayıtları: Köyün konuşlandığı Körsulu Vadisi, fiziki yapısının çukurluk ve çökük karakterinden ötürü Osmanlı tahrirlerinde Çokak nahiyesine tâbi mezra alanları arasında gösterilmiştir.
Türkmen ve Yörük zümrelerinin mıntıkaya yerleşmesiyle birlikte köy, merkezindeki pınarın başında ikamet eden yahut bu su kaynağıyla özdeşleşen "Eşe Kadın" (Ayşe) adlı Yörük şahsiyetine izafeten uzun süre "Eşepınarı" şeklinde adlandırılmıştır. Harf İnkılabı ve Cumhuriyet devri köy kanunları tatbikatı neticesinde isim fonetik tashihe tabi tutulmuş; kayıtlara "Ayşepınarı" olarak geçirilmiştir. Tarihsel süreçte yerleşimin bölgesel ad dizilimi; Andurana ➔ Çokak/Haçtırın Mezrası ➔ Köşürge ➔ Hisar-Eşepınarı ➔ Ayşepınarı silsilesini takip etmiştir.
Malazgirt Zaferi'nin akabinde başlayan Anadolu’nun fethi ve iskânı sürecinde bölge ilk Türkmen akınlarına sahne olmuştur. Türkiye Selçukluları devrinde, Kilikya Ermeni Baronluğu ve Antakya Haçlı Prensliği tehdidine karşı Maraş merkezli bir Selçuklu Uç Beyliği (Emir Hüsameddin Hasan ve halefleri) teşkil edilmiştir. Bu dönemde Ayşepınarı çevresindeki tahkimatlar Selçuklu idaresince onarılarak askeri üslere dönüştürülmüştür.
1254 senesinde zuhur eden Ağaçeri Türkmenleri hareketi esnasında Ayşepınarı’nın sarp topoğrafyası, Türkmen boyları açısından korunaklı bir sığınak ve harekât üssü vazifesi görmüştür. Takip eden süreçte, yaklaşık iki asır hüküm süren Dulkadiroğulları Beyliği devrinde köy, beyliğin cenup sınırını tutan konar-göçer hayvancı cemaatlerin daimi kışlak sahalarından biri haline gelmiştir. Moğol baskısı neticesinde Selçuklu otoritesinin zayıflamasıyla Dulkadirli hâkimiyetine giren Ayşepınarı ve civarı, teşekkül eden yaylak-kışlak güzergâhının merkezinde kalarak yoğun Oğuz nüfusuyla iskân edilmiştir.
XVI. yüzyıl Osmanlı mufassal ve icmal tahrir defterleri; Andırın, Çokak ve Geben nahiyelerini içine alan bu hattın, Oğuzların Üçok ve Bozok kollarına (başta Avşar, Bayat, Beydili ve Yüreğir boyları olmak üzere) mensup Türkmen taifelerince yurt edinildiğini göstermektedir. Sahada ağırlık kazanan temel zümreler Dulkadirli Türkmenleri ile Ağaçeri cemaatleridir. Müteakip asırlarda Çukurova düzlüğü ile Binboğa dağ silsilesi arasında devreden Avşar oymakları da bölgenin demografik ve kültürel dokusunu doğrudan tayin etmiştir.
XVIII. yüzyıla gelindiğinde İfraz-ı Zülkadriye mukataası cemaatlerinin bir kısmı, mahallî ayanlardan Bayezid-zâde Numan Bey himayesinde Andırın sahasına yerleştirilmiştir. Çukurova kışlaklarında kışlayan Avşar ve Yörük cemaatleri, yaz mevsiminde Ayşepınarı ve civarındaki Toros otlaklarına intikal ederek yaylacılık faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.
XIX. yüzyılda Osmanlı merkezi idaresi, göçebe aşiretlerin iskânını temin etmek ve asayişsizliği önlemek gayesiyle sahaya Fırka-i İslâhiye birliklerini sevk etmiştir. Ayşepınarı ve civarındaki yerleşimler, bu tensikat neticesinde konar-göçerliği terk eden Türkmen cemaatlerinin kurduğu sabit köylerle bugünkü beşerî yapısına kavuşmuştur. 1850'li yıllarda Andırın ve mücavir köylerde (Tokmaklı/Beylik) yaşayan, maiyetinde teşkil ettiği süvari birliğiyle Kırım Harbi’ne iştirak eden Andırınlı Kara Fatma (Kerim kızı), devrin öne çıkan askeri ve mahalli şahsiyetlerindendir.
Ayşepınarı, Köşürge Dağı ile Körsulu Suyu arasında kümelenmiş dağınık yerleşim dokusuna sahiptir. İskânın ana omurgasını arşiv metinlerinde tespit edilen beş tarihî oba meydana getirmektedir:
Bayramlı Obaları: Belgelerde "Bayramlı, Şabanlı obaları" kaydıyla yer alarak yerleşimdeki mevkiini teyit etmektedir. Bayramoğulları (Bayram): Obanın kurucu çekirdeğidir. Nüfus defterlerinde en kalabalık hane grubu olarak kaydedilmiş olup Avşar boyuna mensuptur. Kocabaşlar (Kocabaş): Tecirli aşireti kollarıyla hısımlık bağları bulunan bir ailedir.
Müminli Obası: Müminoğulları / Müminler (Mümin / Öztürk): Obanın kurucu zümresini ve en yoğun nüfuslu ailesini teşkil etmekte; kökenleri Andırın yöresine yerleşen Beydili Türkmenlerine dayanmaktadır. Süleymanoğulları (Süleymanoğlu / Solak): Arşivlerde mezkûr yerleşik ailelerdendir; konar-göçer Yörük grupların obaya iskânıyla teşekkül etmiştir.
Kerimli Obası:Kerimoğulları (Kerimoğlu / Yılmaz): Obaya adını veren ana koldur; Bozulus Türkmenleri yahut bölgedeki Tecirli aşireti bağlantılarıyla bilinmektedir. Demirciler (Demir / Demirci): Arşivlerde zikredilen, zanaat icra eden yerleşik Avşar ailelerindendir.
Sabanlı Obası:Sabanlar / Sabanoğulları (Saban / Çelik): Geniş tarımsal arazi mülkiyetiyle kaydedilen kurucu ailedir; bölgeye erken devirde yerleşen Dulkadiroğlu bakiyesi Türkmen oymaklarındandır. Kurtlar (Kurt): Sabanlı sakinleri arasında doğrudan kaydı bulunan, köy içi dengelerde müessir ve çevre köylerdeki kollarıyla akraba olan Avşar menşeli bir sülaledir.
Kasımlı Obası: Kasımoğulları (Kasım / Kara): Kurucu aile reisinin neslinden gelen; tahrir, koruculuk ve muhtarlık vesikalarında adı geçen zümredir. Kayı veya Bayat boylarının güney kollarıyla irtibatlıdır. Gökler / Gökoğulları (Gök): Kasımlı obasına mukayyet oldukları kesinleşen, yerleşik hayata intibak etmiş Yörük-Türkmen ailelerindendir.
İktisadi ve toplumsal yapı açısından bakıldığında, 1950'li yıllara değin Andırın ovasındaki çeltik ziraatı ve mülkiyet sahaları mahalli büyük toprak sahiplerinin (ağaların) elindeyd. Ayşepınarı sakinleri de dâhil olmak üzere yöre ahalisi, bu arazilerde ağır şartlarda ırgatlık yapmıştır. Köylünün müstakil üretime geçebilmesi amacıyla kamu eliyle ovaya sulama kanalı açılması teşebbüsü, nüfuz kaybından çekinen yerel feodal unsurlarla hakkını talep eden köylüler ve onları destekleyen bürokrasi arasında sert fiili çatışmalara yol açmıştır. Açılan kanalın ovaya vasıl olması ve suyun hakkaniyetle taksim edilmesi neticesinde köylüler kendi arazilerini işlemeye başlamış; bölgedeki feodal imtiyaz dönemi sona ermiştir. Bu dönüşüm yöre hafızasında iktisadi hürriyetin simgesi olarak intikal etmiştir.
Bölge, halk edebiyatı dairesinde Karacaoğlan geleneğinin canlı tutulduğu merkezlerdendir. Rivayete göre şair, Çığşar ve Meryemçil yaylalarını adımlarken Bozdoğan Obası’na uğramıştır. Kervanın yola çıkmasını engelleyen huysuz bir devenin varlığı üzerine yörenin tanınmış siması Deli Hüseyin, Karacaoğlan’a sazı ve sözüyle deveye boyun eğdirmesi hususunda meydan okumuştur. Şairin söylediği dokunaklı ezgiler üzerine devenin ağlayarak ayağa kalkması, sözlü kültürde sanatın gücüne atfedilen mühim bir menkıbe olarak yaşamaktadır. Benzer biçimde "Karacaoğlan’ın Kara Sevdası" sinema yapımı da ozanın Andırın yaylalarındaki hatırasını işler. Yaşar Kemal’in eserlerinde ise Ayşepınarı; Çukurova’nın bunaltıcı sıcağından Toroslar’ın serinliğine sığınan muhacirlerin, eşkıyaların ve âşıkların dinlendiği, ulu ağaçların gölgelediği tipik bir "Toros vahası" olarak aksettirilir.
Maddi kültür unsurları arasında Ayşepınarı Tarihi Camii müstesna bir yere sahiptir. Yaklaşık bir asır evvel imece usulüyle inşa edilen yapının tezyinatında; renklerin kalıcılığını ve mukavemetini temin etmek üzere yumurta akıyla terbiye edilmiş kök boyalar tatbik edilmiştir. Bu teknik, klasik Osmanlı usta-çırak teamülünün erken Cumhuriyet devrinde kırsal mimaride varlığını koruduğunu göstermektedir.
Siyasi ve askeri tarihte ise mevkii; Zeytun isyanları safhasında ayrılıkçı Ermeni çetelerinin lojistik intikal hattı vazifesi görmüştür. İstiklal Harbi yıllarında ise Kadirli-Andırın cephesinde Fransız kuvvetlerine karşı direnen ve Osman Tufan Paşa komutasında teşkilatlanan Kuvâyı Milliye müfrezelerinin su ikmali yaptığı ve emniyetli biçimde gizlendiği stratejik bir mevzi hüviyetini haiz olmuştur.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Başbakanlık Osmanlı Arşivi / Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Yer Adları-2: Anadolu, Karaman, Rum, Diyarbakır, Arap ve Zülkadriye Eyaletleri (1530–1556).
Andırın Tarih ve Kültür Varlıkları Envanteri, “Hisar Kalesi”, Envanter No. KVE-TR-46-03-17.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kahramanmaraş Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Hisar Kalesi, Gökgedik, 20.01.2023 tarih ve 5068 sayılı karar.
Sarı, Arif, XVI. Yüzyılda Dulkadirli Türkmenleri, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2018.
Solak, İbrahim, “XVI. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 12, 2002.
Gökhan, İlyas, “XIII. Yüzyılda Maraş”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 13, 2005.
Gökhan, İlyas, “Türkiye Selçukluları Zamanında Maraş Uç Beyliği (1071–1258)”, Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, Sayı 1, 2016.
Sümer, Faruk, “Ağaçeriler”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
Halaçoğlu, Yusuf, “Fırka-i Islâhiyye”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
Kabakcı, Cevdet – Yakar, Serdar (ed.), Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu, Kahramanmaraş, 2012. Eserde özellikle XVI. yüzyıl Maraş tahrirleri, Dulkadirli Türkmenleri, Cerid Türkmenleri ve Andırın'daki Dulkadiroğlu mirası üzerine çalışmalar bulunmaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder