Avşar Hükümdarı Nadir Şah'ın DNA Araştırma Sonuçları açıklandı!!!
Avşar Hükümdarı Nadir Şah'ın DNA Araştırma Sonuçları açıklandı!!!
Altay Dağlarından Batı Türkistan'ın en uç noktasına kadar ilerleyen Avşarların hikâyesi, Avrasya bozkır kuşağının derinliklerinde şekillenen kadim bir kabileler ittifakına dayanır. Antik kurganlardan çıkarılan iskeletler üzerinde yapılan DNA çalışmaları (Damgaard ve ark., 2018), Hun, Göktürk ve erken dönem Oğuz boylarının tek bir kabileden değil; C2, R1a-Z93, O, Q ve J2 gibi farklı hatların bir araya geldiği çok bileşenli bir konfederasyondan oluştuğunu göstermektedir.
Bu hatların kökleri binlerce yıl öncesinin Altay, Sibirya ve Yenisey havzasına kadar uzanır. Arkaik dönemde ortak bir kökten türeyen N ve O hatlarından N kuzeye, O ise İç Asya ve Doğu Avrasya bozkırlarına yayılmış; Q hattı ise Sibirya zümrelerinin temel omurgasını kurmuştur. Bozkır teşkilatlanmasında yan yana otağ kuran müttefik boy beylerinin farklı baba hatları taşıması olağan bir gelenekti. Avşar boyu da göç yollarına çıkmadan çok önce, doğu bozkırının bu genetik mirasını bünyesinde toplamıştı.
11.yüzyıldan itibaren Büyük Selçuklu akınlarıyla birlikte Avşarlar, Maveraünnehir üzerinden Yakın Doğu ve Anadolu sahasına doğru kitlesel olarak hareket etti. Göçler sırasında boyun genetik havuzu bozkır çekirdeğini korurken yeni coğrafyalarla da temas kurdu. Bozkır kuşağının kadim R1a ve R1b hatlarının yanı sıra, Batı ve Güney Asya kökenli olup erken dönemlerde göçebelerle kaynaşan L-M20 (özellikle L1b alt kolu) ile Yakın Doğu havzasının yerleşik hattı J2 de bu süreçte Avşar nüfusu içinde yer edindi.
Zamanla boy iki ana coğrafi blok hâlinde teşkilatlandı: Bir kol Anadolu ve Suriye sahasında kalarak Dulkadiroğlu Türkmenleri arasına karıştı; diğer kol ise İran sahasına geçerek bölgenin siyasi dengelerinde belirleyici güç hâline geldi.
Safevi Türk Devletinin arşiv kayıtlarına göre Avşarlar; Gündüzlü, İmanlı (Aynallu), Alplı, Usallı, Eberlü, Kasımlı ve Kırklı gibi klasik ana kollara ayrılmıştı. İlk dönemlerde Kuhgiluye ve Huzistan sahalarında yaşayan Gündüzlü obası boyun en kalabalık ve idari lider grubuydu.
Ancak 16. yüzyılın sonlarında Şah Abbas’ın merkezileşme siyaseti ve patlak veren aşiret isyanları dengeleri değiştirdi. Gündüzlülerin nüfuzunu kıran Safevi yönetimi, doğu sınırlarını Özbek ve Türkmen akınlarına karşı korumak için Avşarları kitleler hâlinde Kuzey Horasan’a sürdü. Deregez, Ebîverd ve Kelat-ı Nâdirî bölgelerine yerleştirilen Kırklı obası, burada Alplı ve Eberlü kollarıyla birleşerek sınır muhafızlığını ve merkezî komutayı devraldı. Batıda ise Kasımlı obası Urmiye ve Azerbaycan çevresinde beylikler kurarak dengenin batı kanadını tuttu.
İran ve Anadolu arasındaki mesafe ise boy bağlarını koparmadı. Dulkadir sahasındaki İmanlı obasının bir kolu İran’a geçerek iki coğrafya arasında köprü kurdu. Horasan’daki Kırklı obası ile Çukurova, Kayseri ve Adana hattındaki Köseli, Kocanallı, Recepli ve Balabanlı kolları; dillerindeki ağıtları, kilimlerindeki desenleri ve boy damgalarını asırlarca koruyarak günümüze kadar geldi.
Safevi Devleti’nin 18. yüzyıl başlarında çöküşe geçmesiyle sahneye Horasan’ın Ebîverd bölgesinden, Kırklı obasına mensup Nâdir Şah çıktı. Nâdir Şah, ordusunun vurucu gücünü kendi obası Kırklı ile müttefiki Alplı ve Eberlü süvarilerinden kurarak Afşar Hanedanı’nı ilan etti ve geniş bir imparatorluk kurdu.
Dönemin kronikleri (Tarih-i Nâdirî gibi) Nâdir Şah’ın soyunu açıkça Kırklı Avşarlarına bağlamaktaydı. The Iranic Genomes Project’in 2025 verileriyle yürüttüğü araştırma, Meşhed’deki anıt mezarı açmadan, Kuzey Horasan’da yaşayan ve Nâdir Şah ile aynı kütükten gelen şecereli torunlar üzerinden baba soyunu inceledi. FamilyTreeDNA (FTDNA) altyapısında yapılan ileri düzey NGS analizleri, hanedanın baba soyunun O-M268 haplogrubuna ait olduğunu kesinleştirdi. Orta Çağ Göktürk ve Hun kurganlarında da saptanan bu hat, Nâdir Şah’ı yerli bir İran fatihi saymak isteyen tezleri çürüterek hanedanın Altay-Sibirya menşeini maddi olarak tescilledi.
Tarihsel göçlerin ve hanedanların ardından günümüze ulaşıldığında, Avşarların içe kapalı evlilik geleneği bu bozkır genetiğini canlı tutmuştur.
Ömer Gökçümen ve ekibinin (2008) İç Anadolu’daki izole Türkmen ve Avşar köylerinde yaptığı saha araştırmalarında tespit edilen %23 N ve %13 Q oranları, Nâdir Şah’ın O-M268 hattıyla aynı köken olduğu anlaşılmıştır. Horasan’daki Kırklı kolu O hattını sürdürürken; Kayseri, Adana ve Kahramanmaraş Avşarları bünyelerindeki Q ve N hatlarını yaşatmıştır. Otozomal genetik modellemelerde de gerek Anadolu Avşarları gerekse Nâdir Şah’ın torunları, Türkiye genel ortalamasının çok üzerinde "Orta Çağ Türk" ve "Sibirya" mirası taşımaktadır.
Horasan ve Türkiye köylerinde kümelenen L-M20 (L1b) ve bozkırın kadim R1a hatları da eklendiğinde tablo netleşir: Avşarlar, Altay eteklerinden Horasan sınırlarına, oradan Çukurova ve Toros yaylalarına uzanan asırlık yolculuklarında hem teşkilat hafızalarını hem de biyolojik köklerini günümüze kadar taşımayı başarmıştır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Yorumlar
Yorum Gönder